Yapay zekanın iktisadi ve emek üzerindeki etkilerinin yanı sıra, çok iyi anlaşılmayan ama potansiyel olarak ciddi sonuçlara yol açabilecek; psikolojik, toplumsal, politik, militarist ve anti demokratik etkileriyle de yüzleşmeye hazır olmalıyız.
Mayın temizleme daha güvenli ve hızlı yapılabiliyor
Öncelikle, yapay zekayı iyimser bir bakış açısıyla ele aldığımızda, örneğin dünyada en az 57 ülkenin topraklarında aktif halde bulunan anti-personel kara mayınının imha edilmesi konusunda faydalı olabileceği görülüyor.
Öyle ki sadece 2024 yılında, 1.945 kişi bu mayınlar nedeniyle hayatını kaybetti, 4.325 kişi yaralandı ve bunların yüzde 90’ı sivillerden oluşuyor (bunların neredeyse yarısı çocuklardı). Aynı yıl, mayın temizleme operasyonları kapsamında 105.640 mayın imha edildi. (1)
Yeni çatışmalarla birlikte mayın sayısı artmaya devam edecektir. Çiftçiler, çocuklar ve çatışmadan sonra bölgelere dönen diğer kişiler için tek bir adım, kalıcı yaralanma veya ölüm anlamına gelebilir. Bu noktada olumlu bir iş olarak, kara mayınlarının daha hızlı, etkin ve güvenli bir şekilde temizlenmesi için insansız hava araçları ve yapay zekanın birleştirilmesine yönelik projelerin varlığı ve bunların birçoğunun başarılı sonuçlar elde etmesi önemlidir.
Sendikal faaliyetlerin etkinliği artabilir
Türkiye’de sendikaların içinde bulunduğu koşullar; düşük sendikalaşma ve toplu iş sözleşmesi kapsama oranları, güvencesiz çalışma biçimlerinin yaygınlığı, sendikal bürokrasi ve yozlaşma, ekonomik belirsizlikler, baskıcı politik atmosfer, genç çalışanlara ulaşmanın zorluğu gibi yapısal sorunlarla çevrili. Bu nedenle yapay zekâ temelli dijital araçların stratejik şekilde kullanılması, sendikal hareketin güçlenmesinde ve üye sayılarının artmasında yardımcı olabilir.
Bir başka anlatımla, yapay zekâ özellikle büyük dil modelleri; metin üretimi, metin dönüştürme, özetleme, sınıflandırma ve kampanya planlama gibi alanlarda önemli bir kapasite sunuyor olabilir. Bu kapasite, sendikalar açısından hem örgütlenme hem de eğitim faaliyetlerinde kritik bir fırsat olabilir.
Bu çerçevede yapay zekâ; sendikaların yürüteceği kampanyaların mesajlarının üretilmesi ve yeniden yazılması; kampanya planlama ve takvim oluşturma, eğitim materyallerinin hazırlanması; uzun metinleri ve raporları özetleme, sosyal medya koordinasyonu; rutin sendikal yazışmaları hızlandırma gibi işlevleri çok daha etkin bir biçimde yerine getirebilir. Böylece genç işçilere daha kolay erişim sağlanabilir, sendikanın kamuoyu görünürlüğü artabilir ve toplu iş sözleşmesi süreçlerinde şeffaflık sağlanabilir. (2)
Yeni tür bir “yabancılaşma” tehlikesi
Diğer yandan yapay zekâ, (çatışmalar ve savaşlar yüzünden) milyonlarca insanın ölümüne veya ciddi biçimde yaralanmasına ve eğitim dahil, tüm kamusal yaşamımızın büyük ölçüde aptallaştırılmasına yol açmak gibi çok sayıda olumsuz etkiye neden olabileceği gibi, toplumun atomlarına ayrılmasının artmasıyla, ciddi bir yabancılaşmaya da yol açabilir.
Bu durumda, yapay zekâ aparatlarıyla olan ilişkiler, giderek çok çeşitli insan ilişkilerinin yerini alır ve bu da yeni türden bir yabancılaşma ile sonuçlanır. Bunun etkileri şimdiden yaygın olarak gözlemleniyor. Ayrıca yapay zekanın politik ve ekonomik baskı ve gözetim aracı olarak kullanılması da büyük bir tehlike oluşturabilir.
Hatalı algoritmalar ölümcül zarara neden olabilir
Yapay zekâ sisteminin temel yapı taşları; teknoloji şirketleri ve onların geliştirdiği parlak büyük dil modelleri (LLM’ler) ve algoritmalardır. Algoritmalar toplumda her yerde karşımıza çıkar. Hastalıkların teşhisi, öğrencilerin okullara yerleştirilmesi veya sosyal sigorta ve istihdam yardımlarına hak kazanma gibi idari görevler gibi görevlerin yapay zekâ kullanımı aracılığıyla hem kalitesi hem de verimliliği açıkça iyileştirilebilirse de hatalı algoritmaların sonuçları felaketle sonuçlanabilir. İnsanların hayatları ve gelecekleri tehlikeye atılabilir.
İki skandal örnek
Bu konuda Avrupa’daki yapay zekâ uygulamasında önemli bulgular mevcut. Hollanda’nın çocuk bakım yardımı sistemi ve İngiltere Posta İdaresi skandalları bu çerçevede tarihe geçen iki örnek.
Her iki durumda da hükümetin büyük teknoloji şirketlerinden hazır olarak satın aldığı ve hükümet tarafından yönetilen algoritmalar sadece binlerce masum insanın mahkemeye çıkarılmasına ve haksız mahkumiyetine yol açmakla kalmadı, aynı zamanda geçim kaynaklarının yok edilmesi, iflaslar ve hatta intiharlar gibi yıkıcı sonuçlara da yol açtı. İsveç’ten alınan son örneklerse, devletin algoritmalar aracılığıyla işlediği algoritmik gücün demokrasinin temellerini nasıl sarsabileceğini ortaya koyuyor. (3)
Savaşlarda artık yapay zekâ kullanılıyor
Herhangi bir yapay zekâ modeli, belirli varsayımlar altında programlanır ve seçilen veri setleri üzerinde eğitilir. En açık ve acil olarak, bu durum savaşlarda eylem planları oluşturmakla görevli yapay zekâ destekli savaşlar ve karar destek sistemleri için de geçerlidir.
Bu bağlamda, iç gözetimin yanı sıra, bilinçli olarak tüm büyük orduların yapay zekayı hevesle kullanmasının giderek artması tesadüf değildir. Özellikle ABD iki yıl içinde binlerce otonom silah sistemi konuşlandırmayı planlıyor. Ukrayna, Filistin ve İran savaşları emperyalist ordular için adeta ideal birer test alanı oldu. Öyle ki İsrail ordusu, hızlı bir şekilde çok sayıda “ölüm listesi” oluşturan “Lavender” adlı bir yapay zekâ tabanlı program geliştirdi. Bu program, Hamas ve Filistin İslami Cihat’ın askeri kanatlarında yer alan tüm “şüpheli” militanları, düşük rütbeli olanlar da dahil olmak üzere, suikast hedefi olarak işaretlemek için tasarlandı. (4)
İran’a yönelik askeri saldırılarda yoğun yapay zekâ kullanımı
Bir kaynağa göre (5), ABD ordusu da İran’ yönelik askeri saldırılarında, hedefleri bir algoritma ile kontrol etmeden tek bir bomba bile atmadı. Pentagon, 28 Şubat 2026’da Epic Fury Operasyonu’nu başlattığında, İran ordusu ve liderlik merkezlerine yönelik saldırılar, Silikon Vadisi şirketlerinden kiralanan yapay zekâ sistemleri tarafından işlendi, çapraz referanslandı ve gerekçelendirildi.
Washington Post’a göre, operasyonların ilk gününde Anthropic’in Claude Sistemi, uydu görüntülerini, sinyal istihbaratını ve gözetim verilerini gerçek zamanlı olarak sentezleyerek, GPS koordinatları, silah önerileri ve her saldırı için otomatik yasal gerekçeler içeren hedef listeleri oluşturmak üzere yaklaşık bin adet öncelikli hedef belirledi. Dahası, tüketici sohbet robotlarını çalıştıran aynı teknoloji artık CENTCOM’un hedefleme altyapısına entegre edildi ve Amerikalı komutanlara düzenli bir özet sunuyor: “İşte hedef, işte risk, işte saldırı için mantıklı gerekçe”.
Kısaca, yapay zekanın askeri alandaki yaygın kullanımı klasik anlamdaki askeri-sanayi karması sektörde de değişikliklere neden olacaktır. Bu bir tür, “militarizmin açıkça övüldüğü potansiyel bir kültür değişiminin yaşanmakta olduğu” demek oluyor.
“Herkesin herkesle savaşının aracı” olarak yapay zekâ
Yani yeni askeri-sanayi karması sektörü, Thomas Hobbes’un “herkesin herkese karşı savaşı”nın sağlam bireyci, yüksek teknolojili bir versiyonu olarak düşünülebilir. Ya da İkinci Dünya Savaşını sona erdirmek için atom bombasının üretilmesini sağlayan ‘Manhattan Projesi’nin yeni bir versiyonu ile karşı karşıya olabiliriz. Ancak bu kez odak noktası, nükleer silahların geliştirilmesi değil, yapay zekanın askeri uygulamalarının hızlandırılması ve ABD’ne Çin’e karşı kalıcı bir teknolojik üstünlük sağlanması olacaktır. (6)
Yapay zekâ ile birlikte otoriter rejimlerin toplum üzerindeki gözetimi daha da arttı
Sermaye sınıfı ve patronlar hali hazırda yapay zekayı işçileri ve tüketicileri kontrol etmek için kullanıyor. Barış zamanlarında toplumun kontrolü ve gözetimi de artık büyük ölçüde yapay zekâ aracılığıyla yapılıyor. Bu, büyük ölçüde yüz tanıma yoluyla gerçekleştiriliyor ve yıllardır protestoculara karşı kitlesel polis müdahalelerinin temelini oluşturuyor.
Yapay zekâ ve kamera teknolojisiyle “nesneleri ve insanları güvenilir bir şekilde sınıflandırıp analiz edebilen, böylece davranış ve hareket kalıplarını istatistiksel analiz için görebilen gelişmiş derin öğrenme analitiğine sahip video çözümleri kullanmak” son derece kolaylaştı.
Dijitalleşmiş alt yapı ve yapay zekâ, işyerlerini, (hatta) konutları kontrol edebiliyor
Keza dijitalleşme, küresel gözetim programlarına (Valluy) dönüşümüne kolayca ve belirgin bir şekilde entegre edilebildiğinden, yönetimlere kolluk kuvvetlerinden daha ucuz ve daha az görünür bir caydırıcı güç sağlıyor. Muhtemelen çoğu büyük kent ve dünyadaki çoğu insan, şu anda Çin ve ABD’li mega şirketler tarafından tüm dünyaya ihraç edilen yapay zekâ gözetimi altında bulunuyor.
Yapılan bir araştırma (7), ağ bağlantılı gözetimin dünyadaki büyük kentlerde ne kadar yaygın hale geldiğini ortaya koyuyor. Öyle ki son birkaç yılda, devletler kendi gözetim kamera filolarını güçlendirmenin yanı sıra, işyerlerinde veya konutlarda CCTV sistemleri bulunan vatandaşları, gözetim görüntülerini yetkililerle paylaşmaya teşvik ediyor. Yapay zekâ teknolojisindeki büyük ilerlemeler, bu görüntüleri izleyen ekiplerin plakalardan nesnelere, yüzlerden yürüyüş şekline kadar her şeyi analiz etmesini ve takip etmesini sağlıyor.
Sözü edilen araştırma için, 1.000 kişi ve kilometre kare başına en fazla sayıda devlet bağlantılı CCTV kamerasına sahip dünya çapındaki kentler de belirlendi: Washington’da 1.000 kişi başına 44 adet devlet erişimli güvenlik kamerası bulunuyor. Dünyada kilometre kare başına devlet erişimli CCTV kamera sayısı en fazla olan kent ise kilometre kare başına 800 kamera bulunan Dubai (Birleşik Arap Emirlikleri). Hatta göreli olarak daha barışçıl ve demokratik bir kent olan Stockholm (İsveç) 1.000 kişi başına 22 CCTV kamera veya kilometre kare başına 117 kamera ile Avrupa’nın en fazla gözetlenen şehri konumunda. (8)
Devam edecek….
Dip notlar:
- https://theconversation.com/researchers-are-combining-drones-and-ai-to-make-removing-land-mines-faster-and-safer (5 Mart 2026).
- “AI: How to use it as a campaigner”, https://www.taxresearch.org.uk/Blog/2025/11/16/ai-how-to-use-it-as-a-campaigner (16 Kasım 2025).
- https://www.socialeurope.eu/when-algorithms-undermine-democracy-europes-wake-up-call (11 Kasım 2025).
- https://mronline.org/2026/02/28/i-am-afraid-of-ai (5 Mart 2026).
- https://mronline.org/2026/03/09/anthropic-is-already-at-war (9 Mart 2026).
- https://www.counterpunch.org/2026/03/10/the-brave-new-ai-war-machine (10 Mart 2026).
- https://neomam.com/most-surveilled-cities-worldwide (28 Temmuz 2025).









