• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
31 Ocak 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Beyza Üstün

Yaşamın gaspı        

31 Ocak 2026 Cumartesi - 00:00
Kategori: Beyza Üstün, Yazarlar

Rojava’da yaşamı gasp etmeye çalışan saldırganlar, DAİŞ/ IŞİD çeteleri yeniden atakta. Tıpkı Kobanê’de Şengal’de Kürtlere, Ezidilere uyguladıkları katliamları, katliam girişimlerini ABD- Suriye- Türkiye yönetimlerinin desteğinden güç alarak yinelemeye çalışıyorlar. Emperyalist sistemler savaşı körükleyerek bu çeteleri alana sürerek Rojava’da yaşamı özgürleştirmeye kararlı başta kadınların, Rojava halkların özgürlüğünü,  birlikte kurmaya çalıştığı yaşamı yok etmeyi hedefliyor.

Ortadoğu’da halkların iradesini yok sayan özgürlüğüne yönelik bu saldırının ve planlamasının ardındaki planlananları, tüm açıklığı ile ana akım TV kanallarında, medyada, şovenizmin yükselen ruhu eşliğinde görmek mümkün. Rojava için faşistlerin planları taraftar basın organları tarafından militarizmin dışavurumu ile ifşa ediliyor. Yaşam üzerinde kurulmaya çalışılan bu saldırılar aklanmaya çalışılırken Ortadoğu’da var olan egemenlerin değil bölge halkının kullandığı petrole ve su varlıklarına işaret ediliyor.

Fırat Nehri üzerindeki Tişrîn Barajı ve çevresine Şam yönetimi tarafından yapılan askeri saldırı girişimleri de barajın defalarca bombalanması da suya hakim olarak bölge halklarını yaşamdan koparma hedefini taşıyor. Su varlıkları ve yeraltı katmanlarında var olan petrol vb. endüstriyalizm kaynaklarını ele geçirmek; Rojava halkının yaşadığı toprakların egemenlerin eline geçmesi demek. Böylece halkların kurmaya çalıştığı kadın özgürlüğünü esas alan ekolojik, özgür yaşam düzeni de yok edilmiş olacak. Patriyarkal sistem Ortadoğu toprakları üzerinden savaşı, katliamı ateşleyerek kendini yeniden inşa etmiş olacak. Yaşam alanlarını, doğal varlıkları; suyu, petrolü, madenleri vd. varoluşları, su havzalarını sermaye birikimine sokarak kapitalist üretimlerine devam edecekler. Çıkartılan savaş ve saldırı bu sürecin temel yöntemi. Böylece Kapitalist sistem egemen devletlerin organize müdahaleleri Ortadoğu’daki tahakküm sistemleştirilmeye çalışılıyor. ABD kuzeyde Grönland’a, ülkede var olan madenlere, petrole işaret ederek savurduğu tehditler, İran’a savaş gemileri yollayarak hegemonyasının sınırlarını giderek genişleteceği algısı bu algının yaygınlaştırma çabaları, emperyalistlerin hegemonya stratejilerinin dışa vuruşları. Savaş, emperyalizmin de onun beslendiği, beslediği kapitalizmin de en önemli yöntemlerinden, araçlarından biri. Savaşı işleterek ülkeler üzerinde hegemonya kurmayı yaratabilirlerse, hedefledikleri gasp süreci kolaylaşmış olacak.

Barışçıl ve özgür yaşamak isteyen halkların iradesine inat şovenizm körüklenerek, savaşı inşa ederek bölgeye el konulabilirse kapitalist sistemin de bu çarkı yürüten sömürü düzeninin ortağı ulus devletler de içinde bulundukları yapısal krizleri aşabilecekler. Egemenler su ve yeraltı katmanlarındaki madenlere sahip yaşam alanlarına savaş aracılığı ile el koyabilecekler.  Hegemonya süreci el konulan topraklarda[1], Gazze’de yaşanmakta olan soykırımlara kadar uzanan sonuçlara 1917 Balfour Deklarasyonu ile İngiltere’den Filistin mandası topraklarında kurulacak bir ‘Yahudi ulusal evi’ sözü alan Siyonist liderler, 1919’da Deklarasyon sonrası çizilen sınırların değiştirilmesi talebinde bulunuşunu yeniden hatırlayalım. Bu talep önemli su kaynaklarının Filistin mandasına, sonrasında da Yahudi devletine, dâhil edilmesini amaçlıyordu.  Sonucunda soykırıma ve kapitalist sistemin kendini o topraklar üzerinde var edişine, diğer yandan ele geçirilen topraklarda yaşamın yok edilişine tanıklık ediyoruz.

Savaş yöntemini yaşam varlıklarına, enerji kaynaklarına erişimin aracı olarak kullanan kapitalist sistem savaş sırasında ve sonrası barış sürecinde de o alanları, yaşam varlıklarını sermaye alanı haline sokmayı sürdürmekte.

Devlet- kapitalist sistem ilişkisi, kapitalist sistemin kurumsallığı ve sistemin güç aygıtları ile yürütülen süreçler yaşamın üzerinde tahakküm ve sömürü sistematiği kurmakta, yaşamın sürüklendiği riskler (krizler, yoksunluklar, yoksulluk, yıkımlar, soykırımlar ve sömürü- tahakküm-hegemonya,) birbirine sarmalanarak, birbirini tetikleyerek artmakta, yaşam yok oluşa sürüklenmekte.  Kapitalist sistem de, ulus devletler de kendini ve sömürü sistemlerini yeniden üretmekte.

COP’larda ve uluslararası diplomasilerde Türkiye’nin Filistin yanlısı olduğu iddiasına da Ortadoğu’da yürüttüğü politikalar da, Türkiye’de sakız gibi sündürdüğü Barış ve demokrasi girişim sürecine de yaşam üzerinde yansıyanlardan doğru bakıyoruz. Sonuç gerçeği açığa çıkarır, hakikatleri yansıtır. Dünya halkları olarak, Türkiye ve Ortadoğu’da yaşayan halklar olarak bunu çok iyi biliyoruz. Barış istemekten, savaş tehdidi ile yaşayan halkların yanında olmaktan, hak ve özgürlüklerini savunmaktan, yaşamı korumaktan ve özgürleştirmekten de vazgeçmiyoruz.

[1]  Frederiksen, Harald D. 2003. Water: Israeli Strategy, Implications For Peace and The Viability of Palestine. Middle East Policy, Vol 10, No 4, Syf 71

“Filistin’in tüm ekonomik geleceği sulama ve elektrik gücü için gerekli su kaynaklarına dayalıdır […] Ürdün ve Litani nehirleri bu su ihtiyacının karşılanacağı kaynaklardır.”

Elif Kutsal, “İsrail – Filistin İhtilafı Özelinde Politik Bir Araç Olarak Su”, Bilge Strateji, Cilt 1, Sayı 1, Güz 2009.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Özel’in açıklamaları ve CHP’nin siyaseti üzerine

Sonraki Haber

Kürtler ve statüsüzlük

Sonraki Haber

Kürtler ve statüsüzlük

SON HABERLER

Mesud Barzani ve Tom Barrack QSD-Şam anlaşmasını görüştü

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ocak 2026

Cenevre’den Baden’e binlerce kişi Rojava için sokaklarda

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ocak 2026

Danimarka’nın Horsens kentinde Rojava’ya destek yürüyüşü

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ocak 2026

ABD: Şam–DSG anlaşmasının uygulanmasını destekliyoruz

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ocak 2026

Kürtler ve statüsüzlük

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ocak 2026

Yaşamın gaspı        

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ocak 2026

Özel’in açıklamaları ve CHP’nin siyaseti üzerine

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ocak 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır