• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
22 Ocak 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar M. Ender Öndeş

Yok başka bir cehennem!

21 Ocak 2026 Çarşamba - 23:00
Kategori: M. Ender Öndeş, Yazarlar

Geçtiğimiz hafta, Hüseyin Salih Durmuş isimli bir yazar, ANF’deki analizinde, “Artık herkes şu gerçeği kabul ederek yoluna devam etmek zorundadır: İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra uluslararası hukuk, çok taraflılık ve ittifaklar üzerine kurulan Batı dünyası düzeni fiilen çökmüştür ve Donald Trump bu yapının tabutuna son çiviyi çakmıştır” diye yazdığında değişik tepkiler almıştı. Çünkü yazı, belki de evet, biraz aşırı keskin çizgilerle netice olarak her türlü diplomatik çabanın gereksizliği noktasına kadar varıyor ve açıkça “Kürtler için mesele daha iyi pazarlıklar yapmak değil oyunun kendisini reddetmektir. Bu gerçeklik tek bir ilkeye indirgenebilir: Kendi göbeğimizi kendimiz kesmek zorundayız” diyordu.

Tartışılabilir. Neticede bu, günümüz dünyası üzerine giriş mahiyetinde bir ön çerçeve denemesidir, peşinen reddetmek de doğru değil. Çünkü gerçekten de bir şey netleşiyor artık; sadece Suriye, Kürtler açısından değil, sistemin genel işleyişi açısından nispeten ‘yeni’ sayılabilecek bir tabloyla karşı karşıyayız. Bugünlerde yaygın olan deyimle söylersek, ‘norm yokluğu’ ile karakterize olan bir durumdan, “sıfır kural’la çalışan bir işleyişten söz ediyoruz. Kimi Kürtler “Bize ne bundan” dediler ama Venezuela bunun çok tipik bir örneği ve bugünün işaretiydi. Olayın kendisinden çok yaparken kullanılan dümdüz ve son derece ‘dürüst’ dil önemliydi hatta. Aynı dil kolayca Grönland, Meksika ve başka yerler için de kullanılıyor. Trump’ın Şara ve Suriye’den söz ederken kullandığı “Öylesi bir yerde temiz bir çocuğu göreve getirip bir şeyler başarmasını bekleyemezdiniz” sözleri de bunun en son örneği olarak tarihe geçerken, ister istemez herkesin aklına Roosevelt’nin Nikaragua diktatörü Somoza için söyledikleri geliyor: “Evet, o bir ….. ama bizim ……’muz.” Velhasıl, işler artık böyle yürüyor ve bu arada klasik ‘monşer’ diplomasisinin bütün göstermelik incelikleri terk edilerek herkese ‘köpek’ muamelesi yapan bir vücut dili bilerek tercih ediliyor.

Efendim, bunlar hep vardı. Yok, öyle değil. O kadar basit değil. Daha doğrusu bu bir analiz yöntemi değil. Böyle bakarsak, genel bir kapitalizm tanımıyla yetiniriz, hatta daha gerilere, sınıflı toplumun başlangıcına kadar giderek, “dünyanın kalubeladan beri aynı kaldığı” gibi bir yere varıp rahat ederiz ama ‘zaman’ ve ‘mekan’ı dışlayan, somut şartların somut tahlilini yapmayan bir noktaya savrulmuş oluruz. Elbette ‘altta kalanın canı çıksın’ kapitalist dünya düzeninin en temel kuralıdır ve bu kural tarih boyunca hiç değişmedi. Ama politik dönemlere göre yine de farklılık gösterir bazı şeyler. Her şeyden önce, biz onu bin kere eleştirsek de ‘Reel Sosyalizm’ dediğimiz gerçeklik, kapitalist dünyayı uzun süre ‘sosyal devlet’ gibi illüzyonlara zorlamış, RAF örneğinde olduğu gibi vahşet vakaları yaşansa da iç hukukta en azından ‘düzen içi’ muhalefete yönelik alavere dalavereler korunabilmişti. Uluslararası hukuk ve antlaşmalar da aynı dengelerden ötürü iyi-kötü dengeleme/denetleme mekanizmalarına sahipti. Bu da çoğu zaman nihai sonucu değiştirmese de çılgın pervasızlığa bazı sınırlar getirebiliyordu. Bir zamanlar Vietnam Savaşı sırasında Saygon’daki ABD elçiliği ile Beyaz Saray’ın yazışma belgelerini içeren bir kitap okuduğumu hatırlıyorum. Adamlar, her büyük bombardımandan önce sayfalarca “Sovyetlerin buna tepkisi ne olur acaba” diye yazışıyorlar. Ha, yapacaklarını yine yapıyorlar ama tartışıyorlar da. Neticede karşılıklı güçler var çünkü. Aynı dönemlerde mesela Suriye’ye de bu kadar herkesin parmağını sokması kolay iş miydi? Hatta 90’lardan sonra bile dünyada yine de bir ‘adap’, ‘usul’ gözetilmesi söz konusuydu. “Demokrasi götürme” diye bir laf vardı mesela, yalandı ama yalana da ihtiyaç vardı. Afganistan ve Irak işgalleri için gerekçe aranıyor, yoksa da uyduruluyordu.

Nüanstır ya da başka bir şeydir ama bugün başka bir yerdeyiz. Arada kaynadı gitti, Trump geçtiğimiz haftalarda önemli bir şey yaptı. Tek imzayla 66 uluslararası kurumdan çıktı. Listeyi inceleyen varsa görür; büyük çoğunluğu sistem için “gereksiz masraf kapısı” olan ve bir şekilde haydutluğun, vahşi kapitalist azgınlığın elini kolunu bağlayan/bağlayamayan “Çevre İşbirliği Komisyonu”, “Küresel Göç ve Kalkınma Forumu”, “Uluslararası Hukuk Komisyonu”, “Barış İnşa Fonu” gibi kurumlar. Bir işe yarıyorlar mıydı, o başka mevzu ama bu adım, “sıfır bağlayıcılık” isteyen bir zihniyeti anlatıyor bize. Bütün bunlar, tüm ‘normların” çöküşüne ve epeydir bize “uluslararası toplum” diye yutturulan ne idüğü belirsiz şu bulamacın aşağılık karakterine işaret ediyor. O yüzden Halep katliamı sürerken AB Heyeti’nin Şam’da masaya 620 milyon Euro koymasını kimse yadırgamıyor artık; katliam sanığı bir çetenin Cumhurbaşkanı olarak selamlanması da tecavüzcü sürülerinin ‘ordu’ diye adlandırılması da şaşırtmıyor. Yok artık öyle ‘Avrupa değerleri’ filan; bilmem ne kriterleri tuvalet kâğıdı kadar bile işe yaramıyor.

Yerellerde de durum farklı değil. Bir parti eşbaşkanının 10 yıldır içeride tutulması hangi kitapta yazıyor? Öcalan’ın ya da herhangi bir tutsağın yıllardır ailesinden bile koparılması hangi infaz yasasında var? Cumhurbaşkanı adayı olacak birinin beş dakikada ‘lise mezunu’ yapılması hukuk normlarıyla mı açıklanıyor?

Uysa da uymasa da! Kural bu artık.

Dolayısıyla, H.S. Durmuş az çok gerçekçi bir tablo çiziyor bize. Evet, yine sistemin gediklerinden, iç çelişkilerinden yararlanmak, oralardan soluk boruları açmak tümüyle reddedilemez belki ama bu manevra alanlarının giderek daraldığı da bir gerçek. Sonuç itibarıyla halkların, yoksulların, ezilenlerin dayanışmadan başka güvenebileceği bir şey kalmıyor bugünün dünyasında. Bu, devrimci hareketlerin zaten her zaman kendi güçlerine güvenmesi ilkesinden farklı bir düzey. Sen zaten öncelikle kendi gücüne güvenir ve öyle yürürsün ama bu kez olan şey, dünyadaki pervasızlığın çevrendeki alanları da ciddi şekilde daraltmasıdır.

Bu tümüyle kötü bir şey mi? Tartışılır. Mesela Durmuş’un “Bu, yalnızlaşma değil güçlü bir irade beyanıdır” sözü üzerine düşünmek gerekiyor. Dünya giderek bu zor ama daha güvenli yola doğru itiyor bütün halkları.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Jeremy Corbyn’den Dışişleri Bakanı Cooper’a ‘Rojava’ mektubu

Sonraki Haber

Algı yönetimi ve dijital hijyen

Sonraki Haber

Algı yönetimi ve dijital hijyen

SON HABERLER

Colani’nin davetli olduğu Davos’ta protesto: ‘Bijî Berxwedana Rojava’

Yazar: Yeni Yaşam
22 Ocak 2026

Almanya’da on binler alanlarda: HTŞ-DAİŞ terörizmi yenilecek

Yazar: Bedri Adanır
22 Ocak 2026

İsrail’de gençlerden ‘Rojava’ya katliamı durdurun’ çağrısı

Yazar: Bedri Adanır
21 Ocak 2026

Reqa’da DAİŞ bayrağı dalgalandırıldı

Yazar: Bedri Adanır
21 Ocak 2026

Cizîr’de polis kafe basıp 7 kişiyi darp ederek gözaltına aldı

Yazar: Yeni Yaşam
21 Ocak 2026

Kürtler Fransa’da Rojava için alanları terk etmiyor

Yazar: Bedri Adanır
21 Ocak 2026

Senator ve vekillerden Rojava tepkisi: Kürtleri yalnız bırakmayalım

Yazar: Yeni Yaşam
21 Ocak 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır