• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
14 Mart 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Forum

Yurttaşlık hukuku ve pozitif inşa

14 Mart 2026 Cumartesi - 00:00
Kategori: Forum, Manşet

Sayın Abdullah Öcalan’ın ortaya koyduğu bu dönüşüm, toplumun değerler bütünlüğü içerisinde bireylerin özgür iradelerini ifade edebildiği ve yurttaşlık bağının yeniden geliştirildiği bir toplumsal zeminin oluşmasına önemli katkı sunmaktadır

Zübeyt Tugay

Toplum ve topluluk olgusu olarak bilinen ve Mezopotamya kültürlerinin en eski yaşam biçimlerinden biri olan “KOM”, esasen dâhil olma ve katılım yoluyla gerçekleşen kamusal alan nüvelerinin bir göstergesidir. Kendisini oluşturan bireylerin dahiliyeti ve aktif katılımıyla biçimlenen bu toplumsal yapı, bireylerin yurttaş–vatandaş kavramını pratikte deneyimlediği ilk tarihsel örnekleri sunmaktadır. Her türlü yaşam alanının paylaşıldığı ve paydaşlar arasında toplumsal teamüllerin geçerli olduğu genel ve kapsayıcı sınırlar, kamusal alan olarak kabul edilebilir. Kamusal alanların doğru ve eşit biçimde kullanılması; adil ve demokratik bir toplumun oluşmasında belirleyici bir rol oynamaktadır. Bu durum, yaşam alanlarının her seviyesinde; hukuk, sağlık, eğitim, ekonomi (sınıfsal) ve öz değerlerin temsiline bakılmaksızın iltimasın engellenmesini sağlayarak, kamusal alanda adil bir paydaşlığı öneren eşit yurttaşlık ilkesinin uygulanırlığı anlamına da gelmektedir.

Siyasal alan ve devlet–kamu olgusunun gerçekleştirilebilmesinin temelini vatandaşlık kavramı ve bireyin devlet ile olan bağı oluşturmaktadır. Kamunun ve devlet olgusunun temelleri, toplumun vatandaşlık bağı ve bu bağı düzenleyen kanunlar ve yasaların sağladığı alanlarla belirginleşir. Yaşadığımız ülke ve vatandaşlık bağı göz önünde bulundurulduğunda; Osmanlı’daki tebaadan cumhuriyetteki vatandaşa geçiş, ülke sınırları içiresindeki her millet için aynı anlamı ve uygulama biçimini taşımamaktadır. Cumhuriyetin kuruluş yıllarından itibaren sürekli bir kodlar silsilesi hâline gelen bu bağ, sınırlı ve öğretilmiş bir vatandaşlık biçimi olarak kendini göstermektedir. Bu biçim, yurttaşın devlet ile olan bağını yalnızca merkezi yapının belirlediği ödevler ve görevlerle sınırlamış; bu çerçevenin dışındaki uygulamalar ise demokrasi kavramıyla uyumsuz bir kalıp olarak dayatılmıştır. 1924’te devletin belirlediği vatandaşlık formu; demokrasi, hak ve özgürlükler perspektifinden bakılınca sınırlı ve tekçil değerleri içeren bir irade hapishanesi dönüşmüştür. Sınırları ve yaptırımları olan birey-devlet bağı, diğer kimlikler tarafından kabul görülmesi ve anlam kazanması yönünden eksiklik ve yetersizlik barındırmaktadır.

Erken Cumhuriyet dönemi

Özellikle 1926 tarihli 788 sayılı Memurin Kanunu’nda yalnızca Türklerin memur olabileceği şartının yer alması, bunun yanı sıra Umumi Müfettişlik raporlarında Kürtlere ve gayrimüslimlere yönelik uygulanacak politikaların açıkça belirtilmesi, İskân Kanunu’nun hedeflediği toplumsal yapı ile Şark Islahat Fermanı’nın öngördüğü yaptırımlar, erken Cumhuriyet döneminde izlenen politikaların yönünü ortaya koymaktadır. Bu düzenlemeler, asimilasyoncu politikalar ve devlet merkezli milliyet anlayışının etkisiyle, homojen bir toplum tasavvurunun benimsendiğini ve bu çerçevenin dışında kalan farklı vatandaşlık bağının ve biçiminin kabul edilmediğini göstermektedir. Nitekim erken Cumhuriyet döneminde okutulan Malumat-ı Vataniye ve Yurt Bilgisi kitaplarında da görüldüğü üzere, “makbul vatandaş” tipini oluşturmayı ve bu yurttaşa belirli bir kültürel kimliği empoze etmeyi amaçlayan telkine dayalı toplumsal mühendislik girişimleri, negatif sonuçların temellerini hazırlamıştır. Sonraki dönemlerde okullarda verilen vatandaşlık dersleri aracılığıyla da benzer biçimde makbul vatandaş yaratılmaya çalışan devletin bu uygulama girişimleri devam etmiş; ancak bu yaklaşım, müstakbel (gelecekte oluşacak) vatandaşlar olarak da bilinen toplumun farklı kesimleri tarafından çoğu zaman benimsenmemiştir. Özellikle dil, inanç ve kültür bakımından milli ve sınırlı vatandaşlık tanımı üzerinden yürütülen ve gerektiğinde zor aygıtının devreye sokulduğu bu uygulamalar, toplumsal kutuplaşma ve çeşitli negatif sonuçların ortaya çıkmasının başlıca nedenleri arasında değerlendirilmektedir.

Gelinen yüz yıllık süreçte yurttaşlık pratikleri olarak referans alınan Alman ve Fransız tipi yurttaşlık uygulamalarından; Alman yurttaşlık örneği soya dayalı yani ırk ve milliyet temelli yurttaşlık tanımı olarak bilinmekte, Fransız yurttaşlık örneği ise topraksal toplulukla yani ayni ülkede yaşayanların paylaşımına dayalı yurttaşlık örneği olarak bilinmektedir. Türkiye Cumhuriyeti’nde ise yazılı ve beyan olarak Fransız örneği olduğu belirtilmiş. Fakat uygulama biçimi olarak Alman yurttaşlık modeli uygulanmaktadır. Kendinin devletle olan bağı üzerinden ait ve özgür hissetmeyen her türden kimliklerin vatandaşlığını ve dahiliyetini sorgulayan bir durum ortaya çıkmıştır. Ardından gelişen hak arama ve negatif isyan durumları binlerce insanın canından, malından, yerinden, yurdundan ve özgürlüğünden alıkonulması sebebiyle trajediler oluşturmuştur.

Demokratik,Toplumun birinci yıl dönümü

Amy Gutmann’ın Demokratik Eğitim isimli eserinde, ulus temelli demokrasiler ve yönetimlerde, kamu kurumlarının gayrı şahsiliği esas olduğundan, yurttaşlar devletin kendilerine etnik, dinsel, kültürel kimliklerinden bağımsız olarak eşit bir biçimde davranması karşılığında, başka bir ifadeyle vatandaşlığın tek bir kimlik çerçevesinde tanımlanmasına dayanan bu yaklaşımla, yurttaşlara söz konusu kimliklerinden vazgeçerek bir anlamda ağır bedeller ödetir. Zira esas olan kamusal alanın “özgürlüğü” ve “tarafsızlığı” diye belirtmektedir. Negatif vatandaşlıktan pozitif yurttaşlığa geçiş olarak da adlandırabileceğimiz 27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum sürecinin birinci yıl dönümünde, devlet ile vatandaş arasındaki bağların yeniden gözden geçirilmesi gerektiği gerçeği ortaya çıkmaktadır. Demokratik entegrasyonun uygulanabilirliği, bu sürecin hukuksal bir zemine kavuşturulması ve yurttaşlığın anayasal güvence altına alınmış bir toplumsal sözleşmeye dayandırılması ihtiyacı, yalnızca belirli kesimlerin değil, bütün ülke toplumunun ortak ihtiyacı olarak ortaya çıkmaktadır. Hukuksal ve anayasal gereksinimlerin karşılanması, özgür yurttaşlığın gelişiminin önündeki engellerin aşılmasına önemli katkı sağlayacaktır. Kimliğin bir hak olarak tanınması ve yurttaşlık kavramının güvence altına alınması bu gerçekliği ortaya koymaktadır. Ayrıca, bu gereksinimler çoğunluğun despotizmi ile azınlıkların maruz kaldığı eşitsizliklerin giderilmesinde de önemli bir rol oynamaktadır. Bu bağlamda yurttaşlık hukuku; kamusal alanda bütün farklılıkların yarattığı dezavantajların giderilmesini ve eşitliğin sağlanmasını mümkün kılan; eşitlik ile farklılıklar arasında güvenli ve adil bir ilişki kurma temeli oluşturan bir ilke olarak, bu sürece güvence sağlayan bir haklar bütünü şeklinde öne çıkmaktadır.

Devlet artı demokrasi

Demokratik Toplumsal bir yaşamın inşası, farklı kimliklerin kendilerini özgürce ifade edebildiği ve varlık gösterebildiği bir hukuksal zemin içerir. Özellikle toplumsal cinsiyet bağlamında kadınların yurttaşlık haklarını güçlendiren güvencelerin sağlanması gerekmektedir. Yanı sıra çocuklar, gençler ve mülteciler için de kapsayıcı ve bağlayıcı hakların güvencesinin elzemliği göz önündedir. Bu güvencelerin oluşturulması demokratik toplumsal bir düzenin yaşamsallaştırılmasına zemin hazırlayacaktır. Yurttaşlık hukuku bağlamında devlet artı (+) demokratik toplumun birlikte varlık bulduğu bir yapının inşa edilmesi, demokratik entegrasyonun tüm halklar ve kimlikler açısından zorunlu bir gereksinim olduğunu ortaya koymaktadır. Demokratik entegrasyon süreci; sağlanacak hukuksal ve anayasal güvencelerin pratiğe geçmesinin önünü açacak. Sosyal, siyasal ve medeni hakların; kalıplar ve yaptırımlar ile belirlenmiş, edilgen ve yukarıdan bahşedilmiş, milliyet ve inanç eksenli vatandaşlık anlayışının dışlayıcı biçiminden (vatansever-vatandaş), bireylerin vatandaşlık hukukunu yedinden belirleyen, özgür koşullarda yaşadığı, ülke sınırları ve kamusal alanın bir parçası olduğu (yurtsever–yurttaş) formuna geçişini sağlamanın formülüdür. Sayın Abdullah Öcalan’ın ortaya koyduğu bu dönüşüm, toplumun değerler bütünlüğü içerisinde bireylerin özgür iradelerini ifade edebildiği ve yurttaşlık bağının yeniden geliştirildiği bir toplumsal zeminin oluşmasına önemli katkı sunmaktadır. Demokratik toplum ve barış çağrısıyla şekillenen pozitif inşa sürecinin pratikleşmesi, sınırları ve dışlayıcı yaptırımları aşan, toplumsal birleşim alanlarını güçlendiren ve büyüten, özgür yurttaş hukukuyla beraber kapsayıcı bir demokratik toplumun oluşturulması sonucunda, günümüzün demokrasi ve toplumsal krizleri karşısında en etkili çözümü olarak öne çıkmaktadır.

 

 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Çağlar Demirel: Kürtler statüsüz yaşamak istemiyor

Sonraki Haber

Gübretaş ve Konya şeker batıyor mu?

Sonraki Haber

Gübretaş ve Konya şeker batıyor mu?

SON HABERLER

İşçi direnişleri her yerde

Yazar: Yeni Yaşam
14 Mart 2026

Emperyalizm, İran ve devrim  

Yazar: Yeni Yaşam
14 Mart 2026

Gübretaş ve Konya şeker batıyor mu?

Yazar: Yeni Yaşam
14 Mart 2026

Yurttaşlık hukuku ve pozitif inşa

Yazar: Yeni Yaşam
14 Mart 2026

Çağlar Demirel: Kürtler statüsüz yaşamak istemiyor

Yazar: Yeni Yaşam
14 Mart 2026

Savaşın bedelini kim ödeyecek?

Yazar: Yeni Yaşam
14 Mart 2026

Kerkûk ve Mexmûr’da Salih Müslim için taziye kuruldu

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mart 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır