• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
15 Şubat 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Zaman sana uymazsa…-Pakrat Estukyan

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
21 Mayıs 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

İlk çağlarda ortalama yaşam süresi 30 yılı bulmuyordu. İnsanlar bir asrı beş nesille tamamlamaktaydı. Çok uzun yıllar boyunca bir asrın dört nesille hesaplandığını biliyoruz. Yaşadığımız zaman diliminde, aynı süreye sadece üç nesil sığıyor. Ortalama insan ömrünün 80’lere dayandığı günümüzdeki eğilimler, birkaç yüzyıl sonra bu durumun daha da özetleneceğini, bir yüz yılı sadece iki nesille tamamlayacağımızı gösteriyor.

Bilim ve teknoloji kapitalizmin gereksinimlerine paralel bir şekilde, doğanın dengelerini değiştirmek üzere sürekli yeni imkânlar sunuyor. Kimi büyük şirketler, yönetici konumundaki kadın çalışanlarının iş gücünde olası kayıpları gidermek için, gebelik planlarını emeklilik sonrasına ertelemeyi öneriyorlar. Bunu sağlamak üzere de kadınların yumurtalarının daha sonra laboratuvar ortamında döllenmek üzere dondurularak bir bankada saklanmasının maliyetini üstleniyorlar.

Bu seçenek şimdilik yüksek maliyetten ötürü sadece yönetici, karar verici, yön belirleyici konumda olan kadın çalışanlara sunuluyor. Kariyerinde yükselmenin şartı doğurganlığını şirketin kontrolüne sunmaktan geçiyor. Ancak yakın gelecekte bu maliyetlerin azalabileceği, dolayısı ile aynı seçeneğin tüm kadın çalışanlara dayatılacağını öngörmek kehanet olmasa gerek.

Hafta sonu İstanbul’da Mayıs sıcağının keyifli sabahında, Hıdır Ağa’yla sohbetimiz her nasıl olduysa bu konulara geldi. Bir süre konuşmadan gözlerimin içine baktıktan sonra lafı yerine getirdi: “Ben size ‘Kadınların okumasına karşıyım’ dediğim zaman siz bana gerici, yobaz muamelesi yapmıştınız. O eskidendi, şimdi artık sadece kadınların değil, herkesin okumasına karşıyım. Okul insanı köreltir, beceriksiz yapar. Sakın yanlış anlama, ben eğitime karşıyım, öğretime değil. Öğrenmek iyidir, üç yıl kadar okula gitsen, okuma yazmayı söksen, toplama, çıkarma, çarpma, bölmeyi öğrensen buna itirazım yok. Bunları bildikten, okuduğunu anladıktan sonra yolun açıktır artık. İstediğin konuda kendini geliştirebilirsin.” Sözünü tamamlayınca yeniden gözlerimin içine dikti bakışlarını, “Şah ve mat” diyesim geldi, yutkundum.

Hıdır Ağa ile bu konuyu daha önceden de konuşmuşluğumuz var. İlkokula başlama yaşının yükseltilmesini, üniversiteye giriş yaşının da düşürülmesini önermişti: “10-11 yaşlarında okula gitsinler, bilim yapacak olanlar da 13-14 yaşlarında üniversiteye başlasın.” Üniversiteye sadece bilim yapmak için gidilmesini, meslek öğrenmek için gidilmemesini öneriyordu Hıdır Ağa. Üstelik bu görüşlerini son derece cüretkâr bir üslupla söylediğinden, çoğu kez de ciddiye alınmıyordu. Meselelere ezberlenen doğrularla bakanlar onun ciddi mi yoksa şaka mı yaptığı konusunda tereddüte düşüyorlardı.

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın atadığı eğitim bakanı Ziya Selçuk “Matematik tercihli ders olacak, din dersi mecburi” demişti haberlerde. Gün 19 Mayıs olunca, bütün ekranlarda gençlik bayramı görüntüleri var. Gençlerin çoğunlukta olduğu kareler akıyor TV ekranlarından. Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı PISA’ya göre okuduğunu anlamakta zorluk yaşayan gençler, ezberletilen hamasetin coşkusuna kapılmış, dünyanın en uzun bayrağını taşımanın heyecanını yaşıyorlar. Cumhuriyet ‘İrfanı hür, vicdanı hür’ nesiller yetiştirmeyi amaçlamıştı. Şimdi ise ‘dindar ve kindar’ nesiller yetiştirmenin gayretindeyiz. Evet, dindar ve kindar insan yontmak özel gayret gerektirir. Normal şartlarda analar çocuklarını daha makul değerlerle yetiştirmeye çalışır. ‘Dindar ve kindar’ sapkınlığı ideolojiktir ve ancak buna uygun bir müfredatla, buna uygun binalarda gerçekleşir.

Söylenen sözleri anlamlarıyla değil de vurgularıyla, ünlemleriyle, ses tonuyla değerlendiren bir halk haline geldik. Gözlerimizin içine bakarak yalan söylüyorlar, tavukların bile güleceği bahanelerle kaybettikleri seçimi yok sayıp ‘bir daha’ diyorlar ve biz de buna razı oluyoruz. Kim bilir, belki de bu kadar çok üniversitemiz olmasa bu zokayı bu kadar kolay yutmazdık.

Bu aşamada, 60 yıl kadar önce söylediği, “Bu kadar cehalet ancak eğitimle mümkün olur” sözüyle Sakallı Celal’i anmamak mümkün değil.

İşin tuhafı, biz bu saçmalıklar yumağında ipin ucunu kaybettik diye dünya bizi bekleyecek değil. O kendi döngüsünde ilerliyor, yolunu şaşıran bizlere de arkasından bakakalmak düşüyor.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

15 Şubat komplosu ve süreç

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

27 yıl önce Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan’ın esir alındığı uluslararası komplonun yıl dönümündeyiz. Komplocuların amacı Kürt halkının özgürlük mücadelesini...

‘Hani derler ya kimsesizlerin kimsesi’

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

Bütün yaşamı boyunca eşit ve demokratik bir toplumun inşası için mücadele veren, saygıya değer bir kişilik olarak aklımızda ve yüreğimizde...

Fidan, tehdit dili ve bölgesel barış ihtiyacı

Yazar: Yeni Yaşam
14 Şubat 2026

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın bir televizyon kanalındaki “Sıra Irak’a gelecek,” değerlendirmesi tepki topladı. Fidan, Türkiye’de ve bölgede uzun süredir farklı...

Emekçileri sefalete sürükleyen kumpas!

Yazar: Yeni Yaşam
14 Şubat 2026

Siyasi iktidar, devletin kurumlarını da kullanarak toplumun en geniş kesimini oluşturan ücretlilere ve emeklilere açıkça kumpas (tuzak) kuruyor*. Nasıl mı?...

15 Şubat’tan 6 Ocak’a güncellenen komplo

Yazar: Yeni Yaşam
14 Şubat 2026

Önder Apo, ‘yaralı bırakılmış’ ve ‘kapana alınmış’ bir Kürt gerçekliği üzerine kurulan Ortadoğu sisteminin karşısına özgür Kürtlük ideolojisini çıkarmıştır. Varlığı...

2026 ve sonrası: Finansal kriz, savaş ve otokrasi (II)

Yazar: Yeni Yaşam
13 Şubat 2026

Dünyada altın fiyatının uzun vadede artmasının bir diğer nedeni, yatırımcıların portföyünde spekülatif amaçlarla giderek daha fazla altın kullanılmasıdır. Keza altının...

Sonraki Haber

Kadınlar hem çalışan hem de ortak oldular

SON HABERLER

15 Şubat komplosu ve süreç

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

Cinsiyetçilik tüm toplum-kırımların kaynağıdır

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

‘Hani derler ya kimsesizlerin kimsesi’

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

Komplonun başlangıcı İmralı, devamı Rojava ve Başur

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

Yerin üstü ‘altın’dan daha değerli!

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

Suriye heyetiyle görüşen Kongre yetkilisi Shaheen’den ‘sürekli diyalog’ vurgusu

Yazar: Yeni Yaşam
14 Şubat 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır