Remziye Bor’un polis tarafından katledilmesinin üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen dosyada bir ilerleme kaydedilemedi
Wan’ın Reyâ Armûşe (İpekyolu) ilçesine bağlı Xaçort Mahallesi’nde 19 Nisan 2016 tarihinde yapılan ev baskınında 7 buçuk aylık hamile olan Remziye Bor, polis kurşunuyla ağır yaralandı. Remziye Bor, kaldırıldığı hastanede sezaryenle doğum yaptıktan sonra, 28 günlük yaşam mücadelesini kaybetti.
Remziye Bor’un polis tarafından katledilmesinin üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen dosyada herhangi bir ilerleme sağlanmadı. Aile ve avukatlar tarafından Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) yapılan bireysel başvuru ise yaklaşık 5 yıldır sürüncemede bırakılıyor. Dosya avukatı Veysi Güneş, 10 yıldır devam eden dosyaya dair konuştu.

Yaşam hakkının ihlal edildiği için dosyanın devam ettiğini belirten Veysi Güneş, “Remziye Bor öldürüldükten sonra defalarca savcılığa soruşturmanın genişletilmesi ve ölümünün aydınlatılması için yaptığımız başvurular var. Başvurular neticesinde soruşturmanın başlamasını sağlayabildik. Ancak bu soruşturma Remziye Bor’un ‘örgüt üyesi’ olduğu iddiasıyla takipsizlikle sonuçlandı. Bunun üzerine yaptığımız itiraz neticesinde dosya AYM’ye taşındı ve incelemede. Yaşam hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle dosya devam ediyor. Remziye Bor’un olayı sıradan bir olay değildi. Olayın ilk gerçekleşme anında sıra dışı şeylerin olduğunu fark ettik” dedi.
‘Kürdistan’da cezasızlık pratiği devam ediyor’
Dosyanın soruşturma aşamasında da ciddi ihlallerin yaşandığına dikkat çeken Veysi Güneş, “Bu dosya, devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğünü ihlal ettiği bir dosyadır. Devletin etkin bir soruşturma yapmaması ve Kürdistan’daki cezasızlık pratiğinin devam etmesinin bir göstergesidir. Dolayısıyla bir soruşturmasızlık süreci yaşadık. Mevcut soruşturmalar bile ne bağımsız yürütüldü ne de etkili bir biçimde yürütüldü. Delillerin toplanması, tanıkların dinlenmesi, olayın bütün yönleriyle aydınlatılması konusunda ciddi eksiklikler söz konusu. Aynı zamanda AİHM’in 2’inci maddesi açıkça ihlal edilmiş durumda. Israrla gerçeği açığa çıkarma çabamız sorumluların yargı önüne çıkıp yargılanmasıdır. En önemlisi ise cezasızlık politikasının son bulmasıdır” diye belirtti.
Devletin tüm kurumlarının olayı ört pas ettiğini dile getiren Veysi Güneş, söz konusu dosyanın 5 yılı aşkın süredir AYM önünde bulunduğunu ve henüz karara bağlanmadığını hatırlattı. Güneş, “En temel sorun etkin soruşturma yürütülmesinin ihlal edilmesidir. Remziye Bor ve mirasçıları açısından uzun yıllardır hakikat mücadelemiz devam ediyor. 5 yıldır dosya halen karara bağlanmadı” dedi.
‘Toplumda ciddi bir güven sorunu yaşanıyor’
Söz konusu durumun toplumda ciddi bir güven kaybına yol açtığını belirten Veysi Güneş, demokratik bir toplumun ancak demokratik hukuk anlayışıyla inşa edilebileceğini vurguladı. Veysi Güneş, “Kamu görevlilerin sorumluluğu söz konusu olduğunda Türkiye’de yargı mekanizmasının refleksi çoğu zaman gerçeği açığa çıkarmak yerine bu ihlali ve bu sorumluluğu üstünü örtme şeklinde oluyor. Ve bu durum toplumda ciddi bir güvensizliğe neden oluyor” ifadelerini kullandı.
Söz konusu sürecin, Kürdistan’daki kadınların yaşam hakkı ve hukukun üstünlüğü ile doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayan Veysi Güneş, davanın aynı zamanda devletin demokratik toplum iddiası açısından bir “turnusol kağıdı” niteliği taşıdığını söyledi.
Veysi Güneş, “Bu dava yalnızca bir bireyin, ya da bir ailenin adalet arayışı değil. Gerçeklerin tüm yönüyle açığa çıkmasını, sorumluların etkin bir şekilde yargılanması ve cezasızlık politikasının son bulmasını bekliyoruz. Bu dosya üzerinden bizler bunları sağlayabilirsek gerçekten demokratik toplum iddiasında bir samimiyet ortaya koymuş oluruz. Bunu da sağlayacak olan da yargı mekanizmasıdır” diye belirtti.
Haber: Özlem Yacan – Bilal Babat \ MA









