43 milyon 32 bin kadının yaşadığı kadın konukevlerinde toplam kapasite 3 bin 650 kişi kapasitesi bulunuyor. Koruma kararlarının uygulanmamasının kadınları şiddet döngüsüne ittiğini belirten, Avukat Mehtap Sert ve Didem Erkıvanç, 6284 sayılı Kanunu’nun etkin uygulanması gerektiğini söyledi
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2026 verilerine göre, 43 milyon 32 bin kadının yaşadığı Türkiye’de kadınları şiddetten korumak adına 150 konukevi bulunuyor. Bu konukevlerinin 112’si bakanlığa bağlı.
3bin 650 kişilik kapasite
150 kadın konukevinde toplam 3 bin 650 kişilik kapasite bulunurken, bu kapasitenin 2 bin 805’i Bakanlığa bağlı 112 konukevinde, 735’i belediyelere ait 33 konukevinde, 90’ı Göç İdaresi’ne bağlı 3 konukevinde, 20’si ise bir sivil toplum kuruluşuna ait konukevinde bulunuyor. Bu verilere göre, 11 bin 790 kadına bir konukevi kapasitesi düşüyor
Bakanlık, Semsûr (Adıyaman), Hatay, İstanbul ve Kocaeli’nde 4 yeni kadın konukevi açılması için çalışma yürütüldüğünü açıkladı.
Güvenli barınma hizmeti
Kadın cinayetlerine dair verilere bakıldığında ise, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun raporlarına göre 2025 yılında en az 294 kadın erkekler tarafından katledildi, 297 kadın ise şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Kadın cinayetleri ile kadın konukevi kapasitesi doğrudan birbirinin karşılığı olmasa da veriler, şiddetten uzaklaşmak isteyen kadınlar açısından güvenli barınma hizmetlerinin önemini ortaya koyuyor.
Avukat Mehtap Sert ve Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği gönüllüsü Didem Erkıvanç Türkay, kadınların güvenli barınma hakkı ve devletin sorumluluklarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Şiddet gören kadınların şiddet ortamından uzaklaştırılmasının hayati olduğunu ifade eden Mehtap Sert, devletin 6284 sayılı kanun kapsamında yükümlülükleri bulunduğunu söyledi. Mehtap Sert, konukevlerinde yer bulunmaması halinde kadınların başka kurumlara veya başka kentlere yönlendirilebildiğini aktararak, koruma kararı bulunan bir kadının sığınma evine erişememesi halinde devletin tazminat sorumluluğunun doğabileceğini belirtti.
23 kadın koruma kararına rağmen katledildi
2025 yılında 23 kadının haklarında koruma kararı bulunmasına rağmen katledilmesinin, koruma mekanizmalarının etkinliğini bir kez daha tartışmaya açtığının altını çizen Mehtap Sert, sosyal devlet ilkesi ve 6284 sayılı Kanun gereği devletin şiddet mağdurlarına güvenli barınma sağlama yükümlülüğü bulunduğunu belirtti.
Mehtap Sert, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasıyla birlikte denetim ve zorlama mekanizmalarının zayıfladığına dikkat çekti.
Mehtap Sert, “Bir kadın bugün şiddet gördüğü evden çıkmak istediğinde, güvenli bir yere ulaşacağından ve devletin onu koruyacağından asla emin olamaz. Asıl sorun yasanın kendisinde değil, yasayı uygulayanların yetersizliğinde, denetimsizlikte ve erkek şiddetinin ciddiye alınmamasındadır” dedi.
‘Kadınlar şiddet döngüsüne itiliyor’
Sığınaklarda yer olmaması halinde kadınların şiddet ortamına geri gönderilemeyeceğini ifade eden Didem Erkıvanç Türkay, geçici olarak kamu kurumlarına ait sosyal tesis, yurt ve benzeri alanlarda ücretsiz barınma imkanının sağlanması gerektiğini söyledi.
Kadınların şiddetten korunmasında temel sorunun mevcut yasaların uygulanmaması olduğunu belirten Didem Erkıvanç, kolluk başvurularının ciddiye alınmaması ve koruma kararlarının etkili şekilde uygulanmamasının kadınları yeniden şiddet döngüsüne itebildiğini ifade etti.
Didem Erkıvanç Türkay, hukuki güvencenin yalnızca koruma kararının verilmesiyle değil, kararların etkili biçimde uygulanmasıyla anlam kazandığını söyleyerek, kadınların yaşam hakkının kurumların takdirine bırakılmaması gerektiğini belirtti.
Haber: Hamdullah Yağız Kesen / MA









