Enerji Bakanlığı’nın elektrik üretiminde rekorlar kırdık dediği 2025 yılında kapasitenin ancak 1/3’ünü kullanılıyor olması dikkat çekici. Diğer yandan doğalgaz santralleri çalıştırılmazken her ay bu santrallere üretmedikleri elektrik için milyarlar ödeniyor
K. Bülent Ongun
Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ) 2026 yılı Mart ayına ilişkin ‘Kapasite Mekanizması Ödeme Listesi’ni yayınladı. Buna göre, 16 doğal gaz yakıtlı elektrik üretim santraline Mart ayı için toplam 1 milyar 110 milyon TL ödeme gerçekleştirilecek. Bir önceki ay kapasite mekanizması kapsamında 15 doğal gaz yakıtlı elektrik üretim santraline 770 milyon lira ödeme yapılmıştı. Mart döneminde ödenecek toplam tutar bir önceki aya göre yüzde 44,15 arttı. Diğer yandan TEİAŞ, 2026 yılında Kapasite Mekanizmasından Yararlanacak Santraller listesini 08 Ocak 2025 tarih ve 14219 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurul Kararı kapsamında güncellemiş ve kömür santraline kapasite desteği keserek, sadece gaz santrallerine ödeme yapılacağını açıklamıştı.
2025 tüketimi 361 bin GWh
2026 yılı itibariyle doğalgaz santrallerine destekler sürerken, 2025 yılında yenilenebilir olarak lanse edilen elektrik santrallerinde yapılan üretimin rekor kırdığı açıklanmıştı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı açıklamasında, Türkiye’nin elektrik kurulu gücü, aralık ayı sonu itibariyle 122 bin 519 megavata yükseldiği ve 2025 yılında toplam tüketimin 360 bin 929 gigavatsaat ile tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştığı, yıllık bazda üretim de 362 bin 992 gigavatsaat ile rekor kırıldığı yer aldı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye’nin güneş ve rüzgâr kurulu gücünü 2035’te 120 bin megavata çıkarmayı hedeflediklerini belirterek, “Güneş ve rüzgâr kurulu gücümüzün toplamı, 40 bin megavata yaklaştı. Böylece, güneş ve rüzgârda 120 bin megavat kurulu güç hedefimizin üçte birini yakaladık” dedi.
Yerli kaynaklar!
Bakan Bayraktar, toplam elektrik kurulu gücünün, yüzde 62,3’üne karşılık gelen 76 bin 281 megavatlık kısmını yenilenebilir enerjinin oluşturduğu, elektrik kurulu gücünde güneşin payının 25 bin 109 megavat ile yüzde 20,5’e, rüzgârın payının ise 14 bin 774 megavat ile yüzde 12,1’e eriştiğini söyledi. Bakan Bayraktar, “2025 yılında güneş kaynaklı elektrik üretim oranının yüzde 10,5, rüzgârın üretimdeki oranının da yüzde 10,7 ile tüm zamanların en yüksek yıllık seviyesine çıktı. Buna göre, 2025 yılında toplam elektrik üretimimizin beşte birinden fazlasını rüzgâr ve güneşten karşıladık” diye konuştu. Toplam üretimin yüzde 56,7’sinin yerli ve yenilenebilir kaynaklardan sağlandığını belirten Bayraktar, “Türkiye’nin enerjisini, Türkiye’nin öz kaynaklarıyla yükseltmeye ve arz güvenliğimizi güçlendirmeye devam edeceğiz” dedi.
Bakanlığın ve Bakan Bayraktar’ın açıklamaları temel gerçekliğin üstünü örtmekte. Türkiye’nin aralık ayı sonu itibariyle 122 bin 519 megavat üretim gücüne erişildiği belirtilirken, 2025 yılında toplam tüketimin 360 bin 929 gigavatsaat ile tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştığı, yıllık bazda üretimde 362 bin 992 gigavatsaat ile rekor kırıldığı ifade edilmekte. Böyle bir tüketim için yaklaşık 40 bin megawat gücün tüm yıl boyu üretim yaptığını göstermektedir. Buna göre, 122 bin 519 MW üretim kapasitesinin yaklaşık yüzde 30’unun kullanıldığını ortaya koymaktadır. Sürekli övünerek aktardıkları kapasite boyutu ciddi bir kapasite fazlalağını açığa çıkarırken, 2025 yılına kadar HES, termik ve doğalgaz santrallerine üretmedikleri elektriği parası ‘kapasite mekanizması’ altında ödenirken, 2026 yılı itibariyle HES ve Termik santraller devreden çıkarılıp sadece doğalgaz çevrim santrallerine üretmedikleri elektriğin parası ödenmeye devam edilmektedir.
Tüm yük halkın sırtında
Doğalgaz çevrim santralleri yıllardır ya çalışmıyor ya da çok az bir kapasite ile üretim yapıyor. Kamuya ait olan Bursa’daki doğalgaz çevrim santrali ise hiç çalışmazken, kamuya ait tüm enerji üretim merkezleri benzer bir durumda tutulup sermayeye alan açmaktadır. Kapasite fazlalığında doğan bu durumu kamu santrallerini çalıştırmadan ve diğer şirketlere ait üretim zararlarını mekanizmalarla kapatırken, tüm yük dolaylı veya direkt halkın sırtına yıkılmaktadır. Termik santralleri susturmak amacıyla büyük yıkımlara yol açan araziler şirketlere tahsis ediliyor olması 2026’da ‘yenilenebilir’ üretimdeki rekoru ortadan kaldıracak bir süreç yaşanabileceğini şimdiden belirtmek gerekiyor.
Kömürcülere yeni kapılar
Yapılan ödemelerin tamamının halkın cebindeki paralarla yapılmasının ardından Akbelen’de köyleri, zeytinlikleri ve ormanları yok eden adımlara yol mu verildi sorusu ortaya çıkmaktadır. Doruk Madencilik sahibi Yıldızlar SSS Holding’in yönetimi, işçilerin eylemleri sırasında yaptığı açıklamalarda, “Elektrik fiyatlarında yaşanan gelişmelerin maliyetler üzerinde baskı oluşturduğunu ve bu durumun işletmede sıkıntılara yol açtığını” iddia etmişti. Elektrik fiyatları halk için çok yüksek bir rakamlara ulaşırken şirkeetin hangi fiyattan bahsettiği merak konusuydu. Aslında termik santrallerin 10 yılı aşkın süredir üretmedikleri elektriğin parasını ‘kapasite mekanizması’ altında alırlarken, bu para işletmenin tüm giderlerini karşılayabilir düzeydeydi. Doruk Madencilik’in patronu bu ballı kıyağın kesilmiş olması karşısında işçilerin maaşlarını ödememesinin ardından bakanlıktan yeni ballı istekler peşinde olduğu söylenebilir.









