• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
28 Nisan 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

18 aydır hükümet kurulamıyor: Irak’ta Kürtlerin eli neden zayıflıyor?

28 Nisan 2026 Salı - 09:30
Kategori: Editörün Seçtikleri, Ortadoğu

Federe Kürdistan Bölgesi’nde KDP merkeziyetçi bir yaklaşımla genel yönetimi ve ekonomik gelirlerini kontrol etmeyi esas alırken, YNK ise daha dengeli paylaşım ve kendi bölgesel özerkliğini korumayı önceliyor

Federe Kürdistan Bölgesi’nde hükümet kurulamıyor, cumhurbaşkanlığı seçimi krizinin etkileri ise sürüyor. Ekonomik çöküş halkı daha da yoksullaştırırken,  Kürtler arası çatışma da tetikleniyor. Başûr’daki tablo, savaş ve çatışmaların devam ettiği, güç dengelerinin değiştiği ve yeni ittifakların kurulduğu yeni bir Ortadoğu düzeninde, Kürtlerin elini Irak hattında zayıflatıyor.

Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ve Kürdistan Yurtseverler Birliği (YNK) arasında 1970’li yıllardan bu yana devam eden anlaşmazlıklar hayatın her alanında hissediliyor. Ancak KDP’nin Türkiye iş birliği, federal bütçeyi istediği gibi yönetmesi, ekonomik kaynakları ranta açması ve YNK’nin siyasi haklarını gasp etmesi, Başûr’u zorlu bir süreçle karşı karşıya bırakıyor.

KDP’nin neden olduğu krizlerin yarattığı sonuçları ele alacağımız bu dosyamızda, halkın her geçen gün nasıl felakete sürüklendiğine dair bir tablo çizmeye çalışacağız.

Hükümet 18 aydır kurulamıyor

Başûr’da 20 Ekim 2024’te parlamento seçimleri yapıldı. Ancak aradan 18 ay geçmesine rağmen hükümet kurulamadı. Bakanlıkların yeniden belirlenmesi ve başkanın seçilmesi gibi değişimlerin olması gerekiyordu. KDP ve YNK, söz konusu görevlerin dağılımı için birçok görüşme gerçekleştirdi; fakat herhangi bir sonuca varılamadı.

Seçimlerde KDP 40, YNK 23, Yeni Nesil, 16, Kürdistan İslami Birlik (Yekgirti) 7, Helwest 3, Halk Cephesi (Berey Gel), 2, Goran ve Komal 3 sandalye kazanmıştı.

KDP, cumhurbaşkanlık kuralını yine ihlal etti

İki parti arasındaki anlaşmazlık 11 Nisan’da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerine de yansıdı. Irak’ın cumhurbaşkanının YNK’li bir aday olması gerekiyordu; ancak KDP, bu kuralı ihlal ederek Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin’i YNK’li Nizar Amêdî’ye karşı aday olarak gösterdi. Amêdî, 227 oyla Irak’ın yeni cumhurbaşkanı olurken, Hüseyin yalnızca 16 oy aldı. KDP, sürecin “iç tüzüğe aykırı ve yasa dışı” olduğunu iddia etti ve Amêdî’yi “Kürdistan çoğunluğunun temsilcisi” olarak görmediğini duyurdu. Ayrıca Bağdat’taki tüm temsilcilerini Hewlêr’e çağırdı. Bu durum, 2022 yılındaki Hoşyar Zebari vakasını hatırlatıyor.

Irak’ta 2005 Anayasası’nın ardından yerleşmiş bir siyasi gelenek bulunuyor. Cumhurbaşkanlığı makamı Kürtlere ayrılmış; sembolik olmakla beraber anayasal yetkilere sahip bir pozisyon. Bu makam, 2005’ten itibaren genellikle YNK adayı tarafından doldurulurken, karşılığında Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanlığı’na bırakılıyordu. Bu uzlaşı, Kürt partilerinin Bağdat’taki temsiliyetini dengelemeyi, ulusal hükümet kurma süreçlerinde ortak bir “Kürt bloku” oluşturmayı ve iç rekabeti sınırlamayı amaçlıyordu. Ancak KDP, iki seçimdir bu anlaşmaya uymuyor. Nitekim 2022’de KDP, eski Dışişleri ve Maliye Bakanı Hoşyar Zebari’yi cumhurbaşkanı adayı olarak göstermişti. Bu hamle, YNK’nin adaylık hakkının gasp edilmesinin yanı sıra bölgedeki siyasi süreci de tıkamıştı.

Bunun üzerine Irak Federal Yüksek Mahkemesi, Zebari’nin adaylığını seçilme yeterliliği olmadığı gerekçesiyle düşürmüştü. Çünkü Zebari, 2016’dan bu yana yolsuzluk haberiyle gündeme geliyordu. Bu karar, Zebari’nin “seçilme yeterliliği”ni ortadan kaldırmış ve KDP’nin yeni aday göstermesine de kapıyı kapatmıştı. KDP ise, o dönemde hakkı olmadığı halde kararın “siyasi” olduğunu savunmuş,  Sadr Hareketi ve Sünni bloklarla bir olup 7 Şubat 2022’deki oturumu boykot etmişti. Siyasi kriz aylarca uzamış, hükümet kurulması gecikmiş ve Kürtlerin federal temsili zayıflamıştı. Ancak süreç burada sona ermemiş, KDP bu kez YNK’nin adayı Berhem Salih’e karşı, “bağımsız” aday olan Abdullatif Reşid’i desteklemiş, Reşid de KDP’nin yanı sıra Şii blokta etkili olan Nuri Maliki’den destek almıştı.

KDP, aynı politikayı 11 Nisan’da da yürüttü. Bu kez Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin’i aday gösterdi. KDP’nin gözünü bu koltuğa göz dikmesi elbette sadece sıradan bir çekişme olarak yorumlanamaz. Cumhurbaşkanlığı, veto hakkı, ordunun başkomutanlığı gibi yetkilerle Bağdat’ta Kürt pozisyonunu şekillendiriyor.

Kerkük Valiliği Türkmenlere verildi

Petrol zengini Kerkük’ün yıllardır süren tartışmalı statüsü, hemen hemen her seçimde gündeme geliyor. Kerkük, Irak Anayasası’nın 140. Maddesi uyarınca resmen “tartışmalı bölge” statüsünde. Normalleşme, nüfus sayımı ve referandum süreciyle statüsü belirlenmesi gereken kentin akıbeti hala belirsiz. Bu sürecin 2007’de tamamlanması gerekiyordu; ancak aradan neredeyse 20 yıl geçmesine rağmen hala tamamlanmadı. Kentte 2005-2023 yılları arasında il meclisi seçimleri yapılmadı. 18 Aralık 2023’te seçimler yapıldığında, 16 sandalyeli il meclisinde YNK 5, KDP 2 ve Türkmen Cephesi 2 sandalye kazandı.

Ağustos 2024’te Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani’nin Bağdat’ta düzenlediği siyasi oturumda, Kerkük krizi kısmen aşıldı. Oturuma 16 meclis üyesinden 9’u katıldı: YNK bağlantılı koalisyondan 5, Arap blokunun boykotunu kıran 3 Arap üye ve Babil Hareketi’nden 1 üye. KDP’nin 2 üyesi, Türkmen Cephesi’nin 2 üyesi ve 3 Arap üye oturuma katılmayı reddetti. 9 üyenin katılımıyla Rebwar Taha vali, İbrahim Muhammed el-Hafız ise meclis başkanı seçildi.

Mevcut tablo ise, yani Kerkük’ün bir yıl Türkmen bir valiye verilmesi, 11 Nisan’daki cumhurbaşkanlığı seçimleriyle doğrudan bağlantılı. Ağustos 2024’te YNK’li Rebwar Taha’nın Kerkük valisi seçilmesi, KDP, Türkmen ve bazı Arap gruplar tarafından “yasadışı” bulunmuştu. YNK o dönem, Sünni Arap Takaddüm’le (Halbusi) ittifak kurarak valiliği almıştı. Ninova’da da Arap güçlerle ortak düzenlemelere girmiş ve son il meclisi seçimlerinde sandalye sayısını ikiye katlamıştı.

Nisan 2026’da ise Kerkük İl Meclisi’nin vali değişikliği gündeme geldi. 16 Nisan’da yapılan seçimlerde KDP boykota giderek “Kerkük’ün Araplara teslim edildiğini” ve “Seçimlerin Araplaştırma politikasına hizmet ettiğini” iddia etti.  Kerkük İl Meclisi toplanarak Muhammed Seman Ağa’yı vali olarak atadı, Rebwar Taha’ya ise vali yardımcılığı görevi verildi. YNK ve Türkmenlerle yapılan anlaşmaya göre YNK’ye merkez kaymakamlığı, Dakuk kaymakamlığı, polis müdürlüğü ve vali yardımcılığı görevi verilmesi bekleniyor. Türkmen Cephesi Başkanı Muhammed Seman Ağa, seçim öncesi YNK Lideri Bafel Talabani ile görüşmüştü. YNK ve Türkmen Cephesi anlaşmaya varmış, Kerkük Valisi Rebwar Taha istifa etmişti.

Kerkük meselesine yakından bakıldığında aslında durumun, Türkiye ile yakın iş birliği bulunan KDP’nin tam da istediği gibi olduğunu söylemek mümkün. Bu gelişme aslında KDP’nin uzun vadeli Kerkük stratejisiyle örtüşüyor. KDP, tarihsel olarak Kerkük’te Türkmenleri destekleyerek Türkiye ile ilişkilerini güçlendirdi ve YNK’nin bölgedeki hakimiyetini sınırlamaya çalıştı.

Türkmen vali, Türkiye’nin Kerkük politikasıyla doğrudan uyumlu. Türkiye, yıllardır Irak Türkmen Cephesi üzerinden enerji hatlarını güvence altına almaya çalışıyor. Öte yandan, KDP’nin Türkiye ile askeri, ekonomik ve diplomatik ilişkileri göz önünde bulundurulduğunda aslında bu durum elini güçlendiriyor denilebilir.

Petrolü var ama halkı yoksul

Federe Kürdistan Bölgesi, en büyük ekonomik gelirini petrolden sağlıyor. Fakat üretim, büyük ölçüde KDP kontrolündeki Hewlêr ve Dohuk bölgelerinde yoğunlaşıyor. Bu da günlük üretimin yaklaşık yüzde 80’i demek. YNK bölgelerinde ise bu pay çok daha düşük. Hewlêr’deki KAR Company, Duhok’taki Norveç merkezli DNO, Hewlêr-Kerkük arasındaki Taq Taq, Şeyhan sahasındaki Gulf Keystone, HKN Energy gibi büyük petrol şirketlerinin olduğu bölgeler KDP bölgesinde.

KDP’nin Türkiye ile yakın ilişkisi petrol anlaşmalarında da öne çıkıyor. Örneğin Kerkük’ten Türkiye’nin Ceyhan Limanı’na günlük 250 bin varil petrol ihraç ediliyor. Bu da Türkiye’nin günlük yüzde 20’lik petrol ihtiyacının karşılanması anlamına geliyor.

KDP’nin Doğal Kaynaklar Bakanlığı kontrolündeki bu sistem, gelirleri Hewlêr merkezli yönetime yönlendiriyor. Şirketlere varil başına sabit maliyet ödendikten sonra kalan net gelir YNK bütçesine giriyor. Ancak dağıtımın ne kadar adil olduğu tartışma konusu. KDP bölgeleri öncelikli yararlanırken, YNK’nin Süleymaniye’sinde altyapı, maaş ve hizmetlerde eksiklikler devam ediyor. Buna rağmen KDP bölgelerinde yolsuzluk, işsizlik, ekonomik kriz ve toplumsal çöküş hızla yükseliyor.

Halk, gelirlerin adil bir şekilde dağıtılmamasından dolayı yılladır zor koşullarda yaşam mücadelesi vermek zorunda kalıyor. Bunun yanı sıra halk, elektrik kesintilerinden altyapı yetersizliğine, maaşların aylarca ödenmemesinden kadın katliamlarına ve yolsuzluğa kadar birçok soruna maruz bırakılıyor.

Bitirilmeyen ‘rekabet’

KDP-YNK arasındaki siyasi gerilimi anlamak için tarihsel arka planına da bakmak gerekiyor. Bu gerilim, Celal Talabani’nin 1946’da Melle Mistefa Barzani önderliğinde kurulan KDP’den 1975 yılında ayrılmasıyla başladı. Saddam Hüseyin rejimine karşı ortak mücadele dönemlerinde bile gerilimler yaşandı. İnişli çıkışlı gerilimler, 1990’larda iç savaşa dönüştü. 1994-1998 arasındaki çatışmalar binlerce kişinin ölümüne, binlercesinin göç etmesine ve Federe Kürdistan Bölgesi’nin fiili olarak ikiye ayrılmasına neden oldu.

1998 Washington Anlaşması’yla ateşkes sağlandı ve 2005’te çıkarılan Irak Anayasası’yla Kürdistan Bölgesel Yönetimi resmileşti. Bu dönemde “güç paylaşımı formülü” devreye girdi. KDP, Hewlêr ve Duhok’u, YNK ise Süleymaniye’yi ağırlıklı olarak kontrol etmeye başladı. Ancak 2010’lu yıllarda petrol gelirleri, peşmerge güçlerinin birleştirilmesi, Kerkük’ün yönetimi ve parlamento seçimlerindeki kota tartışmaları, gerilimi yeniden tırmandırdı. 2017 bağımsızlık referandumu sonrası yaşananlar ve 2022 ile 2024 seçimleri sonrası hükümetin kurulamaması, yıllardır süren rekabetin pratiği olarak okunabilir.

İki farklı anlayış

İki partinin temel anlaşmazlığı iktidar paylaşımı, kaynak dağılımı ve bölgesel egemenlik üzerine kurulu. KDP merkeziyetçi bir yaklaşımla Kürdistan Bölgesi’nin genel yönetimini ve ekonomik gelirlerini kontrol etmeyi esas alırken, YNK ise daha dengeli paylaşım ve kendi bölgesel özerkliğini korumayı önceliyor. KDP, dış ilişkilerde daha çok Türkiye ile iş birliği içindeyken, YNK ise İran ve Bağdat’taki Şii gruplarla ilişkiler kurarak yapısını koruma stratejisi izliyor; bu da Kürtlerin federal hükümetteki müzakere gücünü azaltıyor. Başûr’un güvenliği, Türkiye ve İran gibi dış aktörlerin müdahalesine daha açık hale geliyor.

Haber: Gurbet Sarya / ANF

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Brent petrol 109 dolara yaklaştı, akaryakıta zam geldi

Sonraki Haber

Sedef Güler davası: Dosya örgütlü suç kapsamına alınmalı

Sonraki Haber

Sedef Güler davası: Dosya örgütlü suç kapsamına alınmalı

SON HABERLER

Amasya’da su havzaları, tarım arazileri ve Alevi inanç merkezleri maden tehdidi altında

Yazar: Yeni Yaşam
28 Nisan 2026

Rusya’da petrol rafinesine İHA saldırısı düzenlendi: Yangın çıktı

Yazar: Yeni Yaşam
28 Nisan 2026

AKP’li İl Genel Meclis üyesinden dolandırıcılık: Başkasına ait yaylaları koçerlere kiralamış

Yazar: Yeni Yaşam
28 Nisan 2026

Fail Musa Sevim’e verilen ‘ağırlaştırılmış müebbet’ cezası onandı

Yazar: Yeni Yaşam
28 Nisan 2026

ITI Başkanı Jessica Kaahwa: Kürt tiyatrosunun geleceği parlak

Yazar: Yeni Yaşam
28 Nisan 2026

Dünyada milliyetçilik ve faşizm yükseliyor: Farklı direniş biçimlerini düşünmek gerekiyor

Yazar: Yeni Yaşam
28 Nisan 2026

Cizîr’de tarihi mekanlarda Kürtçe yok: Anadil görmezden geliniyor

Yazar: Yeni Yaşam
28 Nisan 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır