• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
3 Haziran 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Forum

CHP nasıl kurtulur?

3 Haziran 2026 Çarşamba - 23:00
Kategori: Forum, Manşet

Türkiye’de CHP uzun yıllardır toplumsal hoşnutsuzluğu düzen sınırları içinde tutan bir işlev gördü. Kitlelerin değişim isteğini seçimlere ve statükoya bağlama rolü oynadı. Mücadeleyi örgütlemek yerine yönetti. Toplumsal enerjiyi büyütmek yerine denetledi ve sınırladı. Bugün karşı karşıya bulunulan durumun bir boyutu da budur

Deniz Bakır

Vasıf Öngören’in “Asiye Nasıl Kurtulur?” isimli ve aynı isimle sinemaya uyarlanan eseri Asiye isimli baş karakterin içine girdiği toplumsal labirentten çıkış arayışlarını anlatır. Asiye erkekler  dünyası içinde bir çıkış yolu arar. Her kurtuluş önerisine yeni bir kapı açıldığı umuduyla sarılır. Bir koruyucuya, bir kuruma, bir güce yaslanarak kurtulabileceğine inanır. Fakat her seferinde karşısına çıkan şey başka bir biçime bürünmüş aynı düzen olur. Onu kurtaracağını söyleyen mekanizmalar, aslında onu yeniden aynı çarkın içine yerleştirir.

Oyunun ilerleyen bölümlerinde anlarız ki sorun Asiye’nin kurtulup kurtulamayacağı değil, onu kuşatan düzenin kurtuluşu neden sürekli imkânsız hale getirdiğidir.

Bugün CHP’nin karşı karşıya olduğu tablo da giderek buna benziyor.

Herkes CHP’nin nasıl kurtulacağı üzerine kafa yoruyor, senaryo üretiyor. Ne var ki üretilen senaryoların hemen hepsi Asiye’deki gibi CHP’yi aynı çarkın içine yerleştiriyor.

CHP’ye dönük butlan kararı yalnızca bir mahkeme kararı değildir. Bu karar, Türkiye’de siyasal alanın yeniden düzenlenmesine yönelik daha geniş bir müdahalenin parçasıdır. Devlet aklı dışarıda bölgesel altüst oluşların, içeride ekonomik ve toplumsal krizin yarattığı basıncı yönetebilmek için yeni bir siyasal mimari kurmaya çalışmaktadır. Bu mimarinin temel özelliği farklı toplumsal dinamikleri demokratik biçimde sisteme dahil etmek değil, onları denetlenebilir sınırlar içine çekmektir.

Bu nedenle CHP’ye yönelik müdahalenin amacı yalnızca bir partiyi zayıflatmak değil, toplumsal hoşnutsuzluğun CHP üzerinden düzeni içerden zorlayacak bir basınç unsuru olmasını önlemek ve Saray merkezli yeni siyasal mimariyle uyumlu hale getirmektir.

Meselenin Ekrem İmamoğlu ya da Özgür Özel olmadığı da burada ortaya çıkıyor. Eğer sorun yolsuzluk olsaydı Türkiye siyasetinde bugün çok farklı bir tablo konuşuyor olurduk. Sorun, CHP’nin son yıllarda bütün sınırlarına rağmen toplumsal muhalefetin farklı kesimleriyle temas kurmaya başlamasıdır. Kürtlerle kurulan ilişki, kent yoksullarının, gençliğin ve emekçilerin öfkesinin CHP etrafında birikmesi ve CHP’yi geleneksel refleksleri dışında davranmaya zorlaması iktidarın müdahalesini tetikleyen temel nedenlerden biridir.  Konunun bizi ilgilendiren yanı da burasıdır.

Fakat burada ikinci bir gerçek daha belirginleşmektedir.

CHP’nin yaşadığı kriz yalnızca dışarıdan gelen bir saldırının sonucu değildir. Parti aynı zamanda kendi tarihsel sınırlarıyla da yüzleşmektedir.

Türkiye’de CHP uzun yıllardır toplumsal hoşnutsuzluğu düzen sınırları içinde tutan bir işlev gördü. Kitlelerin değişim isteğini seçimlere ve statükoya bağlama rolü oynadı. Mücadeleyi örgütlemek yerine yönetti. Toplumsal enerjiyi büyütmek yerine denetledi ve sınırladı. Bugün karşı karşıya bulunulan durumun bir boyutu da budur.

Bu nedenle Özgür Özel’in önündeki sorun basitçe bir liderlik sorunu değildir.  İki ayrı siyaset tarzı ve yolu arasında hangisinin tercih edileceğidir.

CHP’yi tasfiye etmeye çalışanlar yalnızca parti yönetimini değiştirmek istemiyor. CHP Kürtler başta gelmek üzere toplumsal dinamiklerden uzaklaştırılmak,  bir rezonans ihtimali ortadan kaldırılmak istenmektedir. Bunun için önce yargı devreye sokuldu. Ardından polis baskısı görünür hale geldi. Şimdi parti içi mekanizmaların yeniden düzenlenmesi gündemde. Süreç bu şekilde ilerlediğinde sıradaki adımların daha sert olacağını görmek zor değildir.

Tam da bu nedenle mesele yalnızca CHP’nin nasıl kurtulacağı değildir.

Asıl mesele CHP’nin nerede kurtuluş arayacağıdır.

Son dönemde CHP’nin karşı karşıya geldiği iki kritik siyasal eşikte takındığı tutumlar bu sorunun cevabını bulmak bakımından açıklayıcı olabilir.

Birinci kriz anında CHP’nin adresi Saraçhane olmuştu. İmamoğlu’na yönelik müdahalenin ardından ortaya çıkan enerji yalnızca bir partiye sahip çıkma refleksinden ibaret değildi. Saraçhane kısa süreliğine ve henüz olgunlaşmaktan uzak olsa da farklı toplumsal dinamiklerin ortak zemini haline geldi. Gençler, kadınlar, emekçiler, sosyalistler, Kürtler ve demokratik kamuoyunun farklı kesimleri aynı meydanda buluştu. Oradaki güç CHP’nin kurumsal kapasitesinden değil, toplumun biriktirdiği itirazdan besleniyordu. Saraçhane’de ortaya çıkan şey seçimlerin dışında ve ötesinde CHP’nin kendi sınırlarını aşabildiği ölçüde büyüyebildiğini ve etkili olabildiğini gösteren bir örnek olarak kayıtlara geçti.

Butlan kararı sonrasında yaşanan ikinci büyük krizde ise bu kez CHP Genel Merkezi, Meclis ve Anıtkabir çizgisinde bir mekânsal sembolizm oluştu. Bu tercih ilk bakışta yalnızca bir mekân değişikliği gibi görünebilir. Oysa gerçekte farklı siyasal yönelimin sembolü.

Saraçhane toplumun enerjisine yaslanan, farklı toplumsal dinamiklerle temas kuran, kendisini aşarak büyüyen bir siyaset ihtimalinin görünümüyken Genel Merkez-Meclis-Anıtkabir partiye, örgüte, kurumsal hafızaya ve tarihsel meşruiyete yaslanan bir savunma hattı ve siyasi yönelim ihtimali olma riski taşıyor.

Tam da burada son dönemde sıkça kullanılan “baba ocağı” metaforu üzerinde yeniden düşünmekte yarar var.

Baba ocağı güven verir. Bir çatı sunar. Geleneği ve sürekliliği temsil eder. Fakat aynı zamanda sınırları bellidir. İçeri girenin nerede duracağı, nasıl davranacağı ve ne kadar ileri gideceği büyük ölçüde önceden belirlenmiştir.

Bugün CHP’nin önemli bir bölümü kurtuluşu bu çatının altında arıyor. Mahkemelerde, kurultay hesaplarında, parti mekanizmalarında ve geçmişten devralınan kurumsal meşruiyette…

Oysa Saraçhane’nin işaret ettiği başka bir imkân vardı.

Metaforu sürdürerek açmak gerekirse eğer baba ocağı devlet geleneğinin ve kurumsal sürekliliğin sembolüyse, toplumsal muhalefet de bir tür ana kucağıdır. Çünkü ana kucağı yalnızca koruyan değil yeniden üreten bir yerdir. İnsan hayata orada başlar. İlk nefesini orada alır. Yeniden doğuş imkânı orada saklıdır.

Toplumsal muhalefet de böyledir. Kürt halkının demokrasi mücadelesi, emekçilerin direnişleri, kadınların özgürlük arayışı, gençliğin gelecek talebi ve toplumun farklı kesimlerinde biriken adalet özlemi burada birbirine değebilir. Yeni olanın filizlenebileceği zemin buradadır.

Bugün CHP’nin önündeki tarihsel soru tam da burada düğümleniyor.

CHP Saray rejiminin tasfiye operasyonu karşısında yalnızca baba ocağının duvarlarına çekilerek mi ayakta kalmaya çalışacak yoksa kendisini toplumsal muhalefetin ana kucağında yeniden kurmanın yollarını mı arayacak?

Saldırının büyüklüğü düşünüldüğünde CHP’nin yalnızca kurumsal reflekslerle direnmesi giderek zorlaşmaktadır. Dahası kurucusu olmaktan gurur duyduğu devletin yerinde yeller esmektedir. Dolayısıyla CHP’yi ‘kurtaracak’ şey daha güçlü bir bürokratik savunma hattı değil, kendisini aşan toplumsal güçlerle yeni bir siyasal ortaklık kurabilmesidir.

Bu noktadan sonra CHP’nin önündeki temel soru artık “Parti nasıl geri alınır?” değildir.

Asıl soru şudur: CHP kendisini tasfiye etmeye çalışan siyasal projeye karşı yalnızca bir parti olarak mı direnecektir, yoksa kendisini aşan toplumsal-demokratik bir cepheyle buluşmayı mı tercih edecektir?

CHP’nin yalnız başına direnme kapasitesi giderek daralmaktadır. Parti içindeki mücadele ile sokaktaki mücadele birbirinden kopuk yürütüldüğü ölçüde yenilgi ihtimali büyümektedir. Tam tersine Kürt hareketinden emek mücadelesine, gençlikten kadın hareketine kadar toplumsal muhalefetin farklı damarlarıyla ortaklaşabildiği ölçüde yeni bir siyasal imkân ortaya çıkabilir.

Türkiye’nin önündeki mesele artık yalnızca iktidar değişimi değildir. Asıl mesele yüz yıllık tekçi devlet paradigmasının restorasyonu ile demokratik bir gelecek arasındaki mücadeledir.

CHP de bu yol ayrımındadır.

Ya kendisini yeniden kuruluş reflekslerine teslim edecek, daha dar, daha ulusalcı ve daha devletçi bir hatta çekilecektir.

Ya da bütün çelişkilerine rağmen toplumsal muhalefetle birleşerek demokratik dönüşümün parçası olmayı deneyecektir.

Asiye’nin çıkmazı, kurtuluşu hep kendisini koruyacağını söyleyen yapılarda aramasıydı.

CHP’nin önündeki tehlike de budur.

 

 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Küba’yı hırpalamak: Trump’ın rüyası ve kâbusu

Sonraki Haber

Dêrsim’de mevsimlik ekonomi çözüm mü?

Sonraki Haber

Dêrsim’de mevsimlik ekonomi çözüm mü?

SON HABERLER

Kobanê Üniversitesi heyetinden Frankfurt Üniversitesi’ne ziyaret

Yazar: Yeni Yaşam
3 Haziran 2026

Bolivya: Şenlikli demokrasi

Yazar: Yeni Yaşam
3 Haziran 2026

Bizim çocuklar devrede

Yazar: Yeni Yaşam
3 Haziran 2026

Barışın pusulası hukuk

Yazar: Yeni Yaşam
3 Haziran 2026

Demokratik toplum inşasında dil ve çerçeve

Yazar: Yeni Yaşam
3 Haziran 2026

Dêrsim’de mevsimlik ekonomi çözüm mü?

Yazar: Yeni Yaşam
3 Haziran 2026

CHP nasıl kurtulur?

Yazar: Yeni Yaşam
3 Haziran 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır