Kadınların çalışma yaşamında karşılaştığı baskı ve zorlukların yanı sıra verdiği mücadeleye dikkati çeken Kocaeli İSİG Meclisi üyesi İlkay Deniz Torun, kazanımları koruma noktasında mücadelenin sürdürüldüğünü belirtti
8 Mart Dünya Kadınlar Günü hazırlıkları sürerken, Türkiye’de kadınların işgücüne katılımı ve istihdam oranları hâlâ düşük seviyelerde kalıyor. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 2025 yılı sonunda kadın istihdam oranı yaklaşık yüzde 32 civarında seyrederken, geniş tanımlı kadın işsizliği yüzde 37,2 ile en yüksek işsizlik kategorisi oldu. Çalışma yaşamındaki kadınlar ise ücret eşitsizliği, güvencesizlik, mobbing, kreş hakkına erişim sorunları ve ayrımcı politikalar nedeniyle çok yönlü hak ihlalleriyle karşı karşıya kalıyor.
Kocaeli İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) üyesi İlkay Deniz Torun, 8 Mart’ta giderken kadınların toplumda ve iş yerlerinde yaşadığı eşitsizliğe dair değerlendirmelerde bulundu.
Kadınların ciddi bir yoksullaştırma politikasıyla karşı karşıya olduğunu belirten İlkay Deniz Torun, “Yalnız kadınlar değil çocuklar dahi evin geçimini sağlamak çalışmak zorunda kalıyor. Bunu özellikle Sosyal Güvenlik Kurumu’nun açıkladığı istatistiklerden ve iş cinayetlerindeki ölüm oranlarından rahatlıkla görebiliyoruz. Bunun son örneği Kocaeli Dilovası’ndaki Ravive Kozmetik adlı parfüm tesisinde çıkan yangında gördük” dedi.
Çalışma yaşamı
Kadınların iş alanında da fiziksel ve psikolojik şiddetin yanı sıra tacize maruz kaldığını belirten İlkay Deniz Torun, “Bunlar, istatistiklere iş kazası ve iş ölümü gibi değil, adli vakalar gibi yansıdığı için verilerinin tutulması kolay değil. Geçtiğimiz günlerde bu ülkede bir günde altı kadın cinayete kurban gitti. Dolayısıyla artık yaşam hakkımız için mücadele etmek zorunda kalırken, güvenliğimiz dahi sağlanmazken çalışma koşullarımızın ne kadar toplumun gerisinde kaldığını görebiliyoruz. Türkiye’de, işçi sınıfının çalışma koşulları ve ekonomik durumu bu kadar kötü bir durumdayken kadınların iyi olduğunu söylemek imkansız. Ancak ne kadar tespit edilse de kadınların mobinge maruz bırakıldığını, hamilelik nedeniyle işten çıkarmaların olduğunu, işe alınırken ‘doğum yapar’ diye kadın yerine erkekleri tercih ettiklerinin örneklerini defalarca gördük. Kadınlar, çok çalışkan olabilir veya işini daha iyi yapabilir ama iş hayatında yer edinmesi bir erkeğe göre çok daha zor” dedi.
8 Mart’a çağrı
Kadınların kazanımlarını koruma noktasında ilerlemeye çalıştığına dikkati çeken İlkay Deniz Torun, şöyle devam etti:
“Artık günden güne kazanımlarımızı ve birbirimiz korumaya yönelik hareket ediyoruz. 8 Mart bir direniş günüdür. Kadının ve emeğin direniş günüdür ve kadınlar için önemli bir gündür. Diğer yıllardan farkı da her geçen yıl daha fazla birbirimize tutunmaya ihtiyaç duymamızdır. Bu yıl, 2025 yılından daha umutlu olmaya ihtiyacımızın olduğu bir yıl. Bu nedenle kadınların el ele olduğu daha kalabalık bir 8 Mart’ı kutlamak istiyoruz.”
Kaynak: MA









