• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
27 Mart 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Ahmet Güneş

Israr eden başlangıç

4 Kasım 2022 Cuma - 23:00
Kategori: Ahmet Güneş, Yazarlar

Ülkemizin adı uzun, bu yüzden mücadelesi de uzun. Böyle başladı hikâye. Yaşananlar hikâye olur mu? Hikâye yaşamdan yana mı? Burada bu denli sıradan bir soru değil. Her gün şahit ol, her daim tanık gibi yaşa, her yerde anımsa. Tüm bunlar olurken yani dünya dönerken, yaşamak nerede saklanıyor, diye diye kahreden bir soru daha peyda oluyor.

Cevabını bulamamış her soru başka sorular doğurur. Bu bir gerçek. Yıldızlar kadar uzak gibi görünen ama her zaman yakınımızda bir mayın gibi patlayan, insanı sarsıp dağıtan bir alışkanlık. Alışmak, alışverişten, alıp veremeyişten güç alıyor. Sıradan bir hengâme, ömür boyu sürer. Hem de burada ömür hiçbir yerdekine benzemezken.

Dünyanın dışına çıkıp baktım bir an. Dedim bu nasıl çirkin bir hapishane, burada mı kalıyoruz? Dünya evdir diyenlere sinirlendim, evi yakmak istedim. Dışında olunca, yakamıyorsun, içeriye dönmek lazım, dedim yine. Bir evi, bir devleti, bir dünyayı içindeyken yakmak lazım.

Sonra insan olduğumu hatırladım, acziyetimi dünyaya baka baka bir daha gördüm. Dışarıda olmak, içeride kalmaktan beterdir dedim. Dediğime inanarak dünyayı taklit ettim, döndüm ben de. Hayıflanmak kâr etmiyor, kahrolmak derman olmuyor. Düşünmek ve düşünemediğini aramak, budur ayna, dünyaya bakıp ona benzemek.

Kafestir bir ömür, bu kadar çırpınan bir söz, kanat çırpıyor işte. Uçmak aslında bir sanmak. Düşerken yanıldığını anlamak. Bu da bir sanat, birçok benzeri var; anlatmak, yazmak, resmetmek, ses vermek. Ölüye ağıt olan bir uğurlama da artık bir sanat. Bizim iflah olmamız için yeni bir Big Bang şart.

Huyunu vurup üzerine toprak atmalı bugünün, buraların. Nefes aldığımız her yere anıtlar dikip, hepsinin yerle bir edilmesini alkışlamalıyız. Vahşetin dehşet veren rengini, beklemenin unutma kuyusunda kaldığını, özgürleşmenin hassas dengesini, henüz keşfedilmiş bir kefede tartmak borcu olduğunu birbirimize tembihleyelim.

Israr bir istikbal vaat eder, istikrar bir sıkılmaya tekabül eder. Hayıflanalım inşa edilmiş her umuda, iftira atalım her kaygıya. Çürümüş tesellilere bir dua, bir serenat hatta bir sitem bulalım. Bu çöl gibi bir gelecek. Bilemediğimiz her şeyde kaybolmanın sıradanlığı ve bildiğimiz her yerde asimile olmanın örgütlü anahtarı elimizdeyken, hey biz, nereye böyle?

Ziyan edilmiş bir milyon yıl, mahvedilmiş milyonlarca yıl diler. Budur sakındığından saklanmak. Ağrı bölüşülmüyor burada. Ağrı hissedildiği yerde coğrafyanın kederi gibi kendini gösteriyor. Doğru ya, göstermek gösteriye dönüşmüştü kaç zamandır.

Bakmalar ve görmeler birbirinden ayrılalı çok oldu. Görmenin serencamı, bakmanın hezeyanı, iç içe karışarak yitirildi. Yitirilmek veya yitirmek, ayrı ayrı acıların beşiği. Sersemleten bir tokat, rüzgâr gibi esiyor. Kimisi üşür, kimisi serinler. Mevsimleri ayrıcalıklı ve ayırımcı diye ikiye bölen yıllar, herkese ayrı yollar çiziyor.

Bahtiyarız, kahrımızda kaybolmadık, kahrımızla kaydolduk diye. Gelsin gelsin, sakınmadan, ezberi ile yavşamış dünyanın alacakaranlığı, gündoğumu ve bizi temsil eden günbatımı. Hoş geldin aynı hayat, ezberinden sıkıl artık.

Haftanın kitap önerisi: Walter Benjamin, Bin Dokuz Yüzlerin Başında Berlin’de Çocuk Olmak / Çeviri: Tevfik Turan, Yapı Kredi Yayınları

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

‘Kimyasal konuşulmasın istiyorlar’

Sonraki Haber

Doğa, sanat ve vicdan…

Sonraki Haber

Doğa, sanat ve vicdan...

SON HABERLER

Rojava’da tiyatro günü ve Yekta Herekol’un mirası

Yazar: Yeni Yaşam
27 Mart 2026

Kâğıttan beyinli emperyalizm

Yazar: Yeni Yaşam
27 Mart 2026

Bir Kürdün ölümü ve barış zamanları

Yazar: Yeni Yaşam
27 Mart 2026

Paranın gürültüsü yoksulluğun sesi

Yazar: Yeni Yaşam
27 Mart 2026

İran’ın Kürt sınavı: Çıkış ya da çöküş

Yazar: Yeni Yaşam
27 Mart 2026

Çarşı Amedspor’a karşı

Yazar: Yeni Yaşam
27 Mart 2026

Bêdlîs’te ev baskınları: Gözaltına alınanların ifade işlemleri tamamlandı

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mart 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır