• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
14 Ocak 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Manşet

Barış İçin Toplumsal Girişim: Toplumdaki güvensizlik adım atılmasıyla aşılır

17 Kasım 2025 Pazartesi - 14:16
Kategori: Manşet, Politika

Barış İçin Toplumsal Girişim, Meclis Komisyonu’na gönderdiği raporu açıklayan bildirisinde ‘Toplumun barış talebi yüksek olmakla birlikte güvensizlik egemen. Bu durum ülkenin ve bölgenin geleceğini ilgilendiren böylesine önemli bir konuda kalıcı barış için elzem olan, çeşitli toplum kesimlerince benimsenmesini önlüyor’ diyerek gerekli adımların atılması çağırısında bulundu

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısı, PKK’nin feshi ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin geri çekilmesi bütün gelişmeler devletin adım atması temelinde ilerlerken, gözler yasal ve siyasal düzenlemelerde. Toplumsal kesimler de bu anlamda çağrılarına devam ediyor.

Bu amaçla, Barış İçin Toplumsal Girişim, Meclis’te kurulan komisyona sürece ilişkin hazırladığı raporda yer alması için Meclis Genel Kurulu’na sunulmak üzere bir bildiriyi yayınladı. Bildiride, Türkiye’de barış içinde bir arada yaşama imkânını tam anlamıyla gerçekleştirebilmek için paha biçilmez bir değer taşıdığına dikkat çekilerek, hazırladıkları maddelerin komisyon raporunda yer alması gerektiğine vurgu yapıldı.

Güvensizlik var

Kürt sorunun demokratik çözümü için komisyonun önemine atıfta bulunulan açıklamada, komisyonda birçok kesimin dinlenildiği ancak hukuk dışı uygulamaların sürdüğü ifade edilerek, “Toplumun barış talebi yüksek olmakla birlikte güvensizlik egemen. Bu durum ülkenin ve bölgenin geleceğini ilgilendiren böylesine önemli bir konuda kalıcı barış için elzem olan, çeşitli toplum kesimlerince benimsenmesini önlüyor” ifadelerine yer verildi.

Komisyonun raporu önemli

Bu koşullarda sürecin, barış için atılması gereken adımlar kadar, hak ve özgürlükler, adalet ve hukuk açısından eksikliklerinin önemine dikkat çekilen açıklamada, “Yanlışlıkları ve zaafları da dikkate alındığında Komisyon’un Meclis’e sunacağı rapor daha büyük bir önem kazanıyor” denildi.

Barış İçin Toplumsal Girişim, komisyonun raporunda yer almasını istedikleri taleplerini şu şekilde sıraladı:

  • “İçinde bulunduğumuz sürecin Türkiye’de barış içinde bir arada yaşama imkânını tam anlamıyla gerçekleştirebilmek için paha biçilmez bir değer taşıdığının bilincinde olarak, TBMM Genel Kurulu’na sunulmak üzere hazırlandığı bildirilen Komisyon Raporu’nda yer alması gerektiğini düşündüğümüz hususları dikkatlerinize sunmak isteriz.
  • Öncelikle belirtmek isteriz ki, raporda, ‘millî dayanışma, kardeşlik ve demokrasi’ kavramlarının birlikteliğinin gerektirdiği vazgeçilmez bir koşul olarak, başta Türkiye’nin taraf olduğu AİHS’ni siyasi amaçlarla suiistimal ettiğine hükmetmiş olan AİHM ve AYM kararları olmak üzere, kesinleşmiş fakat uygulanmayan mahkeme kararlarının, yürürlükteki Anayasa ve Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uyarınca derhal uygulanması gerektiği vurgulanmalıdır.
  • Raporda, bir olağanüstü hal tedbiri olarak, ‘geçici’ ve ‘istisnai’ olması gerekirken kalıcı ve normal bir uygulama haline getirilmiş olan kayyım uygulamalarının sonlandırılması gerektiğine işaret edilmeli ve bunlara ilişkin kararların yürütme ve idare ile yargı organları tarafından ivedilikle yürürlüğe konulması talep edilmelidir. Bu, yalnızca demokratik hukuk devletinin gerekleri bakımından değil sürece yönelik toplumsal desteğin artması bakımından da hayati önem taşımaktadır.
  • Raporda özellikle son dönemde ağırlıklı olarak CHP’li yerel yönetim organlarına yönelik operasyonlara son verilmesi, bunlarla ilgili yargı süreçlerinin ilgili AİHM ve AYM içtihadında vurgulanan evrensel hukuk ilke ve kurallarına uygun bir tarzda yürütülerek, görevden alınan seçilmiş yerel yönetim organlarının görevlerine iadesi talebi de yer almalıdır. Adalet duygusunu ortadan kaldıran siyasallaşmış yargı uygulamasına son verilmelidir.
  • İktidarın seçimle el değiştirmesi imkânının varlığı demokrasinin asgari olmazsa olmaz koşuludur. Buna bağlı olarak, ülkenin seçmen tabanı en geniş, buna bağlı olarak iktidar değişimi için en güçlü siyasi parti konumundaki CHP’nin, İBB’ye yönelik yargı sürecinde açık bir biçimde engellenmeye çalışılması, Türkiye’de demokrasinin sonunu getirmeye yönelik bir girişimdir. Rapor, bu girişimin kabul edilemezliğini ve demokratik hukuk devletine yaraşır bir yargı sürecine dönülmesi gerektiğini, en güçlü şekilde vurgulamalıdır.
  • Komisyon, sürecin yasal düzenlemeyi gerektiren konuları ile ilgili olarak, öncelikle kendisini feshetmiş olan örgüt mensupları ile ilgili özel bir “geçiş hukuku” düzenlemesini, toplumsal ve siyasi hayata demokratik katılım olanaklarını da içerecek şekilde formüle etmeli ve bu doğrultuda feshedilen örgütün kurucusuyla da Komisyon olarak temas edilmelidir. Böyle bir temasın, “milli dayanışma, kardeşlik ve demokrasi” yönünde olumlu bir toplumsal duygudaşlığın tesis edilerek sürecin toplumsal meşruiyetini pekiştireceğine inanmaktayız.
  • Feshedilen örgüt mensuplarından olsun olmasın, hasta tutukluların bir an önce tahliyesi ile birlikte, yine örgüt mensubu olsun olmasın, ayrım gözetilmeksizin tüm siyasi hükümlü ve tutukluların yararlanacağı genel siyasi af düzenlemesi gerçekleştirilmelidir.
  • Keza, AİHM’nin Abdullah Öcalan’ın da aralarında bulunduğu ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm edilmiş kişilerin yararlandırılmaları gereken “umut hakkı” ile ilgili kararlarının gereğinin yerine getirilmesi talep edilmelidir. Kamu oyunda “umut hakkı” olarak ifade bulan bu hususun A. Öcalan dahil dört kişinin başvurusuyla ilgili bir AİHM kararından kaynaklandığı, bu nedenle bağlayıcı nitelik taşıdığı ve en son Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 15-17 Eylül 2025’teki toplantısında Türkiye’yi uyardığı gerçeğine ilâveten “umut hakkı” konusunun, sürecin ihtiyaç duyduğu toplumsal meşruiyetin güçlenmesi yönünde de büyük bir değer taşıdığı unutulmamalıdır.
  • Gerçekleştirilmesi gereken yasal düzenlemeler ile ilgili olarak, tüm Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının ifade ve örgütlenme özgürlüklerinin önündeki engelleri kaldırmaya yönelik hukukî düzenlemeler arasında ağırlıklı bir yeri olan Terörle Mücadele Kanunu’nun, başta temel hak ihlâllerine sebep olan terör tanımı olmak üzere, insan hakları ve özgürlükleriyle bağdaşmayan hükümlerinin ilgasının sağlanması, toplantı ve gösteri hakkı ile ilgili mevzuat yanında, internet ve medya alanlarında sansürcü yasakçı uygulamalara yol açan mevzuatın da demokratik hukuk devletinin gereklerine uygun olarak yeniden düzenlenmesi ile olağanüstü hâl dönemindeki kararnâmelerin yasalaştırılması yoluyla mevzuatın bir parçası hâline gelmiş olan anti-demokratik hükümlerin ayıklanmasının gerçekleştirilmesi yer almalıdır.
  • Sonuç olarak, adını ister ‘terörsüz Türkiye’ ister ‘barış ve demokratik toplum’ olarak koyalım, insan hakları ve temel özgürlüklerle, Türkiye’nin uluslararası insan hakları hukukundaki yükümlülükleriyle uyumlu bir hukuk devletinin uygulamada kendisini var etmesinden başka bir yol olmadığı ortadadır.
  • Yaygınlaşan ve derinleşen yoksulluğun bir şiddet türü halini aldığı mevcut durumda, kaynakların adil bölüşümüyle birlikte savaş ve operasyonlara ayrılan dev bütçenin kamusal ihtiyaçlara aktarılması imkânı barışın önemli sonuçlarından biri olacaktır. Hızla içine sürüklenen felaketle insanca yaşama umudu arasındaki eşikte durduğumuz bu momentte ülkenin ve bölgenin sorunlarının barış ve demokrasiyle aşılacağının bilincinde olarak, görüşlerimizin dikkate alınması gerektiğini en güçlü şekilde ifade ediyoruz. Yaşanan bütün acı ve yıkımlardan sonra bu ülke onurlu bir barışı ve demokrasiyi hak etmektedir. “

HABER MERKEZİ

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

COP30 Belem: Aldatmaca sürüyor!

Sonraki Haber

Hamas Gazze’de derinleşen insani felaket için ‘acil müdahale’ çağrısı yaptı

Sonraki Haber

Hamas Gazze'de derinleşen insani felaket için ‘acil müdahale’ çağrısı yaptı

SON HABERLER

İran’da katliam iddiaları: Yaralı göstericiler hastanelerde öldürülüyor

Yazar: Yeni Yaşam
14 Ocak 2026

İran’dan ABD’ye uyarı: Suudi Arabistan, BAE ve Türkiye’deki üsler hedef alınabilir

Yazar: Yeni Yaşam
14 Ocak 2026

DSG’den Dêr Hafir açıklaması: Bölge sistematik biçimde savaşa sürükleniyor

Yazar: Yeni Yaşam
14 Ocak 2026

İran’da protestolar: Belucistan eyaletinde gözaltı sayısı 560’a yükseldi

Yazar: Yeni Yaşam
14 Ocak 2026

HTŞ ve Türkiye destekli grupların Dêr Hafir’a askeri sevkiyat arttı, köyler bombalanıyor

Yazar: Yeni Yaşam
14 Ocak 2026

Koçyiğit: Eşitliği tanınmayan hiçbir düzen istikrar üretemez ve ayakta duramaz

Yazar: Yeni Yaşam
14 Ocak 2026

İran’da protestolara katılan genç gözaltında işkenceyle katledildi

Yazar: Yeni Yaşam
14 Ocak 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır