Yaşamının 36 yılını Özgür Basın’a veren Hüseyin Aykol için anma töreni düzenlendi
Ankara’daki evinde 14 Ekim’de geçirdiği beynin kanaması sonrası hastaneye kaldırılan gazetemiz Yeni Yaşam’ın hem okur temsilcisi hem yazarı olan Hüseyin Aykol 1 Ocak’ta tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.
Yaşamının 36 yılını Özgür Basın’a veren Hüseyin Aykol için Çankaya Belediyesi Yılmaz Güney Sahnesi’nde tören gerçekleştirildi.

Hüseyin Aykol’un cenazesi, çalışma arkadaşları ve sevenleri tarafından omuzlanarak anma yapılacak tören salonuna getirildi. Tören salonun sahnesine konulan cenaze tabutun üstüne kırmızı karanfiller konuldu, mumlar yakıldı. Tabutun üstüne ayrıca bugünkü manşetinde Hüseyin Aykol’a yer veren ve aynı zamanda çalıştığı gazete olan Yeni Yaşam Gazetesi’nin sayısı da konuldu. Gazete manşetinde, “Basının devrimci öncüsünü kaybettik” ifadeleri yer aldı. Tören salonuna, “Özgür Basın’ın devrimci çınarı, seni unutmayacağız. 1956-?” pankartı asıldı.
Törene Hüseyin Aykol’un çalışma arkadaşları, ailesi ve sevenleri ile çok sayıda yurttaş, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Selman Çiçek, Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MGK) üyeleri, Türkiye Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası (Disk Basın İş) Genel Başkanı Turgut Dedeoğlu, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz, Tevgera Jinen Azad (TJA) aktivisti Sebahat Tuncel, çok sayıda milletvekili de katıldı.

Uğurlama töreni Nezahat Doğan’ın açılış konuşmasıyla başladı, ardından Hüseyin Aykol için hazırlanan sinevizyon gösterimi yapıldı.
Sinevizyon gösteriminin ardından DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Faik Özgür Erol, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Hüseyin Aykol için gönderdiği mesajı okundu. Ardından yıllarca sesi olduğu zindanlarda tutulmaya devam eden tutsakların mesajı okundu.
Anma Hüseyin Aykol’un eşi Nuray Çevirmen’in yaptığı konuşmayla devam etti. Nuray Çevirmen, “80 gün boyunca bekledim, 80 gün boyunca da onunla konuştum. Ne var ne yok onunla hep sohbet ettim, onun beni duyduğu inancını hiç kaybetmedim. Özellikle Özgür Basın çalışanları hiç ama hiç beni yalnız bırakmadılar. Ona vade etmiyorum ama ona Sadi Şirazi’nin bir şiiri ile seslenmek istiyorum” dedi:
“Şimdi nasıldır bahçemin hâli ey bahar meltemi, söyle
Çünkü bülbüller figan ediyor, böyle gamlı telaşlı
Gül nedir ki senin can alıcı güzelliğin karşısında
Sen çiçekler arasında, dikenler içindeki gül gibisin
Ey şifa kaynağı mücevher, hastalarına bir bak,
Merhem elinde fakat bizi yaralı bırakıyorsun
Bir ömür daha lazım vefatımızdan sonra,
Çünkü bu ömrümüzü sadece umutlanarak geçirdik.”
Bakırhan: Çok şey öğrendik

Ardından konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Hüseyin Aykol’u uzun yıllardır tanıdığını belirterek, “Değerli arkadaşlar ben de Hüseyin yoldaşı uzun yıllardır tanıyorum. Ankara’da dönem dönem çok uzun mesailerimiz oldu. Yurt dışı seyahatlerimiz oldu. Çeşitli etkinliklere katıldık. Emin olun yani söylediğim hiçbir şeyde zerre kadar bir abartı yok. Ben hayatımda böylesine mütevazi, böylesine işine bağlı, disiplinli düşünebiliyor musunuz? İşyeri açılmadan ilk kapıya giden günlerce, aylarca, yıllarca Hüseyin Aykol’dur. O kadar işine sevdalı. O kadar yaptığı işin ne kadar değerli olduğunu bilen yazıda her kelimenin toplumda nasıl bir karşılık oluşturacağını bilen bir bilinçle, bir inatla, bir irade ile çalışan bir yoldaşımızdı. Çok şey öğrendik. Mütevaziliği ile geçmişteki deneyimiyle, bıraktığı tecrübesiyle bizlere çok şey öğretti. Sinevizyonda aynen şöyle diyor Hüseyin Yoldaş ‘Ben Kürt halkına borçluyum.’ Düşünebiliyor musunuz? 50 yılını vermiş, 10 yılı aşkın süre cezaevinde kalmış, dümenlerin kırıldığı, fırtınalarda insanların düştüğü sırtını hakikate, gerçeğe döndüğü bir süreçte 40 yıldır hakikate doğru dümeni kırmadan fırtınadan, rüzgârdan, zulümden yılmadan gemiyi hakikate ulaştırmaya çalışan bir insan ben Kürtlere borçluyum diyor. Ben de bir Kürt olarak diyorum ki Hüseyin yoldaş sen bize değil biz sana borçluyuz. O borcumuzu özgür bir ülke yaratarak, demokratik bir ülke yaratarak Kürt’ün, Alevi’nin eşit yurttaşlar olduğu bir ülke yaratarak sana, Apê Musa’ya, Gurbetelli Ersöz’e, Nagihan’lara ve Nazımlara vereceğimizin sözünü veriyorum. Tekrardan hepimizin başı sağ olsun. Başta çalışma arkadaşlarının başı sağ olsun. Ailesinin başı sağ olsun. Hüseyin yoldaşımızı kalbimizin en kutsal yerinde yaşatacağımızın sözünü veriyorum” diye belirtti.
Altay: Onurunu lekeleyecek hiçbir şeyi kabul etmezdi
Daha sonra Hüseyin Aykol’un arkadaşı Aytunç Altay söz aldı. Aytunç Altay, Hüseyin Aykol’un gençlik yıllarında verdiği mücadeleye, tutuklanmasına ve işkenceye uğramasına işaret etti. Hüseyin Aykol’un 45 gün boyunca işkenceye uğradığını hatırlatan Aytunç Altay, cezaevinden çıktığı gibi tekrar sokaklarda mücadele etmeye devam ettiğini söyledi. Aytunç Altay, “Onurunu lekeleyecek hiçbir şeyi kabul etmeyen bir yoldaşımızdı” diye konuştu.
Aytunç Altay, Hüseyin Aykol’un çalıştığı dergi ve yayınlara dikkat ekerek, Hüseyin Aykol’un bu sıralarda Kürt Özgürlük Hareketi ile tanıştığını söyledi. Aytunç Altay, “Bu yoldaşımız, verdiği mücadele ile arkasında mücadeleyi yürütecek çok sayıda genç yoldaşını bıraktı. Onu uğurlarken yaşasın devrim, yaşasın sosyalizm diyorum” diye kaydetti.
Ergül: Bir geleneğin devamcısıydı
Çalışma arkadaşı, yazar ve gazeteci Haydar Ergül ise, “Hüseyin arkadaş, çok farklı şeyler çağrıştırıyor. Dile kolay, 70 yıllık bir mücadele. Sosyalizme akan bir kişilikten bahsediyoruz. Kamuoyunda Özgür Basın kimliği öne çıkmıştır, bir de onun sosyalist bir kimliği vardır. 52 yılı pratik mücadele içinde geçmiştir. Sosyalizme akan 70 yıllık bir hayattan söz ediyoruz” diye konuştu.
Haydar Ergül, PKK’nin ilk kadrolarından olan Kemal Pir ve Hakki Karer’e işaret ederek, Hüseyin Aykol’un bu iki ismin oluşturduğu geleneğin bugünkü temsilcisi olduğunu söyledi. Haydar Ergül, “Türk ulus devleti, herkesin Türk olarak görüldüğü ve Kürt demenin suç olduğu, hatta öyle bir hale gelinmiştir ki Kürdün kendine Kürdüm diyemediği bir dönemde Kemal Pirler ile başlayan bir gelenek var. Hüseyin Aykol’un birinci temel özelliği bu geleneğin devamcısı olmasıydı. Amaç ve hedeflerinde ısrarlıydı, çok sakin gözükürdü ama bazı nehirler vardır çok sakin akar ama gittiği yerleri değiştirir. Hüseyin arkadaş tarihsel bir kişiliktir. Çok derin bir emekçidir. 70 yaşında hala çalışan ve ilk büroyu açan bir isimdi. İlk kapıyı açıp çay koyan arkadaşımızdı. Binlerce tutsağın gözü, kulağı ve sesi olmuştur. Yapma iradesi yüksek olan ve halkların birliğine inanan bir kişilikti. Hüseyin arkadaş aynı zamanda bir hafıza, belekti. Yeni süreci inşa ederken kişiliğinden öğrenecek çok şey vardır” dedi.
Törende Özgür Basın emekçilerinin mesajını gazetemiz Yeni Yaşam çalışanı Reyhan Hacıoğlu okudu. Mesajda, ‘Rêya te rêya me ye…’ denildi.
Yapılan konuşmaların ardından Aykol’un çok sevdiği ve Kitora’ya ait olan Caravansary türküsü çalındı. Aykol, daha sonra meslektaşları tarafından omuzlanarak defnedilmek üzere Karşıyaka Mezarlığı’na götürüldü.
HABER MERKEZİ








