AKP-MHP iktidarının sürece ve Rojava’ya yönelik yaklaşımının güven vermediğini belirten Kongre-Gel Eş Genel Başkanı Remzi Kartal, ‘Rojava’ya yaklaşım, Kürt sorununun çözümüne yaklaşımın ölçüsüdür’ dedi
Kongre-Gel Eş Genel Başkanı Remzi Kartal, devletin ve siyasi partilerin sürece yaklaşımı ve Kürt tarafının beklentilerine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. ANF’den Serkan Demirel’in sorularını yanıtlayan Remzi Kartal, Türkiye’nin Rojava’ya yönelik yaklaşımına ve saldırılara ilişkin de konuştu.
AKP hükümetinin Rojava’ya yönelik yürüttüğü politika ve Rojava’ya yaklaşımı, Kürt sorununa yaklaşımının genel çerçevesini ortaya koyduğunu belirten Remzi Kartal, “Rojava’daya yaklaşımı nedir? Rojava’daki kazanımların tasfiye edilmesi ve Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin -yalnızca Kürtlerin değil; Arapların ve orada yaşayan tüm halkların- Şam merkezli HTŞ rejimine kayıtsız ve şartsız teslim edilmesi dayatılmaktadır.
Kürtleri imha etmeye çalışan anlayış
Bu yaklaşım aynı zamanda Türkiye’deki Kürt sorununa bakışı da netleştiriyor. Suriye’de Kürtleri imha temelinde HTŞ’ye teslim etmeye çalışan bir anlayışın, Türkiye’de Kürt sorununun demokratik çözümünden ne anladığını buradan görmek mümkündür. Bugüne kadar kamuoyunu ikna eden, gerçek anlamda demokratik bir çözüm yaklaşımı ya da somut bir öneri ortaya konulmuş değildir” dedi.
AKP-MHP hükümetinin Suriye politikası
“Rojava’ya yönelik tutum, Kürt sorununa yaklaşımın ölçüsüdür” diyen Remzi Kartal devamında şunları söyledi: “Bu noktadan hareketle şunu söylemek gerekir: Bu yaklaşımla bir sonuç alınamaz. Buradan bir çözüm çıkmaz. Türkiye bu politikada ısrar ettikçe hem kendi Kürt sorununu çözme hem de Türkiye’de ve bölgede demokratik bir çıkış yapma şansını riske atmaktadır.
Bu nedenle, yalnızca DEM Parti’nin ya da Kürtlerin değil; Türkiye’nin demokratikleşmesinden yana olan tüm kesimlerin, AKP-MHP hükümetinin Suriye politikasına ve Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ne yönelik tutumuna ciddi biçimde karşı çıkması gerekmektedir.
2026 özgürlük ve demokrasi yılı olabilir
Bu doğrultuda hem Türkiye içinde hem de bölgesel ve uluslararası alanda Kürt sorununun demokratik çözümüne yönelik desteğin ve mücadelenin büyütülmesi halinde, 2026 yılı gerçekten özgürlük ve demokrasinin kazandığı bir yıl olabilir. Umutlarımızı büyütmeliyiz. Süreci yalnızca ‘AKP ne yapıyor ne yapmıyor’ noktasına sıkıştırmamalıyız.
Özgürlüğün anahtarı halkların elinde ve mücadelenin kendisindedir. Mücadeleyi ve mücadele güçlerini büyüterek, sistemi -başta AKP ve MHP’yi- çözüm yönünde adım atmaya zorlamak mümkündür.”
HABER MERKEZİ









