Kürt halkına karşı tek merkezli bir politika yürütüldüğünü belirten PJAK Meclisi üyesi Mezlum Heften, ‘Halk ‘Jin, jiyan, azadî’ devrimiyle onurlu bir yaşamı seçmiştir. Amaçları, Önder Apo’nun çözüm projesinin önünü kesmek, bu projeyi sabote etmektir’ dedi
İran’da 28 Aralık 2025 tarihinde başkent Tahran’daki Büyük Çarşı’da ekonomik kriz ve baskılara karşı başlayan protestolar, çok geçmeden ülke geneline yayıldı. Eylemler Tahran’dan İsfahan, Meşhed, Şiraz, Kermanşah ve Kum başta olmak üzere 30’dan fazla kent ve 250’den fazla noktaya yayılarak büyüdü, siyasi taleplerle rejim karşıtı halk hareketine dönüştü. Rejimin saldırıları sonucu protestolarda binlerce kişi yaşamını yitirdi, on binlerce kişi yaralandı veya gözaltına alındı. İnternet kesintileri ve geniş çaplı baskıların uygulandığı ülkede halkın direnişi ise 25’inci gününde devam ediyor.
Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (Partiya Jiyana Azad a Kurdistanê-PJAK) Meclisi üyesi Mezlum Heften, ülkedeki gelişmeler ve son duruma dair konuştu.
‘Şehit ve yaralı sayısı çok yüksek’
Protestolarda katledilenlerin sayısının açıklanan verilerden çok daha fazla olduğunu belirten Mezlum Heften, şunları belirtti:
“Direnişçi ve başkaldıran tüm Kürt halkını selamlıyorum. Özellikle Loristan, İlam ve Kirmanşan halkını selamlıyorum. Devrimin tüm şehitlerini saygı ve minnetle anıyor, yaralılara da şifa diliyorum. Bugün yaşanan bir süreç var ve bu da ‘Jin, jiyan, azadî’ devriminin devamıdır. ‘Jin, jiyan, azadî’ devrimiyle halk onurlu bir yaşamı seçmiştir. Eylemler coşkuyla sürdürülüyor. Halk bizzat aldığı kararın arkasında duruyor ve hayata geçiriyor. Düşmanın iddia ettiği gibi ‘Dış müdahale var, Amerika ve İsrail işin arkasında’ söylemleri doğru değildir. Halk zulme ve haksızlığa karşı ayağa kalkmıştır. Kendisine yönelik şiddet uygulandığı için de tedbir almakta ve kendini savunmaktadır. İçinden geçtiğimiz süreç kritik bir süreçtir. Ancak şunu net biçimde görüyoruz; şehit ve yaralı sayısı çok fazladır. Özellikle genel olarak Kürdistan’da bu sayı oldukça yüksektir. Başta Senendec, Kamyaran, Kirmanşan, İlam, Loristan ve diğer bölgelerde bu durum daha da yoğundur.”
‘Savaş suçu işleniyor’
Rejim güçlerinin halka dönük insanlık dışı işkencelerine dikkati çeken Mezlum Heften, “Gözaltı sayısı çok fazla, işkence yaygın ve saygısızlık had safhadadır. Düşman, dış destekle özellikle Rusya ve Çin’in desteğiyle saldırmakta ve halkın dış dünyayla olan bağlarını koparmaya çalışmaktadır. Bu yapılanlar savaş suçudur. Halkı katliamdan geçirilmektedir. Öyle bir durum yaratılmıştır ki birini öldürüyorlar, ardından da rejimin öldürmediğini iddia etmeleri için zorla belge imzalatıyorlar. Özellikle PJAK üzerinden bilgi kullandırmaya zorluyorlar. Morgdaki cenazeler, ailelere para karşılığında veriliyor. Anladığımız kadarıyla halkımıza yönelik bir soykırım yürütülmektedir” dedi.
‘Çözüm Önder Apo’nun projesidir’
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan öncülüğünde başlatılan Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin Ortadoğu için bir fırsat olduğunu ancak bu çabaların engellenmeye çalışıldığını söyleyen Mezlum Heften,”Önder Apo bir proje ortaya koydu ve her geçen gün bu projenin doğruluğu, gerçekliği ve gerekliliği daha iyi görülüyor. Özellikle Kürdistan’da ve genel olarak dünyada savaş, talan, öldürme ve yok etme var. Bunun ilacı Önder Apo’nun projesidir. Önder Apo, düşünce ve felsefesiyle herkes için barış ve demokratik çözüm projesini geliştirdi. Bu proje Kuzey Kürdistan’da başladı ve tüm Kürdistan’da etkili oldu. Doğu Kürdistan ve İran üzerinde de etkisini gösterdi. Bu projenin ilerleyebileceği temel zemin Doğu Kürdistan ve İran’dı. Herkes bugün savaşın ve yıkımın kontrolden çıktığını gördü. Önder Apo, düşünsel, felsefi ve stratejik olarak bu sorunun barışçıl çözümüne ulaşmış durumdadır. Stratejik olarak esas olan, bu meselenin çözülmesidir. Rojhilat Kürdistan’da bu durum netleşmiş ve anlaşılmıştır. Ancak düşman ya da işgalci devletler, bu düşünce ve felsefenin önünü kesmek için farklı yöntemlere başvurmaktadır” ifadelerini kullandı.
‘Kürtlere karşı tek merkezli politika üretiliyor’
Kürt halkının bir soykırımla karşı karşıya olduğunu söyleyen Mezlum Heften, şöyle belirtti:
“Bugün Kürtlere karşı yürütülen şey katliamdır. Doğrudur, bu katliamın bir kısmı Rojhilat Kürdistan’da, bir kısmı da Rojava’dadır. Şêxmeqsûd ve Eşrefiye’de yaşananlar buradakilerden çok da farklı değildir. İşgalci, katil ve faşist bir akıl genel olarak Kürt halkını yok etmek istemektedir. Esasında Kürtlere karşı tek merkezli bir politika yürütülmektedir. Neden? Çünkü Kürtler dünya çapında özgürlük ve demokrasinin öncülüğünü yapmaktadır. DAİŞ döneminde bu faşist zihniyet dünyaya yayılmak istiyordu ancak Kürtler buna engel oldu. Ağır bedeller ödendi. Kürtler bu bedeli tüm dünya adına ödedi. DAİŞ zihniyeti sadece Kürdistan’da kalmadı; dünyanın birçok yerinde patlamalar yaptı, insanları katletti, kafa kesti. Aynı zihniyet bugün yeniden canlandırılıyor. Halep’te ve Rojava’da yaşananlar esas olarak Doğu Kürdistan ve İran’daki ayaklanmanın önünü kesmeyi hedefliyordu. Bunun öncülüğünü kim yapıyor? Türk devleti.”
‘Rojava’ya saldırılar çözümü sabote etmeye dönük’
Rojava’ya dönük saldırıların Barış ve Demokarik Toplum Süreci’ni sabote etmeye dönük olduğunun altını çizen Mezlum Heften, şöyle devam etti: “Türk devleti bu saldırılarla hem İran rejimine askeri ve siyasal desteğini göstermek istedi, hem de Önder Apo’nun çözüm projesinin önünü kesmek istedi. Esas hedef bu projeyi sabote etmek. Çözüm arayışının önünü kestiler. Bu nedenle katliamlar gerçekleştirdiler ve müttefiklerine destek sundular. Çünkü bir ayaklanma olduğunu biliyorlar ve bunun kendilerini de etkileyeceğinin farkındalar. Kamuoyu şunu bilmelidir; ilan edilen seferberlik sadece Rojava için değil, genel bir seferberliktir. Türk devletinin arkasında durduğu DAİŞ zihniyeti 2011’den beri sürmektedir. Bu da hem Kürtlerin hem de tüm özgürlük yanlılarının seferber olması gerektiğini göstermektedir.”
‘Rejim gerçekleri görmelidir’
İran rejiminin halkın talepleri karşılamazsa daha büyük tehlikelerin önünün açılacağını belirten Mezlum Heften,“Bu halka karşı yapılanlar meşru değildir. Halk sadece kendi hakkını istiyor, başka bir şey istemiyor. İnsan gibi, özgürce yaşamak istiyor. Halkın talebi budur. Bunun cevabı kurşun değildir; işkence, tutuklama ve öldürme değildir. Eğer böyle olursa, halkın kararı da farklı olur. Halk kararını vermiştir. ‘Jin, jiyan, azadî’ devriminde kararını ortaya koymuş ve ‘ölümden korkmuyoruz’ demiştir. Her şehit yeni bir direnişin sebebi olmaktadır. Bu nedenle rejim bazı gerçekleri görmeli ve bilmelidir.”
‘Kürt halkının ihtiyacı birliktir’
Kürt halkının en büyük ihtiyacı birlik olduğunu belirten Mezlum Heften, şöyle konuştu:
“Kürtler ne zaman birlik olmuşsa, bunun sonuçlarını almıştır. Bugün Kürtler arasında bir birlik oluşmuştur. Bu birlik artık İran’daki tüm halklar arasında da gelişmiştir. Çünkü acıları, sorunları, talepleri ve hedefleri ortaktır. Şimdi Ortadoğu ve bölgeyi yeniden dizayn etme çabaları vardır. İran’ın kendisi de bu sürecin içindedir; dünya değişiyor. Değişime direnmek, beraberinde daha sert bir değişimi getirir. Eğer akılcı davranılırsa diyalog gelişirse değişim olur. Sorun ancak halkla diyalog yoluyla çözülebilir. Ateşle, kurşunla konuşursanız, dış müdahalenin zeminini daha da büyütürsünüz. İran bugün bir değişim sürecindedir ve bu değişim demokratik olmak zorundadır. Halkın talepleri esas alınmazsa, değişim zorla gerçekleşir.”
Haber: Zeynep Durgut / MA









