• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
1 Ağustos 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Aziz Tunç

Kritik müzakere

1 Ağustos 2026 Cumartesi - 23:00
Kategori: Aziz Tunç, Yazarlar

İki yıl önce başlamış olan barış ve demokratik toplum süreci, başta Kürt halkı olmak üzere Türkiye halklarının temel gündemi olma özelliğini sürdürüyor. Sayın Öcalan’ın ısrarlı ve yaratıcı çabalarıyla süreç adım adım da olsa ilerletilmiş ve yasallaşma noktasına gelmiştir.  Bu koşullarında haftanın başında sorun çözüldü, çözülecek derken yeni bir krizle hafta sonuna girildi.  Bu kriz önemli, çünkü iki anlayış, demokrasi ile anti- demokratik anlayışlar tartışılmakta, sürecin en kritik noktaları müzakere edilmektedir. Beklenen ve olması gereken, barış ve demokratik toplum projesinin ruhuna uygun bir sonucun ortaya çıkmasıdır.

Ne olup bittiğine dair kulislerde çeşitli bilgiler dolaşmaktadır. Ancak bunun yerine sorunun aksamasına yol açan temel noktaya bakmak daha uygun olacaktır. Sürecin aksamasının temel nedeni, demokratik olmayan bir perspektifle ve istismarcı bir yöntemle soruna yaklaşmaktan kaynaklanmaktadır.

Devleti yöneten güç odağı, sorun çözme sorumluluğuyla hareket etmek yerine, devletin gücünü kullanabilme imkanının verdiği refleksle soruna yaklaşmaktadır. Böyle olunca da doğru ve gerekli olanı yapmaktan kaçınarak kısa vadeli, dar yaklaşımlarla sorun ele alınmaktadır.

Devlet, bu yaklaşımıyla, Kürt hareketini ve Kürt halkını, güçsüz, zayıf ve iradesiz göstererek demokratik olmayan bir çözümü kabul etmeye zorlamak istemektedir.  Böylece süreç istediği gibi giderse, zafer elde etmiş gibi göstermek istemektedir. Kürtler bu dayatmaları kabul etmezlerse, o zamanda yaşanacak olumsuzluklardan Kürtleri sorumlu ilan ederek, Kürtlere saldırmanın olanaklarını elinin altında tutmak istemektedir.

Öte yanda süreci sabote etmek isteyen devlet içindeki güçlerin, bu yaklaşıma uygun olarak kullandıkları temel argüman ise, farklı kelimelerle olsa bile, “toplumsal hassasiyetler” diye ifade edilmektedir.

Sürecin ilerlemesini istemeyenlerin her derde deva misali bu argümanı kullandıkları bilinmektedir. Yurt dışında gelecek olanlar ve silah bıraksalar bile PKK’liler, demokratik siyaset yapamazlar, siyasal tutsaklar özgürleştirilemezler, Sayın Öcalan’ın statüsü yasal güvenceye alınamaz, ana dilde eğitim hakkı, Kürt halkının varlığının anayasal güvenceye kavuşturulması söz konusu olamaz. Hasılı bütün bunlar ve Kürtlerin diğer demokratik talepleri “toplumsal hassasiyet var” denilerek bastırılmaya çalışılmaktadır.

Öncelikle ve altını kalın çizgilerle çizerek belirtmek gerekir ki bu argüman, kötü niyetle geliştirilen ve yaygınlaştırılan bir şehir efsanesidir, gerçek değildir.

Birincisi, devlet kışkırtmadığı, sürekli düşmanlık yaymadığı, negatif tanımlamalarla ötekileştirmediği sürece bu topraklarda barışa karşı çıkacak hiçbir toplumsal grup yoktur. Devlet kışkırtmasın, polis/asker evladını kaybetmiş olan Karadenizli, Akdenizli, Orta Anadolulu her anne ile Kürt anne, çok kolay barışacak, birbirlerinin yaralarına merhem olacaklardır. Hatta devlet özel olarak tahrik etmediği sürece, hiç kimsenin Öcalan’ın koordinatörlüğüne ve serbest kalmasına hiçbir itirazı olmayacaktır.  Hele ki gerçekler halklara doğru anlatılsın. Gerçeğin böyle olduğunda herkes adı kadar emin olabilir

Dolayısıyla barışa engel gibi sunulan “toplumsal hassasiyetlerin” hiçbiri, barışa engel değildir. Yüz yıldır isyanların, direnişlerin, soykırımların yaşandığı bir sorunda, “toplumsal hassasiyetlerin” barışa engel olduğunu iddia etmek, yalandır, çözümden kaçmaktır.  Bu iddialar, süreci benimsemeyen, başarılı olmasını istemeyen, savaş taraftarlarının süreci bloke etmek amacıyla ileri sürdükleri iddialardır.

İkincisi, bu savaşta Türkiye halkları da büyük acılar yaşadılar. Çeşitli halkların gencecik evlatları, asker, polis ve görevli olarak hayatlarını kaybettiler. Evet. Bu acılara ortak olmak her insanın görevi ve sorumluluğudur.

Peki, gencecik Kürt savaşçıları ölmediler mi? Kürtler faili meçhul ölümlerle yok edilmediler mi? Binlerce köyü boşaltılanlar Kürtler değil miydi? Milyonlarca Kürt sürgünlerde yaşamak zorunda kalmadı mı?

Acıları yarıştırmak doğru değildir, denir. Doğrudur. O zaman acıların varlığını barışın önüne bariyer olarak koymak da yanlıştır. Acıları, istismar etmek, tek taraflı ve abartılı göstermek de yanlıştır.

Her şeye rağmen gerçek olan şu ki bu savaşın acısını yaşayan iki tarafın birisi olan Kürtler, önderleri Sayın Öcalan’ın çağrısına uydular, barışa ikna oldular ve kararlılıkla barışın olmasını istemektedirler.

Savaşın diğer tarafı olan Türk devleti ise süreci, yavaşlatmaya, saptırmaya çalışmaktadır.

Türkiye halklarını temsil ettikleri iddiasında olan siyasal güçler ise düşmanlığı derinleştirmeye, yaygınlaştırmaya çalışmakta kışkırtıcılık yapmaktadırlar. Halbuki savaş tamtamları çalmasalar, Türkiye halklarının da barıştan ve demokrasiden yana tutum almaları hem çok mümkün hem de sanılandan çok kolaydır.

Bütün bunlara rağmen Kürt halkı ve Sayın Öcalan barış ve demokratik toplum sürecinin başarısını sağlamakta kararlıdırlar. Sürecin karşıtları bilsinler ki Kürt halkı ve Önderi Sayın Öcalan, onların tahmin ettiklerinden daha fazla güçlü, daha fazla örgütlü ve daha fazla sonuç almaya yakındır.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Eğer iktidar süreci tıkarsa bunun müeyyidesi ne olabilir?

Sonraki Haber

Elkê şebekesi de ortaya çıkacak mı?

Sonraki Haber

Elkê şebekesi de ortaya çıkacak mı?

SON HABERLER

Moskova’da patlama: 3 kişi hayatını kaybetti

Yazar: Yeni Yaşam
1 Ağustos 2026

Gençlik meclisinden Gazi mahallesinde uyuşturucuya karşı çağrı

Yazar: Yeni Yaşam
1 Ağustos 2026

Elkê şebekesi de ortaya çıkacak mı?

Yazar: Yeni Yaşam
1 Ağustos 2026

Kritik müzakere

Yazar: Yeni Yaşam
1 Ağustos 2026

Eğer iktidar süreci tıkarsa bunun müeyyidesi ne olabilir?

Yazar: Yeni Yaşam
1 Ağustos 2026

Kuyu Tipleri, infaz yakmalar ve tecrit

Yazar: Yeni Yaşam
1 Ağustos 2026

Hatimoğulları Munzur Festivali’nden seslendi: Geçiş dönemi sağlanmalı

Yazar: Yeni Yaşam
1 Ağustos 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır