Şık Makas Tekstil fabrikasında çalışan işçilerin, aylardır ödenmeyen maaşlar ve güvencesiz çalışma koşulları nedeniyle başlattıkları direniş 112. gününde sürüyor. İşçiler, tüm talepleri karşılanana kadar mücadeleden vazgeçmeyeceklerini söyledi
Duygu Kıt
Tokat Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan, resmi kaynaklara göre Türkiye’nin İSO 500 endüstriyel kuruluşu içinde yer alan Şık Makas Tekstil fabrikasında çalışan 405 işçinin 7 Ekim 2025 tarihinde başlattığı direniş devam ediyor. İşçiler, ücretlerin eksik ve gecikmeli yatırılması, ağır ve sağlıksız çalışma koşulları, kadın işçilere yönelik mobbing ve iş güvencesinin ortadan kalkması nedeniyle üretimi durdurarak fabrika önünde eylem başlatmıştı. Tüm baskı ve engellemelere rağmen taleplerinden geri adım atmayacaklarını belirten işçiler, direniş sürecinde birçok kazanım elde ettiklerini ancak sürecin henüz tamamlanmadığını kaydetti. Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası (BİRTEK-SEN) öncülüğünde direnen Şık Makas işçileri, gazetemize konuşarak, yaşadıkları sürecin yalnızca kendi sorunları olmadığını, güvencesiz ve düşük ücretle çalıştırılan binlerce işçinin ortak gerçeğini yansıttığını belirterek yetkilileri sorumluluk almaya çağırdı.
‘Kadınlar psikolojik şiddete uğruyordu’
Direnişteki işçilerden BİRTEK-SEN İşçi Temsilcisi Buse Kara, dört yıldır Şık Makas’ta kaliteci olarak çalıştığını belirtti. Kara, özellikle kadın işçilere patron tarafından yoğun baskı uygulandığını belirterek işçileri direnişe götüren nedenleri şöyle anlattı:
“Asgari ücret şartlarında çok ağır koşullarda çalışıyorduk. Zorunlu şekilde sürekli mesai vardı. Haftada beş gün mesaiye kalıyorsak üç gününü ancak alıyorduk. Mesaiyi kesintiye giriyor deyip vermiyorlar, bordroda da vermiş gibi gösteriyorlardı. Mobbing çok fazlaydı. Kimi ağır işleri zorla kadınlara yaptırmaya çalışıyorlardı. Ütü aslında bir erkek işi. Kadınlar ütüye gitmek istemediğinde ya kadınların bölümü değişiyor ya çıkışla tehdit ediliyorlardı. Eğer kadınlar amirine haber vermeden rapor alırsa veyahut da işte gelmemezlik yaparsa bölümü değişiyor ya da tekrardan erkek işlerine sürülüyordu. Tuvalet süresi beş dakikaya, namaz süresi on dakikaya indirilmişti. Yemekhanede günde bir kere bir kepçe yemek veriliyordu, fazlası istediğinde kesinlikle verilmiyordu. Yaşı büyük kadınlara karşı özellikle bir küçümseme vardı. ‘Siz buradan başka yerde ekmek bulamazsınız, bu işi yapmak zorundasınız’ denilerek kötü şartlara mecbur bırakılıyorlardı.”
‘Son hakkımızı alana kadar’
İşe iade görüşmelerinde patron tarafından sadece 60 kişilik bir liste dayatıldığını ve bunu kabul etmediklerini söyleyen Kara, gelinen süreci şu şekilde paylaştı:
“Biz direnişe başladığımızda taleplerimiz kodların kaldırılması, içerideki aylıkların yatırılması ve tazminatlarımızı almaktı. Şu an içerideki maaşlarımızdan çoğunu kaldık, ekim ayının maaşı içeride kaldı. Ben ve dört arkadaşım hariç, kodlar kaldırıldı. İşçiler işsizlik maaşına bağlandı. Şu an tazminatlarımız, içeride kalan yıllık izin ücretlerimiz ve mayıs ayından bu yana yatırılmayan bireysel emeklilik sigortalarımızın ödenmesi için direnişimizi sonuna kadar sürdüreceğiz.”
‘Direnişimizle kazandık’
İki yıldır Şık Makas’ta son işlem bölümünde çalışan ve iki çocuğunun bakımını sağlayan Sare Karaca da ağır çalışma koşullarını hatırlatarak, “Elimizden geleni yapsak da sürekli azar işitiyorduk” dedi. Direnişin yaşadıklarına karşın kendilerine güç verdiğini vurgulayan Karaca şunları ifade etti:
“Şefler kendi yancılarının hatalarını, yanlışlarını görmezden geliyor, çalışana baskı yapıyorlardı. Bir ara mola tamamen kaldırılmıştı. Sadece 8 saat içinde yarım saat yemek molası vardı. Ben ip temizleme bölümündeydim. Ama erkeklerin yaptığı ütüye gönderilip hiç bilmediğimiz makineleri kullanmamızı söylerlerdi. Buna karşın hiçbir iş güvenliği yoktu. Burada kar var, hava koşulları olumsuz, üşüsek de sobamızın başında oturuyor, direnişimize devam ediyoruz. Aynı şekilde mahkemeler açılmaya başladı. İşsizlik maaşı bağlandı, onunla idare etmeye çalışıyoruz. Geri kalan haklarımızı ödemek için dört taksit teklif ettiler ama kabul etmiyoruz. Çünkü onlara hiçbir şekilde güvenmiyoruz. Biz haklarımızı direnişimiz sayesinde adım adım geri almaya devam ediyoruz. Sürecimiz devam ediyor. Kazanacağız çünkü biz haklıyız.”









