• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
29 Ocak 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Manşet

Dilan Dîlok: Kürt halkı topyekûn serhildana gitmeli

29 Ocak 2026 Perşembe - 00:00
Kategori: Manşet, Ortadoğu, Söyleşi

Rojava’daki son durumu Qamişlo’da bulunan gazeteci Dilan Dilok ile konuştuk

Kürtler şu anda sadece çetelerle ya da Şam’la savaşmıyor. Türk Devleti’yle de savaşıyor, çünkü savaş uçaklarıyla destek sağlıyorlar bunlara, yine keşif uçaklarıyla, SİHA’larla destek sağlıyorlar, öyle bir durum da söz konusu. Ama tüm bunlara rağmen gerçekten çok güçlü bir direniş var burada

Nesli Şahiner

Ortadoğu’daki halklara, en başta da kadın ve çocuklara nefes olan, özgür ve eşit bir yaşamın mümkün olduğunu gösteren Rojava, 6 Ocak’tan bu yana Türkiye’ye bağlı SMO ve HTŞ/IŞİD çetelerinin saldırısı altında. Özellikle de Kobanê kenti büyük risk altında. Elektrik, su ve internet kesintisinin olduğu, ilaç ve gıda sıkıntısının yaşandığı Kobanê’de 5 çocuk donarak yaşamını yitirdi.

Yanı sıra Rojava’da genel seferberlik ilan edilirken, Demokratik Suriye Güçleri ve halk, saldırılara özsavunmalarını kullanarak karşılık veriyor. Saldırılara karşı Kürdistan, Türkiye, Federe Kürdistan’dan başlayan protestolar ise tüm dünyaya yayıldı.

Rojava’daki son durumu ve yaşanan gelişmeleri, Qamişlo’da bulunan gazeteci Dilan Dilok gazetemize anlattı. 

  • Rojava’daki son durumu aktarır mısın, neler yaşıyorsunuz?

Burada herkes 7’den 77’ye silahlanmış durumda. Bunu sadece söylem olarak demiyorum. Gençler şu anda silahlanmış durumda, yaşlılar ve hastalar dahil cephelere gidemeyecek olanlar hepsi silahlı bir şekilde evlerini, mahallelerini koruyorlar. Böyle bir genel seferberlik durumu var. ‘Direneceğiz’ diyorlar. Hem hegemonik güçlerin hem de uluslararası güçlerin yaklaşımına bakıldığı zaman da şu net bir şekilde anlaşıldı; gerçekten Ortadoğu’da yeni bir dizayn kararı alındı. Bu bir komplo sürecidir, farklı bir şey olarak ele alınmamalıdır. Burada Kürtlerin soykırımdan geçirilmesi hedefleniyor. Bu gözle bakıyoruz yaşanan duruma. Bu çeteler ne kadar ilerleyebilecekler o da ayrı bir meçhuliyettir. Çok çete grubu var burada. HTŞ’si ayrı, SMO’su ayrı, 76. Tugay, işte Sultan Murat Tugayı var, ismini bile hatırlayamadığımız çete grupları var. Özellikle Halep saldırılarından bu yana dışarıdan yabancı uyruklu çok fazla çete getirilmiş durumda bölgeye ve bu çeteleri de farklı güçler yönetiyor, kendi içerisinde de bir kargaşa hali var. Bir grubu Türkler yönetiyor, bir grubu HTŞ, bir grubu uluslararası güçler yönetiyor. Yani senin gidip görüştüğün ya da anlaşmaya vardığın bir çete grubuyla olmuyor, hepsiyle görüşüp anlaşman gerekiyor. Mesela bir çete grubuyla anlaşsan da Türklerin çeteleri buna karşı çıkabiliyor. Tamamen muhatap olabileceğin bir şey yok yani, o hale gelmiş durumda. Kendi içinde de çatışmaları yaşıyorlar ve bu süreçte de bu yaşanıyor. Çeteler yer yer yenilgi aldıkları zaman geri çekiliyorlar, bu sefer de Türkiye’ye bağlı çeteler devreye giriyor. Kürtler şu anda sadece çetelerle ya da Şam’la savaşmıyor. Türk Devleti’yle de savaşıyor, çünkü savaş uçaklarıyla destek sağlıyorlar bunlara, yine keşif uçaklarıyla, SİHA’larla destek sağlıyorlar, öyle bir durum da söz konusu. Ama tüm bunlara rağmen gerçekten çok güçlü bir direniş var burada.

  • Rojava’ya saldıran çetelerin ortaya koyduğu vahşete rağmen Türkiye’de milliyetçi, ırkçı yaklaşımlar yükseldi. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsun? 

Ben cumhuriyetçi ve laikçi olduklarını söyleyip de bu çetelere destek verenlere özellikle daha çok tepki duyuyorum. Bu çeteler geldiğinde ilk hedefleri onlar olacaktır. Türkiye’de İslami ya da dini kullanan tayfa da zaten onlardan rahatsız. Yani bu kişiler nasıl bu kesimi destekleyebilirler, aklım almıyor. Sırrı Süreyya Önder’in bir sözü var ya, ‘Kürtler şeytanla savaşsa, şeytana tapacak bir kesim var’ diye, tam bu zihniyetle yaklaşıyorlar. Bunların ki milliyetçilik değil, sadece Kürde düşmanlıktır, Kürt düşmanlığıdır. Ama alttan da konuşunca ‘Kürtlerle kardeşiz’ diyorlar. Hayır, kardeş değilsiniz. Siz Kürtlerin soykırıma uğratılmasından haz alan, vahşet dolu bir zihniyete sahipsiniz, biz artık onlara güvenmiyoruz.

  • Kadın düşmanı çeteler, kadın savaşçılara karşı insanlık dışı saldırılarda bulunuyor. Bu durum nasıl etkiliyor kadınları?

Rojava ya da Kuzey ve Doğu Suriye’yi ele aldığımızda biz hep kadın devrimi olarak tanımlıyoruz, o bilinçle yaklaşıyoruz her şeye. Ortadoğu gibi bir yerde, küçük bir parçada kadınlar bütün alanlarda en önde yer alıyorlar, keza şu anda da öyle. Şu anda da en ön cephelerde yer alanlar yine kadınlardır. Kobanê’de Arin Mirkan’ın, en son Halep’te Deniz Çiya’nın şehadetinde onlarla kendilerini özdeşleştiriyor kadınlar. Her birimiz birer Deniz Çiya olarak kendimizi tanımlayıp halk için mücadele etmek çabasındayız. Şöyle bir durum var; eğer bir toplumu yok edeceksen, önce kadını yok etmen gerekiyor. Çünkü toplumu inşa edecek olan kadındır. Kadınlar eğitiyor, kadınlar değiştiriyor toplumu. Bugün bir kadın özgürse, onun yetiştireceği çocuklar da eşi de onunla birlikte yaşayanlar da özgür olacaktır. Bu bilinçle bu inançla şu anda burada yaşıyoruz. Ve bu kirli çete yapıları da zaten bunun farkındalığıyla kadınlara dönük saldırı düzenliyorlar. Çok eskiye de gitmeyelim, Halep’teki ve şimdiki saldırılara bakın, özellikle kadınlara yönelik çok daha iğrenç bir yaklaşım söz konusu. İşte kadınları binadan atıyor, YPJ’li kadının saçını kesiyor, kendine ödül olarak alıyor yani kadın için bir saçın ne kadar önemli olduğunun bilinciyle özellikle onu alıp insanların gözüne sokuyor, bunu bir zafer olarak görüyor. Kadının saçını kadının namusu olarak gösteriyor. Yani aslında gerçekten korkuyorlar kadınlardan, çok korkuyorlar. Çünkü biliyorlar kadın özgürleştikçe çevresini özgürleştirecek, kadın güzelleştikçe çevresini güzelleştirecek, kadın bilinçlendikçe dünyayı bilinçlendirilecek, bunun farkındalığıyla kadınlara bu kadar yoğun saldırıyorlar. Biz kadınlar bunun farkındayız. Kadınlardan müthiş korkuları var ve o nedenle saldırıyorlar, kadınlar da bunun bilinciyle daha moralli bir şekilde savaşıyorlar, daha moralli şekilde alanlara çıkıyorlar. Yani farkındayız, korkuyorlar ve onların eceli olacağız. Yani artık o aşamaya geldik.

  • Bir çetenin kadın savaşçının saçını kesip servis etmesinden sonra kadınlar tepki olarak saçlarını örmeye ve bunu yayınlamaya başladılar. Bu durum size nasıl yansıyor?

Aslında burada da etkinlikler düzenledi kadınlar, hashtag açtılar buna ilişkin. Bence gerçekten çok güzel bir şeydir. Ben de saçım kısa olduğu için ilk defa pişmanlık duyuyorum, katılamadığım için. Bundan sonra kesmeyeceğim saçımı, çünkü çok güzel görüntüler geliyor ve insanlar hayranlıkla izliyor. Kadınların dayanışması, destek mesajları öyle büyük moral kaynağı oluyor ki buraya. Bazı videolarda da bazı kadınlar saçlarını önce örüp sonra saçını kesiyorlar, ben kesmeye karşıyım. Tam aksine bırakın saçlarınız daha gür, daha örgülü bir şekilde olsun. Bırakın onlar saçlarınızdan korksunlar, saçlarınız onların kabusu olsun.

  • Rojava’dan da buraya bir kampanya yansıdı; kadınların, ‘Ben öğretmenim ama aynı zamanda Rojava direnişçisiyim‘ ya da ‘Ben doktorum ama aynı zamanda Rojava direnişçisiyim’ dedikleri videolar gördük. Biraz bahseder misin bu kampanyadan?

Bu kampanya seferberlik ruhuyla gelişti. Sadece doktorlarımız, öğretmenlerimiz ya da öğrenciler değil bu seferberliğe, bu kampanyaya katılanlar. Şu anda bütün halk, bütün toplum, her alanda çalışanlar kendilerini birer devrimci ve direnişçi olarak tanımlıyorlar. Tam olarak bir halk direnişi yaşanıyor. Mesela bir doktor hem ameliyat yapıyor hem cephede savaşıyor, aynı zamanda yaralı olanları tedavi ediyor. Yani şu anda sadece savaşçılar savaşmıyor, ortaya konulan durum tamamen budur. Gerçekten muhteşem görüntülerdir. Yani bir anne bebeğini emzirirken aynı zamanda silahla mahallesini, sokağını, ülkesini korumak için nöbet tutuyor. Böyle bir atmosfer, böyle bir halk direnişidir burada yaşanan.

  • Oraya Türkiye’den, başka yerlerden destek olmaya gelen çok oldu mu?

Evet, oldu. Başur halkından çok gelen var. Mesut Barzani’nin bir yardım konvoyu vardı, onlar ulaştı buraya. Yanı sıra Türkiye’den Bakur’dan bir heyet geldi, onların görüşmeleri oldu. Başur’dan hala gelişler devam ediyor. Nusaybin’den gelenler de oldu. Aslında onlar kapıdan geçmeye çalıştılar ama geçemediler, buradaki halk sınırı geçti. Bunlar olurken Türkler de bir bayrak meselesi başlattılar, Nusaybin’den gelenler bayrağı indirdi diye. Oysa Nusaybin’den gelenler değildi, Qamişlo’da indirildi o bayrak. Buna rağmen orada bir genci yakalayıp işkence ettiler, onu günah keçisi olarak lanse ettiler. Bu çok üzücüydü.

  • Kürt halkı, Kürt kadınları her fırsatta Kürtlerin birlik olması gerektiğini dile getiriyor. Rojava’ya saldırılar başladıktan sonra bu konuda doğal bir gelişme yaşanıyor sanki…

Gerçekten müthiş bir birlik bilinci var şu anda halka yansıyan. Bu anlamda çok coşku ve moral var. Herkesin dilinde, ‘Kürtler bir oluyor, sonunda başarıyor muyuz’ var. Gerçekten biz Kobanê ruhunu tekrar yaşıyoruz, yani tamam artık Rojava’ya bir şey olmaz diyoruz. Başur’da Kobanê olaylarında bile bu kadar serhildanlar olmamıştı, müthiş bir ayaklanma var. Oradaki insanların tepkileri müthiş bir moral oluyor buradaki insanlara ve Kürtlerin artık birlik olabileceğine, birbirlerine sahip çıkacaklarına dair güçlü bir inanç gelişmiş durumda. Bir de şu var; halk birbirini sahipleniyor ama yönetim düzeyinde de ciddi bir sahiplenme gerekiyor. Çünkü artık buranın halkı uluslararası güçlere dönük bir çağrı yapmıyorlar dikkat ederseniz. Hepsi Kürtlere sesleniyorlar, ‘kendi kanımızdan olan insanlarımızı istiyoruz’ diyorlar. ‘Biz onlardan yardım bekliyoruz, başkasından değil’ diyorlar. Gerçekten bu son yaşananlar o birlik bilincini net bir şekilde ortaya çıkardı.

  • Rakka, Tabka ve Derezor çetelerin yönetimine girdi, özellikle kadın ve çocuklara ne olacak bundan sonra?

Evet, Arap halkını, Rakka, Tabka ve Derezor’u kaybettik ama şunun farkındayız; bu 1-2 yıl sonrasında belki tüm dünya da görecek, Araplar bin pişman olacaklar. Çünkü özgürlük fikrini tattılar. Özellikle kadınlar özgürlüğün ne olduğunu artık biliyorlar, çünkü evlerinden çıkamayan, köleleştirilmiş kadını biz dışarı çıkardık. Onlara ‘sen varsın, sen her yerde kendi sesinle olabilirsin’ dedik. Şimdi o kadınları tekrar aynı kölelik sistemine döndürülecekler ve buna ne kadar dayanabilecekler bilmiyoruz. Ama bu büyük ihanete rağmen Arap kesiminin yüzde 5’lik kesimi bizimle kaldı, gitmediler. Çalışmalarımızda yer alıyor, bizimle birlikte ses olmaya çalışıyorlar saldırılara karşı. Sonuç olarak burası kaybederse tüm dünya kaybedecek, bunun farkında olmak gerekiyor. Biz direneceğiz, halkımız da dirensin, bize ses olmaya çalışsınlar. Bize karşı olanlara da ‘bırakın’ diyoruz, ‘bırakın dini kökeni, ırkı, bilmem neyi, tamam destek vermiyorsan karşıt olma, gerçekliği yansıt en azından. Yani buradaki bu vahşi saldırganları kutsallarmış gibi yaymayın, gerçeği gösterin’ diyoruz.

  • Oradaki gerçekliği yaşayan, gören bir kadın olarak insanlara hangi mesajı vermek, hangi çağrıyı yapmak istersin?

Kobanê hakkında seslenmek, çağrı yapmak isterim. Tüm Rojava tehlike ve tehdit altında ama Kobanê şu anda bu açıdan çok daha önemli. Biz Qamişlo’dan bile oradan gelecek en küçük haberi bekliyoruz. Kobanê’de şu an hem elektrik hem su hem de internet yok, gıda konusunda çok zorluk çekiyorlar. Sağlık hizmetlerinde de büyük zorlanmalar olduğu bilgisi var. Biz de buradan yardım yollayamıyoruz, haber alamıyoruz oradan. Kobanê’nin gitmesi, Kürt halkının gitmesidir, bunun bilinciyle yaklaşmamız gerekiyor. Evet, tüm eylem ve etkinlikler bize çok moral oluyor ama Kobanê temelli eylemler gerekiyor aslında. Sınırlardan ayrılmamak gerekiyor, bunu sürdürmek, devamını getirmek gerekiyor. Sınırda gerekirse nöbet eylemleri yapmak gerekiyor, Kobanê halkını yalnız bırakmamak gerekiyor. Herkes şunun farkına varmalı; eğer Kobanê tamamen çembere girerse o halk soykırıma uğrayacaktır ve kimse de yetişemeyecek. Çünkü internet ve elektriği keserek, onlardan haber almayı keserek işe başladılar. Yani bu da yaşanabilecek bir vahşetin derecesini gösteriyor, orada ne yaşanacağını hiç kimse bilmeyecek, duymayacak. Herkesin bunun ciddi şekilde farkına varması gerekiyor. Kürt halkına topyekün bir serhildan gerekiyor. Bizim en büyük çağrımız da Kürt halkınadır; büyük bir serhildan, ikinci bir Kobanê ruhu yakalamamız gerekiyor. En büyük çağrımız, en büyük isteğimiz budur.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Rojava’daki saldırılar yeni Emeviciliğin saldırısıdır

Sonraki Haber

Umudun diyalektiği ve bir halkın dirilişi

Sonraki Haber

Umudun diyalektiği ve bir halkın dirilişi

SON HABERLER

KJK: Rojava ve İran’da soykırıma karşı halkların direnişi tarih yazıyor

Yazar: Yeni Yaşam
29 Ocak 2026

Dêrik’te halk saldırılara karşı gece nöbeti tutuyor

Yazar: Yeni Yaşam
29 Ocak 2026

Seferberlik çağrısıyla Rojava’ya giden Kerkûklu Ehmed Hêmin yaşamını yitirdi

Yazar: Yeni Yaşam
29 Ocak 2026

Fransa İran Devrim Muhafızları’nın ‘terör listesi’ne almayı destekleyecek

Yazar: Yeni Yaşam
29 Ocak 2026

Umudun diyalektiği ve bir halkın dirilişi

Yazar: Yeni Yaşam
29 Ocak 2026

Dilan Dîlok: Kürt halkı topyekûn serhildana gitmeli

Yazar: Yeni Yaşam
29 Ocak 2026

Rojava’daki saldırılar yeni Emeviciliğin saldırısıdır

Yazar: Yeni Yaşam
29 Ocak 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır