• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
4 Ağustos 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Emek-Ekonomi

İşçiler için yeni dönem: ILO 193

4 Ağustos 2026 Salı - 23:00
Kategori: Emek-Ekonomi, Manşet, Söyleşi
  • Kıvanç Eliaçık: Platform işçisinin karşısındaki en önemli sorunlardan biri artık kararların bir insan tarafından değil, algoritmalar tarafından verilmesi. Ücretin belirlenmesinden performans puanına, birçok süreç otomatik sistemlerle yürütülüyor
  • Başak Kocadost: ILO sözleşmesinde üye ülkelere uygulama konusunda önemli esneklikler tanıyor. Birçok maddede mesela ‘ulusal hukuk ve mevzuata göre’ benzeri ibareler var. Yani her ülke kendi ulusal hukuk ve mevzuatına göre yapacak
  • Mesut Çeki: Platformların kurye hesaplarını herhangi bir gerekçe sunmadan, tek taraflı ve algoritmik kararlarla askıya alması veya kapatması; kuryelerin en temel hakkı olan iş ve gelir güvencesini tamamen ortadan kaldıran en somut güvencesizlik alanlarından biridir

Deniz Bakır

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) platform ekonomisine ilişkin olarak 12 Haziran’da kabul ettiği 193 sayılı sözleşme, dijital platformlar üzerinden çalışan milyonlarca kişiyi çalışma hukukunun konusu haline getirecek değişiklikler yaratabilir. Kuryelerden temizlik ve bakım çalışanlarına, veri etiketleyenlerden yapay zekâ sistemlerini eğitenlere kadar geniş bir çalışma alanını kapsayan sözleşme, çalışanların hukuki statüsünden bağımsız olarak “dijital platform çalışanı” tanımını getiriyor.

Sözleşmenin önemli başlıklarından biri, çalışanın platformla yaptığı sözleşmede hangi sıfatla tanımlandığından çok, yaptığı işin gerçek niteliğinin dikkate alınmasını öngörmesi. Bu düzenleme Türkiye’de özellikle “esnaf kurye” modelini tartışmalı hale getirebilir. Zira kâğıt üzerinde bağımsız çalışan olarak gösterilen kuryeler, fiiliyatta platformun ücret politikasına, algoritmasına ve çalışma düzenine bağımlı durumda.

Diğer taraftan sözleşmenin muallakta bıraktığı pek çok konu var. Sözleşme çalışanın işçi olup olmadığı konusunda son sözü ülkelerin mevzuatına bırakıyor. Asgari ücret, iş masraflarının karşılanması ve sosyal güvenlik gibi başlıklarda da önemli farklılıklar ortaya çıkıyor. Bekleme sürelerinin çalışma süresinden sayılması ve parça başı ücret gibi platform ekonomisinin temel sorunları ise sözleşmenin nihai metninde karşılığını yeterince bulmuyor.

Peki ILO 193 Türkiye’de kuryeler başta olmak üzere platform temelli çalışan işçiler bakımından ne değiştirebilir?

Sendika uzmanı ve yazar Kıvanç Eliaçık, araştırmacı Başak Kocadost ve Kurye Hakları Derneği Başkanı Mesut Çeki, ILO 193’ün olası sonuçlarını ve Türkiye açısından önündeki mücadele alanlarını gazetemize değerlendirdi.

  • Platform ekonomisine ilişkin ilk uluslararası sözleşmeyi, klasik işçi tanımının dışında bırakılan milyonlarca çalışan açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kıvanç Eliaçık: Fransız şair Baudelaire’in dediği gibi: “Şeytanın en büyük marifeti, var olmadığına inandırmaktır.” Bugün platform şirketlerinin yaptığı da tam olarak bu. Platformlar, “İşçi sınıfı buharlaştı, herkes kendi işinin patronu oldu” söylemiyle kendilerini görünmez kılmak istiyor. Dijital araçların ve algoritmaların ardına gizlenen patron; iş kanunlarından, vergiden, kıdem tazminatından ve her türlü insani sorumluluktan kaçıyor.

ILO 193 sözleşmesiyle, bu görünmezlik hilesini engelleyecek önemli bir adım atılmış oldu. “Esnaf kurye” veya “bağımsız yüklenici” adı altındaki örtülü istihdam oyunlarına dur diyen bu sözleşme; kâğıt üstündeki, daha doğrusu ekrandaki, unvanlara değil, sahadaki fiili çalışma ilişkisine bakarak patronu resmen tespit edecek.

Ancak bu kazanım tek başına yeterli değil. ILO Konferansı’nda kabul oyu veren ülkeler, sözleşmeyi parlamentolarında hızla onaylamalı, yasaları ve yönetmelikleri buna göre düzenlemelidir. Sözleşmenin uygulanması; özellikle taşeron şebekeleri ve hesap kiralama cenderesinde acımasızca ezilen göçmen işçilere hayati bir yasal güvence sağlayacaktır. Sürecin hızlanması ve kazanımların kalıcı olması ise sendikaların elindedir. Sendikaların sadece açıklamalarla ve toplantılarla yetinmeyip sahada ve sokakta fiili eylemlerle müdahale etmesi gerekir.

Platform işçisinin karşısındaki en önemli sorunlardan biri artık kararların bir insan tarafından değil, algoritmalar tarafından verilmesi. Ücretin belirlenmesinden performans puanına, sipariş dağıtımından hesabın askıya alınmasına kadar birçok süreç otomatik sistemlerle yürütülüyor. ILO sözleşmesi bu kararların nasıl alındığının açıklanmasını ve bazı durumlarda insan tarafından yeniden değerlendirilmesini öngörüyor. Ancak bunun yeterli olup olmadığı tartışmalı.

  • Algoritmik kararlar karşısında işçiye gerekçeyi öğrenme ve karara itiraz etme hakkı getirilmesi, bu yeni patronluk biçimini gerçekten denetlemeye yeter mi?

Kıvanç Eliaçık: Algoritmik kararlara itiraz hakkı tek başına asla yetmez. Şirketler işe alımı, ücret belirlemeyi ve hesap kapatmayı kod satırlarına devredip kenara çekiliyor. Bu algoritmik sömürüyü ve güvencesizliği en ağır şekilde yaşayanların başında kadınlar geliyor. Ev temizliği, bakım işleri veya ekran karşısında içerik moderasyonu yapan kadın emekçiler; hem çevrimiçi şiddet ve tacizle yüzleşiyor hem de arka plandaki ayrımcı kodlar yüzünden derin bir ücret uçurumuna mahkûm ediliyor.

Sözleşmedeki “insan denetimi” şartı, şirketlerin formalite icabı tuttuğu göstermelik bir onay memuruyla geçiştirilemez. Kararı iptal etme yetkisine sahip gerçek bir insan denetimi zorunlu olmalıdır.

Devasa yazılımlara karşı bireysel itirazlar yetersiz kalır; algoritmalar toplu pazarlık masasına getirilmelidir. Nihai hedefimiz, görünmez patronların dijital altyapılarını kamulaştırmak; kuryelerin ve veri işçilerinin kendi yönettiği bir dayanışma ekonomisini kurmak olmalı.

  • ILO 193’ün ardından sahadaki kurye açısından somut olarak ne değişebilir? Sözleşmenin hangi hükümleri mevcut çalışma rejimini en fazla zorlayabilir?

Başak Kocadost: Öncelikle Türkiye’nin sözleşmeyi onaylaması gerekiyor. Bu sözleşmenin çıkması bile aslında iyi bir şey. Çünkü geçen seneki kongrede platform şirketleri bir sözleşme dahi istemiyorlardı. Bu konuda sadece bir tavsiye kararı olsun yeter, bir sözleşme olmasın diyorlardı. İşçi tarafının taleplerinden de bazı tavizler var tabii ama bir yandan sözleşme çıkmış oldu.

Burada bir “dijital platform çalışanı”, “dijital platform işçisi” diye bir tanım yapıldı. Ve bu; sadece kuryeleri de değil, platformlar aracılığıyla evlere gidip temizlik yapanlar, bakım yapanlar, kuryelik yapanlar, hem de yapay zekâyı eğitme, veri etiketleme vb. gibi işlerle yine tasarım, öğretmenlik gibi platform üzerinden yapılan işleri de kapsıyor. Yani yaptıkları iş tanınmış oldu bu şekliyle. Ve hukuki olarak işçi statüsü olup olmamasından bağımsız olarak bir bütün olarak belli haklar tanımlandı dijital platform işçilerine.

Bunların, kuryeler de dahil, işçi olup olmayacağının kararı ise ülkelere bırakıldı. Yani Türkiye’de onaylandıktan sonra Türkiye, mesela kuryelerin işçi olup olmadığına karar verecek. Sözleşme diyor ki üye devletler, çalışanların yaptıkları işin gerçek niteliğine bakarak sınıflandıracak. Yani platformla imzalanan sözleşmede ne yazdığı değil, yapılan işin niteliği dikkate alınarak yapılacak diyor. Ve sözleşmede diyor ki; eğer işçiyse, asgari ücret zorunluluğu, asgari ücretin altında olamaz diyor. İşte iş sırasında kullanılan ekipmanlar, yaptığı harcamaları, iş masraflarını şirket karşılamak zorundadır diyor. İşçi değilse de diyor bu konuda önlemleri almak işte devletlerin sorumluluğundadır diyor. Sosyal güvenlikle ilgili, platform çalışanları, benzer kategorideki diğer çalışanlardan daha elverişsiz olmayan koşullarda sosyal güvenlikten yararlanır diyor. Yani işçi sayılıyorsa diğer işçilerden, serbest çalışan sayılıyorsa serbest çalışanlardan daha elverişsiz olamaz. Yani sosyal güvenlik meselesi de ülkelere bırakılıyor. Ne yazık ki bu konuda şirketlere bir sorumluluk yüklememiş oluyor. Sadece kendi istihdam statüsündekilerden daha kötü durumda olamaz deniyor. Ki Türkiye’de de örneğin platform kuryeleri serbest yüklenici sayıldıkları için şahıs şirketi kurmak ve Bağ-Kur’lu olmak zorunda. Serbest statüsündekilerle aynı koruma ama sorun şu ki zaten serbest çalışmıyorlar.

Dolayısıyla nihayetinde bu sözleşmeler temel bir norm, asgari bir norm sağlıyor. Ve bir şeyin adını koyuyor. Ama asıl hikâye Türkiye bunu nasıl onaylayacak, onayladıktan sonra platform işçilerini nasıl sınıflandıracak? ILO sözleşmesinde üye ülkelere uygulama konusunda önemli esneklikler tanıyor. Birçok maddede mesela “ulusal hukuk ve mevzuata göre” benzeri ibareler var. Yani her ülke kendi ulusal hukuk ve mevzuatına göre yapacak.

Bu sözleşme platform şirketlerine, çalışana önceden hangi şeylerin otomatik kararla verildiği, hangi verilerin neden toplandığı falan hakkında bir bilgilendirilme yapılmasından bahsediyor. Ve daha sonrasında da senin işle ilgili kararlar, yani diyelim ki işten atıldın, bilmem ne yaptın, işte seni neye göre işe alıyor, seni neye göre puanlıyor, performans puanı, hesabını askıya aldı, kapattı vesaire cezalandırma yoluna gidildiyse diyor, bunlarda “uygun insan katılımı” olmalı diyor. Bu ifade muğlak tabii hem lehte hem aleyhte yorumlanabiliyor.

Yani işçiye, işçi temsilcisine ve varsa temsilci işçi örgütüne, işe alım öncesinde bir bilgilendirilme yapılmalı. Mesela bu şirketler, mahkeme kararları gereği yayınladıkları verilerde bile, işçilerin ücretlerini etkileyen algoritmalar hakkında minimum bilgi veriyor.

Ve onun dışında yakın bir tehlike, bir şey varsa işten kaçınma hakkını tanıyor.

Bir de beklenilen sürenin de çalışma süresine dahil edilmesi meselesi var. Şimdi şöyle bir şey var ya, yani kuryeye ona paket atılana kadar çalışmıyor görünüyor, paketi attığında işte o paket başı ücretle o işi yapıyor. Hani işte bu bekleme süreleri de iş süresi olarak sayılması vardı önceki taslakta. Son halinde bu yok. Ne yazık ki; parça başı ödemeye dair hiçbir şey yok. Zaten sınıflandırmayı ülkelere bıraktı, ülkeler karar verecek bunlar işçi mi diye. Ne yazık ki yani bu platform işinde amblematiği olan özellik paket başı ödeme, parça başı iş.

Çıkan sözleşme de hükümetler, platform şirketleri ve işçi temsilcileri taraflarının tartışmaları sonucunda çıkmış, yani budanmış bir metin. İşçilerin tüm taleplerini tabii ki yansıtmıyor. Yine de mücadelede bir merhale. Sözleşmenin arkasında dünyadaki çok çeşitli sendikaların, platform işçilerinin ve örgütlerinin diretmesi, ILO konferansında cebelleşmesi vs. var. Sonuçta bunun bir iş olduğu, bunların işçi olduğu kabul edilerek “dijital platform işçisi” diye bir tanım yapıldı. Dolayısıyla Türkiye’de bunun nasıl olacağı ve başka ülkelerde nasıl olacağı oradaki mücadeleler, işçilerin ne kadar mücadele edeceklerine göre belli olacak.

  • Kurye ölümleri ve iş cinayetleri açısından baktığınızda, ILO’nun yeni sözleşmesinde yer alan iş sağlığı ve güvenliği hükümleri Türkiye’deki mevcut kurye çalışma düzenini değiştirebilecek güçte mi?

Mesut Çeki: Kurye sağlığı ve güvenliği meselelerini tartışırken öncelikli odak noktamız, masa başında kâğıt üzerinde kalan temenniler değil, kuryelerin her gün can pazarı yaşadığı sahadaki somut gerçekler olmalıdır. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 193 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Çerçeve Sözleşmesi gibi uluslararası düzenlemeler ve standartlar elbette kıymetlidir; ancak asıl hayati olan, bu metinlerdeki koruyucu ilkelerin doğrudan ulusal mevzuatımıza dahil edilmesi ve kamu kurumları tarafından sahada amansız bir denetim mekanizmasıyla uygulanmasıdır.

Kurye Hakları Derneği raporlarımızın açıkça ortaya koyduğu üzere; 2022’de en az 58, 2023’te en az 68, 2024’te en az 63 ve 2025’te en az 44 kurye meslektaşımızı iş cinayetlerinde kaybettik. Sahada yaşadığımız bu can kayıpları basit birer “trafik kazası” değil; denetimsizlik, güvencesizlik ve algoritmik hız baskısının ürettiği önlenebilir yapısal sorunlardır.

Sorunun çözümü için öncelikle atılması gereken adımlar: Motokuryelik derhal “Çok Tehlikeli Meslekler” sınıfına alınmalı ve nitelikli, ücretsiz Mesleki Yeterlilik Belgesi ile güvenli sürüş eğitimi olmadan kimse çalıştırılmamalıdır.

Şirketlerin kuryeleri birbiriyle yarıştıran “paket başı”, “bonus” ve “alevli saat” adı altındaki hıza teşvik eden prim sistemleri kaldırılmalı; saat başı garanti ücret ve insanca çalışma saatleri teminat altına alınmalıdır. Yollardaki “katil bariyerler” motorcu dostu bariyerlere dönüştürülmeli; Çalışma Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı sahadaki sigortasız, ehliyetsiz ve çocuk kurye çalıştırılmasına karşı sıfır toleranslı bir denetim süreci yürütmelidir. Kâğıt üstündeki uluslararası standartlar, ancak sahada kuryenin hayatını koruyan idari ve yasal yaptırımlara dönüştüğünde bir anlam kazanacaktır.

  • Platformların kurye hesaplarını tek taraflı olarak askıya alması veya kapatması, bugün kuryelerin en önemli güvencesizlik alanlarından biri. ILO sözleşmesi bu tür kararlarda gerekçe gösterilmesini ve insan tarafından yeniden değerlendirme yapılmasını öngörüyor. Sizce bu düzenleme Türkiye’de uygulansa kuryelerin günlük çalışma hayatında neyi değiştirir ve platform şirketlerinin bu mekanizmayı etkisizleştirmesini önlemek için nasıl bir denetim gerekiyor?

Mesut Çeki: Platformların kurye hesaplarını herhangi bir gerekçe sunmadan, tek taraflı ve algoritmik kararlarla askıya alması veya kapatması; kuryelerin en temel hakkı olan iş ve gelir güvencesini tamamen ortadan kaldıran en somut güvencesizlik alanlarından biridir.

ILO standartlarının da işaret ettiği gibi, bir çalışanın hesabının kapatılmasında gerekçe gösterilmesi ve kararın insan denetiminden geçerek yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu, keyfi ceza mekanizmalarını sonlandıracaktır. Türkiye’de bu düzenlemenin hayata geçirilmesi; kuryelerin tepesinde bir giyotin gibi sallanan algoritmik baskıyı ve “askıya alınma” korkusunu hafifleterek iş güvenliğini güçlendirir.

Platform şirketlerinin bu mekanizmayı kâğıt üzerinde bırakıp etkisizleştirmesini önlemek için ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bünyesinde dijital platformları denetleyen bağımsız ve kamusal bir denetim mekanizması kurulmalıdır.

Ancak sahadan elde ettiğimiz veriler ve derneğimizin hazırladığı raporlar açıkça göstermektedir ki; ne uluslararası ILO sözleşmelerinin ne de yerel düzeydeki yasal değişikliklerin sahada kâğıt üzerinde kalmadan karşılık bulması kendiliğinden gerçekleşmez. Platform şirketlerinin bu kuralları bypass etmesini engelleyecek yegâne güç, kuryelerin kendi hakları etrafında ördüğü örgütlü mücadeledir. Sahada kuryeler örgütlü bir güç olarak denetim mekanizmalarına dahil edilmediği sürece, en gelişmiş yasal düzenlemeler dahi platformların muvazaalı sistemleri karşısında işlevsiz kalmaya mahkûmdur.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Tayip Temel: Taslak bize bu akşam iletilecek

Sonraki Haber

Ilımlı ve aydın ulusalcının son hali

Sonraki Haber

Ilımlı ve aydın ulusalcının son hali

SON HABERLER

Ilımlı ve aydın ulusalcının son hali

Yazar: Yeni Yaşam
4 Ağustos 2026

İşçiler için yeni dönem: ILO 193

Yazar: Yeni Yaşam
4 Ağustos 2026

Tayip Temel: Taslak bize bu akşam iletilecek

Yazar: Yeni Yaşam
4 Ağustos 2026

Özgür Özel ve Veli Ağbaba hakkında fezleke hazırlandı

Yazar: Yeni Yaşam
4 Ağustos 2026

Dİlok’ta bir dairede yangın: 4 yaşındaki çocuk yaşamını yitirdi

Yazar: Yeni Yaşam
4 Ağustos 2026

Suriye ordusu Irak sınırında alarm durumuna geçti

Yazar: Yeni Yaşam
4 Ağustos 2026

Cem Küçük soruşturması: Beyaz TV programcısı Tahir Sarıkaya tutuklandı

Yazar: Yeni Yaşam
4 Ağustos 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır