• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
19 Eylül 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Özgür Müftüoğlu

ÇEDES, MESEM ve özel okul kıskacında eğitimin hal-i pür melâli

18 Eylül 2026 Cuma - 23:00
Kategori: Özgür Müftüoğlu, Yazarlar

OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı)’nin öğrencilerin okulda öğrendikleri bilgi ve becerileri günlük yaşamda kullanma yeteneğini ölçmek amacıyla üç yılda bir hazırladığı PISA 2025 raporu yayımlandı. Rapora göre Türkiye 2025’te 2022’ye göre fen puanını 18, okuma puanını 16, matematik puanını 9 puan arttırarak fen alanında 14’üncü, okumada 13’üncü, matematikte 23’üncü oldu. Milli Eğitim Bakanı, PISA 2025 raporunda Türkiye’nin durumundaki olumlu gelişmeyle övünürken aynı raporda Türkiye’deki sosyo-ekonomik eşitsizliklerin eğitime yansımalarını içeren bulguları ise görmezden geldi. Oysa rapordaki en dikkat çekici bulguların başında Türkiye’de öğrencilerin içinde bulundukları “çok boyutlu yoksunluk” geliyor. Raporda maddi yoksunluk belirlenirken sağlıklı ve yeterli beslenme, uygun ve yeni kıyafet gibi temel ihtiyaçlar ile banyo veya duş gibi ev olanaklarındaki eksiklikler; sosyal yoksunluk kapsamında ise, ücretli boş zaman etkinliklerine katılma, açık hava ekipmanlarına ve ev içi oyun araçlarına erişme olanakları dikkate alınmış. Yoksunluk tanımına dahil olmak için bunlardan sadece birine sahip olmamakla yetinilmemiş, öğrencinin ailesinin bunu maddi nedenlerle karşılayamadığını da belirtmesi istenmiş. İşte bu kriterlere göre yapılan değerlendirmede en az bir tür yoksunluk bildirenlerin OECD ülkeleri ortalaması yüzde 11,6 iken Türkiye’de bu oran yüzde 41,6 olmuş. Maddi yoksunluk bildiren öğrencilerin oranı ise OECD ülkelerinde ortalama yüzde 7 iken, Türkiye’de yüzde 34,3 olarak belirlenmiş. AKP/saray rejiminin tercihleri doğrultusunda uygulanan ekonomi politikalarının yarattığı sosyal yıkım her geçen gün daha da derinleşiyorken bunun eğitimi etkilememesi düşünülemezdi elbette. Ancak Türkiye’de eğitim sistemini etkileyen eşitsizlikler sadece PISA verilerine yansıyanlarla sınırlı değil. Zira sosyo-ekonomik etkenlerin yanı sıra anadilde eğitim, toplumsal cinsiyet ve inanç özgürlüğüne ilişkin ayrımcı politikalarının yarattığı eşitsizliklerin de -PISA raporuna yer almamakla birlikte- eğitim sistemini doğrudan etkileyen sorun alanları olduğunun altını çizmek gerekiyor.

Sosyo-ekonomik nedenlerden kaynaklanan eşitsizlikleri ve bunların eğitime etkilerini görmezden gelen Milli Eğitim Bakanı’nın bu sorun alanlarını dikkate almasını beklemek abes olur. Keza 24 yıldır iktidarda olan AKP’nin eğitim politikası iki hedef üzerinde şekilleniyor. Bunlardan ilki “eğitimi sermaye için kâr alanına dönüştürmek”, diğeri ise “piyasanın talep ettiği nitelikte ve piyasa değerlerini içselleştirmiş işgücü ve devletin ideolojisine uygun vatandaşlar yetiştirmek”. Dolayısıyla bugün eğitime yansıyan eşitsizliklerin sadece AKP’nin sosyal yıkıma yol açan ekonomi politikalarından değil, eğitim politikalarından da kaynaklandığı gözardı edilemez.

AKP’nin eğitim sisteminde gerçekleştirdiği en köklü değişim kuşkusuz 2012’de uygulanmaya başlanan 4+4+4 eğitim sistemidir. Öğrencileri henüz çocuk yaşta imam hatip, meslek okulu ya da akademik eğitim tercihine zorlayan bu sistemde dar gelirli, yoksul ailelerin çocukları imam hatip ve meslek okullarına yönlendiriliyor. PISA raporlarında ve YKS, TYT gibi merkezi sınav sonuçlarında da görüldüğü üzere, bu okulların akademik başarısı diğerlerine göre son derece düşüktür. Anadolu lisesi adı taşıyan liselerin çoğunda ise başarı düzeyi, bulunduğu bölgesinin sosyo-ekonomik durumu, yaygın olan anadil gibi etkenlere bağlı olarak değişir.

Öte yandan imam hatiplerin yaygınlaştırılması, müfredatta din dersi ağırlığının arttırılması ve Milli Eğitim Bakanlığı (MEB)’na bağlı okullarda okul öncesinden başlayarak eğitimin her kademesinde imam, vaiz ve Kur’an kursu hocalarının “manevi danışman” olarak “değerler eğitimi” vermesini içeren ÇEDES uygulamasıyla inanç özgürlüğü ihlal edilirken, seküler aileler ile Müslüman ve Sünni olmayan ailelerin çocukları ayrımcılığa maruz bırakılıyor.

Daha çok yoksul ailelerin çocuklarının gitmek zorunda kaldığı meslek okulları ile MESEM (Mesleki Eğitim Merkezi) öğrencileri ise sermaye kesimi ile işbirliği içinde “stajyer” adı altında çocuk yaşta ucuz işgücü olarak kullanılıyor. 2016’da başlayan MESEM programında sadece 2025 ve 2026’nın ilk 8 ayında 37 öğrenci iş cinayetinde yaşamını yitirmiş. Meslek lisesi öğrencilerinin stajyer olarak çalıştırıldıkları işyerlerinde de sıklıkla iş kazaları ve tacizle karşı karşıya kaldıklarına ilişkin haberler eksik olmuyor.

Gelir durumu bir nebze iyi olan aileler, çocuklarını dini eğitim ve çocuk emeği sömürüsünün cenderesinden korumak için kredi alarak ya da temel ihtiyaçlarından kısarak çocuklarını özel okullara gönderiyor. Başka bir ifadeyle AKP’nin eğitimde eşitsizlikleri derinleştiren politikaları, eğitimi kâr alanı olarak gören sermayedarların avuçlarını ovuşturmasına olanak sağlıyor ve örgün eğitimde özel okulların oranı giderek artıyor. AKP’nin iktidara geldiği 2002’de örgün eğitim yapan okulların yüzde 2,1’i özel okul statüsündeyken 2025 yılında bu oran 10 kat artarak neredeyse yüzde 20’ye çıkmış. Aynı dönemde yüzde 1,74 olan özel okul öğrencilerinin toplam öğrencilere oranı ise yüzde 9.1’e yükselmiş.

AKP/Saray iktidarının sosyo-ekonomik eşitsizliği derinleştiren ve halklar arasında dil, cinsiyet, inanç vb. ayrımcılıkları körükleyen politikalarının eğitim sistemine yansımaları her geçen gün belirginleşiyor. Giderek daha görünür olan bu gerçekliğin yanında, küçük bir azınlık dışında kalan toplum kesimlerinin ortaklaştığı bir alan var ki o da “emek piyasası”. Öğrencinin okuduğu okul ve aldığı eğitim ailesinin gelir düzeyi, dili, inancı ya da cinsiyeti ile ne kadar uyumlu olursa olsun sonuç olarak Türkiye, OECD ülkeleri içinde geniş ve dar tanımlı genç işsizliğinin en yoğun, çalışma koşullarının en zorlu, iş ve sosyal güvencenin en zayıf, ücretlerin ise en düşük olduğu ülkelerin başında geliyor. Bu nedenle -aldığı eğitimden bağımsız olarak- gençlerin büyük bir kısmı geleceğini başka ülkelerde aramak zorunda kalıyor. İronik olan ise tüm bu gerçeklik ortadayken Milli Eğitim Bakanı’nın kaynağı kendinden menkul bir takım veriler üzerinden “bir başarı hikayesi” yaratmak istemesi!

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Alışarak kaybetmek

Sonraki Haber

Yaşamın özgürlüğü

Sonraki Haber

Yaşamın özgürlüğü

SON HABERLER

Trump’tan medyaya yasak

Yazar: Yeni Yaşam
19 Eylül 2026

Yaşamın özgürlüğü

Yazar: Yeni Yaşam
18 Eylül 2026

ÇEDES, MESEM ve özel okul kıskacında eğitimin hal-i pür melâli

Yazar: Yeni Yaşam
18 Eylül 2026

Alışarak kaybetmek

Yazar: Yeni Yaşam
18 Eylül 2026

Orta Vadeli Program ve çiftçinin durumu

Yazar: Yeni Yaşam
18 Eylül 2026

Barış gemisinin dümenindeki militarist

Yazar: Yeni Yaşam
18 Eylül 2026

Cendere, iktidar ve hesap

Yazar: Yeni Yaşam
18 Eylül 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır