• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
19 Eylül 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Abdullah Aysu

Orta Vadeli Program ve çiftçinin durumu

18 Eylül 2026 Cuma - 23:00
Kategori: Abdullah Aysu, Manşet, Yazarlar
  • Bütün Orta Vadeli Programlar ne yazık ki gündemimize iki gün konuk olduktan sonra üçüncü gün unutuldu. Ekonominin neoliberal ‘imamları-mimarları’ kendi bildiklerini okumaya devam ettiler
  • Tarımsal üretim tohum ile başlar, tohum ile biter. Ancak tohumda kamunun adı sanı okunmuyor artık. Tohum, tohum şirketlerinin denetiminde artık, bu duruma hangi araçla müdahale edilecek?
  • Çiftçi sendikaları için hukuksal düzenleme yapılmamasının gerekçesi yok. Ama sözleşmeli üreticilik allanıp, pullanıp şirketler lehine tek taraflı olarak pişirilip çiftçilerin önüne çözüm olarak konuluyor

 Abdullah Aysu

Türkiye, fındık üretiminde ve ihracatında dünya birincisi, üzüm üretiminde dünya ikincisi, ihracatında dünya birincisi, kayısı üretiminde ve ihracatında dünya birincisidir. Sebze üretiminde dünyada dördüncü, meyve üretiminde dünyada altıncı sıradadır. Buğdayın ise anavatanıdır. Bu üretim ve varlık potansiyeline karşın, üretici para kazanamadığını, tüketici, “ürünler çok pahalı, alamıyorum” diyor.

Türkiye günümüze kadar 2005 yılından başlayarak 22 kez Orta Vadeli Program hazırladı ve açıkladı. Bu son Orta Vadeli Program 23’ncüsüdür. Bütün bu programlara rağmen, Türkiye tarımının her geçen gün, üretici üretemez, tüketici satın alamaz duruma sürüklendi.

Hazırlan ilk programdan sonuncusuna kadar, yaş meyve ve sebze fiyatlarını düşürme iddialı, Hal Yasası çıkarıldı. Gıda politikalarına üretici ve tüketici lehine yön vermek için Gıda Komitesi kuruldu. Arz yetersizliği nedeniyle fiyatı artan ürünlerin ihracatı kısıtlandı, bazen yasaklandı. İthalatla gıda fiyatları düşürülecek denilerek, üreticiyi terbiye etme yoluna gidildi. Üretimi desteklemede cimri davranıldı. Çiftçi trilyonlarca borç altına konuldu.

Patates, soğan baronları fiyatı yükseltiyor denilerek depo baskınları yapıldı. Hükümet bizzat tanzim satış çadırları kurdu. Tarım Kredi marketleri açıldı art arda. Tarım Kredi Marketlerinin fiyatları özel sektör marketleriyle bazı ürünlerde aynı, bazı ürünlerde yüksek bile oldu. Tarımdaki bu “kör dövüş” ile üretici ve tüketici sürekli “darp edildi”, ama ne ürün fiyatları düştü, ne tüketici memnun oldu, ne çiftçinin refah düzeyi yükseldi. Aksine borç batağında debelendikçe (ürettikçe) daha çok battı. Neden?

Evet, neden? Nedeni; dış dinamikler ve onun işbirlikçisi hükümetlerin politikalarıyla oluşturulan neoliberal sistemin ta kendisi. Nasıl?

Şöyle; Türkiye ithal ikameci politikalardan serbest piyasa temelli neoliberal politikalara 24 Ocak Kararları (1980) ile birlikte adım attı. Türkiye tarımında serbest piyasaya geçiş için ilkönce kamunun destekleme alım yaparak üretici fiyatlarını, üretim girdisi üreterek girdi piyasasını düzenleyen kurumlarını özelleştirildi. Özelleştirmelerle amaçlanan; Türkiye tarımının yüzde 80’ninden fazlasını oluşturan, yani omurgası olan küçük aile çiftçiliğini ortadan kaldırmak, yerine tarımı şirketleştirme politikalarıydı. Şirketleştirme yanlısı-tercihli ekonomi-politik süreçte 2000 yılına gelindiğinde yasal mevzuat tamamlandı. Başka bir deyişle tarımı şirketleştirmenin alt yapısı tamamlandı. 2000 yılından sonra tarım ve gıdada şirketleştirin hegemonyasını sağlamak için kollar sıvandı. Orta Vadeli Programlara bu gözle bakmakta yarar var.

Orta Vadeli Programlar

Türkiye ekonomisi ile ilgili Orta Vadeli Programlar ilk olarak 2005 yılında hazırlandı. Bugüne kadar 22 Orta Vadeli Program hazırlandı ve kamuoyu ile paylaşıldı.

Geçmişten günümüze hazırlanan 22 programın hepsi hazırlanırken bir önceki çıkarılan programın yararı-zararı yeterince değerlendirilmedi. Bir türlü ateşi düşürülmeyen enflasyon gibi Orta Vadeli Programların hazırlanması art arda devam etti. Bütün Orta Vadeli Programlar ne yazık ki gündemimize iki gün konuk olduktan sonra üçüncü gün unutuldu. Ekonominin neoliberal “imamları-mimarları” kendi bildiklerini okumaya devam ettiler.

Orta Vadeli Program’ın (OVP) 23’ncüsü Ankara Beştepe’de Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında düzenlenen toplantıyla açıklandı. Bakalım.

2027-2029 Orta Vadeli Program’da tarım  

  • “Gıda arz güvenliğinin ve denetiminin değiştirilebilmesi amacıyla üretim kayıt ve yapılandırma yönetimlerinde yerli kapasite geliştirilecek, verimlilik ve iklim değişikliğine uyum sağlayan gelişmiş üretim modelleri ile üretimin gerçekleştirilmesi güçlendirilecektir.”

*Tarımda hep sözü edilen, ancak bitmek bilmeyen mevzuat oluşturma sorunu bu programda da konu edildi. Yerli kapasitenin geliştirilmesi kulağa hoş gelen bir söz/ses, ama bir türlü gerçekleştirilmeyen bir konu, bu programda da tekrarlanmış. Günümüzün yakıcı sorunu olan küresel iklim krizine karşı üretim modellerinin güçlendirilmesinden söz edilmektedir. Yapılmış bir şey güçlendirilir. Sanki böyle bir çalışma var, daha da güçlendirilecek izlenimi verilmiş. O zaman 33 ilde birden yaşanan zirai don ve ardından yaşanan kuraklık için hükümet nasıl bir önlem alınmıştı yetersiz kaldı da, şimdi güçlendirilecek?

  •  “Genel Tarım Sayımı sonuçlarının esas olarak yetiştirilmesi tarım envanterinin güncellenmesi sağlanacak, sistematik olarak veri ve istatistikler halinde veri toplama ve yönetim standartları geliştirilerek…”

*Tarım envanteri için yeterli ve güvenilir veri eksikliğinin gelecekle ilgili doğru projeksiyonlar oluşturmanın önünde engel, ancak bu konu sürekli söylenen ama tamamlanamayan bir konu hala.

  • “Tarımsal AR-Ge ve yenilik ekosistemi güçlendirilerek yerli genetik varlıklarının korunması, ıslahı ve geliştirilmesi sağlanacak, iklim değişikliklerine dayanıklı, yüksek verimli ve uluslararası rekabet gücüne sahip bitki türü ile hayvan genetik çeşitlerinin ilave edilecek. Gübre, bitki koruma ürünleri, aşı ve benzeri temel yönetim, girdilerde arz fiyatları sağlamak amacıyla yerli üretim kapasitesi artırılacaktır.”

*Tarımsal üretim tohum ile başlar, tohum ile biter. Ancak tohumda kamunun adı sanı okunmuyor artık. Tohum, tohum şirketlerinin denetiminde artık, hangi araçla müdahale edilecek?

  • Gen bankalarındaki yerli genetik varlıkları toprakta kullanarak iklim krizine uyum sağlamaları yerine bankalarda muhafazası iklim krizine çare olmaz, olmayacak da. Genetik yerli hayvanların nesli tükendi tükenecek zaten.

*Gübre, bitki koruma ürünlerinde devletin piyasayı düzenleyecek-regüle edecek bir kurumu yok, girdi arz fiyatları nasıl düşürülecek?

  • “Tarımsal üretimde verimlilik, kalite ve kaynak kullanım etkinliğinin sağlanması amacıyla dijitalleşme, yapay zekâ ve hassas tarım uygulamaları yaygınlaştırılacak, üretimin bilgisayarda, verim tahmini ile hastalık ve zararlıların erken tespitine yönelik karar destek ve mücadele sistemleri geliştirilecektir.”

*Buraya kadar olan hükümetin vaatleri, devletin tarıma yön verme konusunda yokluğu, tercihini şirketlerden yana kullanmasından dolayı, şirketler kontrolü ele geçirmiş durumda. Bu vaatlerin gerçekleşmesi mümkün olmayacak konular olarak not edilebilir.

Dijitalleşme ve hassas tarım araç ve gereçleri şirketlerin kontrolünde, belirleyiciliğinde. Bu alana hükümet tarafından yapılacak destekler dijital araç gereç üreten ve kimyasal girdi sağlayan şirketlerin gücünü iyice pekiştirecektir. Aslında hükümetlerin desteğinde dijital şirketler ile kimyasal girdi sağlayan şirketler endüstriyel-kimyasallı tarım sistemini bir üst seviyeye çıkarmalarına omuz verilmiş olacak.

  • “Sözleşmeli üretim modelleri yaygınlaştırılacaktır.”

*Üretim girdilerinin kontrolü tamamen temin edici şirketlerin kontrolünde, üretimi ve pazarlamasını onlar yönlendirmekte. Ürünlerin pazarlanması bölümünün de sözleşmeli üreticilikle şirketlerin kontrolüne verilmesi öngörülüyor. Böylece üretimden pazarlamaya kadar zincirin tüm halkaları büyük tarım, gıda ve kimya tekellerinin kontrolüne verilmiş/geçmiş olacak. Küçük aile çiftçiliğinin yok oluşu hızlanacak.

  • “Organize Tarım Bölgeleri yaygınlaştırılacak, bu sistem jeotermal ve değişken enerji harcamalarının etkin kullanımı ile kaynak ve enerji verimliliği desteklenecektir.”

*Türkiye’de üretim yapan çiftçilerin yüzde 80’i küçük aile çiftçisidir. Organize Tarım Bölgelerinin-OTB yerine yaygınlaştırılması güçlü sermayeye sahip şirketlerin yatırımları için alt yapı sahalarıdır. Buraya verilecek her türden destek büyük tarım tekelleri- şirketleri için alt yapı oluşturma politikasıdır. Küçük üreticiliğin baskın olduğu ülkemizde OTB yerine kooperatifçiliğe destek verilmesi ülke tarım gerçeğine uygun bir politika olacaktır. Ancak öncelikle kooperatif yasalarının demokratik yapıya-içeriğe kavuşturulması zorunludur.

Peki, Orta Vadeli Programlar’da ne yok?

En başta belirtelim; Orta Vadeli Programlar’da Türkiye tarım gerçekliğine uygun bir çözüm arayışı yok. Programda serbest piyasa sisteminin devamını sağlamak için hazırlanmaktadır. Sistem (serbest piyasa) karşıtı alternatif bir bağımsız, demokratik, sosyal program yapma isteği ve cesareti yok. Programda başka Ne Yok, bakalım.

  •  Çiftçilerin borç miktarı trilyonu aşmış durumda, buna bir çözüm yok!
  •  Üretim girdileri sürekli artıyor. Buna karşın ürün fiyatları düşük belirleniyor. Bu konuda çözüme dair yüreklere su serpecek tek bir söz programda yok!
  •  Tarımsal destekler, Tarım Kanunu’nun 21. maddesinde öngörüldüğü üzere Gayrisafi Milli Hâsılanın %1’nden aşağı olamaz hükmüne rağmen hep düşük belirleniyor. Bunun nedeni programda açıklanmıyor.
  • Eksik açıklanan tarımsal destekler hep bir yıl geç ödeniyor, geç ödemeye faiz uygulanmıyor, ancak çiftçinin üretim girdilerini aldığı Tarım Kredi Kooperatifi ve diğer kamu ile özel bankalardan aldığı kredilere faiz uygulanıyor. Geç ödeme ve faizsiz ödeme nedeni, üstesinden nasıl gelinir programda yok.
  • Çiftçilerin ürettiği ürünlerin fiyatını, satın alanlar, yani tüccar ve sanayiciler belirliyor. Çiftçilerin ürettiği ürünlerin satış fiyatını çiftçilerin birlikte belirlemelerini sağlayacak olan hak arama örgütleri sendikaları için Mecliste hukuksal bir düzenleme yapılmadı, yapılmıyor. Çiftçilerin sendikaları için hukuksal düzenleme yapılmamasının gerekçesi programda yer almıyor. Ama sözleşmeli üreticilik allanıp, pullanıp şirketler lehine tek taraflı olarak -temcit pilavı- gibi her programda pişirilip çiftçilerin önüne çözüm olarak konuluyor.

Kısacası; bu son 2027-2029 Orta Vadeli Program’da yer alan, çözüm olarak sunulan aslında şirketler için yol açıcı, onlara çözüm üreten veriler. İktidarın karnesindeki çiftçiler için “yap(a)madıklarımız, yap(a)mayacaklarımızın teminatıdır” hali olarak orta yerde hala duruyor…

Meraklısına, incelemek isteyenlere, bugüne kadar çıkarılan Orta Vadeli Programları aşağıya bırakayım.

  1. Orta Vadeli Programı 2006-2005
  2. Orta Vadeli Programı 2007-2009 
  3. Orta Vadeli Programı 2008-2010 
  4. Orta Vadeli Programı 2009-2011
  5. Orta Vadeli Programı 2010-2012
  6. Orta Vadeli Programı 2011-2013 
  7. Orta Vadeli Programı 2012-2014
  8. Orta Vadeli Programı 2013-2015
  9. Orta Vadeli Programı 2014-2016
  10. Orta Vadeli Programı 2015-2017
  11. Orta Vadeli Programı 2014-2016
  12. Orta Vadeli Programı 2015-2017 
  13. Orta Vadeli Programı 2016-2018
  14. Orta Vadeli Programı 2017-2019
  15. Orta Vadeli Programı 2018-2020
  16. Yeni Ekonomi Programı (Orta Vadeli Programı) 2019-2021
  17. Yeni Ekonomi Programı (Orta Vadeli Programı) 2020-2022
  18. Yeni Ekonomi Programı1 (Orta Vadeli Programı) 2021-2023
  19. Orta Vadeli Programı 2022-2024 
  20. Orta Vadeli Programı 2023-2025
  21. Orta Vadeli Programı 2024-2026 
  22. Orta Vadeli Programı 2025-2027 

 

 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Barış gemisinin dümenindeki militarist

Sonraki Haber

Alışarak kaybetmek

Sonraki Haber

Alışarak kaybetmek

SON HABERLER

Trump’tan medyaya yasak

Yazar: Yeni Yaşam
19 Eylül 2026

Yaşamın özgürlüğü

Yazar: Yeni Yaşam
18 Eylül 2026

ÇEDES, MESEM ve özel okul kıskacında eğitimin hal-i pür melâli

Yazar: Yeni Yaşam
18 Eylül 2026

Alışarak kaybetmek

Yazar: Yeni Yaşam
18 Eylül 2026

Orta Vadeli Program ve çiftçinin durumu

Yazar: Yeni Yaşam
18 Eylül 2026

Barış gemisinin dümenindeki militarist

Yazar: Yeni Yaşam
18 Eylül 2026

Cendere, iktidar ve hesap

Yazar: Yeni Yaşam
18 Eylül 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır