Rojava’da yaşananların insanlık suçu olduğunu belirten Katalan Parlamenter Laura Castel, ‘Sözde geçiş hükümetinin müzakereyi reddederken, Kürt bölgelerini bombalaması, süreci sabote etmeye yönelik planlı bir stratejinin parçasıdır’ dedi
Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Katalan Parlamenteri Laura Castel, Rojava’ya yönelik işgal saldırıları ve Kürt halkına dönük katliama ilişkin gazeteci Hüseyin Elmalı’ya konuştu.
Laura Castel, Kobanê’de yaşananları “vahşet” olarak nitelendirerek şunları söyledi: “Kobanê’de yaşananlar tam anlamıyla bir vahşettir. Kobanê ve Suriye halklarıyla tam dayanışma içindeyiz. Batılı güçlerin, Suriye’deki sözde geçiş hükümetini meşrulaştırmasından büyük kaygı duyuyoruz. Avrupa Birliği’nin ve Avrupa Komisyonu’nun bu yönetime 600 milyon avroyu aşan mali destek sözü vermesi kabul edilemez. Aynı zamanda Türkiye’nin bu vahşi milisleri insansız hava araçları ve ağır silahlarla donattığını da görüyoruz. Bu silahlar, bugün Kürt halkına karşı kullanılıyor.”
‘Uluslararası soruşturma talep ediyoruz’
Uluslararası topluma çağrıda bulunan Castel, yaşananların insanlık suçu olduğunu ifade ederek “IŞİD tutuklularının cezaevlerinden serbest bırakılması, sözde geçiş hükümetinin müzakereyi reddederken Kürt bölgelerini bombalaması, barış sürecini sabote etmeye yönelik planlı bir stratejinin parçası gibi görünmektedir. Bu nedenle, Türkiye makamlarının rolü de dahil olmak üzere, tüm bu vahşetlere dair uluslararası ve bağımsız bir soruşturma talep ediyoruz” dedi.
Halklar güvenceye alınmalı
Suriye geçiş yönetimine müzakere çağrısı yapan Castel, Kürt halkının haklarının anayasal güvence altına alınması gerektiğini vurgulayarak “Suriye geçiş yönetimi yeniden müzakere masasına oturmalı ve Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkını tanımalıdır. Bu haklar, gelecekte hazırlanacak Suriye Anayasası’nda açık biçimde güvence altına alınmalıdır” ifadelerini kullandı.
‘Defalarca çağrıda bulunduk’
Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyeliğine de dikkat çeken Castel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye, Avrupa Konseyi’nin tam üyesidir ve bu nedenle insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü konusunda tam sorumluluk taşımaktadır. Bu yükümlülükleri yerine getirmeyen bir devletin, bu örgüt içinde yer alması ciddi biçimde sorgulanmalıdır. Biz, siyasi grubumuz olarak hem Kobanê konusunda hem de Türkiye’de tutuklu bulunan Kürt siyasetçiler hakkında defalarca çağrıda bulunduk.”
‘Koşulsuz dayanışma içindeyiz’
Rojava’da direnen Kürt kadınlarına özel vurgu yapan Castel, “Kürt kadınlarının direnişi gerçek bir devrimdir. Bugün susuz, gıdasız ve elektriksiz koşullarda insanüstü bir mücadele veriyorlar. Tüm bu vahşete rağmen direniyorlar. Mesajım nettir: Direnmeye devam edin. Kürt halkının demokrasisi ve geleceği kendi ellerindedir. Rojava özgür olacak” şeklinde konuştu.
Katalan halkının dayanışma duygusunu da dile getiren Laura Castel, sözlerini şöyle tamamladı: “Ben Katalanım ve halkların kendi kaderini tayin hakkına yürekten inanıyorum. Katalan halkı olarak, geleceğini özgürce belirlemek isteyen tüm halklarla dayanışma içindeyiz. Kürt halkının, özellikle Suriye’de yarattığı demokratik deneyim olağanüstüdür. Onlar gerçek kahramanlardır. Birleşik Avrupa Solu olarak Kürt halkıyla tam ve koşulsuz dayanışma içindeyiz.”
Kaynak: ANF









