Bakanlığın açıkladığı su izleme istatistiklerine göre, Kürt coğrafyasında kaynak suları ve yer altı sularında belirgin bir azalış olduğu yer aldı. Diğer yandan barajlardan su verilmeyen çiftçiler yer altı suyuna mahkum edildiği verilerde yer almadı
Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan Aralık 2025 dönemine ilişkin iklim ve sulama izleme istatistiklerine göre, Kürt coğrafyasında (Güneydoğu Anadolu Bölgesi) sonbahar yağışları mevsim normalleri civarı ve altında gerçekleştiği ve bölge genelinde kaynak suları ile yer altı su kaynaklarındaki azalış fark edilebilir seviyeye inmiş durumda. Diğer yandan DSİ’nin 2019 yıl sonu verilerine göre, Türkiye’de yer altı sularının kullanımında mevcut 18 milyar metreküplük yeraltı suyu işletme rezervi bulunduğu, bunun 16,62 milyar metreküpünün tahsis edildiği yer alırken, bir o kadar da kayıt dışı yer altı suyu kullanılmakta.
Yer altı suları 600 metreye indi
Bu tahsisin 11,21 milyar metreküplük kısmı tarımsal sulama (bireysel sulamalar, kamu ve kooperatifler), 1,49 milyar metreküplük kısmı sanayi suyu, 3,92 milyar metreküplük kısmı içme-kullanma suyu olarak ayrıldığı belirtilirken, sanayi kuruluşlarının tek izinle ya da ızınsiz işletmelerde onlarca kuyu açtığı gerçeği her nedense tartılma dışı tutularak gerçek kullanım gizlenmekte. 2019 yılı sonu itibarıyla 38 bin 71 içme-kullanma, 17 bin 904 sanayi, 313 bin 79 sulama maksatlı kuyular olmak üzere, toplam 369 bin 54 belgeli kuyu bulunuyor. Özellikle sanayi kuruluşları ve tarım üretimlerinde kayıt dışı kullanım sürerken; petrol, doğalgaz ve madenlerin kullandığı su miktarı ise verilerde yer almıyor. Yer altı suyunun zengin olduğu yerlerde sayısız kaçak kuyu açılırken, Konya Ovası, Bursa Ovası, Trakya ve Rîha’da (Urfa) yer altı suları 300-600 metre derinliklere çekilirken tükenme noktasına gelindi.
Çiftçi yüzde 70 yer altına mahkum
Yer altı sularının karşı karşıya kalmış olduğu en büyük iki tehlike kirlenme ve aşırı çekim olduğu bilinmekte. Yüzey suyuna ulaşamayan çiftçiler yer altı suyuna yönelmek zorunda kalırken, Riha’da olduğu gibi çiftçinin hemen yanı başında olan devasa barajlardan çiftçiye su ulaştırılmaması sonucu çiftçi yer altı suyuna ve dolayısıyla elektrik şirketine mahkum edildi. DEDAŞ verilerine göre, Amed (Diyarbakır), Êlih (Batman), Mêrdîn (Mardin) ve Riha’ın içinde bulunduğu bölgede çiftçilerin yüzde 70’i tarımsal sulama için elektrikle çalışan motopomplar kullanmak zorundayken, yılda ortalama 7,25 milyar kilovatsaat elektrik tüketimiyle Türkiye’deki tarımsal sulamada kullanılan elektriğin 2 katı elektrik tüketilmekte.
Bölgede su şirketlere tahsis edildi
Atatürk Barajı 48,7 milyar metreküp su depolama hacmine sahip ve bu miktardaki su aynı zamanda Türkiye’nin 1 yıllık su ihtiyacını tek başına karşılayabilecek kapasiteye denk geliyor. Sadece DEDAŞ’ın yetkili olduğu bölgede Atatürk Barajı dışında 27 barajın varlığı ise bölgeye dönük politikaları ortaya seriyor. Kürt coğrafyasındaki 100’ü aşkın barajı eklediğinizde bütün Ortadoğu’ya ve Türkiye’ye yetecek düzeyde su varlığı mevcut. Ancak hem çiftçiler, hem kentler ve hem de köylerde yaşayan halk yer altı suyuna mahkum edilerek elektrik borçları nedeniyle büyük bir zulme ve sömürüye tabi tutulurken, bölgede tüm su varlığı HES-Baraj, maden, petrol ve doğalgaz şirketlerine tahsis edilmiş durumda.
EKOLOJİ SERVİSİ









