• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
18 Şubat 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Manşet

DEM Parti rapora dair farklı görüşlerini açıkladı: Toplumsal değerler tek taraflı tanımlamalarla inşa edilemez

18 Şubat 2026 Çarşamba - 12:27
Kategori: Manşet, Politika

Meclis Komisyonu’nun ortak rapor taslağına dair farklı görüşlerini açıklayan DEM Parti, taslakta yer alan ‘terör’ ifadelerine itiraz ederek Kürt meselesinin ‘terör sorunu’ olarak tanımlanamayacağını vurguladı. Açıklamada, rapor dilinin kapsayıcı bir üslup benimsemesi gerektiği vurgulandı

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Meclis Komisyonu’nun ortak rapor taslağına dair farklı olan görüşlerini açıkladı. DEM Parti, özellikle taslakta kullanılan “Terörsüz Türkiye süreci”, “terör örgütü” ve “terör belası” gibi kavramlara itiraz ederek, Kürt meselesinin bir “terör sorunu” olarak tanımlanamayacağını vurguladı.

Sürecin adlandırılmasında uzlaşı sağlanmadığını belirten DEM Parti, mevcut süreci “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” olarak tanımladıklarını ifade etti ve rapor dilinin tek taraflı olmaması gerektiğinin altını çizdi.

DEM Parti Komisyon Üyeleri Gülistan Kılıç Koçyiğit, Meral Danış Beştaş, Saruhan Oluç, Cengiz Çiçek ve Celal Fırat’ın imzasıyla yapılan açıklamada, ortak rapor taslağının hazırlık sürecinde ısrarla uzlaşma zeminini zorladıkları ve bunun için yapıcı bir rol üstlenmek konusunda özenli hareket ettikleri belirtildi.

‘Süreci ‘Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ olarak tanımlıyoruz’

“Ortak rapor taslağının, özellikle ‘Sürece ilişkin yasal düzenleme önerileri’ ve ‘Demokratikleşme ile ilgili öneriler’ başlıklarında yol gösterici rolünü oynayacağına inanıyor; bu konuda demokratik geleceğe olan inancımızın bir gereği olarak elimizden gelen katkıyı sunacağımızın bilinmesini istiyoruz,” denilen açıklamada rapor taslağında, “Terörsüz Türkiye süreci”, “terör örgütü”, “terör belası” gibi kavramların kullanılmasını uygun bulmadıkları belirtilerek şu ifadelere yer verildi:

“DEM Parti olarak mevcut süreci, Sayın Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihinde yaptığı çağrıya ismini veren Barış ve Demokratik Toplum Süreci olarak tanımlamaktayız.

Anılan nedenlerle sürecin adının Ortak Rapor Taslağında “Terörsüz Türkiye” olarak ifade edilmesinin doğru olmadığını, bunun yerine TBMM bünyesinde kurulan Komisyon ismindeki gibi “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi” süreci adıyla nitelendirilmesi gerektiğini belirtmek isteriz.”

‘Kürt meselesi bir terör sorunu olarak görülemez’

“Kürt meselesi “terör” kavramı ile anılamaz. Kürt meselesi vardır ve bu bir terör sorunu olarak görülemez,” denilen şerhin devamında şu ifadelere yer verildi:

“Kök nedenleri itibariyle tek boyutlu bir sorun değildir; siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel, tarihsel arka planı olan bir hak ve özgürlükler meselesidir. Bugün ısrarla “terör” diye tariflenen süreç, inkara dayalı politikaların ortaya çıkardığı çatışmalı süreçtir. Bu yönüyle Kürt meselesi, bir sistem sorunu olduğu kadar, kimlik ve kültür sorunudur. Kürt halkının eşitlik ve özgürlük haklarının bütününü ve demokratikleşmeyi kapsar.

Kırk yılı aşkın süredir yaşanan çatışmalı sürecin bin bir emekle sonlandırılmasına çalışıldığı bu dönemde halen ezber yaklaşımlarda, eski tariflerde ısrar etmek, yaşanılan acılı dönemden gerekli dersleri çıkarmamış olmaktır. Rapor taslağının ilgili yerlerinde acıları bile tek taraflı tarif etmek, Kürt halkının yaşadığı acıları görmezden gelmek, kabul edilebilir değildir. Ortak gelecek, acıları ortaklaştırmakla ve paylaşmakla mümkündür. Ülke insanına lazım gelen, ortak bir gelecek tahayyülü, ortak değerlerdir. Bu değerler ancak hakikatin kabulüyle mümkündür. Demokratik geleceğin inşasında ortak kavramlar, tanımlar ve yaklaşımlar geliştirmek önemlidir.

‘Toplumsal değerler tek taraflı tanımlamalarla inşa edilemez’

Kürt halkı ve dostları, Kürtlerin özgürlük ve eşitlik mücadelesini ne terör olarak ne de örgütlü mücadelesini terör örgütü olarak tarifledi. On yıllar boyunca onca zulme, baskıya rağmen özgür ve eşit yaşam tutkusundan başka bir amacı olmayan Kürt halkı, bu tanımlamaları kabul etmedi. Rapor taslağında anıldığı üzere çatışma çözüm literatürüne gerçekten bir “Türkiye Modeli” armağan edilmek isteniyorsa tüm halkların değerlerine saygılı olmakla yola çıkılmalıdır. Toplumsal değerler tek taraflı tanımlamalarla inşa edilemez; bilakis bu tarz yaklaşımlar, Komisyon dinlemelerinde de sıkça ifade edildiği üzere siyasal ve toplumsal sorunları yaratmaktadır. Bu vesileyle bir kez daha belirtmek isteriz ki, gerçek kardeşlik, halkların-inançların değerlerine eşit yaklaşmakla, ona eşit mesafelenmekle mümkündür. Ortak Rapor Taslağında yer verilen “Kürdün onurunun, Türkün gururunun korunması” ancak bu eşit yaklaşımla söz konusu olacaktır. Tüm bu gerekçelerle “Kürt halkı ve Kürt meselesi vardır” diyen milyonlara karşı sorumluluğumuz ve saygımız gereği “terör örgütü” kavramının Ortak Rapor Taslağında kullanılmasını doğru bulmuyoruz. Bu kapsamda; coğrafyamızda Türkler, Kürtler ve Araplarla birlikte birçok farklı etnisitelerin ve inanç gruplarının yaşadığını, halkların ve inançların arasındaki ilişkinin demokratik temelde kurulması gerektiğini düşünüyoruz. 

‘Öcalan’ın ‘terör’ kavramıyla tanımlanmasını doğru bulmuyoruz’

Kürt meselesini, çatışma zemininden uzaklaştırıp siyasi ve hukuki bir zemine çekmeye çalıştığımız bu dönemin baş mimarlarından, yürütücülerinden birisi olan Sayın Abdullah Öcalan’a yaklaşım da kritik önemdedir. Unutulmamalıdır ki, Sayın Öcalan, 1993 yılından bugüne Kürt meselesinin demokratik çözümü konusunda stratejik bir çabanın sahibidir. Ayrıca son bir yılı aşkın süredir İmralı adasının elverişsiz koşullarında ilmek ilmek barışı örmeye çalışmaktadır. Tüm sorunları çözmek için olağanüstü bir çaba göstermektedir. Bu yönüyle sürecin enfekte olmaması için hem sorun çözücüdür hem de sürecin öncülerindendir. Lideri olduğu PKK’ye yaptığı çağrıyla alınan kararlar, atılan adımlar ve son olarak Rojava’daki kriz esnasında geliştirdiği çözümle siyasal, örgütsel, toplumsal gücünü göstermiştir. Tarihsel birikimi ve tecrübesi, tereddütsüz Demokratik Cumhuriyet çabası itibariyle de kurucu siyasal aktörlerden birisi olan Sayın Öcalan’ın ve mücadelesinin taslak raporda ısrarla “terör”, “terör örgütü” gibi kavramlarla birlikte tanımlanmasını, sürecin hukuku ve gereklilikleri noktasında doğru bulmamaktayız.

‘Doğuştan gelen haklar, anadil ve kültürel hakları kapsar’

Raporda anadil ve kültürel haklar konusunda açık ifade ve kavramların kullanılmasından kaçınıldığı dikkati çekerken, DEM Parti muhalefet şerhinde, Komisyonun ortak rapor taslağının “Hak ve Özgürlüklerin Genişletilmesi ile İlgili Düzenlemeler” başlığı altında “Doğuştan gelen dokunulamaz ve devredilemez…” hakların, başta anadili hakkı ve kimlik / kültür hakları gibi insanlık değerlerini ve evrensel hakları içerdiğinin altı çizilerek şu ifadelere yer verildi:

“Anadili, yalnızca bir iletişim aracı değil; düşünme biçimini, öğrenme süreçlerini, duygulanım dünyasını ve toplumsal aidiyet hissini belirleyen kurucu bir unsurdur. Türkiye’de farklı dil ve kültüre sahip milyonlarca insanın, başta Kürtçe olmak üzere anadili hakkına yönelik kısıtlayıcı düzenlemelerin, uygulamaların ve kamusal engellerin ortadan kaldırılması ve çok dillilik ile barışılması gerekmektedir.”

‘Raporun dili tek taraflı olmamalı’

Muhalefet şerhinin sonunda raporun dilinin tek taraflı olmaması gerektiği ifade edilerek şu ifadeler kullanıldı:

“Birçok kesimde farklı travmatik etkiler yaratan birçok kavram yeniden değerlendirilmelidir. Metnin ruhuna, sahici ve toplumsal vicdana hitap eden bir dil yerleştirilmelidir. Barış, sadece sonuç değil; yöntemin ve dilin kendisidir aynı zamanda. Unutmayalım ki, dil kırılgansa, sonuç da kırılgan olma ihtimalini barındırır.”

HABER MERKEZİ

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Silêmanî’de bir kadın katledildi

Sonraki Haber

Adana’da iş cinayeti

Sonraki Haber

Adana'da iş cinayeti

SON HABERLER

MKG ETHA emekçilerine kart ve kitap gönderdi

Yazar: Yeni Yaşam
18 Şubat 2026

Bir günde 3 kadın katledildi

Yazar: Yeni Yaşam
18 Şubat 2026

3 ülke, Umman Denizi ve Hint Okyanusu’nda askeri tatbikat yapacak

Yazar: Yeni Yaşam
18 Şubat 2026

21 kere suç duyusunda bulundu: 3 gün önce yine darp edildi

Yazar: Yeni Yaşam
18 Şubat 2026

Epstein mağduru Rina Oh: Topkapı Sarayı’na takıntılıydı

Yazar: Yeni Yaşam
18 Şubat 2026

‘Kadın Kentlerine Doğru’ buluşmalarında görüş ve öneriler alındı

Yazar: Yeni Yaşam
18 Şubat 2026

Epstein’in New Mexico’daki Zorro Çiftliği için soruşturma başlatıldı

Yazar: Yeni Yaşam
18 Şubat 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır