İzmir, İstanbul ve Ankara’da yapılan açıklamalarda hasta tutsaklar Kazım Avcı, İrfan Yılmaz ve Mehmet Şirin Çelik’in durumuna dikkat çekilerek, serbest bırakılmaları istendi
İnsan Hakları Derneği (İHD) Hapishane Komisyonu İzmir ve İstanbul’da, Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi ise Ankara’da her hafta hasta tutsakların durumuna dikkat çekmek amacıyla yaptıkları eylemleri sürdürdü.
İzmir
İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi iki haftada bir hasta tutsaklar için yaptığı basın açıklamasını Konak Eski SümerBank Şubesi önünde gerçekleştirdi. Açıklamada Sincan 1No’lu F Tipi Kapalı Hapishanesi’nde tutulan hasta tutsak Kazım Avcı’nın sağlık durumu ve yaşadığı hak ihlalleri açıklandı. Ardından beş dakikalık oturma eylemi gerçekleştirildi. “Hasta mahpuslar ölüyor susma suça ortak olma” pankartı açılan eylemde kitle adına basın açıklamasını İHD İzmir Şube Yöneticisi Av. Nazlı Turan okudu.
Kazım Avcı’nın hastalıkları
Kazım Avcı’nın yaklaşık 10 yıldır tutuklu yargılandığını belirten Nazlı Turan, “ % 78 engelli raporu bulunan Kazım Avcı, sol bacağının kalçasından itibaren olmaması nedeniyle 58 yıldır boynundan askı aparatı ile bağlanan 5 kilo ağırlığındaki bir protez, baston ve koltuk değnekleri yardımıyla hareket edebilmektedir. Tek başına yaşamını idame ettiremeyeceğine dair sağlık raporu bulunması sebebiyle, ancak aynı hapishanede kalan bir akrabasının yanına verilmesiyle temel bakım ihtiyaçlarını karşılayabilmektedir. Protezi ve fiziksel engeli nedeniyle hastane sevklerinde ring araçlarına binmekte ve yürümekte zorluk çekmektedir. Mitral yetmezlik kalp hastası olan Avcı, 2 Şubat 2022 tarihinde hapishanede kalp krizi geçirmiş ve Ankara Şehir Hastanesi’nde anjiyo yapılarak tıkalı damarına stent takılmıştır. Kalp çalışması %40 kapasiteye düşmüş olup, %40’ın altına inmesi durumunda kalp pili takılması gerekmektedir. Sol el parmaklarında uyuşma ve karıncalanmalar sürmekte, her yıl özellikle soğuk havalarda perikardit iltihabı rahatsızlığı nüksetmektedir. Mesane kanseri şüphesiyle ek tetkikler beklemekte, aşırı büyüyen prostatı nedeniyle prostat kanseri riskiyle takip edilmektedir. Günde sabah-akşam toplam 12 adet kalp ilacı, 2 adet prostat, 2 adet şeker ve 1 adet mitral yetmezlik ilacı olmak üzere çok sayıda ağır ilaç kullanmakta ve katı bir diyet uygulamaktadır” dedi.
Kalp krizi ve felç riski
Hasta tutsak Kazım Avcı’nın her an yeniden kalp krizi geçirme ve felç kalma korkusu olduğunu belirten Nazlı Turan, “Ağır engeline ve hayati risk taşıyan çoklu kronik hastalıklarına rağmen, 70 yaşındaki hasta bir mahpusun tutukluluk halinin sürdürülmesi; Anayasa’nın 17. Maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı ve kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. ve 3. maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gereken ağır bir hak ihlali ve insanlık dışı muameledir. Yaşamını tek başına sürdürmesi imkânsız olan, %78 engelli ve ağır hayati riski bulunan Kazım Avcı’nın eksik tetkikleri acilen tamamlanarak heyet raporu aldırılmalı ve infazı ertelenerek derhal tahliye edilmelidir! Tahliye gerçekleşene kadar hastane sevkleri, engeline ve sağlık durumuna uygun insani koşullarda yapılmalı, tedavi süreçleri kesintisiz ve eksiksiz yürütülmelidir. Başta Adalet Bakanlığı olmak üzere ilgili tüm kurumları sorumluluklarını yerine getirmeye, Kazım Avcı’nın yaşam hakkını koruyacak acil adımları atmaya çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.
Basın açıklaması oturma eyleminin ardından sona erdi.
İstanbul
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, hasta tutsakların yaşadığı sağlık sorunlarına dikkat etmek için her hafta Beyoğlu’nda bulunan dernek binası önünde düzenlediği “F Oturması” eyleminin, 748’incisini gerçekleştirdi. Bu haftaki eyleme, Marmara Cezaevi’ndeki ağır hasta tutsak İrfan Yılmaz’ın durumuna dikkat çekildi. Eylemde, “Hasta mahpus İrfan Yılmaz serbest bırakılsın”, “Tedavi haktır engellenemez” pankartları açılırken, “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın”, “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır”, “İnsan haklarıyla insandır” sloganları atıldı. Eylemde, basın metnini İHD üyesi Taylan Bekin okudu.
Taylan Bekin, 8 Şubat 2025 günü tahliye edilen ve 20 Temmuz’da yaşamını yitiren Abdulhalim Kaya’yı anarak, sözlerine başladı.
Ağır hasta tutsak İrfan Yılmaz’ın durumuna değinen Taylan Bekin, “İleri derece tam iyileşmesi mümkün olmayan Serebellar Sendrom hastası olup, ellerini kullanamamakta, yürüyememekte, kaslardaki denge ve koordinasyon bozukluğuna bağlı olarak ortaya çıkan solunum ataksisi nedeniyle nefes darlığı ve yutma güçlüğü çekmekte, yaşamını ancak başkalarının yardımı ile sürdürebilmektedir. İrfan Yılmaz’ın tutuklanmadan evvel kullandığı akülü sandalyesi kendisine verilmediği için tutuklandıktan sonra yatağa bağlı hale geldi. Hastalığa bağlı gelişen denge problemi yüzünden yürüyemediği gibi, düşme, yaralanma, yatak yarası açılması ve solunum ataksisine bağlı gelişen nefes darlığı nedeniyle boğularak ölme tehlikesi ile yüz yüze bulunuyor” dedi.
Yılmaz hakkında Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) “cezaevinde kalamaz” raporu verdiğini dile getiren Bekin, “İrfan Yılmaz’ın hastalığının kontrol altında tutulabilmesi dahi özel bir tedavi ve bakım ile mümkün ve hapishane koşullarında bu sağlanamıyor. ATK İrfan Yılmaz’ın lehine rapor verdi. Ancak Sarıyer İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün, İrfan Yılmaz’ın serbest bırakılmasının ‘toplum güvenliği açısından tehlike teşkil ettiği’ne ilişkin yazısı üzerine, infaz erteleme talebi reddedildi. Bu arada İrfan Yılmaz için infaz kanunu kapsamında denetimli serbestlik hakkı doğdu, ancak Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu 18 Haziran 2026 tarihinde, İrfan Yılmaz hakkında ‘denetimli serbestlik ile tahliye edilmesinin reddine’ şeklinde karar verdi. ATK raporuna ve denetimli serbestlik hakkı kazanmış olmasına rağmen serbest bırakılmadı” ifadelerini kullandı.
Ankara
Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, hasta tutsakların durumuna dikkat çekmek amacıyla gerçekleştirdikleri eylemlerinin 620’nci haftasında Sakarya Meydanı’nda bir araya geldi. Bu hafta, Elazığ 2 No’lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan ve 3 Temmuz 2026 tarihinde beyin kanaması geçiren 70 yaşındaki ağır hasta tutsak Mehmet Şirin Çelik’in durumuna dikkat çekildi. Basın açıklamasını, İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şube Yöneticisi Aslı Saraç okudu.
Yoğun bakımda kelepçeleri açılmadı
Mehmet Şirin Çelik’in, 27 yıldır cezaevinde tutulduğunu aktaran Aslı Saraç, Çelik’in beyin damarlarındaki ciddi tıkanıklık nedeniyle daha önce iki kez pıhtı attığı ve birçok defa anjiyo olduğunu belirtti. Çelik’in ayrıca kalp hastalığının bulunduğunu, prostat ameliyatı olduğunu ve çok sayıdaki kronik rahatsızlıkları nedeniyle günde 10’dan fazla ilaç kullandığını bildiren Aslı Saraç, “Çelik, 3 Temmuz’da hapishanede beyin kanaması geçirmesinin ardından önce Fırat Üniversitesi Hastanesine, daha sonra Fethi Sekin Şehir Hastanesine kaldırılmıştır. İki gün yoğun bakımda tutulmuş; ancak bu süre boyunca ellerindeki kelepçeler açılmamıştır. Toplam dört günlük hastane sürecinin ardından serviste tedavi ve gözlemine devam edilmeden yeniden hapishaneye gönderilmiştir” dedi.
‘Kesintisiz hastane tedavisi zorunlu’
Çelik’in beyin kanaması sonrasında geçirdiği kısmi felçten kaynaklı olarak ayakta duramadığını ve yürüyemediği belirten Aslı Saraç, ayrıca Çelik’in konuşma yetisinde de ciddi kayıp oluştuğunu ve yemek yemekte güçlük çekmeye başladığını ifade etti. Aslı Saraç, “Vücudunun çeşitli bölgelerinde yoğun ağrılar bulunmakta, günlük bakımını ancak birlikte kaldığı mahpusların yardımıyla karşılayabilmektedir. Doktorların beyindeki tıkanıklığın devam ettiğini, yeniden pıhtı atma riskinin bulunduğunu ve ameliyat gerekebileceğini belirttikleri aktarılmaktadır. Bu sağlık tablosu sürekli hekim gözetimini ve kesintisiz hastane tedavisini zorunlu kılmaktadır” diye belirtti.
Tahliye talebi
Çelik’in 23 Temmuz tarihinde yeniden hastaneye sevk edildiğini ancak muayene ve tedavi sırasında kelepçelerinin çıkarılmadığını da aktaran Aslı Saraç, kelepçeli tedavinin insan onuruna aykırı olduğunu söyledi. “Mehmet Şirin Çelik’in sağlık raporları infazının ertelenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumuna sunulmuş, ancak başvuru hâlâ sonuçlandırılmamıştır” diyen Aslı Saraç, olası bir sağlık krizinde müdahalenin gecikmesinin doğrudan ölüm riski taşıdığını belirterek Çelik’in tahliyesini talep etti
HABER MERKEZİ









