Göç etmek zorunda bırakılan ve şu an Cizre Kantonu’ndaki okullara, camilere, kamu kurumlarına yerleşen Efrîn halkının temel isteği de güvenli ve onurlu bir dönüş
Berivan İnatçi
2018 yılında Türk devleti ve ona bağlı çete grupları Efrîn’e dönük işgal saldırıları başlattı. Saldırılara halkın ve savaşçıların cevabı 58 günlük direniş oldu. Bu saldırılarda kimyasallar kullanıldı, halk katliamla yüz yüze kaldı. 18 Mart’ta Efrîn işgal edilirken, yüzbinlerce Efrînli göç yolunu tuttu. Kimileri yerde serili sofralarından kalktı, kimileri yanlarına fotoğraflarını alabildi, kimileri ise evlerinin kapılarını kilitleyip anahtar ceplerinde yıllarca dönüşün umuduyla yaşadı.
Şehba’ya göç eden binlerce Efrînli, kaldıkları kamplarda yeni bir Efrîn inşa ettiler. Onlar için yaşamak artık intikamın adı, toprağa dönüşün umuduydu. Kamplarda çadır evlerin arasında zeytin ağacı diktiler, çiçeklerle güzelleştirdiler. Demokratik ulus temelinde komün ve meclislerini örgütlediler, özsavunmalarını güçlendirdiler. İşgalin 7. yıldönümünde alanlarda toplanmaya ve direniş sözlerini yenilemeye hazırlanırken, 1 Aralık 2024’te Türk devleti ve ona bağlı çetelerin saldırılarıyla yeniden göç yollarına düştüler. Yüzbinlerce Efrînli ikinci kez Kuzey Doğu Suriye’nin çeşitli şehirlerine göç etmek zorunda kaldı. HTŞ’nin Rojava Kürdistanı’na dönük 6 Ocakta Şêx Meqsud ve Eşrefiye ile başlayan saldırıları ardından, hem her iki mahalleden hem de Rakka ve Tabka gibi daha önce göç etmek zorunda kaldıkları şehirlerden yeniden göç etmek zorunda kaldılar. 8 yıl içerisinde işgal altındaki Efrîn ise, katliam, kaçırma, gasp, demografya değişimi, ekolojik talan haberleriyle gündeme geldi.
Halk onurlu ve güvenli bir dönüş istiyor
29 Ocak’ta ise DSG ve Şam arasında entegrasyon anlaşması imzalandı. Anlaşmanın en önemli maddelerinden biri de yerlerinden edilmiş halkların toprağına dönüşüydü. 16 Şubat’ta Efrîn Sosyal Derneği, Efrîn ve Şehba Göçmenler Konseyi ile Avrupa Sivil Toplum Temsilcileri, Efrîn’den zorla yerinden edilen ailelerin kısa süre içinde evlerine dönmeye başlayacağını açıkladı. 400 ile 500 ailenin oluşturulacak İzleme Komisyonu’nun güvenliğinde Efrîn’in Cindirês, Mabata ve Şiyê ilçelerine dönmesi planlanıyor. Tabii ki entegrasyon anlaşması temelinde Cizre Kantonu ve Kobanê’de oluşturulacak sistem Serêkaniye, Efrîn ve Gîre Spî için de geçerli olacak. Bu şehirlerde İç Güvenlik Güçleri bölge halkı tarafından örgütlendirilecek, halk kendi meclinsleriyle, kendi iradesiyle kendini yönetebilecek. Elbette bunun da temel şartı işgalci güçlerin bu bölgelerden çekilmesi. Göç etmek zorunda bırakılan ve şu an Cizre Kantonu’ndaki okullara, camilere, kamu kurumlarına yerleşen Efrîn halkının temel isteği de güvenli ve onurlu bir dönüş.
Serêkaniyê için tartışmalar sürüyor
Serêkaniyê de Efrîn’de yaşanan tablonun benzerini yaşayan şehirlerden biri. 2012-13’te El Nusra’ya ve 2014-15 yıllarında da DAİŞ’e karşı direnişiyle tanınan şehirlerden biri Serêkaniyê. Tüm dünyayı tehdit eden DAİŞ ve El Nusra gibi cihatçılara karşı direnen Serêkaniyê ve Girê Spî, 2019 Ekim’de Türk devleti ve ona bağlı çetelerin saldırıları sonucu işgal edildi. İşgal edilen şehirlerden yüz binlerce kişi göç etmek zorunda kaldı. Cizre Kantonu’nun farklı bölgelerindeki Serêkaniyê, Waşokanî, Newroz kamplarına yerleştiler. Entegrasyon temelinde Efrîn için tartışılan ve öngörülen konular Serêkaniyê için de geçerli olsa da konuya ilişkin tartışmalar devam ediyor. Serêkaniyê için de bir komisyon kurulacağı belirtiliyor.
Kobanê’de kuşatma sürüyor
HTŞ’nin saldırıları ardından 20 Ocak’tan beri Kobanê’ye dönük kuşatma ve ambargo devam ediyor. Şehre elektrik ve su kısmi olarak verilmeye başlanmış ve kısmi olarak kuşatma hafifletilmiş olsa da henüz temel ihtiyaçların girmesi engelleniyor. Öcellikle Kobanê’ye giden yolun çetelerce tutulması, yiyecek ve ilaçların şehre girişini engelliyor.
Kadınlar taciz ediliyor
HTŞ’nin girdiği bölgelerde kadınlar hedef alınıyor. Rakka ve Tabka’dan HTŞ ve Türk devletine bağlı çeteler tarafından tacizle yüz yüze kalıyor. Telefon numaraları zorla isteniyor ve ‘aradıklarında cevap vermeleri’ şeklinde tehdit ediliyor kadınlar. Geçtiğimiz günlerde Kobanê’nin güneyinde bir köyde bir Kürt kadın kaçırıldı ve günlerce çeteler tarafından esir tutuldu. Ardından bırakılan kadın hayatına son verdi. Sadece bu olay bile kadınlara dönük sistemsel saldırıların boyutunu açıklıyor.









