PYD Başkanlık Konseyi’nden Hediye Yusif, YPJ’nin özgünlüğünü koruyacağını ve bölgenin güvenliğinin kendilerinde olacağını, kurumlarının özerk yapısını koruyarak merkezi hükümetin içinde yer alacaklarını söyledi
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi ile Şam arasında 30 Ocak’ta imzalanan anlaşmanın tüm maddeleriyle hayata geçirilmesine dönük temaslar sürüyor. Sahada ateşkes sağlanırken, askeri güçler de anlaşmada yer alan hususlara göre yeniden konumlandı. Özerk Yönetim’e bağlı kurumların merkezi sisteme entegrasyonuna dair çalışmalar ise devam ediyor. Ancak antlaşma gereği atılmayan adımlar da bulunuyor. Suriye Geçici Hükümeti, Kobanê’ye yönelik ablukasını sonlandırmış değil.
Demokratik Birlik Partisi (PYD) Başkanlık Konseyi üyesi Hediye Yusif, anlaşmayı ve sahadaki son durumu değerlendirdi. Hediye Yusif, anlaşmanın ilk hedefinin Özerk Yönetim bölgelerine yönelik saldırıların durdurulması olduğunu söyledi. Hediye Yusif, bir diğer hedefin ise demokratik entegrasyon süreci olduğuna işaret ederek, “Bizim demokratik entegrasyon olarak tanımladığımız sürece bakışımız ile Şam’ın bakışı arasında fark var. Bu savaşın durdurulması, bölgelerimizdeki resmi kurumların hükümete entegre edilmesi mevcut yasalar dahilinde yapılıyor. İlerleyen süreçte Suriye’nin geleceği tartışıldığı zaman Kürt ve diğer halkların hakları demokratik bir çerçevede tartışılmaya açılacaktır” dedi.
‘Kurumlarımız özerk yapısını koruyarak yer alacak’
Kürtlerin siyasal ve kültürel haklarının korunması gerektiğini vurgulayan Hediye Yusif, “Şam hükümeti, entegrasyonun kendi istedikleri şekilde olmasını dayatıyor. Fakat antlaşmaya göre Kürt halkının eğitim, kültürel ve siyasi hak sahibi olması gerekiyor. Bu anlaşma çerçevesinde hareket ediyoruz. Bölgemizde var olan kurumlarımız özerk yapısını koruyarak, merkezi hükümetin içinde yer alacak. Süreç ağır ilerliyor ancak bu mücadelemiz ile sürecek. Çünkü Kürt halkının haklarının demokratik bir şekilde Suriye’de resmi olarak kabul edilmesi ve kalıcılaşması gerekiyor. Bu çerçevede kurumlarımızı devletin kurumlarına entegre ediyoruz” diye konuştu.
‘Êfrîn’de gençlerden oluşan bir tugay üzerine tartışmalarımız sürüyor’
Kentlerin güvenliğine dair nasıl bir mekanizmanın kurulacağına değinen Hediye Yusif, “Bölgelerimizin güvenliğini biz sağlayacağız. Askeri güçlerimiz, tugaylar şeklinde merkezi hükümete dahil olacak. Cizîr bölgesinde 3 tugay olacak. Bu tugaylardan biri YPJ tugayı olacak. Kobanê’de bir tugay olacak. Bu tugayın içinde yine kadınlardan oluşan bir tabur olacak. Bunlar özerk olacak. Şimdi Êfrîn’de oranın gençlerinden oluşan bir tugay üzerine tartışmalarımız sürüyor. Bu askeri kuvvetler Suriye ordusu bünyesinde kendi bölgelerinin güvenliğini sağlayacak. Burada esas olan iç güvenliktir. Burada da Suriye İç Güvenliği’ne bağlı olacak şekilde asayiş güçlerimiz yer alacak. Bu şarttır. Bu ortaklaşmanın olması gerekiyor. Merkezi hükümetle entegrasyon sağlandığı zaman Suriye’nin geleceği belirlenecek” bilgilerini paylaştı.
Hediye Yusif, Şam’ın kontrolünde olmayan paramiliter grupların bulunduğunu ve bu nedenle Rojava’ya yönelik tehditlerin halen devam ettiğini söyledi. Hediye Yusif, söz konusu riske rağmen anlaşmaya bağlı olduklarını ve demokratik ulus perspektifiyle bölgedeki tüm halklarla ortak bir yaşamı sürdürmeye devam edeceklerini vurguladı.
‘Kobanê’nin yaklaşık 50 köyü HTŞ hakimiyeti altında’
Kobanê bölgesinin daraltılmak istendiğini belirten Hediye Yusif, “Bazı bölgeleri Eyn İsa’ya, bazılarını ise Minbiç’e bağlamak istiyorlar. Şu anda Kobanê’nin yaklaşık 50 köyü HTŞ hakimiyeti altında. Antlaşmaya göre bu güçlerin buradan çekilmesi gerekiyordu. Çekilmedikleri için oralara ilişkin entegrasyon süreci ağır ilerliyor” dedi. Hediye Yusif, Şam’ın Kobanê’de kendisine bağlı merkezler kurmak istediğini ve bu durumu anlaşmazlık yarattığını ifade etti. Hediye Yusif, sorunun çözümüne dair görüşmelerin devam ettiğini kaydetti.
Hediye Yusif, Serêkaniyê ve Efrîn için kurulacak yönetim mekanizmalarına dair de çalışmaların devam ettiğini ifade etti. Hediye Yusif, her iki yer için ortak komisyon kurulduğunu ve bu bölgelerin de diğer kentler gibi özel durumlarının korunması gerektiğinin altını çizdi.
‘Etrafımızda askeri güçler var olduğu müddetçe istenilen güven oluşmayacak’
Anlaşmanın tam olarak hayata geçirilebilmesi için HTŞ’nin belirlenen sınırlardan tam olarak çekilmesi gerektiğini vurgulayan Hediye Yusif, “Bölgelerimizin etrafındaki askeri güçler var olduğu müddetçe istenilen güven oluşmayacak. Bu da her zaman saldırı ihtimalini canlı tutuyor. Özerk Yönetime bağlı olmayan bütün güçlerin artık kendi merkezlerine çekilmesi gerekiyor. Çünkü bizim güçlerimiz kendi yerlerine çekildiler” dedi.
‘Yönetimde yer almamız gerekiyor’
Suriye’nin birliğini kapsamında kendi özgünlüklerini korumak istediklerini belirten Hediye Yusif, “Suriye’nin geleceğinde daha fazla rol alabiliriz. Bunun için de yönetimde yer almamız gerekiyor. Bu hususlar sağlanmadığı müddetçe yeni bir savaş riski her zaman var. Saldırı amacımız yok ama halkımızı da savunuruz ve savunacağız” diye kaydetti.
‘Sorumlu Türkiye’dir’
Hediye Yusif, Türkiye’nin saldırılardaki rolüne işaret ederek, “Lojistik, eğitim, araç… hatta bazı zamanlar fiili olarak bu saldırılarda yer aldılar. Açıkça bunu yaptılar. Türkiye’nin hava silahları saldırılarda büyük bir rol oynadı. Bu savaşın birinci sorumlusu Türk devletidir. Yine son 1 yılda varılan mutabakatların devreye girmemesinin sorumlusu da Türk devletidir” diye konuştu.
Söz konusu durumun yavaş yavaş değişmeye başladığını dile getiren Hediye Yusif, son anlaşmada Türkiye’nin de rızasının olduğunu söyledi. Bu durumun olumlu olduğunu belirten Hediye Yusif, “Çünkü var olan hükümette Türkiye birinci roldedir. Hükümete her türlü desteği veriyor” dedi.
‘Türklerden komşuluk görevini yerine getirmesini istiyoruz’
Kürtlerin dünyanın dört bir yanında ayağa kalkmasının saldırıların durmasında önemli bir etkide olduğuna dikkati çeken Hediye Yusif, “Türkiye bu durumu göz önünde bulundurmaz ise çok büyük kayıplar yaşayabilir. Savaş, Türkiye sınırına dayanabilir. Türkiye bu tehlikeleri görüp değerlendiriyor. Bunun için bugünkü ateşkesi kabul etmek zorunda ve bu anlaşmanın uygulanması için bir rol almak zorunda. Bundan dolayı son durumu olumlu görüyoruz. Türk devletine çağrımız; bizim Türkiye’nin milli varlığına karşı hiçbir tehdidimiz yok. Kürtler, Türklerin en güçlü dostu olabilir ve iyi komşusu olabilir. Çünkü sınırlarımız Türkiye ile komşudur. Biz de Türklerden komşuluk görevini yerine getirmesini istiyoruz” diye kaydetti.
‘Suriye’nin geleceği istikrara kavuşur’
Hediye Yusif, Türkiye’nin Özerk Yönetime karşı düşmanlık yapmasının “50 milyon Kürt’e düşmanlık yapmak” anlamına geldiğini, bunun yerine Kürtler ile komşuluk ilişkilerinin geliştirilmesi gerektiğini dile getirdi. Geçmiş ancak bu şekilde telafi edilebileceğinin altını çizen Hediye Yusif, “Eğer bu anlaşma uygulanırsa Suriye’nin geleceği istikrara kavuşur. Bu sağlanırsa Türkiye’nin de sınır güvenliği kaygısı ortadan kalkar. Bu attıkları olumlu adımın devamının olması gerekiyor” dedi.
‘Rojava yenilirse sıra diğer Kürdistan parçalarına gelecek’
Halkın tepkisinin saldırılara onay veren ABD, İngiltere, Fransa ve diğer devletlere de geri adım attırdığını belirten Hediye Yusif, “Halk, teröre karşı savaşan Kürtlerin savunulması için hükümetlerine baskı yapıyorlar. Yine 50 milyon Kürt, Rojava için ayaklandı. Kürt halkı sınırları yıktı. Kürt halkı, Rojava’da kendi gerçekliğini gördü. Eğer Rojava yenilirse sıra diğer Kürdistan parçalarına gelecek. Bunun için ulusal birlik oluştu. Bunun için dünyanın her yerinde Kürtler ayaklandı. Onun için bu hükümetler bu durumu görmeye mecbur kaldı. Tüm bunlar sonucunda Avrupa Parlamentosu’nda Kürtlerin savunulması için kanun çıkarılması girişimleri yapıldı. Eğer bu kanun çıkarılırsa bu Kürtler için başlı başına bir statüdür” ifadelerini kullandı.
Hediye Yusif, Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Genel Komutanı Mazlum Ebdî ile Dış İlişkileri Dairesi Eşbaşkanı Îlhan Ehmed’in Münih’te düzenlenen konferanstaki temaslarını da değerlendirdi. Hediye Yusif, yapılan temasların “statünün kabul edilmesi” olarak görülmesi gerektiğini belirtti. Hediye Yusif, uluslararası güçlerin Kürtlerin korunması için kanunlar çıkarması ve bu kanunlar ile Kürtlerin savunulmasının garantiye almaları gerektiğini vurguladı.
Haber: Mehmet Aslan \ MA









