Şam yönetimi ile Rojava arasında süren temaslara rağmen sahadaki gelişmeler sürecin ilerlemediğini gösteriyor. Türkiye’nin müdahaleleri ve ABD’nin çekilme tartışmaları, Suriye’deki kırılgan dengeyi daha da hassas hâle getiriyor
Suriye’de Şam yönetimi ile Rojava arasında aylardır süren temaslar masada ilerliyor gibi görünse de sahadaki uygulamalar tam tersine gidiyor. Bölgedeki çoklu güç dengesi, özellikle Türkiye’nin müdahaleleri ve ABD’nin çekilme tartışmalarıyla birlikte daha karmaşık bir hal aldı. Sahadaki kaynaklar, “entegrasyon” başlığı altında yürütülen sürecin fiilen donduğunu belirtiyor.
Türkiye’nin baskıları süreci tıkıyor
Rojava–Şam hattındaki en büyük tıkanıklığın Türkiye’nin askeri ve istihbari baskısından kaynaklandığı ifade ediliyor.
Demokratik Suriye Güçleri (DSG) ile Suriye Geçiş Hükümeti arasında 29 Ocak’ta imzalanan anlaşmanın uygulanmasını takip etmekle görevlendirilen Ziad El-Ayeş’in, MİT tarafından eğitilmiş selefi bir asker olduğu, hücre yapılanmalarının örgütlenmesinde birinci derecede rol oynadığı belirtiliyor. Şam’daki Merkezi Özel Güvenlik Dairesi’nin de fiilen El-Ayeş’e bağlı çalıştığı, seçtiği personelin özellikle selefi kadrolardan oluşmasına dikkat ettiği aktarılıyor.
Yerel kaynaklar, Ankara’nın hem siyasi hem askeri kanallardan Şam’a sürekli yönlendirmelerde bulunduğunu ve anlaşmanın kritik maddelerinin bu nedenle uygulanamadığını söylüyor.
Bu atmosferde DSG komutanlık üyeleri 22 Şubat Pazar günü Şam’da Suriye Savunma Bakanlığı ile bir dizi görüşme gerçekleştirdi. Ortak tugayların kurulması ve Savunma Bakanlığı Yardımcılığı pozisyonu masaya yatırıldı; ancak görevin kime verileceği hala belirsiz.
Kobanê ablukası
Bir aydır devam eden Kobanê ablukası, taraflar arasındaki en kritik kırılma noktası haline geldi. Türk devletine bağlı silahlı grupların yağma, talan, fidye ve kaçırma faaliyetleriyle bilinen yapıları, kuşatmada aktif rol oynuyor.
Sahadaki kaynaklar, Şam güçlerinin bu ablukayı fiilen sürdürdüğünü ve Türk devletinin planlarıyla paralel hareket ettiğini belirtiyor. Bu durum, “entegrasyon” başlığı altında yürütülen sürecin perde arkasında Ankara’nın belirleyici bir rol oynadığı yorumlarını güçlendiriyor.
Boşluktan DAİŞ yararlanıyor
Siyasi tıkanma derinleşirken, DAİŞ’in özellikle Dêrazor hattında yeniden organize olduğu görülüyor. Örgüt, son günlerde art arda saldırılar düzenledi.
Bugün El-Basir’de Şam güçlerine ait bir askeri nokta hedef alındı. Deyban’da bir hükümet binasına saldırı düzenlendi ve bölgede bulunan HTŞ bağlantılı gruplara ateş açıldı. Yerel güvenlik kaynakları, örgütün “boşluk oluşan her alana hızla sızdığı” değerlendirmesinde bulunuyor.
ABD’nin çekilme tartışmaları
ABD’nin Suriye’den çekilmesine ilişkin tartışmalar sahadaki tüm dengeleri yeniden değiştireceğe benziyor. 2 Mart için dillendirilen takvim resmiyet kazanmasa da, yerel kaynaklar Washington’un “tam çekilme” seçeneğini ciddi biçimde değerlendirdiğini aktarıyor.
Bugün ABD güçleri Hesekê kırsalındaki Qasrak üssünden çekilmeye başladı. Bölgedeki kaynaklar, “ABD yalnızca bir askeri birimi bırakıp Suriye’den büyük ölçüde çıkıyor” bilgisini paylaşıyor.
Bu ihtimal, hem siyasi hem askeri düzlemde büyük bir boşluk yaratırken, DAİŞ’in yeniden canlanması ve bölgesel aktörlerin agresif hamleleri yeni bir çatışma dalgası riskini artırıyor.
Efrîn’e dönüş hazırlığı
2018’deki Efrin işgali sonrası göç eden yüzlerce Efrînli ailenin dönüş hazırlıkları tamamlanmış durumda. Rojava İç Güvenlik Güçleri’nden bir heyet Efrîn’de incelemelerde bulundu. Demografik yapısı 2018’den bu yana radikal biçimde değiştirilen Efrîn’e ilk etapta 400 ailenin dönüşü planlanıyor.
Ancak sahadaki çelişki dikkat çekici:
Bir yanda Efrînli ailelerin dönüşü için hazırlıklar yapılırken, diğer yanda Kobanê bir aydır kuşatma altında.
Rojava’da yurttaşların en çok dile getirdiği soru da bu:
“Efrîn’e dönüş mümkünse, Kobanê neden hâlâ kuşatma altında?
Bu çelişki, anlaşmanın sahada uygulanmadığına dair şüpheleri daha da derinleştiriyor.
Haber: Enes Yıldız / ANF








