• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
24 Şubat 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Dünya

Londra’da savcı Türkiye’yi aratmadı: ‘Heval’ demek örgütsel bağ sayıldı

24 Şubat 2026 Salı - 09:46
Kategori: Dünya, Editörün Seçtikleri

Londra’da bulunan Old Bailey Ağır Ceza Mahkemesi’nde 6 Kürt aktivistin yargılandığı davada, savcılığın sunduğu iddianame ve yöneltilen suçlamalar Türkiye’de görülen davaları aratmadı

İngiltere’de Kürt toplumunun siyasal ve demokratik faaliyetlerini doğrudan hedef alan ve altı Kürt aktivistin yargılandığı dava, Londra’daki Old Bailey Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediyor. Bugüne kadar 25 duruşmanın görüldüğü davada, savcılığın hazırladığı iddianame ve yöneltilen suçlamalar kamuoyunda tartışma konusu oldu.

Ali Poyraz, Ercan Akbal, Türkan Özcan, Agit Karataş, Berfin Kurban ve Mücahit Sayak hakkında hazırlanan iddianamede aktivistler, “PKK üyesi olmak ve örgüt adına faaliyet yürütmek” ile suçlanıyor. Kürt aktivistlere “silahlı örgüt üyeliği” isnadı yöneltilirken, dosyada herhangi bir şiddet eylemine ya da silaha ilişkin somut bir delil bulunmuyor.

Dava, 27 Kasım 2024’te Kürt Toplum Merkezi ile çok sayıda Kürt aktivistin evine düzenlenen ve geniş çaplı polis katılımıyla gerçekleştirilen baskınların ardından açıldı. Savcılığın sunduğu iddianamenin kapsamı ve suçlamaların niteliği, Türkiye’de görülen KCK davalarındaki iddialarla benzerlik gösterdiği yönünde değerlendirmelere yol açtı.

Old Bailey’de görülen davada 12 kişilik jüri heyeti görev yapıyor. Yargıç, savcı ve yardımcılarının yer aldığı mahkemede, aktivistlerin savunmasını ise 12 kişilik bir avukat ekibi üstleniyor.

Kürt aktivistler tutuklu yargılanmıyor ancak gözaltı sürecinin ardından ayak bileklerine takılan elektronik kelepçelerle duruşmalara katılıyor. Ayrıca Kürt Toplum Merkezi’nin bulunduğu bölgeye giriş yasakları ve günün belirli saatlerinde dışarı çıkma kısıtlaması gibi adli kontrol şartları dava süresince devam ediyor.

İddianame KCK soruşturmalarından esinlenmiş gibi

Ocak ayının ilk haftasında başlayan davada yaklaşık üç buçuk hafta boyunca savcılık iddianamesi okundu. Ardından davaya müdahil İçişleri Bakanlığı’na bağlı polislerin ifadeleri alındı ve çapraz sorguları yapıldı. Davanın bundan sonraki aşamasında aktivistlerin çapraz sorguya alınması bekleniyor.

Ancak Kürt aktivistler hakkında hazırlanan iddianame ve yöneltilen suçlamalar, Türkiye’de görülen KCK davalarındaki absürt iddiaların Londra’daki yansıması gibi. Dosyada herhangi bir somut şiddet eylemine ilişkin bulgu yer almazken, örgütsel bağ iddialarının daha çok siyasal, sosyal ve kültürel faaliyetler üzerinden çıkarılmaya çalışıldığı görülüyor.

Bugüne kadar görülen duruşmalarda ve iddianamede “suç delili” olarak sunulan unsurların niteliği, davanın hukuki dayanaktan yoksunluğunu gözler önüne seriyor.

İddianamede, Ercan Akbal’ın evinde yapılan aramada Kürt Toplum Merkezi’ne ait bir para kasasının yedek anahtarının bulunması, “örgütün üst düzey yöneticisi olduğu” iddiasına dayanak olarak gösterildi.

Agit Karataş’ın arkadaşlarıyla birlikte söylediği “Çerxa Şoreşê” marşı da örgüt üyeliğine delil olarak sunuldu. Xelîl Xemgîn tarafından 1988 yılında Halepçe Katliamı ve Kürdistan’daki baskılara karşı yazdığı marş, savcılık tarafından “PKK marşı” olarak nitelendirildi.

Nobel ödüllü isimlerin yer aldığı kampanya da dosyada

Agit Karataş’a yöneltilen “örgüt üyeliği” iddialarından biri de İngiltere’de 16 sendikanın 2016 yılında başlattığı ve 2023’te uluslararası alana taşınan “Abdullah Öcalan’a Özgürlük” kampanyasına verilen destek oldu. Savcılık, söz konusu kampanyayı “örgütsel faaliyet” olarak nitelendirdi.

Savcılık ayrıca, Nobel ödüllü yazarlar, akademisyenler ve siyasetçilerin de yer aldığı kampanya çalışmalarının “Hamle Komitesi” olarak yürütülmesini, yasa dışı örgütsel faaliyet kapsamında değerlendirdi. Savcılık, “Abdullah Öcalan’a özgürlük kampanyasını yürütmek, örgütle iltisaklı olduğunu ortaya koyar” ifadelerine yer verdi.

İngiliz savcı, Kürtçede “arkadaş” ve “yoldaş” anlamlarına gelen ve günlük yaşamda yaygın biçimde kullanılan “Heval” kelimesinin sanıklar arasında örgütsel bağın göstergesi olduğunu ileri sürdü. Savcılık, aktivistlerin birbirlerine bu şekilde hitap etmelerini “örgütle iltisak” iddiasına dayanak olarak sundu.

Anmalar da suç

İddianamede, Kürt Toplum Merkezi’nde düzenlenen anma törenleri ve taziyeler de suçlama konusu yapıldı. Özellikle Rojava’da DAİŞ’e karşı savaşırken YPG saflarında yaşamını yitirenler için yapılan etkinlikler ile mezar başı anmalarının “örgütsel faaliyet” kapsamında değerlendirildiği görüldü.

Bu kapsamda, DAİŞ’e karşı mücadelede şehit düşen İngiliz aktivistler Jack Holmes, Anna Campbell, Konstandinos Erik Scurfield, Oliver Hall ve İngiltere vatandaşı Mehmet Aksoy için düzenlenen anmaların yanı sıra, Kürdistan’daki çatışmalarda yaşamını yitiren Kürtler için yapılan taziye ve anmalar da iddianamede “terör faaliyeti” olarak yer aldı.

Highgate Mezarlığı’nda bulunan Mehmet Aksoy’un kabri başında gerçekleştirilen anma etkinlikleri de savcılık tarafından “örgütsel faaliyet” olarak gösterildi.

Savcılık, Kürt siyasetçi ve yazar Ali Poyraz’ın 6 Ocak 2017’de Türk devletinin düzenlediği bir hava saldırısında şehit düşen Hüseyin Poyraz’ı (Rubar Dicle) Kürt Toplum Merkezi’nde anması ve taziyeleri kabul etmesini de “örgüt üyeliğine delil” olarak sundu.

Savcılık ayrıca, 17 yaşındayken Türkiye’de 1980 askeri darbesi döneminde tutuklanarak idamla yargılanan Ali Poyraz’ın evinde bulduğu eski dava dava dosyasını da örgüt üyeliğine delil olarak kullandı.

Kültürel faaliyetler ‘örgütsel bağ’ sayıldı

İngiliz savcı, 1988 yılından bu yana Londra’nın Haringey bölgesinde faaliyet gösteren Kürt Toplum Merkezi’ni de “PKK’nin üssü” olarak tanımladı. Göçmen topluluklara yönelik kültürel, sosyal ve sağlık alanlarında hizmet veren merkez, savcılık tarafından örgütsel faaliyetlerin yürütüldüğü yer olarak gösterildi.

Londra’da “Kürt Evi” olarak da nitelendirilen Kürt Toplum Merkezi (KCC), bugüne kadar aralarında İngiltere Başbakan Yardımcısı David Lammy, Jeremy Corbyn, Bambos Charalambous ve Catherine West gibi siyasetçilerin yanı sıra, sendikal hareketin önde gelen isimlerinden Simon Dubbins ile çok sayıda akademisyen, sanatçı, şair ve yazarı ağırlamış bir merkez olarak biliniyor.

Savcılığın 37 yıllık Kürt Toplum Merkezi’ni kriminalize etme iddialarına karşılık savunma avukatları da jüriye David Lammy ve Jeremy Corbyn gibi isimlerin KCC binasında çekilmiş fotoğraflarını sundu.

Qazî Muhammed de ‘örgüt bağlantılı’

İngiliz Savcı, kriminilazasyonda hız kesmeyerek, 27 Kasım 2024’te düzenlenen operasyon sırasında Kürt Toplum Merkezi’nde bulunan tüm materyalleri de “örgütsel malzeme” olarak nitelendirdi. İddianamede, Türkiye’de 12 Eylül askeri darbesi döneminde cezaevinde yaşamını yitiren Kemal Pir, Hayri Durmuş ve Akif Yılmaz’ın fotoğrafları ile farklı dönemlerde yaşamını yitiren bazı Kürt ve enternasyonalistlere ait görseller de delil olarak dosyaya girdi.

Bu kapsamda, Mahabad Cumhuriyeti’nin lideri Qazî Muhammed, Şêx Saîd, Seyid Rıza ve Abdullah Öcalan’a ait fotoğraflar da savcılık tarafından örgütsel bağlantının delilleri olarak sunuldu.

Savcılık, aktivistlerden Berfin Kurban hakkında “örgüt üyeliği” iddiasına dayanak olarak bir WhatsApp görüşmesini delil gösterdi. Ancak savunma avukatları, söz konusu yazışmanın 2015 yılında Amed’te “casusluk” iddiasıyla tutuklanan İngiliz gazeteci Jake Hanrahan ile yapıldığını mahkemeye sundu. Bir gazeteciyle yapılan görüşmeden “örgüt üyesi” yaratma çabası, mahkeme jürisi tarafından da not edildi.

Kürtleri kriminalize etmeye odaklanan iddianamede, Avrupa’daki Kürt demokratik toplum örgütlenmelerinden KCDK-E ile Kürt Toplum Merkezi arasında hiyerarşik bir bağ bulunduğu ileri sürüldü. Merkezin KCDK-E’ye rapor vermesinin örgütsel işleyişin parçası olduğu iddia edildi.

Dosyada, Londra ve İngiltere genelinde düzenlenen yürüyüşler, paneller, seminerler, Newroz etkinlikleri ile kadın ve gençlik çalışmaları da “suç delili” olarak gösterildi. Ayrıca Abdullah Öcalan’ın İmralı cezaevinde geliştirdiği “Demokratik Konfederalizm” paradigmasının benimsenmesi de örgütsel bağlantı iddiasına dayanak yapıldı.

Eşbaşkanlık ve kadın özgürlükçü anlayış ‘kriminal faaliyet’ sayıldı

İddianamede, Kürtlerin meclisler aracılığıyla örgütlenmesi, eşbaşkanlık sistemi ve cinsiyet özgürlükçü yönetim anlayışı gibi siyasi ve toplumsal model arayışları da suçlama konusu yapıldı ve “kriminal faaliyet” kapsamında değerlendirildi.

Savunma avukatları ise mahkemede Kürt tarihine, sosyolojisine ve demokratik konfederalizm anlayışına ilişkin değerlendirmeler yaparak, söz konusu faaliyetlerin ifade özgürlüğü ve demokratik örgütlenme kapsamında ele alınması gerektiğini savundu.

‘Yalnızca 6 kişi değil, Kürt halkı yargılanıyor’

Davanın avukatlarından Ali Has, yargılama sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak davayı şu sözlerle özetledi:

“Kürtlere demokratikleşme yakıştırılmıyor. Savcının yaklaşımına göre Kürtlere ‘siz demokrat olamazsınız’ deniliyor ve kriminal yaftalar yapıştırılıyor. Kürtlerin demokratik örgütlenme ve demokratik mücadele süreci adeta meşru görülmüyor.”

Yargılamanın yalnızca altı Kürt’ü kapsamadığını belirten Has, davanın daha geniş bir çerçevede ele alınması gerektiğine işaret ederek, “Kürtlerin neden demokratik örgütlenme modelini tercih ettiğinin sorgulandığı bir dava ile karşı karşıyayız. Bu dava, sadece altı Kürdü değil, Kürt halkının demokratik ve kültürel örgütlenmesini hedef alıyor” dedi.

İddianamede kullanılan şablonun Türkiye’deki KCK davalarındaki şablonla benzerlik gösterdiğine dikkat çeken Has, “Tıpkı KCK davalarında olduğu gibi, dava örgütsel bir şablon üzerinden yürütülüyor. ‘Heval’ kelimesi, ‘Hamle Komitesi’ kavramı ya da Öcalan’a özgürlük kampanyası gibi demokratik faaliyetler suç delili olarak gösteriliyor. Savcılık bu faaliyetleri ‘örgüt üyeliği ve iltisak’ kanıtı olarak sunuyor” ifadelerini kullandı.

Dosyada gizli tanık bulunmadığını, herhangi bir silah ya da şiddet eylemi iddiasının yer almadığını vurgulayan Has, suçlamaların sözler, toplantılar ve semboller üzerinden yürütüldüğünü söyledi.

‘Heval’ demek silahlı örgüt üyeliği

Has ayrıca, 37 yıllık Kürt Toplum Merkezi’nin “örgütsel merkez” olarak gösterilmesine tepki göstererek, “KCC, toplumun sosyal ve kültürel faaliyetler yürüttüğü bir merkezdir. Baskınlar, kasaların anahtarları, taziyeler, anmalar ve fotoğraflar üzerinden yapılan suçlamalar, demokratik faaliyetlerin kriminalizasyonu anlamına geliyor” dedi.

Avukat Ali Has, duruşmalarda Kürt aktivistlerin evlerine yapılan baskınlara ait görüntülerin de jüriye izletildiğini belirtti. Has, “Baskın sırasında kapılar balyozla kırıldı, bazı gözaltılarda fiziksel müdahalede bulunuldu. Bu görüntüler jüri üzerinde etkili oldu ve dava sürecine Kürtlere yönelik polis baskısı ve şiddet unsurunu taşıdı” dedi.

Savcılığın, YPG ve DAİŞ karşıtı anmaları, gazetecilerle yapılan görüşmeleri ve toplumsal etkinlikleri delil olarak sunduğunu ifade eden Has, “Demokratik Konfederalizm ve toplumsal örgütlenme pratikleri suç unsuru gibi gösteriliyor. Bu yaklaşım, Kürt topluluklarının demokratik örgütlenme pratiğini hedef alıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Dosyada “silahlı örgüt üyeliği” suçlamasına ilişkin somut bir delil bulunmadığını vurgulayan Has, iddianamede öne çıkarılan unsurların “Heval” ve “Hamle” gibi kavramlar olduğuna dikkat çekti.

‘Tek bir şiddet isnadı yok ancak silahlı örgüt üyesi suçlaması var’

Ali Has, davanın 11 Eylül sonrası yürürlüğe giren 2001 tarihli ‘Terör Yasası’ çerçevesinde yürütüldüğünü belirterek, “Kürtler ‘silahlı örgüt üyesi’ olarak yargılanıyor ancak tek bir şiddet eylemi isnadı yok” dedi.

Kürtlerin demokratik konfederalizm temelinde yürüttüğü siyasal ve toplumsal örgütlenmenin suçlama konusu yapıldığını dile getiren Has, şunları söyledi:

“Savunma çok net: Demokratik Konfederalizm çoğulcu ve sivil bir siyasal modeldir. Kürt gençlerinin politik ve kültürel faaliyetlere yönelmesi kriminal değil, toplumsal bir tercihtir. Siyasal semboller, şarkılar ve kampanyalar ifade özgürlüğü kapsamındadır. Kürt toplum merkezleri diasporanın sosyolojik ihtiyacından doğmuştur.”

Dava nasıl başladı?

İngiltere’de 27 Kasım 2024 gecesi Londra’daki Kürt Toplum Merkezi (KCC) ve Kürt aktivistlere yönelik düzenlenen baskın, Kürt halkının Avrupa’da son yıllarda karşı karşıya kaldığı en şiddetli polis operasyonlarından biri olarak kayda geçti.

İngiliz polisi, 27 Kasım saat 03.05’te Kürt Toplum Merkezi binasına ve bazı Kürt aktivistlerin evlerine eş zamanlı baskın düzenledi. Operasyon sırasında KCC binası ile aktivistlerin evlerinin kapılarını koçbaşı ve balyozlarla kırdı, gözaltına aldığı aktivistleri ters kelepçeyle yere yatırarak darp etti.

Baskın sırasında R.P adlı 15 yaşındaki bir Kürt çocuğu da saldırıdan nasibini aldı. Evine düzenlenen baskında gözaltına alınan Kürt aktivist Ercan Akbal’ın eşi Hediye Akbal ise kelepçeli haldeyken kalp krizi geçirdi. Akbal, ambulansa kadar kelepçeli bir şekilde götürüldü ve ardından hastanede tedavi altına alındı.

Operasyonda Türk Polis Derneği’ne bağlı polisler kullanıldı. İngiliz polisi, KCC ve Kürtleri kriminalize eden açıklamalarda bulundu. Mazlum Sayak adlı Kürt gencinin gözaltına alındığı Kürt Toplum Merkezi binasında bulunanlara şiddet uygulandı, Kürt mültecilerin yatakları kanlara boyandı.

Gözaltına alınan Kürt Halk Meclisi Eşbaşkanı Türkan Budak, KHM çalışanı Ercan Akbal, Kürt siyasetçi ve yazar Ali Poyraz, Kürt Dış İlişkiler Temsilcisi Agit Karataş, Kürt kadın aktivist Berfin Kurban ve Mazlum Sayak’ın kaldıkları evlerin önünde beş gün boyunca polis adeta karakol kurdu.

Operasyonların hedefinde bulunan ve 1988 yılından bu yana başta Kürt halkı olmak üzere yüz binlerce insana göçmenlik, kültürel, sosyal ve toplumsal konularda hizmet veren Kürt Toplum Merkezi, iki hafta boyunca polis tarafından kapatıldı ve dernek binasında aramalar yapıldı.

Polis tutanağında, KCC ve Heyva Sor’un banka hesaplarına el konulduğu bilgisi yer aldı.

Operasyonun hedefindeki KCC binasının önünde ise ilk günden itibaren protesto eylemleri yapan Kürt halkı ve dostlarına polis saldırdı; çok sayıda kişi gözaltına alındı ve yaralandı. Polis, eylemcileri sürükleyerek gözaltına alırken, şiddete karşı direniş büyüdü.

KCC binasının önüne demir barikatlarla birlikte beton bariyerler yerleştirildi. Barikatın önünde ise bir grup Kürt çadır kurarak açlık grevine başladı. Açlık grevi çadırını Kuzey Londra’daki belediye başkanları, sivil toplum örgütleri ve Teknoloji Bakanı Feryal Clark Demirci’nin de aralarında bulunduğu birçok isim ziyaret etti. Süreç boyunca on binlerce kişinin katılımıyla protesto yürüyüşleri gerçekleştirildi.

İngiliz polisinin kriminalizasyon politikalarına karşı on binlerce kişi kitlesel yürüyüşlerde bir araya gelerek ‘Kürtlerden elinizi’ çekin sloganını haykırdı. Direniş dalga dalga yayılırken, Kürt halkı ve dostları dokuz gün boyunca sokaklarda, diplomaside ve yaşamın tüm alanlarında bu kriminalizasyona ve saldırılara karşı direnişi büyüttü.

Londra’da bir ilk yaşandı; KCC binasının bulunduğu Green Line Caddesi’ndeki esnaf kepenklerini indirerek polisin kriminalizasyon operasyonuna tepki gösterdi.

Büyüyen direnişin ardından İngiliz polisi, demir ve beton bariyerlerle çevrilen KCC binasını Kürt Toplum Merkezi yöneticileri ile merkezin avukatına tutanakla teslim etti. Bina teslim alındığında kapıların kırıldığı ve dernek binasında kapsamlı arama yapıldığı görüldü.

Kürtler yeniden KCC binasına dönerken, gözaltına alınan aktivistler 14 günlük sürecin ardından mahkemeye çıkarıldı. Mahkeme, altı Kürt aktivist hakkında elektronik kelepçe takılması, her gün polise imza verilmesi şartı, sabah 06.00 ile akşam 19.00 saatleri arasında dışarı çıkmama ve birbirleriyle iletişim kurmama yasağı getirdi. Aktivistlerin KCC’ye girmeleri ve Haringey bölgesinde bulunmaları da yasaklandı. Ayrıca Agit Karataş için 20 bin sterlin kefalet şartı getirildi.

Aradan geçen yaklaşık 15 aylık sürede Kürt aktivistler, adli kontrol ve elektronik kelepçe uygulaması altında yaşamlarını sürdürüyor. İngiltere’deki yaşamları boyunca herhangi bir şiddet suçuna karışmayan ve sabıka kayıtları bulunmayan aktivistler, “silahlı örgüt üyeliği ve yöneticiliği” iddiasıyla yargılanmaya devam ediyor.

Haber: Hikmet Erden / ANF

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Freedom House’den gazeteci Sofya Alağaş’ın dosyası için hukuki görüş

Sonraki Haber

8 ilde bahis operasyonu: 72 gözaltı kararı

Sonraki Haber

8 ilde bahis operasyonu: 72 gözaltı kararı

SON HABERLER

Şengal halkı: Bugün silahlarımızı isteyenler yarın toprağımızı ve onurumuzu da isteyecekler

Yazar: Yeni Yaşam
24 Şubat 2026

24’üncü Feminist Gece Yürüyüşü’ne çağrı

Yazar: Yeni Yaşam
24 Şubat 2026

Tülay Hatimoğulları Meclis Grup Toplantısı’nda konuşuyor CANLI

Yazar: Yeni Yaşam
24 Şubat 2026

‘Aile Yılı’nda boşanmalar arttı

Yazar: Yeni Yaşam
24 Şubat 2026

Bahçeli ve Kurtulmuş bir araya geldi

Yazar: Yeni Yaşam
24 Şubat 2026

Bahçeli’den rapor açıklaması: Sırada hukuki düzenlemeler var

Yazar: Yeni Yaşam
24 Şubat 2026

20’ye yakın ülkeden İsrail’in Batı Şeria’yı ‘fiili’ ilhakına sert tepki

Yazar: Yeni Yaşam
24 Şubat 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır