Lombardiya Bölge Meclisi, Milano’daki oturumda Rojava Yönetimi ve Suriye’deki Kürtler başta olmak üzere tüm etnik ve dini azınlıkların korunmasına ilişkin önergeyi kabul etti. Kararda, sivil nüfusun korunması, askeri saldırıların kınanması ve entegrasyon sürecinin diyalog temelinde sürdürülmesi çağrısı yapıldı
İtalya’nın Lombardiya Bölge Meclisi, bölge başkenti Milano’da yapılan oturumda Rojava Yönetimi ve Suriye’de yaşayan Kürtler başta olmak üzere tüm etnik ve dini azınlıkların korunmasına ilişkin 437 numaralı önergeyi kabul etti. Oylamaya katılan 54 milletvekilinden 53’ünün oyuyla kabul edilen karar, Kürt halkıyla dayanışma ve Rojava’daki sivil nüfusun korunmasını öngörüyor.
Başkan Yardımcısı Emilio Delbono imzasıyla kamuoyuna duyurulan kararnamede, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin Kürt halkı tarafından inşa edilen ve katılımcı demokrasi, etnik ve dini çoğulculuk, cinsiyet eşitliği ile halklar arasında barış içinde bir arada yaşama ilkelerine dayanan bir özyönetim deneyimini temsil ettiği belirtildi. DSG’nin DAİŞ’e karşı mücadelede belirleyici bir rol oynadığına dikkat çekilen metinde, bu mücadelenin insan hayatı ve yıkım açısından ağır bedellerle yürütüldüğü ifade edildi.
Bölgenin son derece istikrarsız bir jeopolitik bağlam içinde bulunduğuna işaret edilen kararda, sürekli askeri tehditler, silahlı saldırılar ve dış müdahalelerin sivil nüfusun güvenliğini ve istikrarını tehlikeye attığı vurgulandı. Dış aktörlerin askeri müdahalesinin zorunlu yerinden edilmelere, insan hakları ihlallerine ve sivil-sosyal yapıların zayıflamasına yol açtığı belirtildi. Son haftalarda Rojava’nın, Geçici Cumhurbaşkanı Şara yönetimindeki yeni Suriye hükümeti güçleri ve ona bağlı gruplar tarafından gerçekleştirilen saldırılar ve silahlı operasyonlar nedeniyle yeniden ciddi bir askeri tırmanışa maruz kaldığı kaydedildi. Bu saldırıların stratejik sivil altyapıyı, yerleşim merkezlerini, temel hizmetleri ve yoğun nüfuslu bölgeleri hedef aldığı ifade edildi.
DSG’nin zayıflatılması halkı tehlikeye atabilir
Kararda, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi ile DSG’nin zayıflatılmasının, sivil halkın güvenliğini ciddi biçimde tehlikeye atabileceği uyarısında bulunuldu. Bunun aynı zamanda uluslararası terörizmle mücadele ve halklar arasında birlikte yaşama temelinde siyasi çözüm ihtimalini de riske sokabileceği belirtildi. Suriye hükümeti ile QSD arasında imzalanan 29 Ocak anlaşması hatırlatılarak ateşkesi istikrara kavuşturmayı ve Kürt özerk kurumları ile QSD birimlerinin Suriye devlet yapısına entegrasyonunu başlatmayı amaçlayan bir anlaşmanın imzalandığı hatırlatıldı. Bu sürecin ardından Rojava’daki kuşatma ve silahlı çatışmaların etkili biçimde sona erdiği kaydedildi.
Dayanışma vurgusu
Kararnamede, insan haklarının savunulması, halkların kendi kaderini tayin hakkı ve azınlıkların korunmasının evrensel ilkeler olduğu vurgulanarak, yerel kurumların da bu ilkeler doğrultusunda hareket etmesi gerektiği belirtildi. Kurumların sessizliği ya da kayıtsızlığının şiddetin tırmanmasını meşrulaştırma riski taşıdığı ve çatışmaya siyasi ve barışçıl çözüm olasılığını zayıflatabileceği ifade edildi. Lombardiya Bölge Meclisi, Rojava’nın Kürt nüfusuyla açık bir dayanışma pozisyonu aldığını ilan etti. Sivil halkı etkileyen her türlü askeri eylemi, hayati önemdeki altyapıya yönelik saldırıları ve bölgedeki demokratik özyönetim deneyimini hedef alan girişimleri kınadı.
Kararda, entegrasyon sürecinin diyalog ve insan haklarına saygı temelinde, barışçıl bir siyasi süreç aracılığıyla devam etmesi yönünde umut dile getirildi.
Kaynak: MA









