İzmir Kınık’taki Polyak Eynez Maden Ocağı’nda 13 gündür üretimi durduran 1243 işçi, ödenmeyen ücretler, banka promosyonları, kıdem–ihbar tazminatları ve ‘hileli devir’ iddialarına karşı direnişi büyütüyor. Yer altında kilitli kapılar, dışarıda jandarma barikatları var
İzmir’in Kınık ilçesinde bulunan Polyak Eynez Maden Ocağı’nda 20 Şubat’ta başlayan iş bırakma eylemi 13. gününde. Bağımsız Maden-İş öncülüğünde üretimi durduran 1243 işçi, aylardır eksik yatırılan maaşlarının, ödenmeyen banka promosyonlarının ve toplu iş sözleşmesinden doğan geriye dönük haklarının ödenmesini talep ediyor.
Sendikaya göre işçilerin toplam alacağı 450 milyon TL’yi buluyor. Geçtiğimiz yıl “küçülme” gerekçesiyle 1700 işçinin işten çıkarıldığı işletmede, Aralık ayında hisselerin Fiba Holding’den Çinli Qitaihe Longcoal şirketine sembolik bir bedelle devredildiği belirtiliyor. İşçiler ve sendika, bu devrin “hukuken ve ticareten geçersiz” olduğunu savunuyor. Devir sonrası ücretlerin ödenmediği, yeni işten çıkarmaların gündeme geldiği ve iş sağlığı–iş güvenliği önlemlerinde tasarrufa gidildiği ifade ediliyor.
Yer altında kilit, kapıda barikat
Maden sahasında jandarma ve polis ablukası sürüyor. Girişteki barikatlar kaldırılmadığı gibi jandarma ablukası artırıldı. İşçiler, “Siz barikat kurarsanız biz gövdemizi koyarız” diyerek geri adım atmayacaklarını ilan etti.
Bir grup madenci ocak içinde kendini kilitleyerek yeraltında nöbet tutuyor. Yer üstünde ise aileler ve işçiler nizamiye önünde bekleyişini sürdürüyor. “Bağımsız Maden-İş’in X hesabındaki paylaşımlarına göre maden sahasında bir masa kurulacağı açıklandı. Tüm Polyak madencileri ve Kınık halkı bu masaya davet edildi. Sendika, taleplerin tek tek yazılacağını ve kararın birlikte verileceğini belirtti.
Daha önce yapılan açıklamada ise işverene teklif götürüleceği, kabul edilmemesi halinde madenin işçiler tarafından yönetileceği ilan edilmişti: “Her gün yeraltında ölümle yüz yüze çalışan insanlarız. Madeni de yönetiriz, ülkeyi de.”
Dayanışma yayılıyor
Direniş yalnızca Kınık’la sınırlı değil. Ülke çapında destek açıklamaları ve eylemler yapılıyor.
Ankara’da, 3 Mart 1992’de 263 madencinin yaşamını yitirdiği Kozlu faciasının yıldönümünde İnsan Hakları Anıtı önünde açıklama yapıldı. Son 13 yılda 1267 maden işçisinin iş cinayetlerinde hayatını kaybettiği hatırlatılarak, “kader” söylemine karşı yaşam hakkı mücadelesi vurgulandı.
İstanbul’da, Kadıköy başta olmak üzere çeşitli meydanlarda “Üreten biziz, yöneten de biz olacağız” sloganı yükseldi.
İzmir’de, Alsancak’ta yapılan açıklamada “Polyak Maden işçileri yalnız değildir” pankartı açıldı. Emek ve demokrasi güçleri direnişin arkasında olduklarını duyurdu.
Eskişehir’de gençlik ve emek örgütleri eylem çağrısı yaptı.
Tekirdağ Çerkezköy’den ziyaretler gerçekleşti. DİSK/Nakliyat-İş, KESK ve Eğitim-Sen gibi sendikalar dayanışma mesajlarıyla direnişe destek verdi.
Direniş alanında “Birleşe birleşe kazanacağız” ve “Üreten biziz, yöneten de biz olacağız” sloganları yankılanırken gözler şirket yönetiminin atacağı adımlara çevrilmiş durumda.
Gözaltılar serbest
Direnişin 11. gününde jandarma müdahalesi sırasında Bağımsız Maden-İş Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu ve üç işçi gözaltına alındı. “Görevi yaptırmamak için direnme” suçlamasıyla mahkemeye sevk edilen Aksu hakkında adli kontrol, ayda bir imza ve yurt dışı çıkış yasağı kararı verildi. İşçiler de adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Aksu, adliye çıkışında yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“5 TL parası olan 100 TL’ye bu madeni satan Çinli tekel krediler çekerek yönetebileceğini iddia ediyorsa; Kınık halkı, esnafı, taşıyıcılar, servisçiler, madenciler, mühendisler – alacağı 450 milyonu bulanlar da bu madeni yönetebilir!”
Sendika, gözaltıları direnişi baskı altına alma girişimi olarak değerlendirirken, Polyak işçileri mücadeleyi sürdürme kararlılığını yineliyor.
HABER MERKEZİ








