Şüpheli şekilde yaşamını yitiren Fatma Nur Çelik ve Hifa İkra’nın cenazesine katılan kadınlar, ölümlerin göz göre göre geldiğini belirterek, süreci ‘devletin ve yargının faillerle suç ortaklığı’ olarak tanımladı
İstanbul’un Zeytinburnu ilçesi sahilinde 3 Mart tarihinde Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa İkra’nın şüpheli bir şekilde yaşamını yitirmiş halde bulundu. Yıllardır adalet mücadelesi yürüten Fatma Nur Çelik ve kızının şüpheli ölümüne birçok kadın örgütünden tepkiler geldi.
Cenaze törenine katılan siyasi parti temsilcileri ve kadın aktivistler, yaşanan süreci “devletin ve yargının suç ortaklığı” olarak tanımladı.
‘Öldürüldüler’
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Üsküdar Kadın Kolları Başkanı Zerrin Civandağ, “Bir annenin ve kızının ölümü ‘geliyorum’ demiş. Ben buna ‘normal bir ölüm’ diyemiyorum; onlar düpedüz öldürüldüler. Devlet maalesef sahip çıkamadı. Avukatların çok ilgilendiğini, sosyal aktivist kadın platformlarının bu işin peşinde olduğunu biliyorum ama sonuç değişmedi. Yazık bize; kadınlarımıza, çocuklarımıza, hiçbir değerimize sahip çıkamıyoruz. Bu çaresizlik gerçekten çok acı” dedi.
Adaletin ve hukukun artık köklü bir devrim yapması gerektiğini söyleyen Zerrin Civandağ, “Adaletin yerini bulmasını istiyoruz ama bu üstünkörü bir arayış değil; gerçek bir adalet olmalı. Kendi çocuğuna, kendi kadınına sahip çıkamayan bir sistemden korkuyorum. Yarın bir gün kapımızda bir savaş olduğunda bize nasıl sahip çıkılacak? Bunu gerçekten merak ediyorum” diye konuştu.
Kadın dayanışması vurgusu
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Ümraniye İlçe Eşbaşkanı Ayten Bingöl,
Her gün yeni bir katliam haberiyle uyandıklarını belirterek, devletin cezasızlık politikalarına tepki gösterdi.
Ayten Bingöl şöyle devam etti:
“Birlikte, güven içinde yaşayabilmek için bu katliamların son bulması şart. Kadınlar dayanışma içinde olmalı ve birbirine sahip çıkmalı. Ne yazık ki ezelden beri bu zulme ve cinayetlere karşı yeterince bir arada duramadık. Ancak artık o gün, bugündür. Kadınlar olarak topyekûn mücadele etmeliyiz.”
Cezasızlığa tepki
Yaşamını yitiren Fatma Nur ve Hifa İkra’nın ölümünü “şüpheli ölüm” olarak değerlendiren Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği gönüllüsü Eylül Yıldız, şunları dile getirdi:
“Fatma Nur, ne kadar zor durumda olduğunu; artık dayanacak gücünün kalmadığını; hem kendisinin hem de çocuğunun ölüme terk edildiğini defalarca dile getirmişti. Bu bir intihar olsa dahi sorumlusu bellidir; Fatma Nur’un ve kızının bu noktaya nasıl sürüklendiği maalesef hepimizin malumudur. 2021 yılından beri bu davayı açmak için uğraşmalarına rağmen dosya yıllarca açılmadı. Ancak derneğimiz müdahil olduktan sonra yargı süreci başlayabildi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı başlangıçta asla konuya dahil olmadı, sonradan müdahil oldular. Dosya açıldığından beri sanıkların hâlâ tutuksuz yargılanması, Fatma Nur’u ve kızını bu yalnızlığa ve çaresizliğe itti. Toplumsal baskı ve etraflarındaki insanların onları yalnız bırakması, onları bu uçuruma sürükledi.”
‘Devlet eliyle bu noktaya geldiler’
Kadınların “öfkeli” olduğunu ifade eden Eylül Yıldız, “Çok öfkeliyiz. Öfkemiz acımızdan daha büyük. Çünkü bir devlet, bir kadını ve çocuğunu yıllarca feryat etmelerine rağmen koruyamadı. Yoksulluk ve kimsesizlik bu kadını bu hale getirdi. Çok fazla yardım istedi; biz elimizden geleni yapmaya çalıştık ama devlet üzerine düşeni yapmadı. Bu durum, resmen devlet eliyle bu noktaya gelmiştir. Son olarak şunu söylemek istiyorum: Normalde insanlara ‘Susmayın, adaletsizliğe karşı mücadele edin’ diye çağrı yapmak isterdim; ancak biz bu kadını tam da mücadele ederken kaybettik. Yine de haykırıyorum: Susmayın. Mücadele etmeye ve sesinizi çıkarmaya devam edin. Yanınızda duranlar mutlaka olacaktır. Bizler, geride kalanlar olarak bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Sakın umutsuzluğa kapılıp çaresiz hissetmeyin. Biz onlardan daha güçlüyüz ve bu dünya sonunda onlara kalmayacak” dedi.
Haber: Elfazi Toral-Devrim Fındık / JINNEWS









