Kürt halkı için Newroz sadece mitsel bir anlatının yeniden üretimi değil, bulundukları siyasi konjonktüre ve egemen baskılara karşı mücadelenin yeniden üretildiği ve performe edildiği bir siyasal olaydır. Her Newroz, biriken mücadelenin geldiği düzey ile Newroz’dan sonraki döneme dair siyasi iddianın ilan edilmesidir. Bu yönüyle Kürt halkının siyasal sürece müdahale etme ve geleceğe dönük iradesini gösterme etkinliğidir.
2026 yılı Newroz’unu öncekilerden farklı kılan bir tarihsel eşikteyiz. 2026 yılı Newroz’una Suriye’de Kürtlerin kendi tarihsel bölgelerinde kendilerini yönetebildikleri bir anlaşmayla giriliyor. 30 Ocak anlaşması, Kürtlerin kolektif varlıklarını ve siyasi statülerini tanıma yönünde atılmış güçlü bir adımdır ve uygulaması devam ediyor. Baasçı Esad rejimi boyunca her türlü baskı ve yok sayılma cenderesinde tutulan Kürtler, bugün Suriye’de hem kendi varlıklarını garanti altına alma hem de Suriye’nin genelinde söz sahibi olma kapasitesini en güçlü şekilde temsil ediyor. Irak’ta sicilli katliamlarla dolu Saddam rejiminin devrilmesiyle Kürtler yeni kurulan Irak’ta hem kolektif haklarını elde ettiler hem de öz yönetimlerine sahip oldular. Önemli ve kapsamlı eleştiriler olmakla birlikte Irak’ta da Kürtler pozitif ve yapıcı bir tutum sergiledi ve Ortadoğu ile dünya siyasetinde önemli bir pozisyona sahip oldular. Türkiye, Kürt nüfusunun hem yoğunluk hem de yaygınlık açısından en fazla olduğu ülke. Siyasal mücadelenin dinamizmi, fikri ve gücü de çoğunlukla buradan besleniyor. Yüz yıl önce Kürt, kolektif ve ontolojik inkara tabi tutuldu. Bu inkâr her türlü araç kullanılarak kurumsallaştırılmaya çalışıldı. Resmi söylem on yıllar önce Kürtlerin “kart-kurt” ses benzerliğinden türediğini iddia edecek kadar absürtleşmişti. Bugün ise artık Kürtlerin var olmalarıyla ilgili tek bir inkâr iddiası, iddia sahibini absürtten öte bir yere, komik olma konumuna düşürecek kadar açığa çıkarıldı, kanıtlandı, kabul ettirildi. Kürtlerin bugünlerde gözü kulağı İran’da yaşanan savaşta; çünkü savaşın seyri doğrudan geleceklerini ilgilendiriyor. İran’daki savaşın serüveniyle Kürtlerin İran’da haklarını elde etmesi arasında doğrudan bağ var. Kürtler hem kendilerine hem de İran geneline zulmeden rejime karşı kolektif haklarına kavuşma ve demokratik bir İran’ın inşasında önemli aktör olarak Tahran’da söz sahibi olma potansiyelini taşıyorlar.
Zaman ve zemin, Kürtler için yüz yıl önce ulus-devletçi paradigmanın hakimiyeti altında şekillenen trajik hikâyeyi, ardışık başarı anlatılarına dönüştürme imkânı sunuyor. Hangi coğrafyada olursa olsun, Kürtlerin yakaladığı ivme önceki on ve yüz yıllara göre muazzam derecede pozitife doğru ilerliyor. Fakat bugünlerde Kürtlerin yukarıda ifade ettiğimiz ve on yılların mücadelesinin sonucu olan kazanımları ve hatta varlıkları büyük bir tehdit altında yaşıyor.
Ortadoğu’da yeni bir nizama kapı aralanırken zayıf duran büyük kaybedebilir. Bu dönemde var olma direnci, güç meselesine ayrılmaz şekilde bağlıdır. Bunun ilk örneğini Ocak 2026’da Rojava’da Kürtlerin tüm kazanımlarını hedef alan saldırılar ve sonrasında bu saldırıları boşa çıkaran muazzam itirazda gördük. Bu saldırılar sürerken Kürtler bir yandan askeri olarak cepheyi kuracakları yeri iyi seçtiler, diğer yandan ise dünyanın dört bir yanında deyim yerindeyse hayatın akışını felce uğrattılar.
Kürtlerin Ortadoğu’nun yeni düzeninde yer almasını sağlayacak gücü, örgütlü halk gücüdür. 2026 yılı Ortadoğu’nun yeniden dizaynında kritik bir yıl olacağını daha ilk ayları itibariyle göstermişken, bu yılın Newroz’u Kürtlerin iradesini dünyaya ikrar ettiği tarihsel bir moment olacak. 2026 yılında Newroz meydanına gidenler, sadece ulusal bayramı kutlamayacak veya direnişi meydanda göstermeyecek. Aynı zamanda, Ortadoğu yeniden şekillenirken yüz yıl önce inkâr edilen bir halkın gücünü küresel ve bölgesel egemenlere gösterecek. Küresel ve bölgesel egemenler açısından bu Newroz, Kürtlerin ulusal gününü kutladığı her yıl yapılan Newroz’lardan biri olarak değil, Kürt halkının bölgedeki dinamik gücü ve psiko-politik halini ölçme günü olarak kayıtlara geçecektir. Bu kapsamda özellikle Amed ve İstanbul Newroz’ları büyük önem taşıyacaktır. Çünkü Amed Kürtlerin, İstanbul 86 milyonun siyasi kalbidir.









