• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
20 Nisan 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Emine Ilgaz

Kadın zamanı ve savaş

6 Mart 2026 Cuma - 00:00
Kategori: Emine Ilgaz, Manşet

Bazı düşünce akımlarının, inanç sistemlerinin ve mitolojilerin anlattığı gibi kadın dünyasının, zamanının, doğası ve duygularının zayıf ve yetersiz olmasından değil şiddetle baskılanması, tecavüze uğraması ve mülkleştirilmesi ile toplumsal doğa, gelişim diyalektiğinden uzaklaşmıştır

Emine Ilgaz

Üzerinde yaşadığımız coğrafyanın, insanlığın kadın zamanını yaratarak toplumsallığa, yani insanın insan olduğu bir zamana beşiklik ettiğini artık çok iyi biliyoruz. Elbette nerede bir toplum oluşmuşsa orada kadının tarih yapıcı bir özne olarak ortaya çıktığı bir dönem vardır. Ama ilklerden bahsettiğimizde hiç şüphesiz bunda şu anda ülkemizin bulunduğu tarihi mekan öne çıkıyor. Bu geleceğe dair ümit taşımamızda beslendiğimiz temel kaynak, her türlü insanlık dışı saldırı karşısında tutunduğumuz temel kök oluyor. Her ne kadar günümüze gelene kadar kastik katil saldırıları altında neyi, nerede kaybettiğimizi bilemez hale getirilmiş olsak da kadınlar olarak oluşturulan bu dünya sisteminin bize ait olmadığının sezgisel-duygusal bilinciyle kendimiz olmak için mücadeleden hiç vazgeçmemiş olmak kadın olma, kendi olma, direncini ayakta tutuyor.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliklerine birkaç gün var. Ve üzerinde yaşadığımız coğrafyada 3. Dünya savaşının içinde bu mücadele gününü karşılıyoruz. Bir kez daha kastik katilin kendisini devlet ve iktidar haline dönüştürerek, üzerine çöreklendiği toplum, insan, dünya yaşamının, eko sistemimizin trajik durumunu yaşıyoruz. Hepsi avcı-katil erkeklerden oluşan grupların, binlerce yıl ellerine geçirdiği silahlarla toplumları nasıl teslim almaya çalıştığını, bunun için ne tür çılgınlıklara giriştiğini, hiçbir kural ve ilke tanımadığını güncelde yaşayarak görüyoruz. Halkların birlikte, eşit, paylaşarak, saygı temelinde bir arada yaşayacağına inanan bir kadın olarak, sahip olma, ele geçirme, teslim alma, boyun eğdirme, üstün olma, egemenlik kurma, dediğini yaptırma gibi fiillerle anılan tüm eylemlerin köleleştirme eylemi olduğunu biliyorum. Egemen erkekliğin kadın ile kurduğu ilişkide kurmaya çalıştığı bu eylemlerin, şimdi Ortadoğu’ya dayatılıyor olmasına büyük öfke duymak, kabul etmemek gerektiğini belirtmek istiyorum. Bunu çok çirkin ve aşağılayıcı buluyorum. Bu fiilleri bir kadına karşı pratikleştirerek var olmak isteyen aklın, hastalıklı ve sapkın olduğuna ne kadar inanıyorsam, bunun siyasi ve askeri ilişkilerdeki makro politikalarını da aynı düzeyde sapkın buluyorum. Bundan önce olduğu gibi günümüzde yürütülen savaşların en derinlerinde kadın köleliğinin yattığını, kadınların özgür olduğu ve toplum kurucu, koruyucu ve yaşatanı olarak gelişme gösterdiği toplumsal sistemlerde böyle insanlık dışı savaşların olmayacağını belirtmek istiyorum.

Kadınların politikleştiği ve topluma dair karar mekanizmalarında örgütlü yer aldığı toplumsal yapıların gelişmesinin kararlılığını ortaya çıkarmak, 2026 yılının 8 Mart’ına giderken çıkaracağımız en önemli ders ve görev oluyor. Dikkat edilirse, diğer dünya savaşlarında olduğu gibi kapitalist sermaye sisteminin bu son savaşında da kadınlar, karar alıcı mekanizmalarda yoktur. Erkek egemen sistemin çeşitli düzeylerde, bireysel olarak, bazı mekanizmalarında, hatta devletlerin başında yer alan kadınların olduğunu biliyoruz, hepimiz bunun farkındayız. Başta ABD olmak üzere bir çok ülkenin sözcüsü kadın. Biçimsel olarak eşitliğin sağlandığı bile söylenebilir. Bu eşitliğin kadınlara özgürlük getirmediğini de biliyoruz. Fakat bahsettiğim kadın örgütlülüğüne, bilincine, ilk ezilen cins, ulus ve sınıf olarak kadınların ortak aklına dayanan bir katılım biçimidir. Kadınların bu sisteme dahil olmaması durumunu insanlığın yarısından fazlasının insan olmakta, sosyal varlık olarak kalmakta, toplumsallığında ısrarı olarak görmek gerekir. 21. Yüzyılın ikinci çeyreğinde kadınların, kapitalist dünya sistemine karşı bu sessiz tepkisi, bilinçli olmasa bile içten, kendiliğinden bir var olma biçimi olarak umut kaynağı oluyor. Elbette bu yeterli değildir ve elbette kadınların kendilerine yaşamı cehenneme çeviren, günlük olarak katliamla karşı karşıya bırakan, kadın kırımı gibi bir kavramın oluşmasına sebebiyet veren şiddet sarmalına bir çare bulması gerekir. Gerçekten tarihsel kırılma noktalarına baktığımızda kadınların köleleştirilmesi ve eve kapatılma süreçleri, değersizleştirilmeleri ve nesne haline dönüştürülmeleri hep savaşlarla olmuştur. Bazı düşünce akımlarının, inanç sistemlerinin ve hatta mitolojilerin anlattığı gibi kadın dünyasının, zamanının, doğası ve duygularının ve evet düşüncelerinin zayıf ve yetersiz olmasından değil şiddetle baskılanması, tecavüze uğraması ve mülkleştirilmesi ile toplumsal doğa, gelişim diyalektiğinden uzaklaşmıştır. Günümüzde sadece kadın değil, toplumun kendisi -ki kadınsız toplum düşünülemez, kadının özgürlük ve var olma biçimi toplumların durumunu ve düzeyini belirler- kendisi kendi olmaktan çıkmış, krizli, bunalımlı, var oluş ilkelerinden uzaklaşmış halde hemen her gün kıyamet gününe gelmiş bulunuyor.

Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı bu coğrafyada bir kez daha kadın zamanına çağrı yapıyor. Kadın zamanı yani insanlığın başlangıcından günümüze kadar, insanlığı yaratan ve ayakta tutan değerlerin yaratıcısı olan kadınların dünyayı değiştirecek güçleri vardır. Bunun için kadın zamanı kadınların kendi değerlerini bilmelerinin zamanıdır. Bu düşünce ve duygularla tüm kadınların, kadınlara inanmayı seçen her insanın 8 Mart Dünya Emekçi kadınlar gününü kutluyor, herkesi Jin Jiyan Azadî sihirli formülüyle bu dünya sistemini değiştirmeye davet ediyorum.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Yeni bir tarihin eşiğinde 2026 Newroz’u

Sonraki Haber

Trump yine tehdit etti: Küba da düşecek

Sonraki Haber

Trump yine tehdit etti: Küba da düşecek

SON HABERLER

‘Ateşkes kalıcı değil, uzun sürecek bir gerilim var’

Yazar: Yeni Yaşam
20 Nisan 2026

Rojwelat Kızmaz’ın ailesi: Dosya yeniden açılsın, sorumlular yargılansın

Yazar: Yeni Yaşam
20 Nisan 2026

Munzur Üniversitesi öğrencileri: Susarsak başka Gülistanlar, Rojinler, Narinler katledilir

Yazar: Yeni Yaşam
20 Nisan 2026

Gazeteci Öznur Değer’e bir dava daha açıldı yeni bir dava

Yazar: Yeni Yaşam
20 Nisan 2026

‘İran rejimi savaş ve yabancı bir düşmandan çok halktan korkuyor’

Yazar: Yeni Yaşam
20 Nisan 2026

TTB MYK üyesi: Şiddet bir halk sağlığı sorunudur

Yazar: Yeni Yaşam
20 Nisan 2026

Tepetaklak: Kendini yeniden var etmek ekolojik bir yaşamdan geçiyor

Yazar: Yeni Yaşam
20 Nisan 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır