Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Mehmet Kaya:
Türkiye tarafından iki ülkenin de vergi işleminin yapılabilir altyapısı var. En önemli özelliği bu. Yani hem hızlı bir şekilde geçişler olacak hem de yeni bir altyapı yapılmasına gerek kalmadan sadece personeli istihdam ederek bu kapı açılabilir nitelikte ve onun için de bunu hızlandıracaklarını söylediler
Şirin Bayık
Kuzey Doğu Suriye’nin Kobanê kentinde abluka sürüyor. Türkiye’nin kuşatma politikası nedeniyle insani kriz derinleşirken, toplanan dayanışma TIR’ları ise günlerdir bekletiliyor. Geçtiğimiz günlerde ise sınır kapılarının açılacağı ve bir normalleşmenin yaşanacağı yönünde bir haber gündeme geldi. Biz de bu konuyu ele alarak son durumu öğrenmek istedik.
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Mehmet Kaya, Türkiye ile Suriye arasında uzun süredir kapalı olan sınır kapılarının son durumunu, yürütülen görüşmeleri ve sınır kapılarının ekonomi politiğine ilişkin gazetemizin sorularını yanıtladı. Kaya, altyapısı hazır olan kapının Nusaybin Sınır Kapısı olduğunu belirterek Mart ayının sonuna doğru açılabileceğine dair kendilerine sözlü bilgi verildiğini ifade etti.
Kaya, Suriye Geçici Hükümet, yerel mekanizmalar ve Türkiye arasında üç kapı konusunda bir mutabakat sağlandığına dair bilgi aldıklarını belirterek, “Bunlardan biri Nusaybin Sınır Kapısı, biri Ceylanpınar Sınır Kapısı, bir diğeri de Çobanbey Sınır Kapısı. Bunların içerisinde hemen açılabilecek altyapısı tamamlanmış hem Türkiye tarafında hem Suriye tarafında hazırlanmış olanı Nusaybin kapısı. Bildiğiniz gibi Kobanê’de yaşanan ablukadan dolayı yardım ulaştırma ile ilgili yaptığımız görüşmelerde, ablukanın kısa bir sürede kalkacağı ve yardımların da Nusaybin Sınır Kapısı üzerinden sağlanacağı ile ilgili bize görüş bildirdiler ve bununla ilgili çalışma başlattıklarını ifade ettiler” dedi.
‘Mart ayının sonuna doğru açılacak’
Nusaybin Sınır Kapısı’nın açılmasındaki önemli bir avantaja dikkat çeken Kaya, “’Tek kapı iki ülke uygulaması’yla sadece Türkiye tarafından iki ülkenin de vergi işleminin yapılabilir altyapısı var. En önemli özelliği bu. Yani hem hızlı bir şekilde geçişler olacak hem de yeni bir altyapı yapılmasına gerek kalmadan sadece personeli istihdam ederek bu kapı açılabilir nitelikte ve onun için de bunu hızlandıracaklarını söylediler” diye konuştu.
İki önemli konuya işaret eden Kaya, “Birincisi evet burada sonuçta bir yardım kampanyası var. Biz bu yardımları özellikle Kobanê’ye ulaştırma ile ilgili çalışma yapıyoruz. Bunun hızlı bir şekilde ulaşması için o kapı önemli. İkincisi de bu kapı aynı zamanda özellikle bölge ticaretinin, Türkiye’de Diyarbakır, Mardin, Batman tüm iller özellikle Kuzeydoğu Suriye’deki illere oldukça yakın hale gelecek. Yani Diyarbakır 170 km ötesindeki Kamışlo’ya hemen geçebilecek ve aynı zamanda oradan Irak’a da geçebilecek bir altyapı hazır durumda. Doğrusu bunun çok kısa bir sürede açılıp hem insani geçişlere, hem yaya geçişine hem de ticari geçişlere açılacağıyla ilgili bizlere böyle bir şifai olarak bilgi verildi. Biz de hazırlıkları yapıyoruz. Şu an 25’e yakın TIR’ımız Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu adına yapılan kampanyada hazır halde. Doğrusu bir şekilde ya Mürşitpınar’dan ya da Nusaybin Kapısı’ndan bu yardımı ulaştırmak istiyoruz. Çünkü yeniden o ilk yardımı ulaştırdığımız yönteme gerek kalmayacağını ifade ettiler bize. Biz de bekliyoruz ve Mart ayının sonuna doğru da açılacağı ile ilgili de bilgi verildi” şeklinde konuştu.
Yardımlar neden Çobanbey’den gönderildi?
Konuya ilişkin, güvenlik bürokrasisi, AFAD ve İçişleri Bakanlığı ile yapılan görüşmelerin devam ettiğini belirten Kaya, “Mürşitpınar Sınır Kapısı aslında çok önemliydi. Özellikle direkt Kobanê’ye geçiş aşamasında ancak açmamakta çok ısrarcı oldular. Şu an henüz Kobanê’deki yani Haseke’nin yerel yönetimi ile merkezi hükümet arasında kapılar konusunda bir mutabakat çalışması var. Onu kendileri de ifade ettiler. Henüz o çalışma bitmediği için şu an Türkiye ile yapılan mutabakat ile Çobanbey üzerinden tamamen bütün yardımların yapılması, bu işin lojistiğinin oradan sağlanması, bizim yardımları oradan ulaştırmamızı istediler. AFAD’ın, Çobanbey’in 8 km Suriye tarafında bir merkezi var. Şu an Mürşitpınar ve Nusaybin için henüz böyle oluşturulmuş bir çalışma yok. Yerel yönetimle Suriye’nin merkezi yönetimi arasında tam bir mutabakat sağlanamadığı için bu ürünlerin kim tarafından nasıl götürüleceği ile ilgili de bir netlik yok. O nedenle Mürşitpınar üzerinden hemen teslim edilmesi ile ilgili bir talebimiz oldu. Ama henüz Mürşitpınar’ın da kapı özelliği taşıyacak bir altyapısı yok. Yıllardır kapalı olduğu için bir görevlendirme, orada henüz açılabilir nitelikte bir altyapı çalışması yapılmamış maalesef. Bütün insani yardım konusunda hem Türkiye tarafı hem Suriye tarafı Çobanbey kapısını hazır hale getirmiş. Çobanbey Sınır Kapısı’ndan 8 km içerideki AFAD merkezine gittik. Orada Suriye’nin insani yardım kurumuyla AFAD arasında yapılmış bir merkez var. O merkezden Suriye’nin içine Kobanê’ye, Haseke’ye yardımlar ulaştırılıyor. Şimdi beklentimiz Nusaybin kapısından bunun bir şekilde ulaştırılmasını sağlamak. Çünkü orada götürüp TIR’ları değiştirmek, tekrardan yüklemek, göndermek, ister istemez gönderdiğimiz ürünlerin içerisinde çocuk maması, kullanım zamanına ilişkin sorunlu olan ürünler var. Bir an önce ulaşması gereken soğuk zincir ürünler var. Aynı zamanda ısıdan etkilenen ürünler var. Onun için hızlı bir şekilde ulaşması gerekiyor. İnsanî yardımların AFAD merkezinde bekletilmesini istemiyoruz. Ki ilk gönderdiğimizde öyle yaptırmadık. Yani ürünlerin yetiştiği an, ürünü direkt Türkiye TIR’larından Suriye TIR’larına aktararak gönderdik. Şimdi bu hem uğraştıran, hem bir maliyet yükleyen, hem bize göre insani yardımda olmaması gereken bürokrasinin olduğu bir yöntem” ifadelerini kullandı.
Mürşitpınar’ın önündeki engeller
Kaya, Mart sonuna kadar Nusaybin veya Mürşitpınar Sınır Kapısı için adım atılmaması durumunda ise yine Çobanbey Sınır Kapısı üzerinden yardımları göndereceklerini dile getirdi. Kaya ayrıca Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın açılmamasındaki ısrarı ise şöyle değerlendirdi: “Bize söylenen Nusaybin Sınır Kapısı’nın büyük bir ihtimalle açılacağı, Mürşitpınar’la ilgili Suriye hükümetinin bir direncinin olduğu, o kapının faaliyete açılması ile ilgili bir engelinin olduğu söylendiği için biz de Nusaybin Sınır Kapısı diyoruz. Suriye Geçici hükümetinin bir bürokratik engeli var.”
Genel anlamda Suriye ile Türkiye arasındaki sınır kapılarının ekonomi politik önemine ilişkin de değerlendirme yapan Kaya, Türkiye’nin Suriye ihracatına ilişkin 2025 rakamının 2 buçuk milyar dolar civarında olduğunu dile getirerek, “10 yıl savaş görmüş bir ülkeye bu kadar kapısı olan bir ülkenin ihracatı için komik bir rakam” değerlendirmesinde bulundu. Kaya devamında ise, “Bugün bir Habur Kapısı üzerinden Irak’a yaklaşık 15 milyar doları aşan bir ihracatı var. Bunu Suriye’de yakalamak çok kolay. Burada önemli olan Türkiye’nin Suriye politikasında özellikle orada yaşayan Kürtler başta olmak üzere azınlıklarla ilgili politikasını doğru oluşturması gerekiyor. Şimdi burada sadece Cilvegözü Sınır Kapısı üzerinden Türkiye’nin Suriye’deki ticaret hacmini arttırma şansı yok” diyerek Türkiye’nin sınır kapısı politikasını eleştirdi. Kaya, “Bugün Cilvegözü Sınır Kapısı’nın bölgeye uzaklığı 600 km. Bizim buradan Cilvegözü’ne gidip oradan Kamışlo’ya, Halep’e, Haseke’ye mal satma şansımız yok. Bu pazar tamamen Suriye’nin güney komşuları tarafından hızlı bir şekilde ele geçiriliyor. Aynı hatayı Irak’ta da yaptık ve hızlı bir şekilde Irak pazarını kaybediyoruz ve Merkezi Hükümet’in uyguladığı vergiler yüzünden bu ay, Diyarbakır’ın Irak’a ihracatı yüzde 45 düştü. Türkiye’nin ihracatı da yüzde 20-25 düştü. Bunun temel sebebi bölgesel hükümet değil. Irak Merkezi hükümetinin koyduğu vergiler. Yarın aynı şeyi Suriye hükümeti de bize yapacak. Türkiye’nin o yüzden oradaki Kürtlerle doğru bir politika oluşturarak o Kürtlerle ilişki geliştirmesi Nusaybin, Ceylanpınar gibi kapıları hızlı bir şekilde açması gerekiyor. Bu kapılar açıldığı takdirde bugün 2 buçuk milyar dolar dediğimiz ihracat çok kısa bir sürede 20 milyar dolarlara çok rahatlıkla ulaşabilir” değerlendirmesi yaptı.
‘Türkiye bir çözüm süreci kurmak zorunda’
Öte yandan ihracatı da aşan bir durumun söz konusu olduğuna dikkat çeken Kaya, “10 yıllık bir çatışmalı süreçten geçmiş bir ülkeden bahsediyoruz. Bu ülkenin onarımı, bu ülkenin altyapı yatırımı, bu ülkenin konut ihtiyacının tümü Türkiye’deki ve bölge müteahhitleri tarafından çok rahatlıkla sağlanabilir. Maalesef Türkiye’nin bugün izlediği politika, Suriye’nin sorununu çözmediği gibi Türkiye’nin de Suriye’de bir ekonomik güç olmasını da engelliyor. Bu hızla bir zaman kaybediyoruz. Suriye’de, Şam bölgesinde güney komşuları organize sanayi bölgeleri açmaya başladılar ve bizi davet ettiler oraya. Ama Türkiye Hükümeti halen seyrediyor. Türkiye Nusaybin kapısını açtığı takdirde ekonomik kriz halinde olan bölge illeri Suriye’nin Kuzeydoğu illeriyle hızlı bir şekilde ilişkiye geçerek Türkiye’nin ihracat rakamını arttırırlar. Kaybedilen her zaman Türkiye’nin aleyhine işliyor. Çünkü hem Irak üzerinden, hem Ürdün üzerinden, İsrail’den, Suudi Arabistan’dan, Lübnan’dan, Suriye pazarına yoğun bir yönelim var. O bölgelerin tümü açık ve o bölgelerden hızlı bir şekilde ticaret yapılıyor. O bölge ülkeleriyle yapılan ikili anlaşmalar ile hızlı bir şekilde etrafında sanayi bölgeleri açılıyor” diye konuştu.
Kaya son olarak, Türkiye’de devam eden süreci de hatırlatarak, “Burada Türkiye’nin Kürt politikasından kaynaklanan ki Türkiye bugün içeride bir çözüm süreci yürütüyorsa bunun başarıya ulaşabilmesi için de Suriye’deki Kürtlerle de bir çözüm süreci, doğru bir ilişki kurmak zorunda” ifadelerine yer verdi.









