• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
2 Nisan 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

Söylemden eyleme geçmek

2 Nisan 2026 Perşembe - 10:01
Kategori: Güncel, Manşet
  • Türkiye’nin arabuluculuk çabasının arkasında ABD ve İsrail ile yeni ilişki ve ittifak geliştirme arayışı yatıyor. Kuşkusuz aranan bu ilişki ve ittifak da Kürt karşıtı karakterde oluyor
  • Eğer anlaşabilirse ABD-İsrail’in yeni Ortadoğu hegemonyasını kabul edecek ve buna karşılık hegemonyanın Kürt inkârı ve imhası temelinde olmasını isteyecek
  • Lozan’da İngiltere ve Fransa ile nasıl bir Kürt karşıtı anlaşma imzaladıysa şimdi benzerini de Üçüncü Dünya Savaşı’nın saldıran tarafı olan ABD ve İsrail ile yapmak istiyor
  • Kürt varlığının yok edilmesi ve Türkiye’nin bir diktatörlük olarak ikinci yüzyılda da devam etmesi karşılığında İsrail’in bölgesel hegemonyasının altına girmeyi kabul ediyor

Yeni Özgür Politika yazarı Fuat Ali Rıza, “Söylemden eyleme geçmek” başlıklı yazısında, Türkiye’nin arabuluculuk çabalarının altında ABD ve İsrail ile yeni ilişki ve ittifak geliştirme arayışının yattığını ifade etti: Eğer anlaşabilirse ABD-İsrail’in yeni Ortadoğu hegemonyasını kabul edecek ve buna karşılık hegemonyanın Kürt inkârı ve imhası temelinde olmasını isteyecek

Yazısının tamamı şöyle:

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın tüm Newroz meydanlarında okunan mesajı kuşkusuz çok önemliydi. Her cümlesi derin bir anlam içeriyordu. Ortadoğu’nun barış ve demokrasi programı niteliğindeydi. Küresel sermaye güçleri ile bölgenin ulus-devlet statükoculuğunun yarattığı çözümsüzlüğe, savaşa ve kana karşı alternatif bir Ortadoğu yapılanması öneriyordu. Hemen tüm topluma ulaştı ve birçok kesim tarafından da ciddi olarak tartışıldı.

Her cümlesi anlamlı olan söz konusu mesajın öne çıkartılması gereken önemli bir boyutu da özellikle kadınlara ve gençlere hitaben yaptığı pratikleşme çağrısıydı. Artık sözden pratiğe, söylemden eyleme geçmek gerektiğini altını çizerek belirtiyordu. Büyük düşüncenin artık örgüte ve eyleme dönüştürülmesi gerektiğini ifade ediyordu. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni sahiplenmenin ancak bu biçimde anlam bulacağının altını çiziyordu. Sadece söylemde kalan, propagandadan öteye geçmeyen devrimci çalışmaları eleştiriyordu.

Kuşkusuz devrimci çalışmada propaganda ve ajitasyon çok önemlidir ve de en başta gelir. Bu temelde gerçekçi bir eğitim olmadan örgütleme ve eylem gelişmez. Ancak örgüte ve eyleme dönüşmeyen propaganda ve ajitasyon da sadece söz olmaktan öteye geçmez ve bunun da yaşam ve pratik üzerinde herhangi bir etkisi olmaz. O halde propaganda, örgütlenme ve eylem bütünlüğünü mutlaka ve her zaman yakalamak gerekir.

Peki Newroz mesajı gibi çok önemli bir yerde Önder Abdullah Öcalan bu hususa niçin bu denli vurgu yapıp dikkat çekti? Demek ki çok önemli de onun için! Yine mevcut devrimci duruşun bu tür ciddi sorunları var da o nedenle! Kaldı ki sadece Newroz mesajında da bunları belirtmedi. Fırsat ve imkân bulup da kamuoyuna her açıklama yaptığında pratikleşmeye, halkın örgütlenmesinin ve mücadelesinin geliştirilmesine özel vurgu yaptı.

Örneğin Kuzey Kürdistan ve Türkiye’de özellikle son zamanlarda durmadan “Komün” kavramından söz ediliyor, herkes “Komün” diyor, neredeyse adını bile “Komün” koyuyor, “Komün yaşamının öneminden ve gerekliliğinden” söz ediyor, başkalarına “Komün olarak yaşayın” çağrısı yapıyor fakat tüm bunlara rağmen ortada ciddi bir komün örgütleme ve komünal yaşama çabası da gözükmüyor. Komünler birliğinin öneminden söz ediliyor fakat böyle bir örgütlenme çalışması pek fazla gözlenmiyor. Belli ki Önder Abdullah Öcalan bu durumu eleştirmek, yaşanan söz ve eylem, teori ve pratik kopukluğunun aşılması gerektiğine işaret etmek için “Artık sözden eyleme geçilmesi gerektiğini” belirtiyor.

Benzer durum devletin politikalarına ve devletçi siyasetin durumuna ilişkin eleştiri yaparken de böyledir. Örneğin son zamanlarda en çok Türk-Kürt kardeşliğinden söz eden MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, “Türk ve İslam aleminin Nevruz bayramını kutluyorum” deyip de Kürtlerin adını bile ağzına almamasını ve bunu da aslında bir Kürt Bayramı olan Newroz’da yapmasını elbette eleştirmek gerekir. Söz konusu bu zihniyeti her zaman eleştirmek ve teşhir etmek yerindedir fakat bunun etkisinin de sınırlı ve de geçici olacağını da bilmek gerekir.

Yine hep devlet içi siyaseti ve bu temeldeki partileri tartışmak, sürekli onların yaptıklarını dile getirmek, kısmi bir teşhirden öteye çok fazla anlam ortaya çıkarmaz. Bu durum, izlenen politikalar çok tehlikeli olsa da böyledir. Örneğin bu çerçevede günümüzde izlenen politikalar Türkiye’nin demokratik geleceği açısından çok tehlikelidir. AKP yönetimi ve onun Dış İlişkiler Bakanı Hakan Fidan’ın ABD ve İsrail ile Kürt karşıtı bir anlaşma yapabilmek ve yeni bir Lozan ortaya çıkartabilmek için tüm gücüyle çalıştığı ortadadır. ABD ve İsrail ile İran arasında süren savaştan böyle bir sonuç çıkarmak için her şeyini ortaya koymaktadır. Nitekim Devlet Bahçeli ve Tayyip Erdoğan’ın Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında “Acele edilmemesini” ifade etmeleri buradan kaynaklanmaktadır.

Öyle ya, bu güçler baştan beri hep “Acele edilmesi gerektiğini” söylüyorlardı. Peki ne oldu da son zamanda ağız değiştirip “Sabırlı olmayı” tavsiye etmeye başladılar? Belli ki İran’daki savaşın gidişatına göre politika belirlemek istiyorlar. Başlangıçta İran’ın kolayca yenileceğini ve sıranın kendilerine geleceğini hesap ettikleri için süreçte acele edilmesinden yanaydılar. Ancak İran’ın öyle kolay pes etmediğini ve savaşı sürdürdüğünü görünce, o zaman bu durumu Kürt karşıtı yeni bir politikaya dönüştürme arayışına girdiler. Bazı devletlerle birlikte ABD-İsrail ile İran arasında arabuluculuk yapma söyleminin ardında da aslında ABD ve İsrail ile yeni ilişki ve ittifak geliştirme arayışı ve çabası yatıyor. Kuşkusuz aranan bu ilişki ve ittifak da Kürt karşıtı karakterde oluyor.

Türkiye’nin diplomatik çabaları çok açık bir biçimde gösteriyor ki, eğer anlaşabilirse ABD-İsrail’in yeni Ortadoğu hegemonyasını kabul edecek ve buna karşı olarak da söz konusu hegemonyanın Kürt inkârı ve imhası temelinde olmasını isteyecek! Hakan Fidan’ın tüm çabasının bu temelde olduğunu görmek ve anlamak için dahi olmaya gerek yoktur. Yani 24 Temmuz 1923’te Lozan’da İngiltere ve Fransa ile nasıl bir Kürt karşıtı anlaşma imzaladıysa şimdi benzerini de Üçüncü Dünya Savaşı’nın saldıran tarafı olan ABD ve İsrail ile yapmak istiyor. Yani iktidar nezdinde Kürt karşıtı soykırımcı zihniyet ve siyaset devam ediyor. Kürt varlığının yok edilmesi ve Türkiye’nin faşist-soykırımcı bir diktatörlük olarak ikinci yüzyılda da devam etmesi karşılığında İsrail’in bölgesel hegemonyasının altına girmeyi kabul ediyor. İşte bu denli Kürt ve demokrasi karşıtı!

AKP-MHP iktidarının “Acele etmeyelim, gelişmelere göre hareket edelim” demesi, tamı tamına bu anlama geliyor. Yaşanan savaşın kendilerine böyle bir kapı açabileceğini düşünüp hesap ediyorlar. Elbette bu da Kürtlerin varlığı ve Türkiye’nin demokratik geleceği açısından çok ciddi bir tehlike arz ediyor. Kuşkusuz tüm bunları da değerlendirmek, eleştirmek ve teşhir etmek gerekiyor. Bu çalışma çok büyük bir önem arz ediyor. Böyle olmakla birlikte, sadece eleştiri ve teşhirle yetinmek, yani sadece söylemde kalmak da söz konusu tehlikeyi bertaraf etmez. AKP-MHP iktidarının süreç gereği özgürlük ve demokrasi yasaları çıkarmamasının yarattığı tehlikeyi ortadan kaldırmaya yetmez.

Peki o zaman ne yapmak lazım? Çok açık ki, sadece eleştiri ve teşhir ile yetinmemek, sadece sözde kalmamak, AKP-MHP iktidarının söz konusu zihniyet ve politikalarına karşı demokratik toplumu daha geniş örgütleyerek etkili eylemler geliştirmek, kısaca demokratik çözümün önünde engel oluşturan faşist-soykırımcı zihniyet ve siyasete karşı çok yönlü ve etkili bir mücadele geliştirmek gerekir. Yani burada da sadece söylemle sınırlı kalmamak, söylemden eyleme geçmeyi bilmek gerekir.

AKP-MHP’nin böyle tehlikeli zihniyet ve siyasetine karşı etkili eylemler geliştirebilmek için de kuşkusuz bunu yapacak güçleri ortaya çıkarmak, yani toplumu eğitip örgütlemek gereklidir. Faşist-soykırımcı zihniyeti ve siyaseti kırma, mevcut cumhuriyeti demokratik cumhuriyet haline getirme mücadelesi ancak örgütlü demokratik toplumla verilebilir. Böyle bir toplum da ancak komünal temelde örgütlenebilir. Demek ki hem özgür yaşama ulaşmak ve hem de soykırımcı zihniyet ve siyasete karşı mücadele edebilmek için demokratik komünal toplum örgütlenmesi şarttır. O halde böyle bir toplum gerçeğini sadece propaganda edenler, aslında soykırımcı zihniyet ve siyasete karşı etkili mücadele yürütemezler. Belli ki böyle bir devrimcilik dardır ve yetersizdir. Gerçek devrimci çalışma ise propaganda, örgütlenme ve eylem bütünlüğüne ulaşandır. O halde kendi gündemimizi doğru belirleyelim ve bu gündem temelinde bütünlüklü bir devrimci çalışma yürütelim.

HABER MERKEZİ

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

30 yıl cezaevinde tutulan Vural: Başkan Apo’nun mücadelesi bugüne gelerek kazandı

Sonraki Haber

Avukat Wendy Lyon’dan Öcalan’la görüşme talebi: Sürecin baş aktörü

Sonraki Haber

Avukat Wendy Lyon'dan Öcalan'la görüşme talebi: Sürecin baş aktörü

SON HABERLER

‘Bakur’ belgeseli davası ertelendi

Yazar: Yeni Yaşam
2 Nisan 2026

Amara’da misafirler bekleniyor

Yazar: Yeni Yaşam
2 Nisan 2026

DEM Parti Sözcüsü konuşuyor CANLI

Yazar: Yeni Yaşam
2 Nisan 2026

İran, 18 yaşındaki Hatami’yi idam etti

Yazar: Yeni Yaşam
2 Nisan 2026

Tetwan’ın sonra Xelat’ta da yolsuzluk çarkı: 11 kişi hakkında soruşturma açıldı

Yazar: Yeni Yaşam
2 Nisan 2026

PJAK: Demokratik bir koalisyonun kurulması toplumun gücünü artırır

Yazar: Yeni Yaşam
2 Nisan 2026

Pınar Selek hakkındaki gıyabi tutuklama kararı kaldırılmadı

Yazar: Yeni Yaşam
2 Nisan 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır