Bilimsel literatürde ‘Köy Monografisi’ olarak adlandırılan yerel çalışmalar yapılmadan yani tikelden bütüne varılmadan doğru ve yararlı bir çalışma yapılamazdı. Narmikan bu tarz çalışmalara iyi bir örnek
Mehmet Bayrak
Geçmişte Kürtler veya Aleviler üstüne kalem oynatmaya kalkışan genç araştırmacılar; işe Kürdistan tarihinden, Kürt dilinin sözlüğünden veya Alevilik tarihinden başlar ancak hiçbir şey temellendirmeden defteri kapatırlardı. Bunu bildiğim içindir ki; Orta Anadolu Kürtleri üzerinden yoğunlaşan Birnebûn Dergisi 1997 yılında yayına başlarken, arkadaşların isteği üzerine kaleme aldığım “Çıkarken” yazısında; en küçük birimlerden başlayarak Kürt yerleşkelerinin tarih, coğrafya, göç hareketler, ekonomik, toplumsal ve inançsal yapı, kültürel edebi yapılanma konuları üzerinde yoğunlaşacağını duyurmuştum ve öyle de oldu. O tarihte bölgede sadece iki stranbej varken, bu sayı daha sonra onlara katlandı. Çünkü, bilimsel literatürde “Köy Monografisi” olarak adlandırılan bu tur çalışmalar yapılmadan yani tikelden bütüne varılmadan doğru ve yararlı bir çalışma yapılamazdı. Nitekim, okuduğum Dil ve Tarih- Coğrafya Fakültesi’nde daha 1940’lı yıllardan itibaren bu tür Köy Monografileri yazılmaya ve yayımlanmaya başlamış ancak bu tür çalışmalar yaptıran Sosyoloji, Etnoloji ve Halkbilimi bölümlerinin toplumcu hocaları, aynı dönemin ikinci yarısında ne yazık ki tasfiye edilmişlerdi… Oysa, üstte de vurguladığım gibi, gerek köy gerekse İçtoroslar bölgesi bazında toplumumuzu doğru kavramak ve daha da zenginleştirmek için bu tür çalışmalara büyük ihtiyaç vardır.
İçtoroslar ve kültür
Maraş merkezli, Adıyaman/Semsûr-Malatya- Sivas- Kayseri- Antep- Adana hattını içine alan İçtoroslar bölgesi; tarihte birçok uygarlığa ve kültüre beşiklik etmiş son derece önemli bir bölgedir. Batı literatüründe bu bölge “Kavimler ve Kültürler Coğrafyası” olarak geçerken; sözgelimi Uşak’lı Maraş Maarif Müdürü Besim Atalay tarafından Cumhuriyet döneminde 1923’te yazılan ve daha sonra sürekli kaynak olarak başvurulan “Maraş Tarih ve Coğrafyası” kitabı bu tarihsel ve toplumsal gerçekliği yansıtmaktan tamamen uzaktır. Elbistan’lı akademisyen Prof. Dr. Refet Yinanç’ın, Dr. M. Elibüyük’le birlikte hazırladığı iki ciltlik “Maraş Tahrir Defterleri-1563” çalışması ise TTK yayını olmasına rağmen, 12 Eylül Cuntası tarafından yasaklanmıştır. Neden mi? Geçmişte bölgede yaşayan nüfusun yüzde 40’nın İslamdışı öğretilere mensup gösterilmesinden dolayı… Osmanlı belgelerinde bu tarihsel gerçeklik tespit edilmişken, bunların bugün nereye gittikleri sorgulanacağına, çalışmayı yasaklamak en kolayı!.. Sözgelimi, benim “Ermeni Aşıklar”la ilgili bir çalışmamda; bu bölgeden yetişmiş ve bir bölümü de gönüllü olarak Bektaşiliği seçmiş onlarca aşığa yer vermiştim. Yine, 1979 yılında Alman araştırmacılar Peter Andrews ve Rudiger Benninghaus tarafından Almanya’da İngilizce olarak yayınlanan “Türkiye Cumhuriyeti’nde Etnik Gruplar” (Ethnic Groups in the Republic of Turkey) konulu bir çalışmada; bölgede sadece 20 dolayında Alevi Kürt köyüne yer veriliyordu. Üstteki dergide yayımlayıp, “İçtoroslar’da Alevi Kürt aşiretler” (Ank. 2006) kitabımda da yer verdiğim bir çalışmamda, bu sayı köy ve mezra bazında 400’e ulaşıyor ve aynı döküm söz konusu kitabın 2002’de yapılan ikinci basımında aynen yer alıyordu. Ne yazık ki, son yıllarda TTK’ce yayımlanan bir -sözde- doktora çalışmasındaysa; “Pazarcık Aleviler’i “Türkmen” olarak sunulmaktaydı!..İşte, tüm bu nedenlerle köylerden başlayarak toplumumuzu doğru tanımak ve tanımak büyük önem taşımaktadır. Bu duygu ve düşüncelerimi, yaklaşık 10 yıl önce Maxson/Maxsuy’an (Maksutuşağı) ve Topalan (Seyrantepe) köylerinde katıldığım etkinliklerde ifade ettiğim gibi, daha iki yıl önce aynı yerde yapılacak etkinlik için benden istenen mesajda da dile getirmiştim. Daha 1925’te gizlice hazırlanıp uygulamaya konan Şark Islahat Planı ile bölgenin Türk-İslam ekseninde öncelikle asimile edilmesi öngörülürken, son yıllarda bölgede oluşturulmaya çalışılan “İkinci Arap Kemeri” ile bu uğursuz politikanın sürdürülmeye çalışıldığı görülüyor. Kendi payıma, bu politikanın boşa çıkartılması için bugüne kadar İçtoroslar yöresi bazında kimi çalışmalar yaptım. Ancak bunlar daha çok bölgenin tarihi, coğrafyası ve edebiyatı temelindeydi. Yani belli bir köyü işleyen “monografi” türünden değildi.
Ve Narmikan
Şimdi, yıllar önce gündeme getirdiğim bu dileğimin somutlaşmış yeni bir örneğiyle karşı karşıyayız: ”Bir Göç ve Dayanışma Hikayesi Narmikan” (İst. 2026) Malatya-Arguvan’a bağlı Narmikan Köyü Kalkındırma ve Dayanışma Derneği’nce yayımlanan kitap, bu türün anlamlı ve güzel bir örneği. Mahmut Özdemir’in önemli katkılarıyla çıktığı anlaşılan kitapta, köyün ve yörenin tarihi üzerinde daha yoğunlaşılsaydı, çalışma daha da önem kazanacaktı.









