DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, ‘Türkiye’nin geleceği Edirne Cezaevi’nde, Kandıra Cezaevi’nde, Silivri’deki mahkemelerde kurulmaz. Türkiye’nin geleceği demokraside kurulur’ dedi
Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi’nin (SYKP), 4-5 Nisan tarihleri arasında “Faşizme geçit yok” şiarıyla düzenlediği 6’ncı Olağan Kongresi başladı. Ankara Yılmaz Güney Sahnesi’nde düzenlenen kongreye, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları’nın yanı çok sayıda siyasi parti temsilcisi katıldı.
Salona, “Jin, jiyan, azadî sosyalizm şimdi” pankartı asılırken, “Yaşasın halkların kardeşliği”, “Jin, jiyan, azadî” “Yaşasın devrimci dayanışma” sloganları atıldı.
Salona ayrıca yaşamını yitiren gazeteci Hüseyin Aykol, PYD Eşbaşkanlık Konseyi Üyesi Salih Muslim, İmralı Heyeti Üyesi Sırrı Süreyya Önder, Cumartesi Annesi Emine Ocak ile yakın zamanda hayatını kaybeden SYKP kurucularından Sevim Belli ve Beraket Kar başta olmak üzere, özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenlerin isimlerinin yer aldığı slayt yansıtılarak anıldı.
DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan, kongrede açıklamalarda bulundu.
“Kürt özgürlük hareketi ile Türkiye’deki devrimci sosyalist hareketin birlikte uzun yıllar vermiş olduğu mücadelenin çok kıymetli olduğunu“ söyleyen Tuncer Bakırhan, “Hatta DEM Parti yani HDP ile başlayan paradigma ve oluşan bir nitelik de dünyada bir ilktir. 12-13 yıl aşkın bir süre bütün yönelimlere rağmen, bütün zulümlere ve baskılara rağmen bir arada durmak, mücadele etmek her partinin karı değil” ifadelerini kullandı.
Ortak bir mücadele var
Tuncer Bakırhan, dünyada değerlerin çöktüğü bir çağda yaşandığını belirterek, “Güçlü olanın kendi hukukunu her yerde pervasızca dayattığı bir dönemde yaşıyoruz. Hem şanslı hem şansızlıklarımız da var. Suriye ile başlayan, Ukrayna ile Yemen’le devam eden ve dünyanın birçok yerinde ve Venezuela ile devam eden, şimdi de İran’da devam eden bu kuralsızlığın kendisini dayatmış olduğu bir saldırıyla dünya halkları, emekçiler, ezilenler karşı karşıya duruyor. Güçlü olanın kendisini dayattığı bir hukuku var ama ezilenlerin, emekçilerin de bir ortak mücadelesi, ortak duruşu ve ortak direnişi var. İçinde bulunduğumuz süreç, bu ikisinin kıyasıya mücadele ettiği bir gerçekliği ortaya koyuyor” diye konuştu.
İran’da hakların ortak mücadelesi ve direnişi kazanacaktır
Bu dönem hiçbir dönemin olmadığı kadar kuralsızlığa, pervasızlığa, saldırılara karşı daha çok ittifak yapılması, ortaklaşılması ve birlikte mücadele edilmesi gerekilen bir sürecin içinde olunduğuna dikkat çeken Tuncer Bakırhan, şu ifadelere yer verdi:
“Nerede durduğumuzu çok fazla açmayacağım ama ne emperyal saldırganlığın yanındayız, ne de yerli ve bölgesel zorbalığın yanındayız. İkisine de teslim olmayacağız. İran’da ‘Jin, Jiyan, Azadi’ diyenlerin yanındayız. Beluçların, Kürtlerin, Azerilerin, Türkmenlerin farklı yaşam biçimi olan ve onu özgürce yaşamak isteyenlerin yanındayız. Emin olun İran’da ne bu emperyal saldırganlık ne orada çürümüş rejim kazanmayacak, haklarının ortak mücadelesi ve direnişi kazanacaktır. İran’da bunu destekliyoruz.”
‘Bu süreç sadece Kürtlerin süreci değil’
Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler içerisinde Türkiye’nin önemli görev ve sorumlulukları olduğunu söyleyen Tuncer Bakırhan, şöyle konuştu:
“Ortadoğu’daki bu savaş ve çatışma içerisinde Türkiye çok kolayca, basitçe, güvenli bir şekilde aslında kendisini bir yere taşıyabilir. Türkiye’ye nefes aldıracak adımlar bellidir. Kürt meselesinin demokratik yollarla çözümünü sağlayabilir. Barış ve demokrasi konusunda adımlar atabilir. Barış ve demokrasi demişken evet bir süreç yürüyor.
Bu süreç sadece Kürtlerin süreci değil. Bu süreç sadece bir barış süreci değil. Demokrasi olmadan barış olmaz. Bu süreç barış ve demokrasi sürecidir ve barış ve demokrasi ile eş zamanlı yürüyecek bir meseledir. Birbirinden ayırt etmiyoruz. Sadece Kürtlerin demokrasiye, özgürlüklere ve hukuka ihtiyacı yok. Aslında Türkiye’de yaşayan bütün halkların, inançların, emekçilerin, ezilenlerin hukuk ve demokrasiye ihtiyacı var. Dolayısıyla bu süreci desteklemek herkesin ihtiyaç duyduğu demokrasi ve hukuk konusunda atılacak adımların da bir an önce atılmasını sağlamak da aynı zamanda bizim görevimizdir.

Türkiye’de herkesin bir hukuka, bir güvenceye ihtiyacı var. Herkes öngörülebilir bir düzen istiyor. KHK’lilerle görüştüğümüzde aynı şeyi söylüyorlar. Kürtler, Aleviler, gençler, kadınlar aynı şeyi söylüyor. Bu hukuku kurmak da bizim temel görev ve sorumluluklarımızdan birisidir. Türkiye’nin geleceği ne Edirne Cezaevi’nde ne Kandıra Cezaevi’nde ne Sayın Çepni ile Deniz Başkan’ın bulunduğu cezaevlerinde ne de Silivri’deki mahkemelerde kurulmaz. Türkiye’nin geleceği demokraside, özgürlüklerinde demokratik müzakere yöntemiyle ancak kurulur.”
CHP’nin seçim talebine ilişkin açıklama
Tuncer Bakırhan, bütün siyasi partilere çağrı yaparak, “Türkiye’nin temel meselelerinden birisi hukuktur, adalettir, demokrasidir. Bütün siyasi partiler gelin bunu birlikte müdafaa edelim, birlikte savunalım ve birlikte hayata geçmesi için mücadele edelim” dedi.
Konuşmasında CHP’nin erken seçim çağrısına ilişkin görüşlerini de açıklayan Bakırhan, şöyle devam etti:
“Erken seçim talebi bütün partilerin en doğal hakkıdır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin de böyle bir çağrı yapması onun en doğal hakkıdır. Bütün partiler bunu yapabilir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin niye erken seçim çağrısı yaptığına değil, aslında Cumhuriyet Halk Partisi’nin maruz kaldığı baskılara ve zulüm politikalarına karşı çıkmamız gerekiyor. CHP, maruz kaldığı baskılardan dolayı aslında yeni bir yol açmaya çalışıyor. Bu talepten rahatsız değiliz. Hiç kimsenin rahatsız olmaması gerekiyor. Bu Cumhuriyet Halk Partisi’nin maruz kaldığı baskılar karşısında aslında yapmış olduğu bir siyasi hamledir. İktidarın da ‘niye erken seçim çağrısı yapıldı’ tartışması yerine aslında adımlar atması gerekiyor. İlk adım da Cumhuriyet Halk Partisi Partisi üzerindeki bu haksızlığı, hukuksuzluğu bu torba yasalarla yargılamaları kaldırmalıdır. İlk adım herkes için hukuk olmalıdır. Herkes için adalet olmalıdır. Bunu dile getirmek istedim. Biz zaten DEM Parti olarak sanıyorum Türkiye’de seçime en hazır parti biziz. Sokaktayız, fabrikalardayız, yaşamın her alanındayız. Her alanda direniş halindeyiz, mücadele halindeyiz. 7-24 saat örgütlenen ittifakını büyüten bir yerde durduğumuz için eğer Türkiye toplumu Türkiye hakları seçim istiyorsa biz de bu seçimi her zaman hazırlıklı olduğumuzu da daha önce söylemiştim.”
‘Mücadeleyi büyüterek hepimizin lehine kazanacağız’
Kongrede ilk olarak konuşan SYKP Eş Genel Başkanı Feray Mertoğlu, Ortadoğu’da devam eden savaş gündemine değindi. Feray Mertoğlu, “İnsanlık dışı saldırılara karşı birlikte mücadele etmenin sözünü veriyoruz. Trump ve Netanyahu’ya karşı İran halklarının yanındayız. Molla rejimine karşı İran halkının yanındayız. Türkiye’de de ezilenlerin, kadınların ve gençlerin yok sayıldığı bir süreci yaşıyoruz. Burjuva demokrasisine karşı bile tahammülleri yok. Kadın cinayetleri her geçen artıyor. Kadınları koruyacak yaslar uygulanmıyor. Uluslararası sözleşmeler feshediliyor. Dolayısıyla daha fazla mücadele etmek zorundayız” dedi.
SYKP Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz, 3. Dünya Savaşı’nın en yakıcı şekilde devam ettiğini belirterek, “Faşizmin içerisinde bulunduğu kurumsallaşma sürecinde en acil görev, en geniş demokrasi cephesini kurmaktır” dedi. Titiz, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın hala tecrit altında tutulduğuna dikkat çekerek, “Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin bir bütün olarak yürüttüğü Barış ve Demokratik Toplum mücadelesini bir arada inşa etmemiz gerekiyor. Bu süreci sadece Kürt halkının boynunda asılı bir görev olarak göremeyiz. Kürt tarafı, üzerine düşen bütün tarihsel sorumlulukları yerine getiriyor. İktidar, kendisini tahkim etmek için en ufak bir motivasyon kaynağını önümüze sunmuyor. O yüzden önce müzakereyi Kürt halkının lehine hep birlikte güçlendireceğiz, sonra mücadeleyi büyüterek hepimizin lehine kazanacağız” diye konuştu.
Bu süreç, önümüze sorumluluklar koyuyor
Yeşil Sol Parti (YSP) Eşsözcüsü Ahmet Asena, dünya genelinde yaşanan siyasal ve toplumsal sorunlara dikkat çekerek, “Dünyada olan bitene biz sosyalistlerin, muhaliflerin seyirci kalabilmesi mümkün mü? Dünyada bir direnişi örgütlemek, kendine sosyalist diyen tek bir kişi bile kaldıysa görevidir. Dünyada ve ülkemizde çok güçlü direniş eksenleri var. Bu ülkede bunların en büyüğünün başında Kürt Özgürlük Hareketi geliyor. Bu süreç, önümüze çok farklı sorumluluklar koyuyor. Bu süreç, başarılı ya da başarısız olsun, asıl süreç ondan sonra başlayacak” dedi.
‘İktidar geri adımlar atmıştır’
Birleşik Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun Öneren, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde iktidarın sessiz kaldığına vurgu yaparak, “İktidar, Kürt özgürlük hareketinin attığı adımlara karşı geri adımlar atmıştır. En son bunu Newroz alanlarında gözaltılar ve işkencelerle gösterdi. Kürt Özgürlük Hareketi, bu süreçte asla yalnız değildir. Bu süreç, Kürt Özgürlük Hareketi’nin 50 yılı aşkın mücadelesi ve Sayın Öcalan’ın olumlu adımları sonucu bu noktaya gelmiştir” diye kaydetti.
‘Sosyalizm hepimiz için bir vicdan meselesidir’
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü Ali Kenanoğlu, ABD ve İsrail’in İran’a dönük saldırılarıyla başlayan savaşa değinerek, “Her iki tarafa da lanet olsun. Yerimiz ve tavrımız çok nettir. Arap Alevi halkına karşı da soykırım devam ediyor. Bizim ülkemizde iktidar ve basın da bunu yok sayıyor. Tıpkı Şengal’de olduğu gibi, bugün Suriye’deki Arap Alevilerin yanında olduğumuzu bir kez daha yenilemek istiyorum. Sosyalizm hepimiz için bir vicdan meselesidir. Demokrasiden, haktan ve hukuktan yana olan; inkara ve asimilasyona karşı olanların birliğinin devamını temenni ediyorum” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından kongreye gelen dayanışma mesajları okundu. Kongre, yapılan konuşmaların ardından faaliyet ve çalışma raporlarının tartışılmasıyla basına kapalı şekilde devam etti.
Kaynak: Nûmedya24-MA









