• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
6 Nisan 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

Tutsak Zeynep Karaman: Abdullah Öcalan iğneyle kuyu kazarcasına süreci imkânlı hale getirdi

6 Nisan 2026 Pazartesi - 10:06
Kategori: Güncel, Manşet

Tutsak Zeynep Karaman, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın doğum günü kapsamında hazırlanan söyleşi kapsamında süreç için, ‘Abdullah Öcalan 27 yıldır en ağır tutsaklık koşullarında ezberi bozan bir direniş tarzıyla iğne ile kuyu kazarcasına 27 Şubat sürecini imkân dahilinde getirmiş oldu’ dedi

Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ndeki tutsaklar, 4 Nisan’da 77 yaşına giren Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın doğum günü kapsamında hazırladıkları söyleşi dizisini Jinnews’e gönderdi.

  • Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 77’nci yaş gününde fiziki özgürlük koşullarında kutlama ihtimali size ne hissettiriyor?

Kürt halkı özelde de Kürt kadınlar yıllardır bu hayalin gerçek olması için mücadele ediyor. Bir halkın kendi bağından çıkardığı önderliğine yaklaşım olumlu veya olumsuz o halkın ahlaki ve politik var oluşuna yaklaşımın turnusolüdür. Demokratik Toplum Çağrısı’nın üzerinden bir yıl bir ay geçti. Önemli adımlar ve süreçleri barındırdı. Birçok ezber bozuldu. Peki gerçek anlamda devlet ezberini bozdu mu? Kuşkusunu halen yüreğimizde taşıyoruz. Sayın Öcalan’ın amasız fakatsız ve daha da geciktirmeden serbest bırakılması kuşkuları giderecek en doğrudan gösterge olacaktır. Bunun iradesi devlet tarafından gösterilmiş olsaydı geçen bir yılda süreç çok daha nitelikli bir döneme evirilmiş olacaktı. Zihin net olmayınca işte beden somutta harekete geçemiyor. Yol bir türlü yürünemiyor. Amacı net olan yöntemini bulur. Bunların ötesinde Sayın Öcalan 27 yıldır en ağır tutsaklık koşullarında ezberi bozan bir direniş tarzıyla iğne ile kuyu kazarcasına 27 Şubat sürecini imkân dahilinde getirmiş oldu. Halkı olarak bizlerde 27 yıldır onun önderliğine büyük bir güvenle özgür kavuşma anını yakın hatta gerçek kılmak için zamanı örgütleyerek eylemselleştirerek hızlandırmaya çalıştık. Sayın Öcalan uluslararası komplo ile esir düşmeden önce ülkeye uğurladığı her bir Kürt gencine “bir parça özgür ülke” hayalini emanet eder gençler de o hayali gerçek kılmak için mücadele ederdi. Şimdi o hayal gelişti, büyüdü, özgür bir yaşam ve demokratik toplum anlamıyla dönüşerek derinleşti. Ben olsam 77 yaş kutlamalarını “umuda özgürlük” diyerek ülkenin her yerinden adaya doğru bir yürüyüşle kutlardım. Tabi herkes hediyesini alıp da gelsin.

  • Kürt Halk Önderi’ne bir hediye vermek isteseydiniz ne olurdu- maddi manevi olarak? 

Urfa peygamberler şehri olmakla ünlüdür. İbrahimî din geleneğinin merkezidir. Hz. İbrahimî put kırıcılığı ve Nemrut tarafından ateşe atılarak cezalandırılması bir mucize ile ateşin, suya odun kömürlerinin balığa dönüşmesi ve Halil’i Rahman gölünün yaratılışı hikâyesi. Bilmeyen yoktur bunları Urfa Halil’i Rahman efsanesinden önce de ana tanrıça ve oğlun bereket mitosuna ev sahipliği yapmıştır. Urfa hep bereketiyle anılır ki Halil İbrahim sofrası bereketin kaymağına atıfta bulunan bir deyimdir. Nasıl ki bir buğday tanesi başağa duruyorsa Urfa’nın kültürü de böyle yaratıcı ve bereketlidir. Nemrutların yarattığı acılar da bal olunca, peygambersel doğuşta da aynı bereket yaşanır. Ancak kültüründen Göbekli Tepe’ye “kastik katil” rejimi Nemrutlardan, İbrahim peygamberlere çelişki ve çatışmaların keskin yaşandığı ama uzlaşı ve dönüşüm kültürüne de hikâyesinde yer almış bir kentlilik var. Çok kültürlülük içinde kendine ait bir rengi ve musikisi de var Göbekli Tepe mimarî ve kültürünün keşfiyle Urfa bir de tarihin sıfır noktası olarak dünyanın gündeminde yerini almış oldu. Böyle tarihin sıfır noktasında doğmuş ve bu tarihe yaraşır bir başkan Önderliksel doğuşu kendisinde gerçekleştirmiş bir insana ne hediye edilir ki? Kendisi bu toprakların bize bir hediyesidir. Evet, bir hediye vermek istesem bu toprağa ait bir şeyler olsun isterim Urfa’nın bir sürü özelliğinden dem vurdum ama şimdilerde unutulmuş olsa da Urfa bir zamanlar güvercin âşıklarının kentidir. Güvercin aşkı ardına onlarca türden güvercini alıp o güvercin aşığına hediye etmek isterdim.

  • Kürt Halk Önderi ile ilişkinizi nasıl tanımlıyorsunuz, bir kadın olarak onunla arkadaşlık etmek nasıldır?

Bence bu sorunun hakkı bir romandır ya da ciltler dolusu felsefik bir tartışma. Öncelikle bir Kürt kadın olarak insan onuruna yakışır bir yaşamın sahibiysem ben olabilmişsem öncelikle bunu Sayın Öcalan’da gerçekleşmiş gerçek insana borçluyum. Onun zamanında doğmak ne kadar büyük bir şans ise özgür varoluş mücadelesinde aynı saflarda yer almak büyük onur ve mutluluktur. Önderliksiz yaşamanın ne büyük acılar doğurduğunun idrakında olmayanlar Sayın Öcalan’la halkı arasındaki ateşten bağı kolay idrak edemezler. “Güneşimizi karartamazsınız” da somutlaşan gerçekleşmişleri anlam vermede zorlanırlar, Kürt kadınının onunla kurmuş olduğu özgürlük bağına da nihayetinde varlığı inkâr ve imhaya yatırılmış bir ulusun kadınıyım. Benim Sayın Öcalan’la kurduğum ilişki algı, ilgi, etkileşim ve sonuçlar başka olur, Avrupalı bir kadının kurduğu ilişki başka olur. Yine egemen ulus kadınlarının ilişkiden beklenti ve sonuçları da farklı olur. En nihayetinde Kürt toplumu homojen bir toplum değil, bu anlamıyla içinden kopup geldiğin her toplumsal yapı, damar ilişki ve beklentiyi de etkiliyor. Birçok farklı sosyal ve kültürel yapılardan gelmiş olsa da ortak paydamız daha özgür daha demokratik bir yaşam ve toplum arayışıdır. Sayın Öcalan’ın Demokratik Ulus, demokratik toplum özgür yaşamı inşa paradigması her arayışçı için bir davettir. Bu davete icabet etmek özgür “jin ve jiyana” saygı ve bağlılığın gereğidir. O meşhur fizik kanununda denir ya “bana bir dayanak noktası gösterin dünyayı yerinden oynatayım.” Biz Kürt kadınlar için Sayın Öcalan’la ilişinin böyle bir özelliği var. Düşünsel, ruhsal ve fiziksel gelişimini gözeten koruyan ve yücelten bir ilişki bazen yanılsama içine girebiliyoruz. Sayın Öcalan’ın koruyan, gözeten yaklaşımını sanki kendi içsel gücümüz gibi ele aldığımız da oluyor. “Güce dayanmak diyoruz” buna bazen de yine bu güce-güvene dayanarak şımarma hakkımızı kullanıyoruz. Bu ilişkide etik ve estetik ölçüler baştan beri var ama Sayın Öcalan’ın kadınlarla ilişki diyalektiğini incelerseniz bu etik ve estetik ölçülerin görünür bir güzelliği çıkardığını belirtebiliriz. Bir mülkiyet, sahiplik “benimsin” olmadığı için güzeldir, fiziksel ve anlamsal gelişime yol açtığı için güzedir. Bu ilişki açığa çıkan sonuçlar itibariyle çift taraflı güzelliklere özgürlüksel gelişmelere yol açmıştır. Yaratıcı dönüştürücü çoğaltıcı bir ilişkidir. Bunu kadın özgürlük hareketinin çok boyutlu gelişiminde izleyebiliriz.

‘Onun biricikliğini ortaya çıkaran kadınla kurduğu ilişki diyalektiğidir’

Sayın Öcalan’ın kadın kahramanlık dönemi olarak da tanımladığı bu dönem bu ilişkinin çok boyutlu yaratımları olarak karşımıza çıkıyor. Onun tutku derecesinde özgürlüğe bağlılığı kadın özgürlüğü mücadelesindeki ısrarının kaynağadır. Köleliğe dayalı bir ilişki çekimidir. Kölelik doğurur oysa Sayın Öcalan özgürlüğe âşıktır. Terk etmez, ısrarcı olurken, kendi özgür varoluş sınırlarını da sürekli aşmış oluyor. Çocukluğunda nasıl ki arkadaşlarını oyun için çağırıyor, peşlerini bırakmıyor, sürüklüyorsa kadın özgürlük ilişkisinde de oyuna çekişi ve sürükleyici rolü devam ediyor. Son manifestoda çarpıcı anlatımlar var. Toplumsal tarihimize göz attığımızda gelmiş geçmiş birçok tarihsel kişilik ve önderlikler çıkmıştır. Yaşadığı zaman ve mekânın koşullarında toplumsal yaşamda önemli roller oynamışlardır. Mutlaka her birinin kendine has özgürlükleri vardır. Yakın ve uzak tarihleri izleyebildiğimiz kadarı ile bu önderliksel kişiliklerle Sayın Öcalan’ın önderliksel nitelikleri belli boyutları ile karşılaştırılabilir, benzerlik ve farklılıkları niteliksel olarak ortaya çıkarılabilir. Ama Sayın Öcalan’ın önderliksel nitelikleri itibari ile bir farkından bahsedeceksek onun biricikliğini ortaya çıkaran yönü kadınla kurduğu ilişki diyalektiğidir. Kendi kişiliğinde binlerce yıldır inşa edilmiş “erkeklikle” fiziksel ve zihinsel olarak mücadele ediyor ve kurutuluşu böyle bir “erkekliği” öldürmesinde buluyor. Dikkatle izlerseniz dayatılan klasik erkeklik ve klasik kadınlıkla müthiş bir mücadeleyi hem fiziksel kendi kişiliğinde hem de mücadele zamanındaki ilişkilerde görürüz. İğdiş/edilme kavramını sadece fiziksel değil de esas olarak toplumsal boyutu ile ele alırsak Sayın Öcalan iğdiş edilmiş kadınlık ve iğdiş edilmiş erkeklikle zihni, fiziki ve ilişkisel boyutta ciddi bir mücadele içindedir.

‘Kürt kadınlar, köleliğinizden kurtulun’

Bu alamda hem kişi olarak sürekli yaratıcı bir inşa içerisindedir hem de önderliksel konumu ondaki bu inşanın topluma sirayet etmesini getiriyor. Sayın Öcalan kadınlarla bu ilişkisini “beni bir kadın dostu olarak ele alabilirsiniz” diyerek mütevazice tanımlamıştır. Ama onu iyi izleyenler bilir ki Kürt kadınların özgürlük hareketinin teorik, fiziksel ve tüm yapısal gelişimlerin hemen her aşamasında bir önderliksel rol oynadığını görür. İşin doğası gereği bu durum açığa çıkmıştır. Bir boşluk tarihsel bir sorumlulukla doldurulmaya çalışılmıştır. Bir bakıma oynanan bu rolle kadın önderliğinin ahlaki politik öncülerini mümkün kılacak maddi ve manevi koşulları oluşturduğu gibi bu doğuşa bir bakıma ebelik de yapmıştır. Dedim ya özgürlük inşalar, yaratıcı inşalar konusunda bu ilişki sadece ciltler dolusu hakikat yorumlarını hak etmiyor bu ilişkiye hakkını özgür bir ilişki diyalektiğini sürekli canlı tutarak verebiliriz. Benim Sayın Öcalan ile etkilendiğim diyaloglardan birini ifade edeyim; hem kişi hem de önderliksel kimliğini geliştirirken kendisini özgürce gerçekleştirmeye çalışan yoldaşlarının güveni, sevgisi, inancının çok çok etkili olduğunu görüyorum. Klasik ölçülere göre değil, özgürlük ölçülerine göre kadın yoldaşlarının etik-estetik beğenisine ne kadar önem verdiğinde görebiliriz. Doğrusu kadın özgürlük mücadelesi diyalektiğinde Öcalan’da yaşayan kadını kadında yaşayan Öcalan’ı hakkıyla görmek tarihi değerini vermek gerek kısa bir diyalogla burayı tamamlayayım. Mücadeleye yeni katılmış bir Kürt kadın ile Sayın Öcalan arasında geçen bir diyaloğu buraya bırakıyorum: “O” dedi sizi bize getiren şey nedir? Genç kadın dedi sevgidir. “O” dedi peki beni ne kadar seviyorsunuz? Genç kadının içinde bir çocuğun coşkusu ve sevinciyle kollarını kocaman açıp dünyalar kadar demek istese de “ülkem kadar” dedi, onu derken aynı anda peki ülkeni ne kadar tanıyorsun ki diye içinden geçirdi. Dünyalar kadar sevebilmek için tanımak gerek. “O” dedi. Genç kadına Kürt kadınlar sevilmeyi en çok hak edenlerdendir, köleliğinizden kurtulun”

  • Sizce Kürt Halk Önderi nasıl biridir?

Kavgaya çeker tıpkı Platon’un at sineği misali ağzından burnunuzdan girer, sürekli dürtükler sizi rahatsız eder. Beyninizin tüm kıvrımlarında dolaşır kalbimizin süveydasına iner gözünüzle uğraşır bakışta bir sahlaklık mı var körlük mü var miyopluk mu var astigmat mı görüşü keskinleştirmek, bakışı netleştirmek için sürekli kanat çırpar. Sınırlarını zorlarken sizin de sınırlarınızı zorlar. Müthiş bir komünalistir kendinde olan ne varsa olduğu gibi paylaşır Sayın Öcalan’ın deneyimi ile bir bakıma “ben” diye bir şey kalmaz aslında paylaşılarak çoğalan bir yaratıcı benliktir. Evet, o da hemşerisi gibi bir put kırıcıdır. Ama ne yüreğini ne de gözünü sultanda, saraylara dikmek. Müthiş bir güç biriktirmiştir ama bunu demokratik toplum yaşamı için kullanır. Yeterince soyutlamacı, yeterince de somuttur, reeldir. Zaman algısı öylesine geniştir ki geçmiş gelecek ve an onda diyalektik ilişki içinde hareket halindedir. Kürt halayı büyüdükçe büyüyor coştukça coşuyor nedeni onun sergovendliği ile ilgilidir. Tarihe, emeğe hakikate tutku derecesinde bağlı ve saygılıdır. Değişim onda “hiçliğe” ve inkârcılığa götürmez kökleri yerinde bir değişim ve dönüşüm akış içinde olmanın gereğidir. Önderliksel kişiliğinde yeni bir toplumsallığın doğuşunu imkân dâhilinde getirmiştir, kendinin ebesi olmuştur. Özgür önderlik özgür kadın ve özgür bir halk diyalektik süreç içinde birbirini hem anlam hem fizik olarak sürekli geliştiriyor, gerçekleştiriyor, derinleştiriyor. Bunu yaşatmak güzelce büyütmek her birimizin sorumluluğundadır.

  • Sizce Kürt Halk Önderi kadın özgürlüğünü ve tarihsel toplumsal kimliğini anlamlandırırken ilhamı nereden alıyor?

Öncelikli olarak ilhamını köyündeki çocukluk dünyasındaki ilişkilenmelerden alıyor. Çocukluk dünyasındaki ilişkileri daha serbest ve özgür buluyor. Sonra anne ve baba kız kardeş oyun arkadaşının yaşadıklarının onda yarattığı çelişkiler kuşkular okulda solcular arasında kadın erkek ilişkileri bu ilişkilerinin nasılına dair düzenleme ihtiyacı ha keza Fatma ile olan duygusal ilişkinin evlilikle sonuçlanması. Yaşamsal deneyim, kriz ve ihtiyaçları bence belirleyici olmuştur. Teoriler ve bunun sonucu geliştirilir. Sayın Öcalan zindanlarda, dağlarda, serhildan alanlarında açığa çıkan kadın direnişi ve kahramanlığında kadının özgürlük isteği ve potansiyelini çok iyi görmüş gerçekleşen bir kadın varoluşlarından büyük ilham almıştır. Özgürlük mücadelesinin en kritik ve krizli dönüm noktalarında klasik erkeklik en gerici halleriyle Sayın Öcalan’ın özgürlük felsefesine karşı örgütlü bir dayatma içine girdiğinde bile o kadının varlığında ki özgürlük potansiyeline sonuna kadar güvenmiş onu terk etmemiştir. Bilakis kadının hem zihni hem fiziki olarak daha özgür gelişimi için mücadele zemininde kadınların kendi haklarında düşünüyor karar verebilecekleri süreçleri bizzat örgütlemiştir. Stratejik rolünü yoldaşça sorumluluğunu tereddütsüz yerine getirmiştir. Kadın yoldaşlığına, Kürt toplumuna, insanlığa karşı tarihi bir sorumluluk duyuyor.

O aynı zamanda müthiş bir hakikat avcısıdır. Hakikati arayıp bulmak ve onu paylaşmakta bir an olsun vazgeçmiyor. Nihayetinde bu toprağın çocuğu tarihin bu sıfır noktasında neler olup bittiğini “şimdi” ile bağ kurarak yeniden anlamlandırma yorumlamaya çalışıyor. Neolitiğe dair bilgilerimizi bakışımızı yeniden düzeltme ihtiyacı duyuyor. Esas olarak kadın köleliğinin zamanını 30 bin yıllara geriye götürüyor. Kadın ruhunun burada öldürüldüğünü ifade ediyor. Ana toplumunda klanla ilk toplumsal yarılamanın kadın aleyhinde ki ilk kırılmanın bu zaman ve zeminde örgütlendiği, kastik toplumsal katil rejiminde yine burada örgütlenerek günümüze kadar geldiğini ortaya koyuyor. Bölgede işte Karahantepe gibi çıkan arkeolojik veriler neolitiğe dair ezberlerimizi bozuyor. Sayın Öcalan’ın tüm bu arayışları yaşama karşı sorumlulukla ilgilidir. Onun felsefesi, paradigması, önderliksel nitelikleri 90’lara göre şimdi biraz daha iyi anlaşılıyor. Yine 90’lardan bir örnek vereyim: Bir hoca vardı Sayın Öcalan’ın kadın ve aile sorunuyla ilgili düşüncelerini okumuş hayret ederek şöyle diyordu; “Anlamıyorum NATO gibi bir gücü arkasına almış bir devlete bölgenin gerici devletlerine hegomanlara karşı kafa tutacaksın, kök söktüren bir önder olacaksın peki neden enerjini kadın özgürlüğü ailenin demokratikleşmesi gibi küçük işlere harcayacaksın” engel olunmasa profesör olacak biri ama kadın özgürlüğünde demokratik toplumun da cahili. İşte Sayın Öcalan’ın farkı bu gibi örneklemlerde de ortaya çıkıyor. Kastik katilin köleci sistemine karşı tarihi bir sorumlulukla yaklaşıyor. Kadın özgürlüğü ve kurtuluşundan pratik kişilik inşasına kadar kendisine dert ediniyor. Kadınla nasıl dost, yoldaş olunur onunla nasıl özgür bir ilişki kuruluşunun peşinde hem felsefik olarak koşuyor hem de pratiksel olarak bunu gerçek kılmanın yürüyüşü içine giriyor. Sayın Öcalan’da gerçekleşen kadınla özgürlüğe dayalı ilişki diyalektiğinde brikmiş ve gerçekleşmekte olan onca şey var ki. Bu konuda da güçlü bir kavrayışa ihtiyaç var. Bu kavrayışında anlatılarak yayılmaya ihtiyaç var. Sayın Öcalan’da ki bu tarihsel sorumluluğa tarihsel bir mücadele ile cevap olmak özgürlük gereğidir.

  • Siyasi kadın bir tutsak olarak Kürt Halk Önderi ile özgürlüğünüze kavuştuğunuzda nasıl bir buluşma hayal ediyorsunuz?

Hani eskiler derler ya çivisi çıkmış bir dünya. Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğü sadece fiziki özgürlük ve kavuşmanın ötesinde anlamlar barındırdığını, birazcık kafa yoran anlayabilir. Ters yüz edilmiş tarih şimdi en azından bizler için rayına oturmuş olacaktır. Tarihin ayakları üzerinde dikilmesinde Kürtler açısından söz etmek gerekirse “O kavuşma anı” derim acısını mücadele içinde bal eylediğimiz o esaretin bitişi ve kavuşma anı bende duygu olarak hep güneşin tutulma ve kurtulmasını hatırlatır. Tutulmanın yarattığı o belirsizlik, korku anı, bir anlık derin sessizlik aklın baştan çıkışı. Çılgın bir nöbete tutulma içe ve dışa dönük o yıkıcı eyleyiş! Sonrası odadan yükselen ilk ümit var ışımalar, nabzımızın attığını, duyumsamalarımız, aklın başa dönmesi, sinirlerin yeniden işleyişi direnme gücünü yeniden yakalayarak menzile doğru yürüyüşe devam etme gücümüz! Sayın Öcalan’ın “İmralı kayalıklarında Promete gibi zincirlere vuruldum” dediği o esaret koşullarını yeniden doğuş imkânına dönüştürmek de ona yakışır. Nitekim üçüncü doğuş olarak nitelendirdiği o dönüşüm romanı benim için güneşin tutulma halinden esaretten kurtulduğu anıdır. Aslında biz Kürt halkı, onun dostları Sayın Öcalan’la sürekli bir kavuşma halindeyiz. Fakat fiziki kavuşma hayalleri o denli çok ve renklidir ki. Bu hayaller istisnasız milyonlarca insanın nabzını aynı meydan da ve aynı anda attığı bir hayaldir. Düşünün ki milyonlar kalbin ta süveydasından bir şeyi bu denli çok istersin ve hayal mümkün mü ki evren hayali gerçek kılmak için harekete geçmesin istem ne kadar saf ve derinden gelirse kuantumik zaman tetiklenir. Mikro evren makrolaşır hayal gerçek olur. Milyonlar o An’a hazır. O gün o gün herkes gökkuşağının bütün renkleriyle davulları, zurnaları, erbaneleriyle, sazları, sözleri, şarkıları, şiirleriyle kadınlar kezîlerî, fistanları, tililileriyle, erkekler şal û şepikleriyle zamanın en büyük halayına duracağız. Tabi ki kemençesi, horonuyla, deyişleri, semahıyla, kaşık oyunları, ciritiyle tüm diller ve renklerden şarkılarıyla duracağımız bir halay olur. Tabi tabi sesinizi duyar gibiyim, keman, çellosu, piyanosu, udu akardiyonu ile ben de varım buradayım denilecek anlar olacak. Sonra İmralı’dan Amed’e Amed’den Urfa’ya bir özgürlük yürüyüşünde hayal ediyorum o anı ya siz?

HABER MERKEZİ

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

4 kişilik ailenin asgari elektrik faturası ortalama 744,7 TL’ye yükseldi

Sonraki Haber

Serik Belediyesi’ne silahlı saldırı: 1 kişi gözaltında

Sonraki Haber

Serik Belediyesi'ne silahlı saldırı: 1 kişi gözaltında

SON HABERLER

Bangladeş’te kızamık salgını: 6 haftada 113 çocuk hayatını kaybetti

Yazar: Yeni Yaşam
6 Nisan 2026

Narin Güran davası görülüyor: Ağırlaştırılmış müebbet cezası talep edildi

Yazar: Yeni Yaşam
6 Nisan 2026

Haşim Kılıç AYM’yi eleştirdi: AİHM’in yüzlerce kararı uygulanmadı

Yazar: Yeni Yaşam
6 Nisan 2026

Savaşlar milyonlarca çocuğun geleceğini tehlikeye atıyor: Açlık, göç ve ölüm

Yazar: Yeni Yaşam
6 Nisan 2026

Amed Barosu, Akın Gürlek’e rapor sundu

Yazar: Yeni Yaşam
6 Nisan 2026

MHP yeni İstanbul İl Başkanı belli oldu

Yazar: Yeni Yaşam
6 Nisan 2026

Yılın ilk 3 ayında işçinin cebinden 394 milyar lira kayıp yaşandı

Yazar: Yeni Yaşam
6 Nisan 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır