Eğitim Sen Cizîr Temsilciliği, bir öğretmene yönelik sistematik baskı ve idari sürece tepki gösterdi. Temsilci Fırat Saygı, yaşananların sendikal ayrımcılık ve hukuksuzluk boyutuna ulaştığını belirterek, iddiaların derhal soruşturulması çağrısında bulundu
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Cizîr (Cizre) Temsilciliği, ilçede bulunan Cizre Anaokulu’nda üyelerine yönelik uygulanan mobbinge tepki gösterdi.
Okul önünde yapılan açıklamada konuşan Eğitim Sen Cizîr Temsilcisi Fırat Saygı, yaşananların artık münferit idari işlemlerle açıklanamayacak bir boyuta ulaştığını belirtti. Yaşanan sürecin kamu gücünün nasıl keyfileştirildiğinin, hukukun nasıl esnetildiğinin ve eğitim kurumlarının nasıl kişisel alanlara dönüştürülmeye çalışıldığının açık bir göstergesi haline geldiğinin altını çizen Saygı şöyle devam etti:
“Sendikamız üyesi bir eğitim emekçisi hakkında, diyalog ve iyi niyetle çözülebilecek basit hususlar gerekçe gösterilerek sistematik biçimde tutanaklar tutulmuş; bu tutanaklar bir ‘zemin’ haline getirilerek idari soruşturma başlatılmış ve müfettiş süreci devreye sokulmuştur. Oysa yaklaşık dört ay önce yaşanan sorunlar tarafımıza iletildiğinde, Cizre Eğitim Sen Temsilciliği olarak müdürlükle temas kurulmuş ve sürecin karşılıklı anlayışla çözülebileceği açıkça ifade edilmiştir. Gelinen noktada ise bu iyi niyetli yaklaşımın karşılık bulmadığı görülmektedir.”
Üyelerinin görev yaptığı sınıfın doğrudan kamera görüş alanında bulunduğunu belirten Saygı, “Özel hayatın gizliliği ve mesleki çalışma ortamının korunması gerekçeleriyle okul müdürlüğüne defalarca başvuruda bulunarak kamera açısının değiştirilmesini talep etmiştir. Ancak bu talepler uzun süre karşılıksız bırakılmış; gerekli düzenleme ancak sendikamızın ilgili idari merciler nezdinde yaptığı girişimler ve ısrarlı takibi sonrasında gündeme alınmıştır” ifadelerini kullandı.
‘Sessiz olmak ortak olmaktır’
Yaşananların yalnızca bir öğretmenin meselesi olmadığını vurgulayan Saygı, “Bu tablo; hukukun askıya alındığı, eşitliğin yok sayıldığı ve kamu yönetiminin kişiselleştirildiği bir anlayışın yansımasıdır. Yetkililere açık çağrımızdır; Bu tabloya sessiz kalmak, bu tabloya ortak olmaktır. Çıkar çatışması, sendikal ayrımcılık, kişisel verilerin hukuka aykırı paylaşımı ve yetki kötüye kullanımı iddiaları derhal ve tüm yönleriyle soruşturulmalıdır. Eğitim kurumları kimsenin arka bahçesi değildir. Kamu yönetimi aile ilişkileriyle yürütülemez. Eğitim emekçileri yalnız değildir, susmayacaktır” şeklinde konuştu.
Açıklama, alkışlarla son buldu.
Kaynak: MA









