Zeytin, arıcılık ve organik tarımın önemli üretim merkezlerinden Seferihisar JES tehlikesiyle karşı karşıya. Toprakları için mücadele eden yurttaşlar, ‘Memleketimizden uzak dursunlar’ dedi
Bergama’da altın madeninden Akbelen’de kömür ocakları ve termik santrallerine, Karaburun’da rüzgar enerji santrallerinden (RES) Aydın’da jeotermal enerji santrali (JES) kadar birçok bölgesinde talan yürütülen İzmir’de yurttaşlar yaşam alanları için mücadelesini sürdürüyor. 2 bin 500 kişinin yaşadığı Seferihisar ilçesinin Orhanlı köyü, zeytincilik, arıcılık ve organik tarımla geçimini sağlıyor. 6 yıldır jeotermal enerji santraline (JES) karşı mücadele yürüten köy halkı, verdikleri hukuk mücadelesiyle 5 ayrı davayı kazandı.
98 kişi ve 5 kurumun, projelere karşı devam eden dava silsilesine bir yenisi daha eklendi. Köyün kalbine JES tesisi kuran Küçük Menderes şirketinin itirazı sonrasında köyde yeniden bilirkişi incelemesi yapıldı. Yedinci kez yapılan inceleme sonrasında Orhanlı köyü sakinleri, JES’in tümden kapanmasını sağlayacak bir kararın çıkmasını bekliyor.
‘Havamız kirlensin, doğamız bozulsun istemiyoruz’
Köy sakinlerinden Hatice Ener, köyün havasının ve doğasının bozulmasını istemediklerini belirterek, “Zeytinliklerimiz köyümüzün geliri. Zeytincilik, arıcılık, organik tarım, bunlar, hayvancılık. JES olursa bunlar yok olacak. Bütün börtü böcek, kelebekler, arılar, kuşlar, her şey yok olacak. Biz onun için JES istemiyoruz. Havamız kirlensin istemiyoruz. Doğamız bozulsun istemiyoruz” dedi. 7’den 70’e mücadelelerini sürdüreceklerini kaydeden Hatice Ener, “Bizim suyumuz çok değerli. Zeytinlerimiz çok değerli. Atalarımızdan kalan bin yıllık, 500 yıllık zeytin ağaçlarımız var. Biz bu zeytinlerimizin yok olmasını istemiyoruz. Bize nasıl dedelerimizden, atalarımızdan, büyüklerimizden kaldıysa bu doğa, bu tarım ve her şeyi; Biz de çocuklarımıza ve torunlarımıza tertemiz bırakmak istiyoruz” diye belirtti.
‘Biz burada üretim yapıyoruz’
Köyde üzüm üretimi yapan Coşkun Akçil, “Orhanlı köyü olarak uzun süredir bir mücadelemiz var. Jeotermal istemiyoruz. Biz burada üretim yapıyoruz. Daha önce iş makinası da getirdiler, jeotermal için etüd çalışması yapmak istediler. Arazime izinsiz olarak sondaj kuyusu açmak için girdiler. Ben de izin vermedim. Bu arada köylü geldi ve jandarmayı çağırdık. Ondan sonra onları buradan bir şekilde çıkardık. Buraya güneş paneli projesi olduğunu söylüyorlar. Bana geldiler, arazimi satmam için para teklif ettiler. ‘Satmıyorum’ dedim. Bu güzelim köye o kötülüğü yapamam” ifadelerini kullandı.
‘Bizim memleketimizden uzak dursunlar’
Ellerindeki temiz havanın alınmak istendiğini belirten köy sakini Safiye Akçil, “Gelip yakamıza yapıştılar. Yakamızdan düşsünler. Temiz bir havamız ve huzurumuz var, bozmasınlar, yıllarca çektik. Bir taş ocağı yapacaklardı. Ondan zorla kurtulduk. 74 yaşındayım, 53 senedir buradayım. Buraya gelmesinler. Bizim memleketimizden uzak dursunlar” şeklinde konuştu.
‘Burası zeytinyağının başkenti’
Orhanlı Köyü Muhtarı Abdürrahim Ener, köyün tamamının JES’e karşı olduğunu aktardı. Köylülerin zeytincilikle geçindiğini kaydeden Abdürrahim Ener, “Organik tarım yapıyoruz. Köyümüzde 5 tane zeytinyağı fabrikası var. İki tane daha yapılacak. Yani 7 tane zeytinyağı fabrikası bütün Seferihisar’ın köylerinde yoktur. Burası zeytinyağının başkenti gibi oldu. Geçen sene zeytin hasadı festivali yaptık. 2 günde 15 bin kişi geldi. Bu jeotermal, bu tesisler olursa bunların hiçbirisini burada yapamayız” dedi.
Arıcılık ve organik tarım tehlikede
Köyün geçim kaynakları arasında arıcılığın da olduğunu kaydeden Abdürrahim Ener, 2 bin 500 kovanla organik bal ürettiklerini söyledi. Ayrıca köylünün organik tarımla da geçimini sağladığına dikkat çeken Ener, “Burada eski geleneksel zeytin işleri devam ediyor. Eski zeytincilikte hayvan otladığı sürece ona kimyasal bir şey kullanmıyorsun. Otla mücadeleyi hayvan yapıyor. Hayvan gübrelemesi yapılıyor. Jeotermal, taş ocağı olursa bu vadi biter. ‘Temiz enerji’ denilerek tesisler kurulmaya çalışılıyor. Ama Germencik dibimizde ve görüyoruz; Kavakdere Köyü’ne JES yaptılar. İki günde bir buhar havaya salıyorlar. Sular dereye akıyor. Oradan şikayetler gelmeye başladı. Birçok insan dava açmaya hazırlanıyor. İnsanlar, derin kuyu pompalandığından tarım yaptıkları arazilerde sıcak su çıkmaya başladı. Bize göre vatana, millete zararlı bir proje. Elimizden geldiği kadar bunu yaptırmamaya çalışacağız” diye konuştu.
Haber: İbrahim Açıkyer \ MA









