- Herkes onu ‘asi’ ve ‘isyancı’ olarak bildi. O ise doğru bildiğinden şaşmayan ‘yaman’ bir kadındı sadece. Feodalizme başkaldırmış, oğluna isyan etmeyi öğretmişti. Bugün Üveyş Öcalan’ın ölümünün 33. yıldönümü…
- Nedret Yalçın anlatıyor: ‘Ya 91 ya da 92 yılıydı. Duyduk ki Karşıyaka Devlet Hastanesi’nde yatıyor. Yürüyerek gittik hastaneye. Odaya girip elini öptük. Dedik; ‘Biz oğlunu çok seviyoruz, onun için geldik.’ Çok mutlu oldu, dualar etti…’
- Abdullah Öcalan, annesinin vefatının ardından şunları söylüyor: ‘Annem, son nefesini verirken ‘Adıma hayır yapın, dua edin,’ demiş. Bizim anlayışımızda hayır da dua da mücadeledir. Kürdistan’ı bir ana gibi düşünmeliyiz…’
Reyhan Hacıoğlu
“Annemin bana etkisi olmasaydı, kadınlara bu denli duyarlı yaklaşır mıydım, emin değilim. Bu ilişki biçimi, kadınlara dikkat etmem gerektiğini bana dolaylı biçimde öğretti. Annemin direnişçi ruhu ve mücadele gücü, erkek egemenliğini kolayca kabul etmeyen bir kadının etkisiydi; bu da üzerimde çok güçlü bir iz bıraktı.”
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, annesi Üveyş Öcalan’ı böyle anlatıyor. Üveyş Öcalan’ı tanıyanlar da benzer şeyler söylüyor, “yaman”, “otoriter”, “güçlü” bir kadın olarak anlatılıyor.
Baskıya karşı bir başkaldırı
Sömürü ve baskının olduğu her yerde direniş ve isyan da gelişiyor. Hemen her toplumda sömürü ve baskıya maruz kalan kadınlar, “kaderlerini” değiştirmek için direnmeye devam ediyor. Devlet, toplum ve aile baskısı arttıkça kadın direnişi de artıyor, gittikçe ele avuca sığmaz bir hal alıyor.
Üveyş Öcalan’ın hayatı da aslında bir direniş ve isyan hikâyesi… Öyle ki bu direniş ve isyan onunla sınırlı kalmıyor, çocuklarını da içine alıyor ve kocaman bir hikâyeye dönüşüyor.

Kürt bir baba, Türkmen bir anne
Üveyş Öcalan, Riha’nın (Urfa) Xelfetî (Halfeti) ilçesine bağlı Amara (Ömerli) köyünde Kürt bir baba ve Türkmen bir annenin çocuğu olarak 26 Kasım 1918 tarihinde dünyaya geliyor. Daha çocuk yaşta komşu Türkmen köyünden biriyle evlendiriliyor.
Feodaliteye isyan
Evliliğinin birinci yılında, evli olduğu erkek bir kadını kaçırmaya çalışıyor. Kaçmayı kabul etmeyen kadın katledilirken, yaşananlara tanık olan Üveyş Öcalan, evli olduğu erkek aleyhine mahkemede ifade veriyor: Bu ifade onun feodaliteye ilk isyanı oluyor.
Ömer Öcalan ile evlilik
Bu olaydan sonra ilk evliliği bitiyor, “köyüne gönderiliyor.” Ardından da Ömer Öcalan ile evlendiriliyor. Ömer Öcalan da aslında başka bir kadın ile evlidir, ancak evli olduğu kadın onu ve kızını terk ediyor. Üveyş Öcalan, Ömer Öcalan’ın ilk eşinden olan kızı Gülsüm’e de annelik yapıyor.

Zorluklarla geçen bir ömür
Üveyş ve Ömer Öcalan’ın 3 kız, 4 erkek çocukları oluyor. Son çocukları olan Ali, beyninde oluşan tümör nedeniyle henüz 12 yaşındayken hayatını kaybediyor.
Abdullah Öcalan’ın “Beni bu amansız kavgaya hazırlayan kadın” sözleriyle anlattığı Üveyş Öcalan’ın hayatı zorluklar, yokluk ve mücadele ile geçiyor.
Bugün Üveyş Öcalan’ın ölüm yıldönümü… Bu vesileyle Üveyş Öcalan’ın hayatının izini sürdük doğduğu ve isyan ettiği topraklarda…
‘Boyun eğmeyen’ kadın
Hem Amara’da hem de Erax’ta mikrofon uzattığımız herkes Üveyş Öcalan’ı tam da oğlu Abdullah Öcalan’ın “Annem tanrıça gibi bir kadındı; çok otoriterdi. Ondan öğrendiğim en büyük şey, boyun eğmemekti” sözleriyle anlatıyor.
‘Yaman’ bir kadın
Kızı Fatma Öcalan annesini şöyle anlatıyor:
“Otoriter bir kadındı. Abimi de beni de döverdi yaramazlık yaptığımızda. Babam gariban bir adamdı. Eve geleni bile sonradan sorardı; ‘Kim geldi?’ diye. Annem genç evlendirildi babamla. Babamla arasında yaş farkı da vardı, belki de ondan o kadar sinirliydi. Babamla da sık sık kavga ederdi. Asla yenilmeyi bilmezdi. Başkana da o hakkını al derdi. Komşularıyla arası iyiydi. Ekmeğini bölüşürdü ama yaman bir kadındı.”
‘Adı isyancıya çıkmıştı’
Abdullah Öcalan, annesi Üveyş Öcalan’dan “Beni küçük yaşlarda kavga etmeye alıştırdı” diye bahsediyor ve şöyle devam ediyor:
“Bugün bile o etkinin izlerini taşıyorum. Annem bana, bir başkasına sığınıp ağlayarak ya da yardım bekleyerek yaşamayacağımı gösterdi. Ne olursa olsun, mutlaka karşılık vermeliydim. Bu karşılık bazen çok ilkel düzeyde olsa da bir tür intikam ya da kendini gerçekleştirme duygusuydu. Köyde onun ismi isyancıya çıkmıştı. Kimseye eyvallah etmezdi. Kadın-erkek ayırt etmeden, üstüne yürür ve hakkını arardı.”

Mehmet Reşit Öcalan da benzer şekilde anlatıyor:
“Sert bir kadındı. Kimseye boyun eğmezdi. Başkan da anısını anlatır ya; ‘git intikamını al öyle eve gel’ demiş diye, öyle bir kadındı işte. Başkanın kavgasına destek veriyordu son süreçte. HEP’in Ankara’daki kongresine katıldı. Bu süreçte devlet aileyi sürgün etti şehir dışına. İşte o zaman hayatını kaybetti Üveyş ana.”
‘Üveyş gelince herkes ona bakardı’
Erax’tan komşusu Müslim Yağbasan da Üveyş Öcalan’ı “Çok iyi ama aynı zamanda çok sert bir kadındı,” diyerek anlatıyor.
Üveyş Öcalan’ın kuzeni Sıdıka Çolak ise güzelliğinden bahsediyor:
“Öyle bir kadındı ki; Nizip’te gelip burada inerdi ya millet çıkıp arkasından bakardı. Çok da güzel bir kadındı, beyaz tenliydi, kaşları karaydı. Kaşına gözüne bakmaya kimse kıyamazdı. Üveyş geldi, derlerdi, herkes çıkar bakardı.”
‘Güzel bir kadındı’
Akrabalarından Adile Göçer devam ediyor: “Çok iyi, yardım severdi. Ben küçüktüm, hep öyle anlatırlardı. Ben de gördüm, hatırlıyorum, gerçekten de güzel bir kadındı.”
Bacağı kesilir
Abdullah Öcalan’ın “Sistemle ilk kavgamı annemle verdim” dediği Üveyş Öcalan, şeker hastalığına yakalanır ve bir bacağı kesilir. Adana’da hastaneye kaldırılır.
Hastanede bekleyen sürpriz
Hastane günlerinde onu güzel bir sürpriz bekler Adana’da. Onca acısı içinde yüzünü güldüren, dualar ettiren: Abdullah Öcalan’ın annesinin Adana’da, Karşıyaka Devlet Hastanesi’ne getirildiğini duyan iki çocuk onu görmek için yollara düşüyor. Tek amaçları onu görmek ve “Oğlunu çok seviyoruz,” demektir.
‘Senin oğlunu çok seviyoruz’
O çocuklardan Nedret Yalçın yaşadıklarını şöyle anlatıyor:
“Ya 91 ya da 92 yılıydı. Duyduk ki Kürt Halk Önderi’nin annesi Karşıyaka Devlet Hastanesi’nde yatıyor. Benle arkadaşım ki o zaman daha 16 yaşındayız. Paramız da yoktu gitmeye. Yürüyerek gittik hastaneye, yanında bir kadın, bir erkek vardı. Odaya girip elini sıktık, öptük. Dedik; ‘Biz seni ve oğlunu çok seviyoruz, onun için geldik. Oğluna destek veriyoruz.”
Dualar etti
Bu olay Üveyş Öcalan’ı çok duygulandırmış. Nedret Yalçın anlatmaya devam ediyor:
“Hasta diye yanında çok durmadık. Ama o duygu çok güzeldi. Hep aklımda kaldı o an. Şu anki bilincim olsaydı elbette daha farklı olurdu. O da çok mutlu oldu, güldü, ‘Oğlumu böyle destekliyorsunuz sevindim,’ dedi. Yanına gittik diye dualar etti, gülümsedi hep. Onu ziyaret etmemizden çok etkilenmişti.”

İsyanın başladığı yere dönüş…
Hayatı isyan, direniş ve özlemle geçen Üveyş Öcalan, 11 Nisan 1993’te hayatını kaybetti. Cenazesi doğup büyüdüğü Amara’da, eşi Ömer Öcalan’ın yanında toprağa veriliyor.
‘En anlamlı cevap…’
Üveyş Öcalan son kez oğlunu göremedi. Abdullah Öcalan, annesinin vefatının ardından şunları söylüyor:
“Annem, son nefesini verirken ‘Adıma hayır yapın, dua edin,’ demiş. Bizim anlayışımızda hayır da dua da mücadeledir. Kürdistan’ı bir ana gibi düşünmeliyiz. Ana toprak, anayurt olarak değerlendirip özgürleştirdiğimizde ona en anlamlı cevabı vermiş oluruz.”
Kim bilir belki de bugünler “hayırlara” gebedir. Çocuklarının yüzüne hasret binlerce anne için…









