• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
27 Mayıs 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Ali Sinemilli

AKP-MHP’nin CHP’ye saldırısı

26 Mayıs 2026 Salı - 23:00
Kategori: Ali Sinemilli, Manşet, Yazarlar

Hiç kuşku yok ki, bugün hala AKP ‘Mutlak butlan kararını mahkemeler karar verdi, bizim dahiliyetimiz yok’ diyebiliyorsa, bunda birinci pay CHP’nindir. Bir yandan hukuk yok, adalet yok deyip diğer yandan da AKP’yi AKP’nin kontrol ettiği mahkemelere şikayet etmenin başkaca da bir manası yok

Ali Sinemilli

‘Barış ve Demokratik Toplum sürecinde adım atma sırası Devlete geldi, Devlet gecikmeden bu adımları atmalı’ tartışmaları arttıkça başka başka gelişmeler yaşandı, yaşanmaya da devam ediyor.

18 Mayıs’ta basına servis edilen Bahçeli’nin değerlendirmeleri bu gelişmelerin ilkini oluşturdu. Bu değerlendirmesinde Bahçeli daha önce söylediklerini boşa düşüren, bir nevi reddeden beyanlarda bulundu ve doğal olarak bu durum çokça konuşuldu. Bahçeli, asli düşüncelerini dile getirdi diyen de oldu, Erdoğan çizgisine geldi diyen de.

İşin özü, Bahçeli bu değerlendirmesinde Kürt sorununa kriminal bir sorun olarak baktığını, güvenlik yaklaşımının ötesine geçen bir anlayışa sahip olmadığını göstermiş oldu. Önder Apo’nun siyasi kimliğini yok saymaya çalışması, elbette ki, değerlendirmesinin en kritik noktasıydı ve bu değerlendirme sürecin gidişatına dair de önemli tartışmaları beraberinde getirdi.

Ardından tam da bu tartışmaların içinde İktidardan yeni bir hamle geldi ve CHP’nin var olan yönetimi görevden alınarak yerine Kılıçdaroğlu yönetimi tekraren getirildi. Bu yönetim değişikliğinin herhangi bir hukuki gerekçeye dayanmadığı aşikâr.

Zaten uzun bir süredir ülkede geçerli hukuk; güçlünün zora dayalı olarak kurduğu hukuk oluyor. Normalde buna en fazla itiraz etmesi gereken CHP olmalıydı. Fakat öyle olmadığı gibi, icraatlarıyla mevcut rejimi en fazla meşrulaştıran CHP oldu. Anayasa Mahkemesine götürülen dosyalar, Yargıtaya yapılan itirazlar hep böyle bir rol oynadı, oynamaya da devam ediyor.

Hiç kuşku yok ki, bugün hala AKP ‘Mutlak butlan kararını mahkemeler karar verdi, bizim dahiliyetimiz yok’ diyebiliyorsa, bunda birinci pay CHP’nindir. Bir yandan hukuk yok, adalet yok deyip diğer yandan da AKP’yi AKP’nin kontrol ettiği mahkemelere şikayet etmenin başkaca da bir manası yok.

Şüphesiz, Bahçeli’nin değerlendirmesi ardından gelen bu saldırı ‘iktidar süreç ile ilgili ne düşünüyor, nasıl bir plan içinde’ sorularını da çoğalttı. Her ne kadar Bahçeli ‘mutlak butlan’ kararından sonra Kılıçdaroğlu’na hitaben ‘feragat et’ dese de alınan kararı MHP’den bağımsız ele almak mümkün değil. Bahçeli istemedi ama bunlar oldu demek bu devleti de iktidarı da tanımamak olur.

Erdoğan -Bahçeli ikilisi bu süreci birlikte yürütmekte, her fırsatta da bunu dile getirmektedirler. AKP sözcüsünün son beyanları bunu teyit eder niteliktedir. Bu nedenle Erdoğan-AKP ayrı düşünüyor, Bahçeli-MHP ayrı düşünüyor demek gerçekliğe denk düşmemektedir. Bahçeli’nin son değerlendirmesi zaten aradaki-eğer varsa- görüş ayrılıklarını da ortadan kaldıran, somut olarak ne yapılmak istendiğini açık eden bir mahiyet taşımaktadır. Dikkat edilirse, gerek milliyetçi kesimlerden gerekse de AKP içinden birileri ‘Bahçeli ne düşünüyor, ne yapmak istiyor’ diye sorup duruyordu. Bunlar son yapılan açıklama ile bir rahatlama yaşadılar, sesleri çıkmaz oldu.

Dolayısıyla atılan adımı ortak planın bir sonucu olarak görmek, böyle ele almak daha gerçekçi.  İktidarın attığı bu adımla toplumun en az yarısının tepkisini çektiği, süreç karşıtı bir noktaya ittiği aşikâr. Böyle bir adımdan sonra CHP kitlesini sürece destek sunar hale getirmek oldukça zordur. Zaten sürece destek konusunda temkinli olan geniş toplumsal kesimlerin, bu saldırıdan sonra daha fazla mesafeli yaklaşacakları tartışma götürmez.

Gerçekleşen bu siyasi darbenin böyle bir boyutu vardır. Fakat başka boyutları da vardır.  Mesela! AKP için temel sorun iktidarda kalıp kalmama sorunudur. AKP’yi iktidardan alacak her türlü gelişme onun için hayatidir ve mutlaka bertaraf edilmeyi gerektirir.

CHP’nin bütün yönelimlere rağmen ayakta durmayı başardığı, AKP karşısında alternatif iktidar odağı olarak öne çıktığı bilinmektedir. İşte! Bu hamle ile AKP, durumu ters yüz etmek istemiş ve birkaç gündür ortaya çıkan görüntülere de bakılırsa önemli bir mesafe almıştır. AKP, iktidarını yitirme korkusunu bu yargı darbesi ile büyük oranda aşmış gibidir.

CHP yönetimi etkili bir süreç okuması yapmaz, yaratıcı girişimlerle içine düştüğü bu durumdan çıkamaz ise böyle bir son ile karşılaşması muhtemeldir. Kuşkusuz, CHP’nin yapacakları vardır, doğru adımları atar, halk ile doğru iletişim kurabilirse bu saldırıyı tersine çevirebilir, çıkış yapabilir. Fakat pratik durum bu konuda büyük bir zorlanmaya işaret etmektedir.

Gelelim, AKP’nin bu durumda ne yapacağına. Ki, AKP’nin atacağı adımı MHP’den ayrı düşünmemek gerekir.

AKP Yönetimi iktidarını kaybetme kaygısından kurtulduğunu düşünerek süreç ile ilgili gerekli adımları mı atar yoksa bugüne kadar yaptığı gibi zamana yayıp tasfiye siyasetinde ısrar mı eder?

Denilebilir ki, AKP pragmatizmi her koşulda kendi çıkarını esas alacaktır. Fakat her şey AKP’nin düşündüğü, planladığı gibi yürümeyebilir. Topluma bu kadar vaatte bulunup sonra da eskiyi sürdürmek en fazla da AKP için maliyet oluşturur ve asıl o zaman AKP’nin üzerinde oturduğu koltuk sallanabilir.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Hunergeha Welat’tan yeni çalışma: ‘Bi Xatirê Te’

Sonraki Haber

Tayyüp Canan: Yaralarla yüzleşmeden geleceği kuramayız

Sonraki Haber

Tayyüp Canan: Yaralarla yüzleşmeden geleceği kuramayız

SON HABERLER

Avusturya’da kadın kampı: Özgürlük önce düşüncede başlar

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mayıs 2026

İranlı eski dövüş şampiyonu Gulamreza Xani Şakarab idam edildi

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mayıs 2026

İtalya Konsolosluğu, Hewlêr’de Mazlum Ebdi’yi ağırladı

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mayıs 2026

Rojava’da Baas kurallarıyla bir seçim mizanseni

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mayıs 2026

Devlet Bahçeli söylediklerini unutuyor mu?

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mayıs 2026

Tayyüp Canan: Yaralarla yüzleşmeden geleceği kuramayız

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mayıs 2026

AKP-MHP’nin CHP’ye saldırısı

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır