• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
15 Nisan 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Fikret Başkaya

Duyduk duymadık demeyin: Komünizmden başka bir gelecek yok…

14 Nisan 2026 Salı - 00:00
Kategori: Fikret Başkaya, Yazarlar

‘İnsanlık ancak çözümleyebileceği sorunları görev olarak önüne koyar. Çünkü sorun, ancak kendi çözümü için gerekli koşulların tam olarak bulunduğu ya da belirmeye başladığı sırada ortaya çıkar.’ Karl Marx

 ‘Tüm insan kültürleri tesadüfidir. Rastlantısal biçimlerde doğmuş ve evrilmiştir; hiçbirinin kutsal veya metafizik zorunluluğu yoktur. Tarih ebedî olduğunu sanan uygarlıkların kalıntılarıyla doludur.’  Terry Eagleton

Kapitalizm dahilinde bir gelecek yok, zira kapitalizm insanlığın ve uygarlığın normal hâli değil, temelli bir sapma… Kapitalizm dahilinde öküz arabanın arkasına koşulmuş, araçlarla amaçlar ters-yüz olmuş durumdadır…

İnsanlığın 600 bin yıllık geçmişi var ama sınıflı toplumun sadece 4500 yıl… Kapitalizmin de son 250 yılı sanayi kapitalizmi olmak üzere yaklaşık 500 yıllık bir geçmişi var ki bu, uzun insanlık ve uygarlıklar tarihinde çok küçük bir parantez… Buna rağmen bir uygarlık krizi veya aynı anlama gelmek üzere bir sürdürülemezlik durumu ortaya çıkmış bulunuyor… Kapitalizm, insana, ‘canlı doğaya’ zarar vermeden yol alamıyor. Her ileri aşamada sosyal kötülükleri (açlık, yoksulluk, sefalet, aşağılanma, güvencesizlik…) azdırıyor. İklim krizini ve ekolojik yıkımı, ekosit’i (türlerin yok oluşunu) tetikliyor… Ve bu üçünün diyalektiği de bir sürdürülemezlik durumu veya aynı anlama gelmek üzere bir uygarlık krizi ortaya çıkarmış bulunuyor…

Şimdilerde kapitalist dünya sisteminin içinde bulunduğu durumu kriz kavramı karşılamıyor… Zira kriz, genel denge durumundan bir sapma demeye gelse de ‘normale dönüşü de ima eder… Oysa, şimdilerde söz konusu olan çöküş, uygarlık krizi… Çöküş, geri dönüşü olmayan eşiğin aşılmasıdır… Fakat çöküş anlık bir şey değildir, zamana yayılmış bir süreç olarak tezahür eder… Bir canlının, bir insanın, bir kuşun ölümü gibi anlık bir şey değildir.

Eğer bir sosyal formasyon, bir üretim tarzı, verili yasal ve kurumsal çerçeve dahilinde toplumun temel ihtiyaçlarını (gıda, konut, eğitim, sağlık, güvenlik, vb.) asgarî düzeyde bile karşılayamaz duruma gelmişse, orada artık ‘krizden’ değil, ‘çöküşten’ söz edilecektir.

Gerçi kapitalizm konjonktürel (devrevi) ve ‘yapısal krizler’ peydahlayarak yol alıyor ama çekirge sürekli sıçrayamaz. Artık içinde bulunduğumuz durum, dekadans kavramına gönderme yaparak anlaşılabilir… Dekadans, Roma İmparatorluğunun zamana yayılan uzun çöküş sürecini ifade ediyor… Şimdilerde yüzleşmek durumunda olduğumuz durum, feodalizmden kapitalizme geçiş dönemini çağrıştırıyor…

O halde sadede gelebiliriz… Neden bir uygarlık krizi veya aynı anlama gelme üzere bir sürdürülemezlik durumu ortaya çıktı? Bir uygarlık krizi ortaya çıktı zira, kapitalizm insanlığın ve uygarlığın normal hali değil, temelli bir sapma… Sınırsız büyüme, yayılma, genişleme eğilimine ve dinamiğine sahip… Lâkin, bu dünyanın kaynakları sınırlı… Bir zaman geliyor, şimdilerde olduğu gibi, sınırsız büyüme kaynakların sınırına dayanıyor… Vahşi rekabet koşullarında her kapitalist işletme ancak büyüyerek varlığını sürdürebilir… Hiçbir kapitalist veya kapitalist işletme ‘bana bu kadar yeter, burada durayım’ diyemez… Aksi halde büyükler tarafından yutulur, yarış pistinin dışına atılır… Lakin, bir şey üretmek doğadan bir şeyler çekmektir, eksiltmektir ama üretirken ve tüketirken kirletmek de kaçınılmazdır…

Kapitalizm reforme edilebilir, insafa gelebilir bir sistem değildir. Her üretim tarzı veya uygarlık modeli belirli bir mantığa göre işler ve mantığın dışına çıkınca da ‘sistem olmaktan çıkar…’ Köleci üretim tarzı, feodal üretim tarzı reforme edilebilir miydi? Daha iyi köleci düzen, daha iyi bir feodal sistem mümkün müdür? Daha iyi bir kapitalizm de mümkün değildir.

Kapitalizm öncesinin sosyal formasyonlarında, uygarlıklarda sorun yeteri kadar üretememekten kaynaklanıyordu, kapitalizmde aşırı üretimden kaynaklanıyor… 1950 sonrasında doğadan çekilen kaynak (metal, enerji) 3’e katlanmış… Son dönemde “Dünya limit aşımı günü” diye bir ölçü oluşturuldu… Doğanın bir yılda ürettiği yeni kaynağı insanların ne kadar zamanda tükettiğinin ölçüsü… Nitekim geçen yıl (2025) ‘Dünya Limit Aşımı günü’ 24 Temmuz’a gerilemişti Türkiye’de 22 Haziran’a… Bu Türkiye’nin ‘muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıktığı’ demeye gelir… Geçen yılın 5 ay 7 gününü doğaya borçlu yaşadık… Öyle bir dünya ki, bireyler borçlu, alileler borçlu, şirketler borçlu, devletler borçlu… Bir borç da doğaya… Bu sürdürebilir bir durum mudur? Artık devletin ‘bütçe açığı’ gibi, bir de ‘ekolojik bütçe açığından’ söz etmek gerekecek…

Oysa, 8,5 milyar insanı, insan haysiyetine yaraşır, mütevazı bir standartta yaşatmak için doğadan çekilen kaynağın %30’nun yeterli olduğu hesaplanmış… Aslında yapılması gereken de bir sır değil, vakitlice yanlış üretime, saçma tüketime, anlamsız yaşam tarzına son vermek gerekiyor… Zira geç kanılırsa geriye kurtarılacak bir şey kalmayacak… Fakat öyle bir şey kapitalizm dahilinde mümkün değildir… Kapitalizm büyümeden var olamadığı için… Envai çeşit, on binerce, yüzbinlerce, zararlı, değilse gereksiz, vazgeçilebilir şey üretiliyor, satılıyor, tüketiliyor… Kapitalizmin hizaya getirdiği insan da tüketiyorum, o halde varım diyor…

Bu tehlikeli süreci durdurmak, aracın direksiyonunu insandan ve doğadan tarafa döndürmek insan iradesini aşan bir şey değil… Ellerimiz sürekli olarak armut toplamak zorunda değil… Müşterekleri esas alan, üretim ve yaşam araçlarını asıl sahiplerine ‘iade’ etmeyi hedefleyen, insanı doğayla barıştıran, insanların kaderini kendi ellerine aldığı bir toplumsal yaşama giden yolu aralayan, bölüşmeye, paylaşmaya, dayanışmaya, karşılıklılığa, sosyal eşitliğe dayanan, asıl zenginliğin maddi şeylere sahip olmak olmadığını bilen, sahip olmanın değil, insan olmanın kural olduğu yeni bir uygarlık… Dolayısıyla insanlık için iki seçenek var, bir üçüncüsü yok: Ya komünist toplum perspektifi ya da vahşetin karanlığında boğulmak… Velhasıl işin şakaya gelir tarafı yok. Vakitlice silkinip ayağa kalmak, acil durumun gerektirdiği bilinç ve eylemlilikle aracın rotasını değiştirmek, irade sahibi insanlar olduğumuzu hatırlamak, kanıtlamak, gereğini yapmak…

1.yüzyılda kapitalizmden çıkma girişimlerinin başarısızlığı, komünizmin imkânsızlığının gerekçesi yapılamaz… Zira orada söz konusu olan asla komünizm değildi… Sovyetler Birliği ve Doğu Avrupa’daki rejimler sosyal otokrasiydi… Batı Avrupa’dakiler de ‘sosyal demokrasi’… Sosyal demokrasi, kapitalizm dahilinde bazı kazanımların yeterli olduğu anlayışına dayanıyor… Oysa kapitalizm dahilinde asla bir çözüm- kurtuluş olmadığını dağa-taşa yazmanın gerekli olduğu zamanlardayız…

Son söz harika şair Nâzım Hikmet’in olsun…

“Kendi kendimizle yarışmadayız, gülüm

Ya ölü yıldızlara hayatı götüreceğiz,

Ya dünyamıza inecek ölüm…”

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Cezaevinde şüpheli ölüm: Çeviren ailesi intihar iddiasını reddetti

Sonraki Haber

Endonezya’da yıkım yaratan JES gerçeği

Sonraki Haber

Endonezya’da yıkım yaratan JES gerçeği

SON HABERLER

‘Cam kuleler ve ışık kirliliği ölüm tuzağı’

Yazar: Yeni Yaşam
15 Nisan 2026

AKP başa mı sarıyor?

Yazar: Yeni Yaşam
15 Nisan 2026

Komisyon raporunda negatif barış riski : 6. ve 7. bölümler üzerine

Yazar: Yeni Yaşam
15 Nisan 2026

‘Ortak Askeri Güç kurulması şart’

Yazar: Yeni Yaşam
15 Nisan 2026

Jeopolitik istisna olarak Kürtler

Yazar: Yeni Yaşam
15 Nisan 2026

Licik maden faciası davasında 1 sanığa tahliye kararı

Yazar: Yeni Yaşam
14 Nisan 2026

Uluslararası Mülteci Film Festivali İstanbul’da başladı

Yazar: Yeni Yaşam
14 Nisan 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır