• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
23 Nisan 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Mehmet Nuri Özdemir

Üçüncü Cumhuriyet mümkün mü?

22 Nisan 2026 Çarşamba - 23:00
Kategori: Mehmet Nuri Özdemir, Yazarlar

‘Tarihin çökeltisi olsak da kendi tarihlerimize müdahale etmede muktediriz’

Wendy Brown

Sorunlara çözüm bulmanın zorlaştığı, genel bir belirsizlik halinin yaşandığı bu konjonktürde cumhuriyet rejimini yeniden tartışmaya açmanın, cumhuriyetin demokratikleştirilerek kapsayıcı ve kurtarıcı rolünün önemi giderek artmaktadır. Türkiye’de Cumhuriyet, olası tehlikelere karşı tüm toplumu aynı çatı altında tutabilecek koruyucu bir şemsiye hayaliyle kurulmuştu. Ancak bunun yerine monarşileri aratacak şekilde güçlü olanların menfaatlerine hizmet eden siyasal bir teknolojiye dönüştü.

Tarihsel akışın içinde gerek kurucu aktörlerin askeri kimliği, gerekse de rejimin çokluklar üzerinde kurduğu otoriter ve tekçi pratikler Cumhuriyetin yapıbozumunu zorunlu kılıyordu. Ancak arzu edilen yapıbozumu ne AKP öncesi hükümetler ne de AKP’nin kendisi başardı. Yaşananlar Kemalistlerle İslamcı elitlerin yer değiştirmesinden öteye gidemedi.

Zaman içinde yönetimsel aklın istisnai durumları kurala dönüştüren kolaycılığa sığınması, ülkede istikrarsızlığı, güvensizliği, mafyatik kültürü ve yapısal şiddeti egemen kıldı. Türk elitleri siyasal hırslarına yenilerek Cumhuriyeti demokratikleştirmeyi ıskaladı. AKP hükümetleri de ilk cumhuriyetçilerin hatasına düşmüştü. Sürekli düşman icat ederek ayakta kalan beyaz cumhuriyetin travmasını bir kurtuluş reçetesi olarak satın almıştı. Cumhuriyeti çağın ve toplumsal realitelerin ihtiyaç duyduğu şekilde dönüştüremeyince “ileri demokrasi” vaadini bir kenara itip postmonarşik bir anlayışla ülkeyi yönetegeldi.

Türk siyaseti, farklılıkları tanımlayan ve güvence altına alan cumhuriyetin üçüncü evresine geçebilmenin zorluklarını nasıl aşabilir? Türkiye’de Birinci Cumhuriyet’in seküler kesimleri ile İkinci Cumhuriyet’in muhafazakar kesimlerinin yanı sıra, Kürtleri de içeren Üçüncü bir Cumhuriyet’i inşa etmek olanaklı mıdır? Bu sorular, ülkenin geleceğini kurmada tartışılması ve yeni sorularla zenginleştirilmesi gereken bir yerde duruyor.

Açıkçası bir kırılma anındayız. Cumhuriyetin Kürt barışı ile demokratikleşebileceği, demokratikleşmenin Kürt barışını kolaylaştırabileceği bir eşikteyiz. Cumhuriyet demokratikleşmediği sürece işbaşına gelen her iktidar bir iç düşman inşa ederek siyaseti manipüle edecektir. Hakeza Kürt sorunu çözülmediği sürece de demokrasi hep eksik kalacaktır. Birbirinin besleyen bu iki hakikati ayrı şeylermiş gibi gören bir akıl her iki sorunun yönetilmesinde patinaj yapmaktan öteye gitmeyecektir.

Aktüel siyaset maalesef ki bu hakikatin gerisinde duruyor. İktidar bloğu, bir yandan yargı sopasıyla muhalefeti kıstırmaya çalışıyor; diğer taraftan Kürt meselesini güvenlik parametrelerine sıkıştırarak sürecin ciddiyetini tartışmaya açıyor. CHP ise iktidarın baskılarına rağmen direniyor; sürecin bir bileşeni olarak geri çekilmiyor ve sorumluluğunu yerine getirmeye çalışıyor. Kürt sorununda uzun süre boyunca negatif siyasal yatırımlara sığınan CHP belli ki buradan çıkmak istiyor. Habur sürecindeki Baykal’ın CHP’sinin yerine bilakis çözüme güç veren, dahası Kürt meselesinde iktidarın elini güçlendiren bir CHP var. CHP’nin Kürt meselesinde gecikmeli de olsa paradigma değişikliğine gitmesi Türkiye siyaseti bakımından stratejik bir değer üretmiştir. Türkiye kamuoyu iktidarın baskılarına rağmen Kürtleri karşısına almayan ve demokratik bir toplumda ısrar eden CHP’nin bu birleştirici duruşunu yakinen takip ediyor.

CHP’deki değişimin yeni bir başlangıç olarak görülmesi gerekirken iktidar cenahında tedirginlik yaratması bu kaosun ortasında olsa olsa bir akıl tutulması olabilir. Kürt meselesinde CHP’deki değişim sinyallerinden iktidar bloğunun tedirgin olması sistemin yüz yıllık alarmist tedirginliğin hortlamasıyla eş değerdir. Her şeyden önce iktidar cenahı, CHP’nin Kürt meselesinde yaşadığı değişimi bir tedirginlik olarak değil Türk siyasetinin stratejik bir kazanımı olarak okumalıydı. AKP’nin tekeline alınmış Kürt meselesi gibi temel bir meselede diğer dinamiklerin kendini sorumlu hissetmeye başlaması; ülkeyi kaosa sürükleme gibi hevesleri boşa çıkaracak kadar stratejik önem arz ediyor. Tam da bu nedenle AKP daha önce “Kürtlerle barıştığımda herkes barışmalı; savaştığımda herkes savaşmalı’ tezini, şimdi de “Kürtlerle sadece ben barışabilirim” tezine sıkıştırmaktan vazgeçmeli. Zira Kürt barışının kazanımlarını tekelleştirmek en az savaş kadar tehlikelidir.

Sonuç olarak; Ortadoğu’da devam eden küresel düzenlemelerin risklerini görmek ve olanaklarından zamanında faydalanmak gerekiyor. Bunun için en doğru politika sayın Öcalan’ın da ısrarlı bir şekilde dikkat çektiği üzere Demokratik Cumhuriyet için kolları sıvamaktan geçiyor. Tarihte siyaseten yapılan hatalar, açılan yarıklar ve oluşan çatlaklar topluma bazen yeni imkânlar sunabiliyor. Demokratik Cumhuriyet “Babil sonrası” kargaşaya karşı toplumu bir arada tutma potansiyeli taşıyan temel yapıştırıcı olabilir. Cumhuriyeti yeniden yapılandırarak çağdaş ve müreffeh bir toplum yaratmak, tüm kötülüklere rağmen hâlâ mümkündür. Meclis bu işin zemini olarak yeni bir kuruculuk rolü ile test ediliyor. Ernast Renan, geçmişten bazı şeyleri hatırlama, bazı şeyleri unutma konusundaki kritik uzlaşıdan bahseder. Bizler de toplum olarak, küresel düzenlemelerin yapıldığı şu günlerde, kendi tarihimize dönüp bazı şeyleri yeniden hatırlama, bazı şeyleri unutma üzerine uzlaşmalıyız. Şimdi geçmişin ve şimdinin fay hatlarından hareketle geleceği daha sağlam temeller üzerinde kurabilmek için Cumhuriyeti çoklu aktörlerin uzlaşısıyla demokratikleşme zamanıdır.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Gülistan Doku dosyası ile neler korundu? Neler dönüştürüldü?

Sonraki Haber

Kürt meselesi, devlet aklı ve siyasetin daralması

Sonraki Haber

Kürt meselesi, devlet aklı ve siyasetin daralması

SON HABERLER

Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel görevden uzaklaştırıldı

Yazar: Yeni Yaşam
22 Nisan 2026

Cezasızlığa Gülistan Doku(ndu)

Yazar: Yeni Yaşam
22 Nisan 2026

Girê Spî: Küçük bir Suriye

Yazar: Yeni Yaşam
22 Nisan 2026

Kürt meselesi, devlet aklı ve siyasetin daralması

Yazar: Yeni Yaşam
22 Nisan 2026

Üçüncü Cumhuriyet mümkün mü?

Yazar: Yeni Yaşam
22 Nisan 2026

Gülistan Doku dosyası ile neler korundu? Neler dönüştürüldü?

Yazar: Yeni Yaşam
22 Nisan 2026

5 Haziran’ın hafızası anıtta, vicdanda ve gelecekte yaşayacak

Yazar: Yeni Yaşam
22 Nisan 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır