• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
24 Nisan 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Forum

‘Hayırda acele ediniz’

24 Nisan 2026 Cuma - 00:00
Kategori: Forum, Manşet

Sayın Öcalan barış nehrinin yatağını genişletmek için son derece kıymetli kavramlar öne sürüyor. Bunlardan biri de entegrasyon. Entegrasyon eşit haklılık temelinde gönüllü bir birlik tesis etme davetidir

Hasan Basri Karabey 

Barış süreci yatağı daralıp genişleyen bir nehir gibi ilerliyor. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan tecrit koşulları altında bu nehrin çağlayarak akması için çabalıyor. Barışın ülkemizin ve bölgemizin hayrına olduğunu anlatmaya çalışıyor. Buna mukabil iktidar cenahının en tepelerinde barışın mana ve ehemmiyetinin hâlâ layıkıyla idrak edilmediğini gözlemliyoruz. Meselenin “terörsüz Türkiye” gibi tuhaf ve sığ bir başlığa sıkıştırılması dahi iktidar cenahının ne kadar dar bir vizyonla hareket ettiğini tek başına ortaya koyuyor.

Ancak sorun ufuksuzluktan ibaret de değil. Bugün seçime gidilse iktidar partisi ağır bir hezimete uğrar. Erdoğan’ın “verin yetkiyi, görün etkiyi” dediği günden beri ülkenin iki yakası bir araya gelmiyor. Saray ve “epistemolojik olarak kopuk” ekibinin ekonomide yarattığı tahribat hâlâ giderilemiyor. Hayat pahalılığı halkın belini büküyor. Gençler umutsuz. Sokaklarda Erdoğan’ı savunan kimse kalmadı. Bilakis artık insanlar Erdoğan emekli olmadan ülkenin düze çıkamayacağına inanıyor. Halkın rızasını kaybeden başarısız siyasetçilerin zor yoluna yönelmesi bildik bir durumdur. Büyük oranda da çaresizlik göstergesidir.

Barışın ve zamanın ruhu özgürlüklerin ve demokrasinin genişlemesine ihtiyaç duyuyor ama Erdoğan başarısız iktidarını ayakta tutmak için baskı ve zordan medet umuyor. Bu çelişki barışa gönülsüzlük olarak tezahür ediyor. Cumhuriyet tarihinin en büyük demokratikleşme hamlesi dar çıkarcı siyasi hesaplar yüzünden arafta bekletiliyor.

PKK silahlarını yaktı ve örgütsel varlığını sona erdirdi. Buna mukabil devlet silahlı çatışma döneminin sona ermiş olduğunu teyit ve tebliğ etmemek için hâlâ ayak sürüyor. Binlerce kişi varlığına son vermiş bulunan bir örgüte üye olmak suçundan hapiste tutuluyor, seçilmiş yöneticilerin makamları kayyım işgali altında, düşünce ve ifade özgürlüğü keyfi biçimde kısıtlanıyor, siyasetçiler uydurma davalarla susturulmak isteniyor. Ve maalesef Erdoğan’ın keyfine kalsa bu durum seçimlere kadar da böyle devam edecek.

Oysa Hz. Muhammed’in isabetle buyurduğu gibi hayırda acele edilmelidir. Zira fitne ve fesat daima pusuda bekler. Şerre mahal bırakmamak gerekir. Barışın süratle tesis edilmesi ülkemize ve bölgemize yapılabilecek hayırların en büyüğü olur.

Anlamsız bir savaşta binlerce insanımızı yitirdik. Ekonomi trilyonlarca dolar zarara uğradı. Savaş iklimi çeteler üretti, sosyal hayatı zehirledi, darbelere zemin hazırladı. Yıllar kaybettik. Ve bugün nihayet bu karanlık dönemi tamamen geride bırakmak ve pırıl pırıl bir geleceğin kapılarını açmak için tarihi bir fırsat yakaladık. Hiçbir makam ve mevki bundan daha önemli olamaz. Çözüm neden neredeyse 40 yıl gecikti? Çünkü savaştan rant elde eden, bölerek yöneten odaklar vardı ve bunlar barışı engelleyecek kadar güçlüydüler. Savaş baronları tamamen güçten düşmüş de değil. Ayağımız tökezlesin diye tetikte bekliyorlar. Ayağımız tökezlerse yere kapaklanırız ve belki bir 40 yıl daha başımızı kaldıramayız. Bu ihtimali küçümseyen yaşanan acılardan ders çıkarmamış demektir.

Hayırda acele etmek güzel bir sünnettir. Hayırda acele edeceğiz ve menzile vakit kaybetmeden ulaşmak için birbirimizi cesaretlendireceğiz. Ayak sürüyen varsa da “çekil kenara” diyeceğiz. Yapıştığın koltuk barıştan kıymetli değil. Sayın Öcalan barış nehrinin yatağını genişletmek için son derece kıymetli kavramlar öne sürüyor. Bunlardan biri de entegrasyon. Entegrasyon eşit haklılık temelinde gönüllü bir birlik tesis etme davetidir.

Bu davet, Türk, Kürt, Alevi, Sünni Türkiyeli bütün kimliklerin ve inançların ortak bir vatan çatısı altında huzur içinde yaşayabileceği inancından ve birlikte yaşam arzusundan kaynaklanıyor. Bu davetin yüzyıldır en temel hakları gasp edilmiş, dili yasaklanmış ve varlığı bile inkâr edilmiş bir halk tarafından yapılıyor olması ayrıca kıymetli. Birliğin mümkün olduğunu ispatlıyor.

Öcalan’a muhalif kimi Kürtler entegrasyonu asimilasyona benzetiyor. Bu doğru değil. Asimilasyon kimliksizleştirmedir, entegrasyon ise kimliklerin eşit haklılık temelinde gönüllü birliğidir. Diğer taraftan kimi Türk siyasetçileri de statükoya makyaj yapıp bunu entegrasyon olarak yutturma derdinde. Bu da bühtandır. Tarihe baktığımızda farklı entegrasyon modelleri görebiliyoruz. Örneğin 18. yüzyılın başında İngilizler ve İskoçlar Britanya çatısı altında birleşti ve bu entegrasyon Britanya’yı dünyanın süper gücü haline getirdi. Öte yandan küçük Alman prensliklerinin Prusya liderliğinde birleşerek Almanya’yı kurması da bir tür entegrasyondu. Britanya örneğine “ulusların entegrasyonu” Almanya örneğine “ulusal entegrasyon” diyebiliriz. Avrupa Birliği de başarılı bir bölgesel entegrasyon deneyimidir.

Öcalan’ın entegrasyon daveti de üç ayak üzerinde yükseliyor: Türkiye halklarının demokratik cumhuriyet temelinde birliği, Ortadoğu halklarının bölgesel birliği ve emperyalizmin dört parçaya böldüğü Kürt halkının ulusal birliği. Kürtlerin ulusal birliğini sağlama hakkına saygı duymayan Türkiye entegrasyonu da bölge haklarıyla birlik kurma perspektifine sahip olmayan Kürt ulusal entegrasyonu da başarı şansına sahip değildir. Öcalancı çizgi budur.

Öyleyse süreci ilerletmek istiyorsak hem demokratik cumhuriyeti konuşmaya başlamalıyız hem de “demokratik konfederalizm” üzerinde konuşmaya hazır ve açık olmalıyız.

Rahmetli Cumhurbaşkanı Turgut Özal “federasyon dahil her şeyi konuşalım” derken aslında bir yöntem öneriyordu. Bizler bin yıldır kader birliği yapmış kardeş haklarız. Her şeyi konuşabiliriz ve hepimiz için en iyi olanı birlikte bulabiliriz. Kaldı ki geniş bir perspektiften yaklaşırsak Kürt halkının ulusal birliğine verilecek desteğin bölgesel barışın ve entegrasyon girişimlerinin önünü açmaya hizmet edeceğini de görebiliriz. İran savaşı bu açıdan güzel bir örnek oldu. Kürt halkı “bu savaş bizim savaşımız değil” deyince emperyalist ve Siyonist planlar suya düştü. Dört ülkeye yayılmış 40 milyonluk Kürt halkı pekala Ortadoğu Birliği’nin çimentosu olabilir.

Farklı entegrasyon modellerinin varlığından bahsettik. Bütün başarılı entegrasyon girişimlerinin ortak özelliği ise bütün taraflara kazandırıyor olması. Türk – Kürt entegrasyonu da her iki halka büyük kazandıracaktır. Aslında çözüm masasının kurulmuş olmasıyla birlikte “şu yatağını bulmuş” ve bir entegrasyon süreci başlamış oldu. Halklarımızın kimi zaman yatağı daralıyor olsa da sürecin ilerleyişini memnuniyetle takip ediyor. Barışa ilişkin partiler üstü bir ortak akıl oluştuğu da söylenebilir. A partisi gidip B partisi gelse de süreç devam edecektir. Barış karşıtları her gün biraz daha marjinalleşiyor.

Sürecin ilk evresinde devlet aklı devreye girdi siyasi iktidarı masaya oturttu. Bu evrede ise aydınlara, sanatçılara, sendikalara, STK’lara kısaca sivil topluma görev düşüyor. Bu kez aşağıdan ve kitlesel olarak ayak sürüyen iktidara basınç uygulamalıyız.

Bulunduğumuz evre eski paradigmadan yeni paradigmaya geçişin artık son adımıdır. Bu momentte inisiyatif alacak olanlar şanslı çünkü zaferin çiçekli tacı onların alnına takılacak. Barışı getiren kuşak onlar olacak. Böylesine şerefli bir görevden hangi yurtsever geri durabilir?

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Kürt aklı oluştu, yabancı akılların yarattığı uyuşukluk geçiyor

Sonraki Haber

Burası Gimgim, göğsümüzü siper ederiz | Foto Galeri

SON HABERLER

Burası Gimgim, göğsümüzü siper ederiz | Foto Galeri

Yazar: Yeni Yaşam
24 Nisan 2026

‘Hayırda acele ediniz’

Yazar: Yeni Yaşam
24 Nisan 2026

Kürt aklı oluştu, yabancı akılların yarattığı uyuşukluk geçiyor

Yazar: Yeni Yaşam
24 Nisan 2026

‘Statü’ meselesi ve silahsızlanma

Yazar: Yeni Yaşam
24 Nisan 2026

SOHR: Nisan’da çoğu Kürt 49 genç tutuklandı

Yazar: Yeni Yaşam
24 Nisan 2026

Faşizm? faşizm!

Yazar: Yeni Yaşam
24 Nisan 2026

Hakikat geciktikçe suç derinleşir: Tuğlayı çekin!

Yazar: Yeni Yaşam
24 Nisan 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır