• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
24 Nisan 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Şinasi Atabey

Kürt aklı oluştu, yabancı akılların yarattığı uyuşukluk geçiyor

23 Nisan 2026 Perşembe - 23:00
Kategori: Manşet, Şinasi Atabey, Yazarlar
  • Yaratılmış Kürt aklını özümsemiş bir kolektif çalışanın önünde hiçbir engel, zorluk duramaz. Bu konuda etik ilke şu olmalıdır: Yenilgili, düşmüş, kendinden kaçan Kürdün yaşadığını asla yaşamam ve yaşatmam! Yaşamın merkezine bu konulursa, kolektif kişilikle gerçekleştirilemeyecek bir inşa yoktur. Zaten bizi bugüne getiren kolektif kültürdür
  • Buda’nın bir tespiti var: ‘Sırttaki hançer çıkarılmadan evrenle, dünyayla ilgilenilmemelidir.’ Yakalanan tarihi moment sırttaki hançeri çıkartmadır. Kürt aklının burada devreye girmesi önemlidir. Kürt aklının gerektirdiği bir zihniyet, kişilik ve komünal yaşam ile sırttaki hançer çıkartılabilir
  • Selçuklular, Kürtsüz nefes alamayacaklarını bildiği için Kürtleri stratejik ittifakı olarak belirlemiştir. Türklerin Kürtsüz, Ortadoğu’da ayakta kalması, hatta kültür olarak varlığını sürdürmesi zordur. Sürekli dillendirilen ‘beka’ sorununa çözüm de tarihsel Kürt-Türk ittifakının güncelleşmesiyle gerçekleşebilir

 Şinasi Atabey

Halk olarak zor zamanları yaşadık. Zamanların bir özelliği de gerçekleri açığa çıkartmasıdır. Gerçekler kendiliğinden açığa çıkmıyor. Paradigma, zihniyet, felsefe, ideoloji, politika oluşumsallık gerektiriyor. Tüm bunlara akıl demek mümkündür. Bir Kürt aklı oluşmuştur. Zor zamanların yarattığı bu akıl ile Kürt bilinci gelişiyor. Çok farklı ama yabancı akılların yarattığı uyuşukluk geçiyor. Zihinleri işgal eden yabancı akıllar parçalanmış. Kürt aklı açısından oldukça devrimsel gelişmeler ortaya çıkmıştır.

Elbette daha her şey bitmiş değildir. Hâlâ zihinden işgal edilmişliğin tesirleri var. Toplum çok çıkarcı hâle getirilmiş. Bu nedenle her şeyi kabulleniyor, siniyor. Bunda zihinleri işgal eden akılların etkisi büyüktür. En değme toplum mühendisliğinden daha korkunç bir sindirilmişlik yaratılmış. Fakat buna rağmen ciddi bir dönüşüm sürecine girilmiştir. Kürtler açısından Medlerden sonra bir ilktir. Tarihte böylesi dönüşüm süreçleri vardır. Eğer gereği yerine getirilirse önümüzdeki yüzyılları belirleyecek bir dönüm noktasıdır. Aslında buna Kürt miladı demek yanlış olmayacaktır. Milat denebilecek dönemlerin şöyle bir özelliği var: Eğer her yönüyle gereği yapılmazsa, daha kötü sorunlara yol açabilecek bir baş aşağı gidişat da olur. Sanki dışarıda bu pek hissedilmiyor ve yaşanmıyor. Bir coşku, kabarış var. Söz ettiğim derinliğine bir sorumlulukla Kürt aklının toplumsallaştırılması ve alternatif inşanın gerçekleştirilmesidir.

Kürtler üzerine düşündüğümüzde maalesef yenilgili kişilik ve sorumsuzluk büyük kaybettirmiştir. İnsan düşündüğünde şunu demeden edemiyor: Bir halk kötülük yapar da bu kadar mı kendine yapar? Kendinden kaçış, düşme olur da bu kadar olmaz. Eğer kolektif çalışan olursa, yaratılmış Kürt aklını iyi özümser, anlar ve yaşamsallaştırırsa bu bir kader değildir. Yaratılmış Kürt aklını özümsemiş bir kolektif çalışanın önünde hiçbir engel, zorluk duramaz. Bu konuda etik ilke şu olmalıdır: Yenilgili, düşmüş, kendinden kaçan Kürdün yaşadığını asla yaşamam ve yaşatmam! Yaşamın merkezine bu konulursa, kolektif kişilikle gerçekleştirilemeyecek bir inşa yoktur. Zaten bizi bugüne getiren kolektif kültürdür.

Kapitalist modernitenin baştan çıkaramadığı bir kişi değil, bir hücre bile kalmamıştır; bu doğrudur. Ama kapitalizmi çok abartmamak gerekiyor. Her şeye hâkim değildir. Ondan kurtulmak; demokratik komünal yaşamı, toplumu ve sistemi inşa etmek mümkündür. Kürtlerde komünal ruh vardır. Bu ruh köklüdür. Yeter ki demokratik modernite bakış açısıyla, özgür Kürt aklıyla o gelenek güncelleştirilebilsin. Öze dönüş de budur. Gelenek bir tortu şeklinde yaşanıyor. Gelenek olduğu gibi yaşanmaz. Demokratik komünalist güncellemeyle kök olarak ele alınıp üzerinden inşa edilir. Tabii tüm bunlar için “sırttaki hançeri” önce fark etmek gerekiyor.

Halk olarak sırtımıza saplanmış bir hançer var. O kanatıyor, her an kan kaybediyor. Neredeyse gönüllü asimilasyona kendini yatırma; dilinden, kültüründen, toprağından kaçış o hançerin eseridir. Sürekli hançeri, saplayanı suçluyoruz. Tamam ama hançeri saplayan kastik katildir. İşi gücü odur. Ama sorun bizim hançerle normalmiş gibi yaşamamızdır. Buda’nın bir tespiti var: “Sırttaki hançer çıkarılmadan evrenle, dünyayla ilgilenilmemelidir.” Yakalanan tarihi moment sırttaki hançeri çıkartmadır. Kürt aklının burada devreye girmesi önemlidir. Kürt aklının gerektirdiği bir zihniyet, kişilik ve komünal yaşam ile sırttaki hançer çıkartılabilir.

Bu noktada söz-yaşam birlikteliği önemlidir. Unutulmamalıdır ki tarihin bütün münafıklığı, oportünizmi söz-yaşam birlikteliğini gerçekleştirememe noktasında yaşanmıştır. Söz-yaşam birlikteliği gerçekleştirilmediği yerde aldatma-aldanma kaçınılmaz olur. Sözle birçok şey ezberleniyor. Tüm kavramlarımız her yerde dillendiriliyor. Ama pratiğe geldi mi her şey soyut kalıyor. Oysa söz-kavram yaşam içindir. Yaşama geçirilmeyen sözün hiçbir değeri yoktur. Geleneğimizin en temel özelliği de söz-yaşam birlikteliğidir. Sanırım bu unutulmuş ya da gelenekte söz ile anlatılan edebiyata dönüştürülmüş. Yetmişlerin ruhuna bugün oldukça ihtiyaç vardır. Sadece sözle sınırlı kalmayan, yatağını alıp en ücra yerlere giden, hatta parklarda yatan söz-yaşam abidelerimizi sadece dile getirmekle sınırlı kalındığının acı gerçekliği yaşanıyor.

Tarihle ilgili “tekerrür” veya “ders çıkarılır” gibi tanımlar vardır. Aslında iki tanım da eksiktir. Tarih yüzde doksan sekiz tekrardır. Ama geriye kalan yüzde ikilik kısımda yaratıcılık sergilenirse dönüşüm, sıçrama gerçekleştirilir. “Tarih şimdidir” derken o yaratıcılık kastedilmektedir. Yüzde ikilik bölümde yaratıcılıkla farklılık, özgürlük temelinde yaratıldı mı tekerrür tam gerçekleşmez. Bu kaos aralığındaki yaratıcılıktır; eğer yaratıcılık sergilenmezse ders de alınmış olmaz. Tarihin tekerrür etmemesi için yaratıcılık sergilenirse Kürtlerin önü açıktır. Ancak unutulmamalıdır ki önde uçurum da vardır. Zaten Kürtler için siyaset yapmak uçurumun kenarından yürümektir. Uçurumdan aşağı düşmemek, politik yaratıcılık ve ustalık gerektirir. Politik olan bu yönüyle önemlidir. Akılcı politika, öngörü, ustalık ve inatı kararlılık düzeyinde yakalamak önemlidir.

Kürtler, Ortadoğu’da özneleşme gücünü kazanmıştır. Kürtler artık özne hâline gelmiştir. Dolayısıyla tercihleri özgürce olacak. Mutlak bir özgürlükten bahsetmiyoruz. Mutlak özgürlük hiçbir halk için mümkün değildir. Nasıl ve kimlerle yaşayabileceği tercihinden bahsediyoruz. Kürtler bu anlamda özgür seçim yapma kudretine erişmiştir; dıştan dayatmaları, başkalarına bağlanmayı kabul etmemektedir. Böylesi bir düzeyi yakalamıştır. Demokratik entegrasyon bu özgür tercihin formülasyonudur. Entegrasyon öz tercih sonucu ve gönüllülüğe dayalı olacaktır. Tarihsel sosyoloji ve güncel politik duruma bakarak hangi ittifakın kendisi ve halklar için özgürlük, eşitlik ve demokrasi getireceğine göre tercihini yapacaktır.

Kürtler ve Türklerin bin yıllık ortak vatanda birlikte yaşamaları alışılagelmiş bir kuraldır. Bu birlikteliği çağdaş koşullarda yeniden düzenlemek gerek. Tarihsel gerçeklik ve günümüz koşullarında yeni bir entegrasyonun özgür tercihe göre olması hayatidir. Bu tarihsel ve güncel gerçekliğin gereğidir. Tarihi olarak Türklerin Ortadoğu’da varlık kazanması, Kürtlerle ittifaka bağlı olmuştur. Selçuklu Sultanı Sencer, bizzat kendisi Hamedan merkezli Kürdistan eyaletini kurmuştur. Bu anlaşılmadan Türklerin Ortadoğu’daki kalıcılığı anlaşılamaz. Selçuklular, Kürtsüz nefes alamayacaklarını bildiği için Kürtleri stratejik ittifakı olarak belirlemiştir. Türklerin Kürtsüz, Ortadoğu’da ayakta kalması, hatta kültür olarak varlığını sürdürmesi zordur. Sürekli dillendirilen “beka” sorununa çözüm de tarihsel Kürt-Türk ittifakının güncelleşmesiyle gerçekleşebilir. Tarihi dostluk, kardeşlik ve birliktelikle yeni bir ilişki düzenlenmesine gitmek bu konuda en önemli çözüm adımıdır.

Türk-Kürt savaşı iki halkı da bitirir, hatta egemen güçlere muhtaç eder. Türksüz Kürt, Kürtsüz Türk var olamaz. Demokratik entegrasyonla buna hayatiyet kazandırılıyor. Yol ağzına doğru gelen, bir eşikte olan Kürt gerçekliği söz konusudur. Yeni eşiği öncelikle Kürtler özümsemelidir. Diğer yönüyle bu eşik herkes için geçerlidir. Bu aşamaya gelindi. Eskinin isyancı niteliğiyle korkunç inkâr, aldatma-aldanma aşıldı. Şimdi gerçeklik sınırına dayanıldı. Sahtekârca yaşam azalıyor. Herkes gerçeklikle yüzleşiyor. Şimdiye kadarki olan biten sahtekârcaydı. Artık gerçeklik konuşacak; gerçeklikle daha fazla yürünecek ve yaşanacak. Zor da olsa bu noktaya gelindi. Yıpratıcı, yorucu oldu ama hakikat açığa çıkarıldı. Herkes bu hakikati tartışıyor.

Kendini kandırarak yaşamak yaşama, hakikate en büyük ihanettir. Şimdi bunun aşılmasının eşiği yaşanıyor. Bu varoluşun tam kendisidir. Bu noktada politikanın önemi bir kez daha öne çıkmaktadır. Politika damarda akan kandır. Kan akışı durursa ölüm gerçekleşir. Politika halka giden kandır, oksijendir. Oksijen akışı durursa beyin ölümü üç dakikada gerçekleşir. Bu nedenle usta politikacı ve politika üretmek gerekmektedir. Politika üretmede yirmi dört saat topluma kan pompalanmalıdır ki toplum özgür yaşasın. Politika uzun sürelidir ve çare üretme sanatıdır. Demagoji ile politika karıştırılıyor. Gerçek anlamda politika üretme sorunu en temel sorundur. Bunun nedeni de içseldir. Gerçek politikleşmede oldukça zayıflık vardır. Toplum karşısında bir iki söz söylemek politika sanılıyor. Oysa politika kandır. Dönem politik olan yetenekli kişilik istiyor.

Neden gerçek halk, politika insanı olunamıyor? Çünkü zihinler işgal edilmiş. Kendi olamama var. Kendilik arzusu, iradesi zayıftır. Asıl problemlerden biri, hatta temeli budur. Bu özgür, kendi olan zihniyet, kişilik ve disiplinle gerçekleşebilecek bir şeydir. Politika yapma adına ortaya çıkan kişiliklerde bu nitelikler oldukça zayıftır. Aslında boğuşulan bu içsel temel sorundur. Kendilik kazanılamayınca her hamle bir nevi boşa gidiyor. Çünkü zihinler işgal altında, arzular saptırılmış; bir araba, ev, aile peşinde koşulduğu kadar politik alanla ilgilenilmiyor. Kendisi için politika oluşturamayan; ağlayan, sızlayan, başkalarını suçlayan bir kişilikle politika üretilebilir mi? Dikkat edilirse politik kişilik olarak ortaya çıkılmış ama hep talepkârdır. Yavru kuşlar gibi ağzını açmış, bir şeyler istiyor. Oysa politika bir yaratma olayıdır. Politika bir yaratma olarak değil de talep aracı olmuş. Veren kim? Bu kendini özne olmaktan çıkartmak, dileyene kul köle yapmaktır. Herkes buna alıştırılmış. Aslında bu ulus-devletçiliğin yarattığı bir alışkanlıktır. Bu herkese egemen kılınmış.

Tarihsel olarak bir özgürlük imkânı yaratılmış. Ama bu imkân beklenti içine girilip heba ediliyor. İlginçtir, hem “iktidarcılık-devletçilik aşıldı” deniliyor ya da “aştık deniliyor” hem de talepkâr, beklenti içinde olunuyor. “Neden şu imkân verilmiyor, neden şu izin verilmiyor?” deniliyor. Bu hâkim anlayış olunca her bir güne bir yıllık inşa çalışması sığdırılması gerekirken bir yıllık süreç adeta heba ediliyor. Bu iktidarcılık-devletçilik zihniyeti, kültürü hâkimdir, aşılmamış. Bunun dışında bir zihniyet, yaşam, politika geliştirilmiyor. Demokratik politikayı geliştirememek de aynı zihniyet ve kültürle ilgilidir. Adeta ısrarla ulus-devlet zihniyeti dayatılıyor. Oysa zihniyet ve yöntem çoktan değişti. Kimse bir şeyler vermeyecek. Öyle bir dünya yok.

Değişen zihniyet ve yönteme katılan çok az kişi var. Buna hayat vermeye yanaşan, yaşayıp somutlaştıran, tutkuyla gerçekleştiren kaç kişi var? Var olan emek inkâr edilmiyor. Tarihsel gelişmeye cevap veremeyen elverişsiz kişiliklerdir eleştiri konusu yapılan. Tüm bu paylaştıklarım karamsarlık değildir, yetersizliğe işaret etmedir. Yoksa Kürt politik aklı gelişiyor. Bağıra çağıra inşa ediliyor. Ama bu Türkle birlikte inşa ediliyor. Tarihsel gerçeklik, güncel koşullar bunu gerektiriyor. Hedeflenen Türk devlet aklı ile Kürt politik aklının ortaklaştırılmasıyla yeni bir sentezin yaratılmasıdır.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

‘Statü’ meselesi ve silahsızlanma

Sonraki Haber

‘Hayırda acele ediniz’

Sonraki Haber

‘Hayırda acele ediniz’

SON HABERLER

Burası Gimgim, göğsümüzü siper ederiz | Foto Galeri

Yazar: Yeni Yaşam
23 Nisan 2026

‘Hayırda acele ediniz’

Yazar: Yeni Yaşam
23 Nisan 2026

Kürt aklı oluştu, yabancı akılların yarattığı uyuşukluk geçiyor

Yazar: Yeni Yaşam
23 Nisan 2026

‘Statü’ meselesi ve silahsızlanma

Yazar: Yeni Yaşam
23 Nisan 2026

Faşizm? faşizm!

Yazar: Yeni Yaşam
23 Nisan 2026

Hakikat geciktikçe suç derinleşir: Tuğlayı çekin!

Yazar: Yeni Yaşam
23 Nisan 2026

Taş, iktidar ve erkekliğin sahnesi: Anıtların gölgesinde kurulan bir kimlik

Yazar: Yeni Yaşam
23 Nisan 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır