Maden işçilerinin destansı direnişi, 1 Mayıs öncesi tüm emekçilere yeni bir moral ve güç kaynağı oldu. Önce bastıracaklarını düşündüler. İşçilerin üzerine polisi saldılar, gazla boğmak, destek ve dayanışma gösterenleri barikatla engellemek istediler. Olmadı. Bağımsız Maden İş Başkanı Gökay Çakır’ı, sendikacı Başaran Aksu’yu işçileri defalarca gözaltına almakla “sorunu halledeceklerini” sandılar.
Olmadı, işçiler kazandı!
Hiçbiri işe yaramadı. Baskı ve şiddet mekanizmaları karşısında direniş daha da büyüdü, öfke yükseldi. Günlerce süren yürüyüş, Ankara’daki bekleyiş ve 9 gün süren açlık greviyle madenciler bambaşka bir hava yarattı. Direniş havası Ankara’nın sokaklarından Türk, Kürt tüm halklardan işçi ve emekçilerin evlerine ulaştı. Baretleriyle direniş ve umut taşıyan maden işçileri, güçlü bir dayanışma örneği veren demokrasi ve emek güçleri ile patronu ve arkasındaki iktidarı dize getirdi. Sonunda, binlerce maden ruhsatıyla ihya ettikleri Doruk Maden ve holding patronunu da yanlarına alıp masaya oturmak zorunda kaldılar. Direnen işçiler ve halklar kazandı.
Büyüyen huzursuzluk dalgası
Ülkenin dört bir yanında benzer direniş ve mücadeleyle ateşler yanıyor. Daha iki gün önce Tuzla Serbest Bölge’de kurulu TKIS Blinds Fabrikası işçileri sendikal mücadeleyi kazanarak toplu sözleşme masasına oturdu. Brissa, Pirelli, Goodyear gibi işyerlerindeki 5 bin lastik işçisi hakları için direniyor. Çok sayıda çoban ateşi yanıyor. Birçok alanda belediye ve farklı iş alanlarından işçiler hak ve taleplerle direnişe geçiyor.
Maden işçilerinin direnişi ve kazanımı 1 Mayıs öncesi sınıfa ve emekçilere güç ve moral oldu. Henüz tam bir sınıf hareketine toplumsal dirence dönüşmemiş olsa da, iktidarın ekonomik, siyasi ve sosyal politikalarına karşı dev bir huzursuzluk kabarıyor. Kürt halkından Alevilere, Türk ve Kürt işçilerden her dil ve inançtan milyonlara uzanan muazzam bir potansiyel var.
Muhalefet ve iktidarın kâbusu
CHP’nin kendisine ve belediyelerine yönelik hukuksuzluk karşısında susmaması, her saldırıya karşı durması iktidarın kâbusu haline geldi. İtirafçılar dökülüyor. Silivri’deki yargılamalar, belediye baskınları, başkan ve çalışan tutuklamaları, kayyım atamaları, şantaj girişimleri artık herkesin gözünde açıkça deşifre oluyor.
Ekonomik enkaz ve sınırsız nimet dağıtımı
Geniş tanımlı işsizlik yüzde 31,5’e yükseldi. Zamlar, vergiler, yüksek enflasyon ve vahşi pahalılık halkı, esnafı, işçiyi, emekçiyi açlık sınırının dibine mahkûm ediyor. Asgari ücretliler ve emekliler 35 bin lira olan açlık sınırının çok altındaki maaşlarla ezilirken, aynı iktidar “varlık barışı”yla kara paraya kucak açıyor, holdinglere vergi muafiyetleriyle yeni servet kapıları aralıyor. İşçilerinin, halkın çığlığına kulak tıkayan düzen, hak arayana acımasız, sermayeye sınırsız nimet dağıtıyor.
Baskı ve hukuksuzluk
Yeraltı ve yerüstü kaynaklarının peşkeş çekilmesine karşı direnen Akbelen Ormanı direnişçisi Nejla Işık hapse atılıyor, 1 Mayıs öncesi bildiri dağıtan devrimcilerin evlerine ve gazete bürolarına sabah baskınları düzenleniyor. Antep Başpınar’da sendika başkanı Mehmet Türkmen patronların telefonuyla gözaltına alınıp aylarca tutuklu bırakılıyor. Ve daha nice hukuksuzluklar var.
Kürt meselesinde çözümsüz politika
Kürt halkının eşitlik ve barış taleplerini yıllardır “terör” diye yaftalayan iktidar, silahların susmasıyla bile adım atmıyor. Nisan’da da bir adım atılmadı. Kürt hareketinin eşitlik ve özgürlük mücadelesini boğmak için türlü yollar deniyor. Umut hakkı, yasal ve hukuki düzenlemeler için kımıltı yok. Kayyım uygulaması ve gasplar Bölgede ve Batı’da sürüyor: Hakkari, Mardin, Van, Halfeti… Şişli, Esenyurt, Bursa… Hapishaneler siyasi tutsakla dolu. Newroz’da ‘barış ve demokratik toplum’ diyen milyonların iradesi yok sayılıyor. Dün çatışmayı bahane eden zihniyet, bugün başka bahaneler üretiyor. Şimdi ‘Mayıs’ta önemli gelişmeler’ sözü var. Ancak yerine kayyım atanan Hakkari Belediye Eş başkanı M. Sıddık Akış’ın bozulan cezasında ısrar eden mahkemeler var. Güven artırıcı hiçbir gelişme olmuyor.
Muhalefetin tarihi sorumluluğu
Ancak tüm bu baskı, hukuksuzluk ve sömürü, iktidarın gücünden değil, muhalefetin dağınıklığındandır. Zira iktidar muhalefetin, emek ve demokrasi güçlerinin dağınıklığından besleniyor. Kürt halkıyla Türkiye halklarının mücadelesinin birleştirilememiş olmasından güç alıyor. Beklenti yaratarak ömrünü uzatmayı deniyor. Ancak artık aynı hedefe, ortak taleplere odaklanmak şart. Maden işçilerinin iki haftalık direnişinin kanıtladığı gibi birleşik ve kararlı direniş kazandırır.
Yeni dönem ve 1 Mayıs ruhu
Newroz’dan sonra, Kürt, Türk tüm işçi ve emekçiler tarafından dört bir yanda kutlanan 1 Mayıs’ın gösterdiği mücadelenin birleşerek daha da büyüyeceğidir. Kürt hareketinin yarattığı yeni mücadele alanı ile madenci direnişi ve diğer hak, hukuk ve özgürlük mücadeleleri aynı kaynaktan besleniyor ve aynı hedeflere odaklanmalıdır.
Emek, barış ve demokrasi güçleri bu tarihi anı doğru okumalı. Newroz’un ateşi içleri ısıttı. Şimdi maden işçilerinin kaldırımları döven baretleri tüm alanlarda çınlıyor. Bu, sesler tüm ezilenlerin, işçi ve emekçilerin ortak zaferi ve coşkusunu muştuluyor. Artık yeni bir dönem başlıyor!
Yaşasın 1 Mayıs!
Bijî Yek Gulan!









