• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
3 Mayıs 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Veysi Sarısözen

Bir FBI çalışanı ve darbe mekaniği

3 Mayıs 2026 Pazar - 00:00
Kategori: Veysi Sarısözen, Yazarlar

Dün internette gezinirken, vaktiyle M. Ali Birand’la çalışmış olan gazeteci Sedat Akinan’ın Youtube’daki programına gözüm ilişti. Beş gün önce yapılan programda Sibel Deniz Edmonds, Akinan’ın konuğuydu. Edmonds ismi kulağıma çalınmıştı ve üşenmeden bir saati aşkın programı izledim. Önce 2016 yılının Şubat ya da Mart’ında, darbeden dört-beş ay önce darbeyi haber verdiğini söyledi ve arkasından Erdoğan’ın Trump’la yaptığı son görüşmeye dair iddialı ifşaatta bulundu. Edmonds’a göre, Erdoğan’ın önüne Halk Bank ve hatta Epstein dosyası konmuş ve Akinan’ın tabiriyle Erdoğan bu suretle teslim alınmış. Edmons, Trump’ın politikalarına en küçük itirazda bulunanları hedef alırken, Erdoğan’ı sürekli övmesini de söz konusu toplantıda “teslim olmasına” bağladı. Teslim olanları över, olmayanları dövermiş kabilinden.

Ve Edmonds ateşli bir söylemle, “eğer böyle ‘uşak giysisi’ giyinmeseydi, Kuzey Irak bizimdi” deyiverdi. “İsrail’in Başur’u kontrol ettiğini, buna mukabil Türk devleti Misak-ı Milli hedefiyle burayı alsaydı, kimsenin buna karşı koyamayacağını” söyledi. Edmonds kendisini İsrail karşıtı olarak tanıttı. Başur’u “alamayışımızdan” şikayetçi.

Bu kadarı benim tahminlerimle örtüşürken, Edmonds “nasıl 15 Temmuz darbesini önceden bilmişse”, öyle bir öngörüde bulundu ki, şaştım kaldım: Ona göre “FETO’cü” denilen TSK mensupları “gerçek milliyetçi” subaylarmış, bunlar tasfiye edilmiş olsalar bile ordunun içinde bugün de onlar gibi milliyetçi subaylar varmış ve “teslim olan rejime” karşı “altı aya kalmaz” bu subaylar ‘organik darbe’ yapacaklarmış. “Milliyetçi” dediği subaylar FETO filan değil, NATO’cu subaylar.

Bu yetmezmiş gibi Edmonds, Akinan’ın sorusu üzerine “Türk ordusunun 1967-2002 yılları arasında Pakistan’ın nükleer silah edindiği sırada Türkiye’nin de yasa dışı yollardan bu silahı üretebilecek miktarda zenginleştirilmiş uranyum edindiğini, belki de nükleer silah ürettiğini” iddia etti.

Bu son açıklamasından sonra “bu kadın galiba çatlağın biri” diye düşündüm ve Vikipedi’ye kimliğini sordum. Şöyleymiş: “Sibel Deniz Edmonds (d. 1970) Federal Soruşturma Bürosu (FBI) eski çevirmeni ve Ulusal Güvenlik Muhabirleri Koalisyonu’nun (NSWBC) kurucusudur. Edmonds, Türk uyruklu kişilerin eylemlerini örtbas etme suçlamasıyla Mart 2002’de FBI’dan uzaklaştırılmış, güvenlik açıkları ve istihbarat sorunları gibi ulusal güvenliği tehdit edici eylemlerde bulunduğu iddia edilmiştir.”

Pek “çatlağın birine” benzemediği ortada.

Abartılı iddialarını ayıkladığımız zaman karşımıza, Abdullah Öcalan’ın “darbe mekaniği çalışıyor” sözleri çıkıyor ve bu esrarengiz eski FBI çalışanı Edmonds’un “altı aya kalmaz” dediği sözleri “darbe mekaniğinin” çalıştığını doğruluyor.

İşte bu sonuca vardıktan sonra, Murat Karayılan’ın geniş yankı uyandıran söyleşisini yeniden okudum.  Ve “müzakere süreci donduruldu” saptamasının altını kalınca çizdim. Gerek Öcalan’ın, gerek DEM Parti’nin, gerekse Bahçeli’nin “süreç hızlanmazsa enfekte olacak” uyarılarını Karayılan’ın saptamasına ekledim.

“Organik mi, inorganik mi” her neyse bir darbe olur mu olmaz mı bilemem. Ama bu gidişin sonu kaostur.

O nedenle şu anda yürümekte olan müzakerede “yok sayılan” PKK kadrolarının ve gerilla güçlerinin “müzakerenin asli taraflarından biri” olarak devlet ve iktidar tarafından kabul edilmesinin hayati önem taşıdığı sonucuna vardım. Karayılan müzakerenin taraflarından biri olarak devlete ve Erdoğan iktidarına özetle şunları bildirmiştir: “Önder Öcalan özgür olmadan bu müzakere sonuç vermez.” İkincisi “PKK 12. Kongresi, silahlı mücadeleye son verme ve PKK’yi feshetme kararını, Kongre delegesi gerillaların karşı çıkışlarından, Öcalan’ın özgürlüğü önkoşuluyla kabul etmiştir.” Üçüncüsü “bölgedeki savaş koşullarında, ciddi yasal güvenceler verilmedikçe silahsızlanma mümkün değildir. Yalvarmıyoruz, seçeneklerimiz var, ama böyle bir sonuç Türkiye için kötü olur.” “Biz Önderliğmizin bize verdiği görevleri yerine getirdik, getireceğiz.”

Karayılan “söz ve karar yetkisinin Öcalan’da olduğunu” böylece ifade etmiştir.

Şimdi devlet ve iktidar Karayılan’ın bu açıklamasını resmen dikkate almalı, bu açıklamayı “tehdit” olarak değil, “müzakere edilecek” bir açıklama olarak incelemeli. Çünkü müzakere demek tarafların kendi yaklaşımlarını açıkça ifade etmesi demektir. Karayılan’ın açıklaması bir “ültimatom” değil, üzerinde tartışılmasını talep ettiği meşru görüşlerdir.

Sonuç olarak devlet ve iktidar Karayılan’ın itirazlarına ne dediğini açıkladıktan sonra, bu iki tarafın görüşleri karşısında Başkan Öcalan, belki Bahçeli’nin de katılmasıyla “demokratik uzlaşmanın” gereklerini dile getirecektir.

Soru şudur: Öcalan tarafların görüşleri hakkında bir sonuca vardığında, Karayılan, tüm eski PKK kadroları ve gerilla güçleri Önderlerinin varacağı sonucu kesinlikle benimseyeceğine göre, devlet ve Erdoğan ne yapacaktır? Müzakereyi tıkamaya devam mı edecektir, yoksa Öcalan’ın yol haritasını kabul mü edecektir.

Yeniden esrarengiz Edmonds’a dönersek, zaman tehlikeli bir şekilde daralmaktadır.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Süreçte son durum

Sonraki Haber

Antalya S Tipi Hapishanesi’nde ne oluyor?

Sonraki Haber

Sosyalizmde ısrar ve yeni bir gençlik rüzgârı

SON HABERLER

Sessiz mücadelemize ses verdi

Yazar: Yeni Yaşam
3 Mayıs 2026

Çitil’lerden Sonel’lere bir istismar devleti

Yazar: Yeni Yaşam
3 Mayıs 2026

Dicle Üniversitesi kampüsüne petrol sondajı

Yazar: Yeni Yaşam
3 Mayıs 2026

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
3 Mayıs 2026

Çok dillilik ışığında belediyecilik ve yerel yönetimler

Yazar: Yeni Yaşam
3 Mayıs 2026

Sosyalizmde ısrar ve yeni bir gençlik rüzgârı

Yazar: Yeni Yaşam
3 Mayıs 2026

Antalya S Tipi Hapishanesi’nde ne oluyor?

Yazar: Yeni Yaşam
3 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır